Büyük oyunun hedefi
Posted 04-04-2008 at 13:05 by Dave
"Bizler ‘AKP kapatılacak mı, türbana ne olacak, Erdoğan neler yapacak?’ diye tartışıp dururken, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Deniz Ülke Arıboğan’ın verdiği çok önemli demeç gözlerden kaçtı.
Toplumların, toplu çılgınlık dönemlerinde ana konuların gözlerden kaçıp detayların kafaya takılması normaldir aslında.
Ne demişti Rektör; Türkiye’de yaratılan kargaşa ortamının asıl amacının, ülkeyi bölmek ve bir Kürt devletini oluşturmak için atılan adımlar olduğunu söylüyordu. Yani yüzeyde görülen kavgada AKP karşıtlığı laisizmi korumak veya türbanı serbestleştirmeme çabaları olabilirdi ama bunların içine gömülmüş insanların göremediği asıl tehlike, Türkiye’nin de bölünmesini içeren bir Kürt devleti kurulması adımlarıydı.
Hayli ciddi ve ilk anda uçuk gelebilecek bir iddia bu. Kısa süre önce gazetemizin de değer verdiğimiz eski bir yazarı olan Rektör Arıboğan, bir konu üzerinde düşünmeden, artısını eksisini hesaplamadan konuşan bir bilim kadını değildir. O nedenle dediğine özel önem verir ve üzerinde düşünürüz.
KATİYEN OLAMAZ DEMEM
Açıkça söylemek gerekirse; bu iddia insanı hemen komplo teorileri düşünmeye itebilecek nitelikteydi.
Ben de ilk aşamada öyle yaptım ve daha önce ‘Deve Kulübü’ başlıklı yazımda değindiğim ‘Camel Club’ adlı kitaba geri dönüp bir daha baktım.
Önceki yazımda da belirttiğim gibi, o kitapta yer alan ulusal güvenlik birimi gibi bir kurumdaki gündelik toplantılarda, bölgemizdeki her ülkeden gelen istihbarat tartışılırken, bölgenin önemli oyuncusu olması gereken Türkiye’nin adının hiç geçmemesi bana çok tuhaf gelmişti.
Bunu yazınca konular hakkında düşünen insanlardan bazı ‘neden’ önerileri de geldi.
Bir tanesi özellikle ilginçti, çünkü “Amerika Türkiye’den gelen gizli bilgilere öylesine hakim ki romanın yazarına bilgi sızdıran insanlar, bu ilişkinin ortaya çıkmaması için Türkiye’nin rolünü gizlemesini istemiş olabilirler” diyordu o önerinin sahibi.
Olabilir tabii ki, bu dünyada öyle şeylere ‘katiyen olamaz’ demeyi ben çoktan bırakmış durumdayım.
Ancak Deniz Ülke Arıboğan’ın açıklamasını okuduktan sonra ben kitabın ilgili bölümünü tekrar okuduğumda daha önce gözümden kaçırmış olduğum bir durumu fark ettim. İstihbarat toplantısında bölgedeki bütün ülkeler konuşulup Türkiye’nin adı bile anılmazken, ‘Kürdistan cumhuriyeti’ olarak belirtilen bir ülkeyle iyi ilişkilerin olduğu, oradan iyi istihbarat geldiği de yazılmıştı.
Rektörün dedikleriyle kitabın o bölümünü birlikte düşündüğümde “Yoksa Amerikalıların bilinçaltlarında Türkiye’den alınan bir bölüm ile oluşturulmuş bir Kürdistan cumhuriyeti modeli mi var” diye de düşündüm.
Aslında ‘var mı’ diye de düşünmem gerekmiyordu. Washington’da muhabirlik yaptığım yıllarda böyle bir modelin bazı insanların kafasında olduğunu ben zaten biliyordum.
Şu aralar İran’la uğraşmaya başlamış olan bu insanlar, ellerine kalem kağıdı alıp Pentagon’daki masalarının başına oturup Türkiye’nin de bir bölümünü içine alacak bir Kürt cumhuriyeti kurmaya pek hevesliydiler o dönemde (gözümle görmeseydim ben de zor inanabilirdim buna ama gördüm).
TÜRKİYE TAM HEDEFİNDE
Şimdi; ‘bu tür büyük bir oyun öyle göstere göstere oynanır mı hiç’ diyebilirsiniz.
Evet; oynanır, bu oyunun bize neredeyse 100 yıldır göstere göstere oynandığını hatırlarsanız şimdi de aynen devam edilmemesi için bir neden olmadığını anlarsınız.
Bölgede yeni bir devlet oluşturulması için o zamanların süper devleti İngiltere’de bazı adamlar ellerinde kağıt kalem, masa başına oturup kendilerine Irak adında bir devlet yarattılar. Ortadoğu’nun haritası yeniden düzenlendi. Kürtler diye bir mesele o zaman kafalarında fazla önemli değildi. Bu mesele bölgeyle daha sonra oynamanın bir aracı olarak elde joker olarak tutulmuştu. Bütün bu dediklerim artık gizliliği kaldırılmış, halka açılmış belgelerdeki anılara ve resmi yazışmalara dayanır.
Anladığım kadarıyla o jokeri öne sürme zamanı şimdilerdeymiş ve de sürüldü...
Türkiye ise büyük oyunun tam hedefinde olduğundan çok dikkatli olmak zorunda. Dirayetli devlet adamlarının öncülüğünde sıkı bir devlet politikası oluşturarak harekete geçmeli ülkemiz.
OTORİTE BOŞLUĞU
Ama bunu nasıl yapabileceğiz, öngörmek çok zor. Çünkü biz ana konuya konsantre olamıyoruz. Birbirimizi yemeye başladık. İktidar partisi belki kapatılacak, bu ülkeyi yönetmeye soyunmuş olanlar belki siyasetten yasaklanacak, bölgede belediyeleri, Kürt partisinin elinden kurtarabilecek tek güç olarak görülen AKP belki o seçim geldiğinde ortada bile olmayabilecek, devlet politikasını oluşturma görevi bulunan Cumhurbaşkanı bile yasaklanacak siyasi muamelesi görüyor, ekonomi dipten sallanıyor...
Anlayacağınız memlekette bir otorite boşluğu oluşturuluyor ve bu boşluk da galiba Türkiye’ye bir büyük oyun oynamayı planlayanların-eğer varsa-işine geliyor olmalı.
Bu nedenle daha önce söylediğimiz bir şeyi tekrar söylemek zorundayız. Keşke Türkiye’de bir derin devlet gerçekten olsaydı da büyük resmi görüp anlayabilselerdi ama ne yazık ki bu da yok ortada... "
Serdar TURGUT
04.04.2008
Akşam Gazetesi
Toplumların, toplu çılgınlık dönemlerinde ana konuların gözlerden kaçıp detayların kafaya takılması normaldir aslında.
Ne demişti Rektör; Türkiye’de yaratılan kargaşa ortamının asıl amacının, ülkeyi bölmek ve bir Kürt devletini oluşturmak için atılan adımlar olduğunu söylüyordu. Yani yüzeyde görülen kavgada AKP karşıtlığı laisizmi korumak veya türbanı serbestleştirmeme çabaları olabilirdi ama bunların içine gömülmüş insanların göremediği asıl tehlike, Türkiye’nin de bölünmesini içeren bir Kürt devleti kurulması adımlarıydı.
Hayli ciddi ve ilk anda uçuk gelebilecek bir iddia bu. Kısa süre önce gazetemizin de değer verdiğimiz eski bir yazarı olan Rektör Arıboğan, bir konu üzerinde düşünmeden, artısını eksisini hesaplamadan konuşan bir bilim kadını değildir. O nedenle dediğine özel önem verir ve üzerinde düşünürüz.
KATİYEN OLAMAZ DEMEM
Açıkça söylemek gerekirse; bu iddia insanı hemen komplo teorileri düşünmeye itebilecek nitelikteydi.
Ben de ilk aşamada öyle yaptım ve daha önce ‘Deve Kulübü’ başlıklı yazımda değindiğim ‘Camel Club’ adlı kitaba geri dönüp bir daha baktım.
Önceki yazımda da belirttiğim gibi, o kitapta yer alan ulusal güvenlik birimi gibi bir kurumdaki gündelik toplantılarda, bölgemizdeki her ülkeden gelen istihbarat tartışılırken, bölgenin önemli oyuncusu olması gereken Türkiye’nin adının hiç geçmemesi bana çok tuhaf gelmişti.
Bunu yazınca konular hakkında düşünen insanlardan bazı ‘neden’ önerileri de geldi.
Bir tanesi özellikle ilginçti, çünkü “Amerika Türkiye’den gelen gizli bilgilere öylesine hakim ki romanın yazarına bilgi sızdıran insanlar, bu ilişkinin ortaya çıkmaması için Türkiye’nin rolünü gizlemesini istemiş olabilirler” diyordu o önerinin sahibi.
Olabilir tabii ki, bu dünyada öyle şeylere ‘katiyen olamaz’ demeyi ben çoktan bırakmış durumdayım.
Ancak Deniz Ülke Arıboğan’ın açıklamasını okuduktan sonra ben kitabın ilgili bölümünü tekrar okuduğumda daha önce gözümden kaçırmış olduğum bir durumu fark ettim. İstihbarat toplantısında bölgedeki bütün ülkeler konuşulup Türkiye’nin adı bile anılmazken, ‘Kürdistan cumhuriyeti’ olarak belirtilen bir ülkeyle iyi ilişkilerin olduğu, oradan iyi istihbarat geldiği de yazılmıştı.
Rektörün dedikleriyle kitabın o bölümünü birlikte düşündüğümde “Yoksa Amerikalıların bilinçaltlarında Türkiye’den alınan bir bölüm ile oluşturulmuş bir Kürdistan cumhuriyeti modeli mi var” diye de düşündüm.
Aslında ‘var mı’ diye de düşünmem gerekmiyordu. Washington’da muhabirlik yaptığım yıllarda böyle bir modelin bazı insanların kafasında olduğunu ben zaten biliyordum.
Şu aralar İran’la uğraşmaya başlamış olan bu insanlar, ellerine kalem kağıdı alıp Pentagon’daki masalarının başına oturup Türkiye’nin de bir bölümünü içine alacak bir Kürt cumhuriyeti kurmaya pek hevesliydiler o dönemde (gözümle görmeseydim ben de zor inanabilirdim buna ama gördüm).
TÜRKİYE TAM HEDEFİNDE
Şimdi; ‘bu tür büyük bir oyun öyle göstere göstere oynanır mı hiç’ diyebilirsiniz.
Evet; oynanır, bu oyunun bize neredeyse 100 yıldır göstere göstere oynandığını hatırlarsanız şimdi de aynen devam edilmemesi için bir neden olmadığını anlarsınız.
Bölgede yeni bir devlet oluşturulması için o zamanların süper devleti İngiltere’de bazı adamlar ellerinde kağıt kalem, masa başına oturup kendilerine Irak adında bir devlet yarattılar. Ortadoğu’nun haritası yeniden düzenlendi. Kürtler diye bir mesele o zaman kafalarında fazla önemli değildi. Bu mesele bölgeyle daha sonra oynamanın bir aracı olarak elde joker olarak tutulmuştu. Bütün bu dediklerim artık gizliliği kaldırılmış, halka açılmış belgelerdeki anılara ve resmi yazışmalara dayanır.
Anladığım kadarıyla o jokeri öne sürme zamanı şimdilerdeymiş ve de sürüldü...
Türkiye ise büyük oyunun tam hedefinde olduğundan çok dikkatli olmak zorunda. Dirayetli devlet adamlarının öncülüğünde sıkı bir devlet politikası oluşturarak harekete geçmeli ülkemiz.
OTORİTE BOŞLUĞU
Ama bunu nasıl yapabileceğiz, öngörmek çok zor. Çünkü biz ana konuya konsantre olamıyoruz. Birbirimizi yemeye başladık. İktidar partisi belki kapatılacak, bu ülkeyi yönetmeye soyunmuş olanlar belki siyasetten yasaklanacak, bölgede belediyeleri, Kürt partisinin elinden kurtarabilecek tek güç olarak görülen AKP belki o seçim geldiğinde ortada bile olmayabilecek, devlet politikasını oluşturma görevi bulunan Cumhurbaşkanı bile yasaklanacak siyasi muamelesi görüyor, ekonomi dipten sallanıyor...
Anlayacağınız memlekette bir otorite boşluğu oluşturuluyor ve bu boşluk da galiba Türkiye’ye bir büyük oyun oynamayı planlayanların-eğer varsa-işine geliyor olmalı.
Bu nedenle daha önce söylediğimiz bir şeyi tekrar söylemek zorundayız. Keşke Türkiye’de bir derin devlet gerçekten olsaydı da büyük resmi görüp anlayabilselerdi ama ne yazık ki bu da yok ortada... "
Serdar TURGUT
04.04.2008
Akşam Gazetesi
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
Dave ait Blog Başlıkları
- Psych Download (Part II) (06-07-2008)
- Türk faşistlerine iki çift laf (04-07-2008)
- Goralı Tost (30-06-2008)
- Yecüc ile Mecüc Türkler mi? (28-06-2008)
- Çekistan (18-06-2008)










