Biz
Ingmar Bergman'ın Yaban Çilekleri filminin açılışı geldi aklıma nedense..
Kendini toplumdan neredeyse soyutlamış asıl adamımızın ilk başta yaptığı tespitin görece yanlışlığını anlatır film.
Ölüm korkusu,yalnızlık beri yandan gurur..
Oysa bu ve bunun gibi sayılabilecek birçok bağımsız değişkenin karşısında tek bir tane bağımlı değişken bulunmaktadır.
E matematiktir,böyle olması da doğaldır.Oysa matematikte bağımlı değişken olmasa da bağımsız değişkenler tek başlarına anlam ifade ederler.İşte toplum safsatası bu güzel eşitliğin bozulmasının kanıtıdır.Bağımlı değişken bağımsızları yaratır.
Buna göre ölüm korkusu,yalnızlık,acı çekmek,kaygı vs..hepsi ama hepsi toplum yaşamından kaynaklanır.
Her bağımsız değişken üzerine iyice düşünün,ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Oysa ne diyordu Ingmar Bergman'ın Yaban Çilekleri filminde:
"İnsanlarla olan ilişkimiz temelde en yakınlarımızın karakter ve davranışlarını değerlendirmekten ibarettir.
Bu durum,benim sosyal hayat denen şeyle arama gönüllü bir mesafe koymama yol açtı."
Mesafeyi de bir değişken olarak almak en mantıklısı bu durumda.Oysa mesafe dahi o lanetli bağımlı değişkenden doğuyor.
Peki kişinin kendinden gelen düşünceleri nasıl ayırt edeceğiz?
Hani bebeklikle beraber toplum içinde şekillenen,yoğurulan ve çoğunlukla pişmeden yine kişinin kendisine yedirilmeye çalışılan o benlik safsatası..
Birey olmak derler biri olmaktan farklıdır;her tür yaşam yolu kişiye birey olmayı öğütler ama insan zihni o kadar nankör bir tarladır ki bazen elma ekseniz armut verir,nereden geldi bu armut diye sorsanız "Eh işte bu bol çeşit barındıran bu geniş alanda bir rüzgarın önüne kapıp getirdiği bir tohumdandır herhalde."diye cevap vermekten başka bir şey de gelmez aklınıza..
Armutu sevmem..Hele hele benim tarlamda yetişmesine asla izin vermem..Rüzgarı da engelleyecek gücüm yok ya..
Olsun benim bildiğim bir yer var,cennet de denebilir..Orasını derip çatıyorum şimdi..Hem tek başıma da değilim..
Ne ölüm korkusu var ne yalnızlık..Ne de başıboş tohumların oraya ulaşmasına izin veriyoruz..Arada mesafe var..
Ve birer bağımsız değişken olarak biz çabalıyoruz..Sadece konuşmakla kalmıyoruz..
Kendini toplumdan neredeyse soyutlamış asıl adamımızın ilk başta yaptığı tespitin görece yanlışlığını anlatır film.
Ölüm korkusu,yalnızlık beri yandan gurur..
Oysa bu ve bunun gibi sayılabilecek birçok bağımsız değişkenin karşısında tek bir tane bağımlı değişken bulunmaktadır.
E matematiktir,böyle olması da doğaldır.Oysa matematikte bağımlı değişken olmasa da bağımsız değişkenler tek başlarına anlam ifade ederler.İşte toplum safsatası bu güzel eşitliğin bozulmasının kanıtıdır.Bağımlı değişken bağımsızları yaratır.
Buna göre ölüm korkusu,yalnızlık,acı çekmek,kaygı vs..hepsi ama hepsi toplum yaşamından kaynaklanır.
Her bağımsız değişken üzerine iyice düşünün,ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Oysa ne diyordu Ingmar Bergman'ın Yaban Çilekleri filminde:
"İnsanlarla olan ilişkimiz temelde en yakınlarımızın karakter ve davranışlarını değerlendirmekten ibarettir.
Bu durum,benim sosyal hayat denen şeyle arama gönüllü bir mesafe koymama yol açtı."
Mesafeyi de bir değişken olarak almak en mantıklısı bu durumda.Oysa mesafe dahi o lanetli bağımlı değişkenden doğuyor.
Peki kişinin kendinden gelen düşünceleri nasıl ayırt edeceğiz?
Hani bebeklikle beraber toplum içinde şekillenen,yoğurulan ve çoğunlukla pişmeden yine kişinin kendisine yedirilmeye çalışılan o benlik safsatası..
Birey olmak derler biri olmaktan farklıdır;her tür yaşam yolu kişiye birey olmayı öğütler ama insan zihni o kadar nankör bir tarladır ki bazen elma ekseniz armut verir,nereden geldi bu armut diye sorsanız "Eh işte bu bol çeşit barındıran bu geniş alanda bir rüzgarın önüne kapıp getirdiği bir tohumdandır herhalde."diye cevap vermekten başka bir şey de gelmez aklınıza..
Armutu sevmem..Hele hele benim tarlamda yetişmesine asla izin vermem..Rüzgarı da engelleyecek gücüm yok ya..
Olsun benim bildiğim bir yer var,cennet de denebilir..Orasını derip çatıyorum şimdi..Hem tek başıma da değilim..
Ne ölüm korkusu var ne yalnızlık..Ne de başıboş tohumların oraya ulaşmasına izin veriyoruz..Arada mesafe var..
Ve birer bağımsız değişken olarak biz çabalıyoruz..Sadece konuşmakla kalmıyoruz..
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
| | .. |
| Posted 13-10-2007 at 20:04 by mandragora Updated 07-03-2008 at 10:58 by mandragora |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
JosefK ait Blog Başlıkları
- Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song (08-12-2007)
- Lestat Playing Franz Joseph Haydn's Piano Sonata... (29-10-2007)
- rüzgar (10-10-2007)
- Biz (08-10-2007)
- Ayna (08-10-2007)











