Goralı Tost

Ayyas  »  Bloglar  »  title  »  Goralı Tost

description

Goralı Tost

Posted 30-06-2008 at 09:47 by Dave
"Sokak büfelerinde, kaşarlı, sucuklu ve sosislinin yanı sıra artık "Goralı" tost ve sandviç de satıldığını biliyor musunuz?

Eh, yakında muhallebicilerde "Aroglu keşkül" de başlar, çünkü Cem Yılmaz filmin katlamasını yapmış, gene mükemmel bir hergelelikle "G.O.R.A." yı tersine çevirmiş: Takip filminin adı "A.R.O.G."

İleride, "Halıcı Arif Rambo'ya karşı", "Arif Işık'ın oğlu Freddy ve Jason'a karşı", "Muhittin ile Bob Marley Faruk da PKK'ya karşı" falan gibi filmler de bekleriz... Eskiden olsaydı "Pardayyan'a karşı", "Üç Silahşörler'e karşı" falan da derdik ama gençler anlamazlar.

Arog da eminim gişe rekorları kıracak, yatırılan sekiz buçuk milyon doları çıkarıp Cem'e yeni bir Ferrari aldıracaktır (bu sefer de Citroen Maserati alsana oğlum, o da iyidir)... Filmin çekimi daha bitmeden pazarlaması çok iyi yapılıyor, uzaylı prensesin Arif'ten bir "alien" doğurmasına, canavarın bunu ısırması üzerine tepkisini "babaya dil çıkarılmaz" şeklinde vermesine yarım saat kadar güldüm!

Gora'nın sinema değerinin bulunmadığını, bunun "filme çekilmiş yeni bir Cem Yılmaz Show" olduğunu yazmıştım... Belki de bir "karikatür-film" demek daha doğruydu...Mutlaka Arog da öyle olacaktır. Filmin "çok küfürlü" olduğunu söyleyenlere de Cem "evet, çok küfürlü oldu anuğa koyum" şeklinde bir yanıt vermişti! İşte bu nedenle de Cem'i çok severim, biracının arkadaşı şıracı, Cem Yılmaz'ın müşterisi Engin Ardıç.

Çünkü ikimiz de ikiyüzlülük sevmeyiz, muhallebi çocuklarından hazzetmeyiz ve de Türkçe konuşuruz.Fakat iki saat süren kahkaha tufanı (Gora'yı sekiz kere seyrettim, bir sekiz kere daha seyrederim, eminim Arog da öyle olacaktır), filmin önemli bir boyutunu gözden kaçırmamıza yol açmıştı: Türkiye'deki Arif Işık'lar!

Cem'in oynadığı tip, mükemmel bir lumpen tipiydi.Halkımızın önemli bir kısmı Recep İvedik'te kendini buldu ve onu çok sevdi ya, o köylüsü, bu kasabalısı.O maganda, bu zonta.

Halkımız Kemal Sunal'ın oynadığı "çarıklı kurmay" tiplerinde nasıl kendini bulduysa, Halıcı Arif'e de bayıldı.Keloğlan'ı da bunun için sever, Rüştü Asyalı berikiler kadar başarılı olmasa da...

Lütfen Gora'yı bir de bu gözle seyrediniz, sonra dönüp bir de Ferhan Şensoy'un "Pardon" filmini izleyiniz.Şaşacaksınız, belki sanatçılar da şimdi bana kızacaklar ama, bu iki film "birbirini bütünleyen" iki filmdir, bir paranın iki yüzü gibi.İkisi de "Türk lumpenini" anlatır. Lumpenin iki türünü.

Birincisi yırtık, anasının gözü, üçkâğıtçı, çıkarcı ama "temelde" de iyi kalpli, asla yılmayan, hani şu gecekondu dikip apartmana çeviren, Almanya'ya çarıkla gidip patron olan tip...Gerektiğinde saldırgan, gerektiğinde korkak... Başka bir gezegende bile kendini ezdirmeyen (İstanbul da onlar için başka ve yabancı bir gezegen değil midir?), altta kalmayan, "bir şekilde yolunu bulan" bir uyanık... İkincisi azıcık çemiş, beceriksiz, "hafiften" solcu ama kabız, hiçbir baltaya sap olamayan, hep okkanın altına giden bir zavallı... Asla korkmuyor ama hep kazıklanıyor...

İkisi de abazan ama Arif sonunda "kızları götürüyor", İbrahim hep kalakalıyor.
Biri fazla çakal, öteki fazla saf.İkisi de kasaba çocuğu, ikisi de cahil ama biri tacir, öteki mesleksiz. Birincisi "Tarzanca" da olsa İngilizce öğrenmiş, üstelik Acun Ilıcalı'dan daha iyi konuşuyor! İkincisi dünyaya kapalı, "12 Eylül öncesinde" kalmış.

Birincisi bir "winner", ikincisi bir "loser" ...

Merakla ve keyifle bekliyoruz, bakalım Arog'da Arif hangi sevimli rezillikleri yapacak? Keşke Ferhan da şu İbrahim'i geliştirse... "

Engin ARDIÇ
30.06.2008
SABAH

Kategori Etiketlenmemiş
Görüntüleme 269 Yorumlar 6 Edit Tags Blog Başlığını Email ile Gönder
Toplam Yorumlar 6

Yorumlar

  1. Eski
    Sleepless nickli Ayya$'ın avatarı
    Peki Engin Ardıç filmden daha çok önce piyasada zaten "goralı" diye sandviçler satıldığını biliyor muymuş?
    permalink
    Posted 30-06-2008 at 10:27 by Sleepless Sleepless şu an forumda değil
  2. Eski
    Dave nickli Ayya$'ın avatarı
    Bildiğini sanmıyorum(ki ben de bilmiyordum)
    permalink
    Posted 30-06-2008 at 10:29 by Dave Dave şu an forumda değil
  3. Eski
    Darkmare nickli Ayya$'ın avatarı
    Engin Ardıç ın bir embesilliği daha, akşam sıçar sabah yayınlanır.
    permalink
    Posted 30-06-2008 at 20:05 by Darkmare Darkmare şu an forumda değil
  4. Eski
    kontrast nickli Ayya$'ın avatarı
    Engin Ardıç, İngiltere'de yaşadığından sanırım gündem sıkıntısı çekmiş, evinden çıkmadan yazı yazdığı için de sanırım biraz çuvallamış
    permalink
    Posted 30-06-2008 at 20:21 by kontrast kontrast şu an forumda değil
  5. Eski
    Dave nickli Ayya$'ın avatarı
    Bizim zamanımızda yoktu evladım

    "Dünya da Türkiye de o kadar hızlı değişti, biz de "özel hayatımızı" çok şükür o kadar dolu yaşadık ki, yaşım alt tarafı elli altı, kendimi "moruk" hisseder oldum.Dolayısıyla "kuşaklar arası kopukluk" da başladı, ona buna "güzel evladım, şirin çocuğum" gibilerden akıl vermeler de, "gençler bunu bilmezler" havaları da...

    Fakat çok bilen de çok yanılabiliyor tabii. Eleştiriler de geliyor. Gelecektir.Yok, "kayalık gölgesini Atatürk'e benzetip şenlik düzenlemekle" ya da "milli maça Atatürk 'ikonası' çıkarmak ve onun doğaötesi gücünden medet ummakla" dalga geçmemi "yedek kulübesinde Atatürk posteri görmekten rahatsız olmak" şeklinde utanmazca çarpıtan okurlara yanıt vermem. Ya algılama bozukluğu sözkonusudur, ya düpedüz puştluk. Fakat "iyi niyetli" eleştiriye elbette açığım.

    Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, dün bana bir kılçık atmış. "Goralı sandviçin" Cem Yılmaz'ın Gora filminden esinlenilerek icat edildiğini sanmıştım, meğerse tersi geçerliymiş. "Goralı" uzun süredir, filmden çok önce de satılırmış büfelerde...Memlekette kıyametler kopuyor, ortalık Ergenekon çetesinin son kılıç artıklarının enselenmesiyle inliyor, sırada bakalım daha kaç "numaralar" var, ama bendeniz bu çok daha önemli konuda yanıldığımı kabul ve itiraf ediyorum. O kadar utandım ki, belki sürekli sarı basın kartımı Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne iade etmeyi, hatta Gazeteciler Cemiyeti'nden istifayı bile düşünebilirim!

    Bir açık daha vereyim: Goralının içinde gerçekte ne olduğunu da bilmiyorum!Gezinirken tabelada gözüme ilişmişti... Sosis galiba... Büfelerden beslenmeyi kırk yıl öncesinde bıraktığım için yeni gelişmeleri izleyemedim, biz "sütlü muzda" falan kalmıştık, çok da pahalıydı, tam iki buçuk lira!

    Aynı zamanda üzüldüm.Yanıldığımdan değil, "sokakların tarihinin bizden sonra büfe menüleri tartışmasına bağlandığını" gördüğüm için.

    "Entel delikanlılar ve kızlar Taksim büfelerini paylaşmışlar" biz görmeyeli, hatta aralarında "Kızılkayacılar" ve "Bambiciler" şeklinde fraksiyon ayrılıkları da belirmiş!Sokakların tarihini iyi bilen Engin Ardıç bu hatayı nasıl yaparmış?

    Haklısın oğlum, bizim zamanımızda "66'cılar" ve "Varolcular" fraksiyonları vardı! (Ferhan ağabeyin iyi bilir.) Ne yapalım, "tost ve sandviç sektöründeki" gelişmeleri izleyemedik, dincilikle mincilikle ilgimiz olmadığından biz o sıralar "siyah Arjantin içine duble votka" üzerine çalışıyorduk, yüz yetmiş beş kuruş, elli kuruşluk da tuzlu fıstık alacaksın yanına... (Ferhan ağabeyin iyi bilir.)

    Haa bak, ellili yıllarda Beyoğlu'nda "espresso" da vardı "cappucino" da, "mortadellalı" sandviç de vardı, Rumlar gidince birdenbire ortadan kayboldular.İstanbul, kahve çeşitlerini yirmi yıldan fazla süreyle unuttu! Espresso ve cappucino, beğenmediğiniz Turgut Özal döneminde hatırlandılar ve İstanbul onları yeniden keşfetti, çok da sevdi... (Senin şimdi şimdi takıldığın NişantaşıTeşvikiye taraflarında Ömür Pastanesi'nden başka bir halt yoktu, orada da limonata ve "üçgen" pasta, yaşımız tutmuyor, ne yapalım?)

    Altmışlı yıllarda kala kala bir kaşarlı tost kalmıştı, bir de sucuklu...İkisini biraraya getirip içine bir de domates koymayı, yani "yengen"i ilk kez Emirgân'da bir büfeci akıl etti de Türk büfeciliğinde devrim yaptı!

    Sonra, Antalyalı Ahmet'in "baharatlı ve kendine özgü" kıtır hamburgerleri geldi tabii. Geceyarısı meyhaneden çıkıp Kristal'e gitmek modası doğdu.Eh, bu da "Türk büfecilik tarihinin prehistoryasına" katkım olsun!

    Ama Ahmet Hakan kardeşime bir şey söyleyeceğim: Kenan Paşa sizi fazla ehlileştirmiş yahu... Biz daha ziyade "Cancılar" ve "Aynurcular" şeklinde bölünürdük, sonra bir de "Havalı Deniz" çıkmış, ona yetişemedik, mizah dergilerinde okuduk.DevYol-DevSol saçmalıkları çok daha sonradır. O sıralar Türkiye'nin tadı kaçmıştı, kimsenin ne tost görecek hali vardı ne sandviç ne de karı kız. "

    Engin ARDIÇ
    3 Temmuz 2008
    SABAH
    permalink
    Posted 03-07-2008 at 09:42 by Dave Dave şu an forumda değil
  6. Eski
    kontrast nickli Ayya$'ın avatarı
    Ezik bu adam, aptal bu adam.
    permalink
    Posted 03-07-2008 at 19:59 by kontrast kontrast şu an forumda değil
Yorum Gönderin Yorum Gönderin
Toplam Trackbacks 0

Trackbacks