description
Başbakan'da 28 riskli ülkeden biri olma paniği!
Posted 14-10-2008 at 13:22 by Dave
"Tayyip Erdoğan, telaşlı olmanın ötesinde panikte. Başbakan önceki gün de, dün de krize dikkat çeken işadamlarıyla TÜSİAD gibi örgütleri felaket tellalı olmakla suçluyor ve panik yaratmak için kışkırtıcılık yaptıklarını söylüyor.
Tayyip bey haklı değil, zira benzer ikaz ve sözleri kendi kabinesinin işadamı kökenli Bakanı Zafer Çağlayan da yaptı.
Bütün dünyayı sarsan bir krizde iş dünyası ile örgütlerinin dikkat çekmesi aslında onlar adına bir görev ve sorumluluktur.
Peki tablo Başbakan’ın ifade ettiği gibi gerçekten korkutucu değil midir?
İki fotoğraf sunalım: Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick dört gün önce başlayan krizle beraber dünyada birinci derecede risk altında olan ülke sayısını 28 diye açıkladı.Peki pek çok çevrede, yoksa bunlar da İzlanda gibi mi olacaklar, kuşkusunu uyandıran bu tespitte bizimle ilgili olan taraf ne midir?
Önceki günkü Washington Post gazetesine göre bu ülkelerden biri de Türkiye’dir, ki haber Dünya Bankası tarafından tekzip edilmedi.
Ve ikinci fotoğraf: Bu haberden sonra Türk Eurobondları, yani dış borçlanma senetleri bir günde yere çakıldı.Örneğin geçtiğimiz cuma günü 97 dolar olan 2034 vadeli tahvil dün bu satırların yazıldığı saatte 80 doların altındaydı.Sadece bu fotoğraf bile Türkiye’nin başının dertte olduğunu teyit ve tescil ediyor. Böyle bir tabloda Türkiye, değil yeni bir dış borçlanma ya da kredi bulmak, içeride var olan sıcak parayı bile muhafaza edemez.
Edemezse edemez, ne olur ki demeyin sakın!
Maazallah bugün 90 küsur milyar dolar civarında olan sıcak paranın, çok değil 20 milyar doları çıksa bile Türkiye’nin başı dönmeye başlar ve dolar iki milyonu aşar.
Peki aşarsa mı?
İşte o zaman 190 milyar dolar dış borcu olan özel sektör art arda gümler ve işsizler ordusu ikiye katlanarak ekonomik buhran sosyal patlamaya zemin hazırlar.
Doların iki milyonu aşması sadece özel sektörün çökmesi değil, aynı zamanda enflasyonun şahlanması ve Türkiye’nin son 8 yıllık bütün kazanımlarının kaybedilmesi demek.İşte Tayyip Erdoğan’ın paniği ve feveranı bunun içindir.Erdoğan akıbeti görüyor ve çaresizlik içinde çatacak yer arıyor.
Bazıları canım bu küresel bir kriz, Tayyip beyle ne alakası var diyebilir ki bu doğrudur.Ancak bir başka mutlak doğru da Türkiye’nin bu krizdeki aşırı riskinin AKP ve Erdoğan sayesinde
olduğudur.
Tayyip bey yıllar yılı ucuz kur-yüksek faize dayalı sistemi, yapılan onca eleştiri ve ikaza rağmen günü kurtarmak adına sürdürmüş ve bugünkü dayanıksız tabloyu inşa etmiştir.
2002 yılında, yani AKP iktidara gelmeden önce Türkiye’nin cari açığı sadece ve sadece 628 milyon dolardı, oysa bugün bu miktar neredeyse 85 katı civarında katlanarak 50 milyar dolara dayanmıştır.
AKP eğer tıpkı bankacılık sektörü misali ıslah edileni, yani düşürülen cari açığı bu biçimde katlamasaydı, Türkiye şimdi bacak bacak üstüne sigara tüttürüyor, yani krizden zerre etkilenmiyor olacaktı. Oysa şimdi böyle bir cari açıkla krize yakalanan Türkiye, 28 riskli ülkenin en başında olanıdır.
Bu sütunu izleyenler bilir, uzun zamandır cari açık konusuna hep dikkat çektik ve bugün artık maalesef bedel ödeme noktasına geldik.
Üzgünüm, ama Türkiye Tayyip Erdoğan ve ekibinin acemiliği sebebiyle emin olun büyük bir bedel ödeyecek! Dileriz bu bedel bizi İzlanda’nın durumuna düşürmez!.."
*Sabahattin Önkibar/Yeniçağ Gazetesi/14.10.2008
Tayyip bey haklı değil, zira benzer ikaz ve sözleri kendi kabinesinin işadamı kökenli Bakanı Zafer Çağlayan da yaptı.
Bütün dünyayı sarsan bir krizde iş dünyası ile örgütlerinin dikkat çekmesi aslında onlar adına bir görev ve sorumluluktur.
Peki tablo Başbakan’ın ifade ettiği gibi gerçekten korkutucu değil midir?
İki fotoğraf sunalım: Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick dört gün önce başlayan krizle beraber dünyada birinci derecede risk altında olan ülke sayısını 28 diye açıkladı.Peki pek çok çevrede, yoksa bunlar da İzlanda gibi mi olacaklar, kuşkusunu uyandıran bu tespitte bizimle ilgili olan taraf ne midir?
Önceki günkü Washington Post gazetesine göre bu ülkelerden biri de Türkiye’dir, ki haber Dünya Bankası tarafından tekzip edilmedi.
Ve ikinci fotoğraf: Bu haberden sonra Türk Eurobondları, yani dış borçlanma senetleri bir günde yere çakıldı.Örneğin geçtiğimiz cuma günü 97 dolar olan 2034 vadeli tahvil dün bu satırların yazıldığı saatte 80 doların altındaydı.Sadece bu fotoğraf bile Türkiye’nin başının dertte olduğunu teyit ve tescil ediyor. Böyle bir tabloda Türkiye, değil yeni bir dış borçlanma ya da kredi bulmak, içeride var olan sıcak parayı bile muhafaza edemez.
Edemezse edemez, ne olur ki demeyin sakın!
Maazallah bugün 90 küsur milyar dolar civarında olan sıcak paranın, çok değil 20 milyar doları çıksa bile Türkiye’nin başı dönmeye başlar ve dolar iki milyonu aşar.
Peki aşarsa mı?
İşte o zaman 190 milyar dolar dış borcu olan özel sektör art arda gümler ve işsizler ordusu ikiye katlanarak ekonomik buhran sosyal patlamaya zemin hazırlar.
Doların iki milyonu aşması sadece özel sektörün çökmesi değil, aynı zamanda enflasyonun şahlanması ve Türkiye’nin son 8 yıllık bütün kazanımlarının kaybedilmesi demek.İşte Tayyip Erdoğan’ın paniği ve feveranı bunun içindir.Erdoğan akıbeti görüyor ve çaresizlik içinde çatacak yer arıyor.
Bazıları canım bu küresel bir kriz, Tayyip beyle ne alakası var diyebilir ki bu doğrudur.Ancak bir başka mutlak doğru da Türkiye’nin bu krizdeki aşırı riskinin AKP ve Erdoğan sayesinde
olduğudur.
Tayyip bey yıllar yılı ucuz kur-yüksek faize dayalı sistemi, yapılan onca eleştiri ve ikaza rağmen günü kurtarmak adına sürdürmüş ve bugünkü dayanıksız tabloyu inşa etmiştir.
2002 yılında, yani AKP iktidara gelmeden önce Türkiye’nin cari açığı sadece ve sadece 628 milyon dolardı, oysa bugün bu miktar neredeyse 85 katı civarında katlanarak 50 milyar dolara dayanmıştır.
AKP eğer tıpkı bankacılık sektörü misali ıslah edileni, yani düşürülen cari açığı bu biçimde katlamasaydı, Türkiye şimdi bacak bacak üstüne sigara tüttürüyor, yani krizden zerre etkilenmiyor olacaktı. Oysa şimdi böyle bir cari açıkla krize yakalanan Türkiye, 28 riskli ülkenin en başında olanıdır.
Bu sütunu izleyenler bilir, uzun zamandır cari açık konusuna hep dikkat çektik ve bugün artık maalesef bedel ödeme noktasına geldik.
Üzgünüm, ama Türkiye Tayyip Erdoğan ve ekibinin acemiliği sebebiyle emin olun büyük bir bedel ödeyecek! Dileriz bu bedel bizi İzlanda’nın durumuna düşürmez!.."
*Sabahattin Önkibar/Yeniçağ Gazetesi/14.10.2008
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Yorum Gönderin
|
Toplam Trackbacks 0















