Fiktif yaşamlar
Posted 23-04-2008 at 13:01 by Dave
"Kapitalizm, uzun yıllardır kendisine özel bir karakterdeki insan oluşmasına neden oldu.
Bu insan tipinin, hiçbir zaman doymayan, hep daha fazlasını talep eden, tamemen egoistçe tüketmek üstüne kurulu bu yaşamları, kendisine benzeyenlerle bir araya gelince hem kendilerini hem de hayatı tükettiler.
Bu insan türü globalleşti, tüm dünyayı da sardı. Kapitalizmin merkezindeki bu karakterlerin davranış biçimi ve düşünüş süreçleri çevre ülkelerde de kötü ve deforme edilerek kopya edildi. Çevrede traji-komik insan tipleri ortaya çıktı.
Merkezde hep daha fazla, daha da fazla tüketmeye koşullanmış insanlar, kağıt üzerindeki oyunlardan oluşan kazançlarla kendilerine bir yaşam kurdular. Gerçek üretim sürecine dayanmadığından kağıt üzerindeki oyunlarla kazanılan paralar nedeniyle büyük harcamalar yapılabildiler.
Bir merkez ülkede 50 milyon dolar gibi absürd bir fiyata 3 odalı ev satışa çıkabildi. Bir gün bu eve alıcı olarak 20’li yaşlarda, suratındaki sivilceler henüz patlamamış bir ‘nerd’ gelip, parayı bastırıverdi. O nerd de parayı çok kolay kazanmış bir ‘hedge fund’cıydı. Bu olay aynen oldu ama olay dünya genelindeki bir trendin ortalama örneğiydi.
Bir başka çevre ülkede yine fiktif yoldan paralar kazanan bazı genç adamlar, gece çıktıkları son derece lüks restoranda bir şişe şaraba binlerce doları hiç düşünmeden verebildiler.
Kağıt üzerinde kazanılan paralarla hayaller satın alındığı için aslında kurulan da tamamiyle ‘fiktif bir yaşamdı’. Üstelik ekonominin geneli de bu fiktif yaşama ayak uydurmaya çalıştı. Bu yaşamın sürdürülebilmesi için makro ekonomik göstegelerle de oynandı.
Örneğin işsizlik oranı aslında fiktif yaşamın sürdürülmesine uygun düşmediği zaman fiktif yaşamın düzenlenmesi yerine işsizlik oranının hesaplanması yöntemiyle oynandı. Diğer tüm makroekonomik ölçüler de gerek duyulduğu zaman değiştirildi ve sadece girişimci insanın değil ekonominin tümü fiktifleşti.
Bu neredeyse bilim kurguyu andıran ekonomik modelde insanlar hep daha çok satın aldılar ve tükettiler. Daha çok ev, daha çok araba, daha çok yemek bir norm oldu. Açıkçası aslında var olmayan kaynaklar tüketildi fiktif yaşamlarda.
Sonra bir gün bakıldı, dünyanın iklimi değişmeye başlamış. Aslında sınırsız olmayan kaynaklar sınırsızmışçasına yenilip bitirildi. Bir anda şok geldi. Bu, sisteme ait bir şoktu. Fiktif yaşamlar içindeki insanlar şoka girdi. Çünkü normal zannettikleri yaşamın sonuna gelinmişti. Ekonomi fiktif zemin üzerinde yaşayamayacak hale geldi. Büyük bir balon patladı. Birden fark edildi ki; belki de dünyanın fiziksel sonu da gelebilecekti. Gerçek düşünce üretmek yeteneğini çoktan kaybetmiş, fiktif kazanıp hayale harcayan insanların beyni ilk önce olan bitene inanamadı. Ama olan bitende çok da sürpriz olan bir şey yoktu. Bizzat onların davranış biçimi nedeniyle sonun gelişi hızlanmıştı.
Bunu bildiğimden New York’ta geçen hafta etrafı izlerken kendimi birden Pompei’nin son günlerini izliyormuş gibi hissettim. Oray’a ‘Etrafa iyi bak, belki de New York’u uzun süre bu şekilde görebilmemiz mümkün olmayacak’ dedim. Çoğunluğu 30 yaş altında olan bazı insanlar hâlâ daha hiçbir şeyin farkında olmadan daha fazla tüketmek için koşturup duruyorlar.
Umarım bilgili insanlar bu sürece bir şekilde akıllı müdahalede bulunurlar. Ama bunun nasıl yapılabileceğini inanın kimse tam bilmiyor. Çünkü bugüne kadar denenmemiş sihirli bir formül maalesef yok.
Maalesef öyle görülüyor ki; kapitalizmin değil ama kapitalizmin bir evresinin sonuna gelindi. Bu arada bazı sermayeler yine tasfiye olacak, acılar yaşanacak, kriz globalleşecek ve bir noktada kapitalizm daha güçlü üretim süreciyle birlikte daha da güçlü olarak hayatına devam edecek.
Önemli olan nokta o anın ne zaman geleceği ama bunu da kimse net olarak bilmiyor."
Serdar TURGUT
Akşam Gazetesi - Serdar Turgut - Fiktif yaşamlar
Bu insan tipinin, hiçbir zaman doymayan, hep daha fazlasını talep eden, tamemen egoistçe tüketmek üstüne kurulu bu yaşamları, kendisine benzeyenlerle bir araya gelince hem kendilerini hem de hayatı tükettiler.
Bu insan türü globalleşti, tüm dünyayı da sardı. Kapitalizmin merkezindeki bu karakterlerin davranış biçimi ve düşünüş süreçleri çevre ülkelerde de kötü ve deforme edilerek kopya edildi. Çevrede traji-komik insan tipleri ortaya çıktı.
Merkezde hep daha fazla, daha da fazla tüketmeye koşullanmış insanlar, kağıt üzerindeki oyunlardan oluşan kazançlarla kendilerine bir yaşam kurdular. Gerçek üretim sürecine dayanmadığından kağıt üzerindeki oyunlarla kazanılan paralar nedeniyle büyük harcamalar yapılabildiler.
Bir merkez ülkede 50 milyon dolar gibi absürd bir fiyata 3 odalı ev satışa çıkabildi. Bir gün bu eve alıcı olarak 20’li yaşlarda, suratındaki sivilceler henüz patlamamış bir ‘nerd’ gelip, parayı bastırıverdi. O nerd de parayı çok kolay kazanmış bir ‘hedge fund’cıydı. Bu olay aynen oldu ama olay dünya genelindeki bir trendin ortalama örneğiydi.
Bir başka çevre ülkede yine fiktif yoldan paralar kazanan bazı genç adamlar, gece çıktıkları son derece lüks restoranda bir şişe şaraba binlerce doları hiç düşünmeden verebildiler.
Kağıt üzerinde kazanılan paralarla hayaller satın alındığı için aslında kurulan da tamamiyle ‘fiktif bir yaşamdı’. Üstelik ekonominin geneli de bu fiktif yaşama ayak uydurmaya çalıştı. Bu yaşamın sürdürülebilmesi için makro ekonomik göstegelerle de oynandı.
Örneğin işsizlik oranı aslında fiktif yaşamın sürdürülmesine uygun düşmediği zaman fiktif yaşamın düzenlenmesi yerine işsizlik oranının hesaplanması yöntemiyle oynandı. Diğer tüm makroekonomik ölçüler de gerek duyulduğu zaman değiştirildi ve sadece girişimci insanın değil ekonominin tümü fiktifleşti.
Bu neredeyse bilim kurguyu andıran ekonomik modelde insanlar hep daha çok satın aldılar ve tükettiler. Daha çok ev, daha çok araba, daha çok yemek bir norm oldu. Açıkçası aslında var olmayan kaynaklar tüketildi fiktif yaşamlarda.
Sonra bir gün bakıldı, dünyanın iklimi değişmeye başlamış. Aslında sınırsız olmayan kaynaklar sınırsızmışçasına yenilip bitirildi. Bir anda şok geldi. Bu, sisteme ait bir şoktu. Fiktif yaşamlar içindeki insanlar şoka girdi. Çünkü normal zannettikleri yaşamın sonuna gelinmişti. Ekonomi fiktif zemin üzerinde yaşayamayacak hale geldi. Büyük bir balon patladı. Birden fark edildi ki; belki de dünyanın fiziksel sonu da gelebilecekti. Gerçek düşünce üretmek yeteneğini çoktan kaybetmiş, fiktif kazanıp hayale harcayan insanların beyni ilk önce olan bitene inanamadı. Ama olan bitende çok da sürpriz olan bir şey yoktu. Bizzat onların davranış biçimi nedeniyle sonun gelişi hızlanmıştı.
Bunu bildiğimden New York’ta geçen hafta etrafı izlerken kendimi birden Pompei’nin son günlerini izliyormuş gibi hissettim. Oray’a ‘Etrafa iyi bak, belki de New York’u uzun süre bu şekilde görebilmemiz mümkün olmayacak’ dedim. Çoğunluğu 30 yaş altında olan bazı insanlar hâlâ daha hiçbir şeyin farkında olmadan daha fazla tüketmek için koşturup duruyorlar.
Umarım bilgili insanlar bu sürece bir şekilde akıllı müdahalede bulunurlar. Ama bunun nasıl yapılabileceğini inanın kimse tam bilmiyor. Çünkü bugüne kadar denenmemiş sihirli bir formül maalesef yok.
Maalesef öyle görülüyor ki; kapitalizmin değil ama kapitalizmin bir evresinin sonuna gelindi. Bu arada bazı sermayeler yine tasfiye olacak, acılar yaşanacak, kriz globalleşecek ve bir noktada kapitalizm daha güçlü üretim süreciyle birlikte daha da güçlü olarak hayatına devam edecek.
Önemli olan nokta o anın ne zaman geleceği ama bunu da kimse net olarak bilmiyor."
Serdar TURGUT
Akşam Gazetesi - Serdar Turgut - Fiktif yaşamlar
Toplam Yorumlar 1
Yorumlar
| | karlx marx bunu kapital-komünist manifestoyu yazdıgı zaman biliyordu zaten kapitalizmin çıkmazları var mı yok mu? feodalizm bile binlerce yıl sürdüyse kapitalist ekonomik-yönetim daha sürcege benziyor.kendine farklı yollar çıkış noktaları bulur gibime geliyor ama sorun şu birileri tüketirken birileri elindekini kaybediyor .sömürü olması laızm ki birileri olan bir şeyi fazla digerleri olan şeyin daha az bi kısmını tüketsinler. afkrika-3. dünya ülkeleri ve sömürü ülkeleri 1. dünya ülkelerindeki insancıkları doyurmak için onlar çok tüketsin diye zorluk ve acıylan savaş(amıyorlar)yorlarsosyalist değilim ama sosyalizm olsa en azından kapitalist düzenin oluşdurdugu çıkarcı -egoban insnalar olmaz diyorum . |
| Posted 23-04-2008 at 13:49 by modafinil |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Dave ait Blog Başlıkları
- Peygamber İbrahim kimdi? (15-05-2008)
- Adi yazılar yazan kalitesiz yazar (14-05-2008)
- Kriz (12-05-2008)
- Atatürk annesini sever miydi? (11-05-2008)
- İnternet yasakları, neyin ayak sesleri? (07-05-2008)











kapitalizmin çıkmazları var mı yok mu? feodalizm bile binlerce yıl sürdüyse kapitalist ekonomik-yönetim daha sürcege benziyor.kendine farklı yollar çıkış noktaları bulur gibime geliyor ama sorun şu birileri tüketirken birileri elindekini kaybediyor .sömürü olması laızm ki birileri olan bir şeyi fazla digerleri olan şeyin daha az bi kısmını tüketsinler. afkrika-3. dünya ülkeleri ve sömürü ülkeleri 1. dünya ülkelerindeki insancıkları doyurmak için onlar çok tüketsin diye zorluk ve acıylan savaş(amıyorlar)yorlar