Sen

Ayyas  »  Bloglar  »  Umpen Lumpen Blogen  »  Sen

Benim cici blogum...

Sen

Posted 10-03-2007 at 00:48 by kymophobia
Yattığın yerde izlemeye başladım seni... Göz kapaklarının ne güzel buluştuğunu birbirleriyle, ne güzel tatlı tatlı kıpırdadıklarını seyrettim sen bana bakmazken. Daha musluktan damlayan son şıpırtılar kulağımdayken, ılıkça gelen kokusunu aldım teninin içime. Bekledim öylesine, bekledim seni görüyor olmanın hevesiyle... Biraz daha bekledim bu kadar güzelini görmenin ihtişamını sürebilmek için.

Pürüzsüzdü vücudun suyun içinde salınırken. Doyumsuzluğumun kaynağını tasvir ediyordun bilmeden, düşünmeden. Beline kadar kaybolmuştun ya, yarına kadar bile tapmaktan çekinmiyordum muhteşemliğine. Hayalimde hapsettiğim o minik sobanın yandığını görüyordum yavaş yavaş korlardan, hissediyordum bana akan sıcaklığını.

Kafanı her sağa sola sallayışında, cevap vermeyişimin gülünçlüğü kandırıyordu seni. Merak ediyordun belki acaba ne yapmak istiyor diye, cevapsızsın. Verebileceğin cevaptan rahatsızdın belki ya da sabırsızdın en az benim kadar. Kim bilir belki de tek bir kelime bekliyordun fitili tutuşturacak, tek bir ses bekliyordun o gecenin tüm tutkularını serbest bırakacak...

Heyecanına yenik düştün sonunda, bir gözünü araladın ben seni süzerken de ellerine yol verdin ne olacağına bakmadan.

Parmaklarının vücudunda gezindiği her an, hayal edebileceğimden daha fazla arzuladım seni. Bir tutam toprağa hasret çiçek gibi, ait olduğu yeri bilen bir kayıp gibiydim düşlerimde. Acımasız tadın, kendini okuyamaz halinle bile varolacak bir savaşa doğru bileyliyordun ruhumu.

Kısacık saçlarında gezinmek isteyecek parmaklarımı düşünebiliyor muydun? Ufak ufak yüzüne kayan parmaklarımı? Yüzünde minik tedirginliklerle yürüyen, yanaklarını sırtıyla okşadıktan sonra dudaklarının tadına bakan elimi?

Dokundum sana yavaşça, gülümsemeni fark ettim. Bir olmamızdan aldığın zevki özlemişim ya, şöyle bir gezindim boydan boya. Kalbimin fırlamayacağını bilsem, oracıkta bakmak isterdim dudaklarının tadına ama durdum fark ettirmeden. Baş parmağımla bir tur attım etrafında, biraz daha yana döndüm.

Sen hala sevimli sessiz kıkırdarken yanaklarından saçlarına uzandım hayasızca. Tuttuğum başını öne doğru çektim hafiften. Birazda kendimi deniyorum aslında ya, ne kadar dururum bu kadar yakında ama sensizliğin ortasında bilemiyorum...

Bir avuç suyla geldim göğsüne kadar. Boğazındaki duraksamamı, parmağımdan taşan damlanın nehir olup salınışını saymazsak öyle berraktın ki önümde, kaybolup varolduğumu anlayana kadar anlayamadım yolculuğumu.

Sağına doğru kaydırdım elimi, yüreğini hissetmek istedim. Ben var mıyım içeride, çarpıyor muyum diye merak edip hüzünlendim sessizce. Gülümsemen büyüyünce anladım, ben de bir dudak bükümlüğüyle katıldım sana varız artık bu hikayede ya...

Yüreğine dokundum, ben nefes aldıkça yaşayan bir canı tatmanın hazzıyla büyüdüm birden. Isınan birliktelikle kavuştu gözler ellerimizde. Üst üste gelen kağıt oyununda piştiye varmıştık. Sen tuttun bu sefer beni, kaptan oldun benliğime de gezdirdin sıcacık bedeninde...

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 87 Yorumlar 0 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks