Zaman kavramını kaybettiğim bir gece uzak ülkenin hiç ayak basılmamış uçurumundan aşağı baktım. Burdan bakınca ne küçüktü oysa herşey. Basitti, çünkü hepimiz aslında birer boşluktuk ve bir başka boşlukta debelenip duruyorduk. Öfkem manasızdı. Bir imkansızlığın-hiçliğin parçasıydık -ki elimiz kolumuz bağlıydı dikenli tellerle. Amaçlar, idealler parçalarken bizi, aslında herhangi birşey yapılması gerekmediğinin farkında değildi kimse; gereklilik bir şeyler değiştirilebilirse olmalıydı çünkü. Oysa...
Etiketler: