22 Temmuz Seçimleri
Herşeyden önce ben bu seçim sonuçlarının birçok kişinin söylediği gibi AKP'nin çok büyük zaferi ile biteceğine inanmıyorum. Hatta aynı geçen seçim sonuçları gibi tahminlerin çok ötesinde bir sonuçla bitecektir bu seçim. Ben DP'ye oy vericem ancak bunun tek sebebi DP'nin barajı geçmesinde katkıda bulunmak.
Ülke durumunu biraz değerlendirmek gerekir artık çünkü seçime 1,5 ay bir zaman kaldı.
Ekonomi :
Ülke ekonomisine baktığınız zaman çok karamsar bir tablo gözükmüyor ancak buna karşın ülke ekonomisi çok hassas dengeler üzerinde kurulmuş durumda. Bugün gelinen nokta tam anlamıyla Kemal Derviş'in çalışmalarına borluyuz. Uygulanan sıkı politikalar ve yurt dışından gelen destekler sayesinde biraz olsun ekonomiyi düzeltebildik. Ancak ekonomik düzelmeler malesef vatandaşa hiç yansımadı. Hatta vatandaşın ekonomisi geriye gitti uygulanan döviz politikası yüzünden ülkede üretim seviyesi geriledi. Vatandaşın alım gücü düştü ve ihracat , ithalat oranındaki Cari Açık özellikle son 2,5 senedir hükümetin uyguladığı sahte göstergeler sayesinde inanılmaz derecede açıldı.
İç Politika :
Türkiye 84 yıllık cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman bu kadar bölünmemiş , bu kadar kamplara ayrılmamıştı. AKP hükümetinin uyguladığı islami politikalar ülkeyi laik ve laik olmayan diye ikiye bölerken en son çıkarttıkları Cumhurbaşkanlığı krizi sayesinde ülke tarihinin en büyük mitinglerinin düzenlenmesine sebep olundu. Öyle bir durum olduki ülkede Ateist sayısı AKP'ye tepkiden dolayı artmaya başladı. Bunun yanısıra Elektronik Darbe Uyarısı yine Cumhuriyet tarihininde bir ilki temsil etti. Bütün bunlar olurken en azından Asayişte düzelme olur beklentileri tam anlamıyla hayal olarak kaldı. Avrupa Birliğine katılım ayağıyla polisin yetkileri sıfıra indirilerek suçun artması sağlandı. Ülke kurumları arasında bütük kavgalar kopmaya başladı ki bunu da her kurum ile kavga eden AKP hükümeti sağladı. AKP hükümeti zamanında artan suikastlarda işin ayrı bir boyutu elbette. 2002 yılı itibari ile sona doğru yaklaşılan PKK krizi AKP'nin zamanında yine eski şiddetli noktasına yaklaşırken bu konuda hiçbirşey yapmamaları , yatırımların hepsini batıya yapmaları yüzünden savaşa yaklaşan bir ülke durumuna girmemize sebep olundu.
Dış Politika :
Avrupa Birliği konusunda büyük zaferle döndüğünü ilan eden ve 2004 yılında var olan gelişmeler sonrasında Ankara'da gündüz vakti havai fişekler atacak kadar sevinen AKP , ne büyük bir hata yaptığının farkına çok geç vardı. Bu geç idrakın Türkiye'ye maliyeti ise Güney Kıbrısı tanıma mecburiyetiyle karşı karşıya kalması , Avrupa Birliğine katılma sürecimizin diğer ülkelerden farklılıklar içermesi , tüm ağırlığımızın yok olmasına sebep oldular. Geçmişte Türkiye Cumhuriyetinin korumasına sığınan Barzani , Talabani gibi insanlar Türkiye Cumhuriyeti'ne nota verecek noktaya geldi. ABD ile yıllardır var olan ilişkiler AKP'nin başarısızlığı sayesinde bugün kopma noktasına geldi.
Işte kısa bir şekilde bir çırpıda yapılabilecek ülke değerlendirmesi bu şekilde. Bundan dolayı açık ve net şunu söyleyebilirim , benim şahsi düşüncelerime göre 22 Temmuz seçimlerinde AKP'ye oy verecek kişiler ya cahildir , ya şeriatçıdır yada tarikatçıdır. 22 Temmuz ülkemiz açısından çok kritik bir gün bundan dolayı OY kullanacak herkesin çok büyük sorumluluğu var. Kullanılacak oy seçimi sırasında ideolojiden ziyade açık ve net baraj göz önüne alınmalıdır. AKP'nin bugün olduğu gibi CHP ile barajı geçen tek parti olmasına hiçbir koşulda müsade edilmemeli ve merkez sağa oy verecekler barajı geçme ihtimali olan DP , MHP gibi partilere oy verilmeye çalışılmalı , merkez solda ise CHP üzerinde kenetlenilmelidir. Açıkçası yine şahsi düşünceme göre büyük şehirlerde Baskın Oral gibi bağımsız adaylar mutlaka desteklenmelidir.
Solda birleşme gerçekten çok büyük bir gelişme oldu seçim öncesinde ve bu birleşme ile CHP elini çok kuvvetlendirdi ve Deniz Baykal'ın en büyük muhalefetlerinden biri olan beni bile etkilemeyi başardı. Deniz Baykal birleşme için DSP'nin her şartını kabul ederek bazılarının itham ettiği gibi uzlaşmacı birisi olmadığı yolundaki herşeyi yıkmayı başardı. Benim şahsi görüşüme göre CHP'nin birinci parti çıkma olasılığı artmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında hatalı olduğu ileri sürülsede düşünebilen ve tarafsız gözle bakan herkes bu CHP'nin bu konuda ne kadar doğru hareket ettiğini görebilir.
Sağda ise gelişmeler çok ilginç oldu. DYP , ANAP birleşmelerini açıkladıktan sonra ANAP'ın ismi yolsuzluklarla suçlanmış ve bir önceki seçimlerde yıkılmasına yol açacak kişilerin DYP tarafından aday gösterilmek istenmesi sonrasında iptal oldu. Bu konuda isteyen Erkan Mumcu'yu isteyen Mehmet Ağar'ı suçlayabilir ancak ben açıkçası Erkan Mumcunun arkasındayım. Bunun en büyük sebebi oy uğruna prensiplerinden taviz vermemesidir. Mesut Yılmaz'ın DT'ye getireceği bir oy oranı vardı elbette ancak geçmişindeki kirlilik ANAP'ın tüm vaat ve sözlerini boşa çıkaracaktı. Geçen hafta gerçekleşen ve ANAP'ın seçime girmeme kararıyla sonuçlanan ikinci birleşme çalışmasının DT'ye az da olsa bir oy kazandıracağını düşünüyorum. Ancak Sağ'da olan en ilginç gelişme bence kimsenin beklemediği bir MHP yükselişi olacaktır. PKK'nın eylemlerini son zamanlarda arttırması AKP'den uzaklaşan merkez sağ seçmenlerini kesinlikle MHP kendisinde toplayacaktır çünkü DT ve AKP'nin yer aldığı bir üçgende MHP en güvenilir parti olma özelliğini seçmenin önünde taşıyacaktır.
Güneydoğuda ise Bağımsız adayların büyük bir zaferi olucağı gerçeğini unutmamalıyız. Seçim sonrası için benim oy oranlarındaki düşüncem şu şekilde olucaktır ki görebileceğiniz gibi süpriz bir seçim sonucu olucak :
Bunun haricinde en aşağı 40 bağımsız adayın meclise gireceğini düşünüyorum.
Ülke durumunu biraz değerlendirmek gerekir artık çünkü seçime 1,5 ay bir zaman kaldı.
Ekonomi :
Ülke ekonomisine baktığınız zaman çok karamsar bir tablo gözükmüyor ancak buna karşın ülke ekonomisi çok hassas dengeler üzerinde kurulmuş durumda. Bugün gelinen nokta tam anlamıyla Kemal Derviş'in çalışmalarına borluyuz. Uygulanan sıkı politikalar ve yurt dışından gelen destekler sayesinde biraz olsun ekonomiyi düzeltebildik. Ancak ekonomik düzelmeler malesef vatandaşa hiç yansımadı. Hatta vatandaşın ekonomisi geriye gitti uygulanan döviz politikası yüzünden ülkede üretim seviyesi geriledi. Vatandaşın alım gücü düştü ve ihracat , ithalat oranındaki Cari Açık özellikle son 2,5 senedir hükümetin uyguladığı sahte göstergeler sayesinde inanılmaz derecede açıldı.
İç Politika :
Türkiye 84 yıllık cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman bu kadar bölünmemiş , bu kadar kamplara ayrılmamıştı. AKP hükümetinin uyguladığı islami politikalar ülkeyi laik ve laik olmayan diye ikiye bölerken en son çıkarttıkları Cumhurbaşkanlığı krizi sayesinde ülke tarihinin en büyük mitinglerinin düzenlenmesine sebep olundu. Öyle bir durum olduki ülkede Ateist sayısı AKP'ye tepkiden dolayı artmaya başladı. Bunun yanısıra Elektronik Darbe Uyarısı yine Cumhuriyet tarihininde bir ilki temsil etti. Bütün bunlar olurken en azından Asayişte düzelme olur beklentileri tam anlamıyla hayal olarak kaldı. Avrupa Birliğine katılım ayağıyla polisin yetkileri sıfıra indirilerek suçun artması sağlandı. Ülke kurumları arasında bütük kavgalar kopmaya başladı ki bunu da her kurum ile kavga eden AKP hükümeti sağladı. AKP hükümeti zamanında artan suikastlarda işin ayrı bir boyutu elbette. 2002 yılı itibari ile sona doğru yaklaşılan PKK krizi AKP'nin zamanında yine eski şiddetli noktasına yaklaşırken bu konuda hiçbirşey yapmamaları , yatırımların hepsini batıya yapmaları yüzünden savaşa yaklaşan bir ülke durumuna girmemize sebep olundu.
Dış Politika :
Avrupa Birliği konusunda büyük zaferle döndüğünü ilan eden ve 2004 yılında var olan gelişmeler sonrasında Ankara'da gündüz vakti havai fişekler atacak kadar sevinen AKP , ne büyük bir hata yaptığının farkına çok geç vardı. Bu geç idrakın Türkiye'ye maliyeti ise Güney Kıbrısı tanıma mecburiyetiyle karşı karşıya kalması , Avrupa Birliğine katılma sürecimizin diğer ülkelerden farklılıklar içermesi , tüm ağırlığımızın yok olmasına sebep oldular. Geçmişte Türkiye Cumhuriyetinin korumasına sığınan Barzani , Talabani gibi insanlar Türkiye Cumhuriyeti'ne nota verecek noktaya geldi. ABD ile yıllardır var olan ilişkiler AKP'nin başarısızlığı sayesinde bugün kopma noktasına geldi.
Işte kısa bir şekilde bir çırpıda yapılabilecek ülke değerlendirmesi bu şekilde. Bundan dolayı açık ve net şunu söyleyebilirim , benim şahsi düşüncelerime göre 22 Temmuz seçimlerinde AKP'ye oy verecek kişiler ya cahildir , ya şeriatçıdır yada tarikatçıdır. 22 Temmuz ülkemiz açısından çok kritik bir gün bundan dolayı OY kullanacak herkesin çok büyük sorumluluğu var. Kullanılacak oy seçimi sırasında ideolojiden ziyade açık ve net baraj göz önüne alınmalıdır. AKP'nin bugün olduğu gibi CHP ile barajı geçen tek parti olmasına hiçbir koşulda müsade edilmemeli ve merkez sağa oy verecekler barajı geçme ihtimali olan DP , MHP gibi partilere oy verilmeye çalışılmalı , merkez solda ise CHP üzerinde kenetlenilmelidir. Açıkçası yine şahsi düşünceme göre büyük şehirlerde Baskın Oral gibi bağımsız adaylar mutlaka desteklenmelidir.
Solda birleşme gerçekten çok büyük bir gelişme oldu seçim öncesinde ve bu birleşme ile CHP elini çok kuvvetlendirdi ve Deniz Baykal'ın en büyük muhalefetlerinden biri olan beni bile etkilemeyi başardı. Deniz Baykal birleşme için DSP'nin her şartını kabul ederek bazılarının itham ettiği gibi uzlaşmacı birisi olmadığı yolundaki herşeyi yıkmayı başardı. Benim şahsi görüşüme göre CHP'nin birinci parti çıkma olasılığı artmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında hatalı olduğu ileri sürülsede düşünebilen ve tarafsız gözle bakan herkes bu CHP'nin bu konuda ne kadar doğru hareket ettiğini görebilir.
Sağda ise gelişmeler çok ilginç oldu. DYP , ANAP birleşmelerini açıkladıktan sonra ANAP'ın ismi yolsuzluklarla suçlanmış ve bir önceki seçimlerde yıkılmasına yol açacak kişilerin DYP tarafından aday gösterilmek istenmesi sonrasında iptal oldu. Bu konuda isteyen Erkan Mumcu'yu isteyen Mehmet Ağar'ı suçlayabilir ancak ben açıkçası Erkan Mumcunun arkasındayım. Bunun en büyük sebebi oy uğruna prensiplerinden taviz vermemesidir. Mesut Yılmaz'ın DT'ye getireceği bir oy oranı vardı elbette ancak geçmişindeki kirlilik ANAP'ın tüm vaat ve sözlerini boşa çıkaracaktı. Geçen hafta gerçekleşen ve ANAP'ın seçime girmeme kararıyla sonuçlanan ikinci birleşme çalışmasının DT'ye az da olsa bir oy kazandıracağını düşünüyorum. Ancak Sağ'da olan en ilginç gelişme bence kimsenin beklemediği bir MHP yükselişi olacaktır. PKK'nın eylemlerini son zamanlarda arttırması AKP'den uzaklaşan merkez sağ seçmenlerini kesinlikle MHP kendisinde toplayacaktır çünkü DT ve AKP'nin yer aldığı bir üçgende MHP en güvenilir parti olma özelliğini seçmenin önünde taşıyacaktır.
Güneydoğuda ise Bağımsız adayların büyük bir zaferi olucağı gerçeğini unutmamalıyız. Seçim sonrası için benim oy oranlarındaki düşüncem şu şekilde olucaktır ki görebileceğiniz gibi süpriz bir seçim sonucu olucak :
- CHP : 32%
- AKP : 24%
- MHP : 16&
- DT : 14%
Bunun haricinde en aşağı 40 bağımsız adayın meclise gireceğini düşünüyorum.
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Lizard King ait Blog Başlıkları
- Kaliteli Spor Basını (20-06-2008)
- Ayyaş'a Bir Ödül Daha (04-06-2008)
- Bosphorus (28-05-2008)
- Küçük Emrah Ruhu (13-05-2008)
- Lakers - Jazz (05-05-2008)










