description
AKP reele çarptı
Posted 17-05-2008 at 19:10 by Dave
" Başbakan Erdoğan’ın bugünlerde en fazla konsantre olduğu konu, ekonomi ve global krizin Türkiye’ye olası etkileriymiş. Hatta Başbakan’ın bugünlerde gazetelerin ekonomi sayfalarını dikkatle okuduğu ve gazeteleri incelemeye bu sayfalardan başladığı da söylendi
İktidarı yakından izleyen ve hükümete sempati ile bakan çevrelerin aktardığına göre, Başbakan Erdoğan’ın bugünlerde en fazla konsantre olduğu konu, ekonomi ve global krizin Türkiye’ye olası etkileriymiş.
Hatta Başbakan’ın bugünlerde gazetelerin ekonomi sayfalarını dikkatle okuduğu ve gazeteleri incelemeye muhakkak bu sayfalardan başladığı da söylendi.
Bir taraftan Başbakan’a çok yakın hatta aile dostu olan işadamlarıyla konuştum. Onların önemli bir bölümü, global krizin etkileri konusunda fazla endişeli olmadıklarını söylediler. Türkiye’nin sağlam durduğunu ve bizde mortgage uygulaması fazla yaygın olmadığından bu yeni kriz dalgasını fazla etkilenmeden atlatacağımızı vurguladılar.
Eminim ki; arkadaşları konumunda olan Başbakan’a da bu görüşlerini aynen aktarıyorlardır.
Türkiye’ye etkisinin büyük olmaması, krizin gelişimini yakından ve dikkatle izlememek anlamına gelmiyor tabii ki. Bu da yapılıyor zaten, ancak bir de önemli yapısal sorun var.
AKP ne yazık ki sonunda reel sektörün sorunlarına çarpmış durumda. Türkiye’de reel sektörün meseleleri uzun süredir ihmal edildi, çünkü sıcak paranın girişinin yönetilmesine ağırlık verildi. Para girişi şu ana kadar problemsiz gitti ve yeni yatırımcıların da gelmeye hazırlandıkları yolunda olumlu haberler de geliyor. Ancak reel sektörde yani üretime yönelik yatırım yapan sermayede hayli sorun var.
Hükümet içinde bu konuda iki farklı tavır göze çarpıyor. Ağırlıklı görüş, Merkez Bankası’nın faizlerde indirime gitmesi gerektiği yolunda. Faizlerde indirime gidilmezse reel sektörde ciddi bir durağanlığın yaşanabileceği de belirtiliyor. İşsizlik oranlarındaki artışlar da bunun bir göstergesi olarak gözüküyor.
Azınlıkta kalanlar ise, ‘faizleri indirmiyor’ diye hükümet içinde eleştirilen Merkez Bankası Başkanı’nın aslında bu tavrıyla doğru yaptığı görüşünde.
Anlayacağınız; Merkez Bankası’nın tavrı yine hükümet içinde anlaşmazlık ve tartışma konusu.
Bu açıdan Türkiye’de ‘tarih tekerrür ediyor’ gerçekten.
Süreyya Serdengeçti döneminde de Merkez Bankası yönetiminden ilk şikayet sinyali, faizler konusunda verilmişti.
Şu aralar ise AKP’nin faizler konusunda çok net ve kararlı adımlar atması pek mümkün değil. Çünkü bir yandan, uzun süredir nispeten başarıyla sürdürülen sıcak para girişini yönetme stratejisi bulunuyor.
Öte yandan da AKP’nin kendi iteklemesiyle işadamı olarak piyasaya çıkmış olan sermayedarların üretim sürecinde karşı karşıya oldukları darboğazlar var.
Faiz indirimi politik açıdan yararlı olabilir ama bunun ekonomik sonuçlarının hayli ağır olması ihtimali de var.
Faizler indirilmezse de sanayi üretiminin ağır darbe alması ihtimali büyük.
Görüldüğü gibi ekonomiler artık tek boyutlu politikalarla yönetilemiyor. Sadece Keynesyen ya da Monetarist olmak yetmiyor.
Daha çok galiba bir plan-programa ve net hedeflere, bu hedef doğrultusunda seçilmiş sektörlere yönelik birkaç modelin karışımından oluşturulan araçlarla müdahaleye ihtiyaç var.
Anlayacağınız AKP’nin işi hayli zor. Başbakan’ın canının bu yüzden sıkıldığını düşünüyorum.
Hatta kapatma davasından bile daha çok ekonomi yönetimini düşündüğüne eminim. "
Serdar TURGUT
17.05.2008
AKŞAM Gazetesi
İktidarı yakından izleyen ve hükümete sempati ile bakan çevrelerin aktardığına göre, Başbakan Erdoğan’ın bugünlerde en fazla konsantre olduğu konu, ekonomi ve global krizin Türkiye’ye olası etkileriymiş.
Hatta Başbakan’ın bugünlerde gazetelerin ekonomi sayfalarını dikkatle okuduğu ve gazeteleri incelemeye muhakkak bu sayfalardan başladığı da söylendi.
Bir taraftan Başbakan’a çok yakın hatta aile dostu olan işadamlarıyla konuştum. Onların önemli bir bölümü, global krizin etkileri konusunda fazla endişeli olmadıklarını söylediler. Türkiye’nin sağlam durduğunu ve bizde mortgage uygulaması fazla yaygın olmadığından bu yeni kriz dalgasını fazla etkilenmeden atlatacağımızı vurguladılar.
Eminim ki; arkadaşları konumunda olan Başbakan’a da bu görüşlerini aynen aktarıyorlardır.
Türkiye’ye etkisinin büyük olmaması, krizin gelişimini yakından ve dikkatle izlememek anlamına gelmiyor tabii ki. Bu da yapılıyor zaten, ancak bir de önemli yapısal sorun var.
AKP ne yazık ki sonunda reel sektörün sorunlarına çarpmış durumda. Türkiye’de reel sektörün meseleleri uzun süredir ihmal edildi, çünkü sıcak paranın girişinin yönetilmesine ağırlık verildi. Para girişi şu ana kadar problemsiz gitti ve yeni yatırımcıların da gelmeye hazırlandıkları yolunda olumlu haberler de geliyor. Ancak reel sektörde yani üretime yönelik yatırım yapan sermayede hayli sorun var.
Hükümet içinde bu konuda iki farklı tavır göze çarpıyor. Ağırlıklı görüş, Merkez Bankası’nın faizlerde indirime gitmesi gerektiği yolunda. Faizlerde indirime gidilmezse reel sektörde ciddi bir durağanlığın yaşanabileceği de belirtiliyor. İşsizlik oranlarındaki artışlar da bunun bir göstergesi olarak gözüküyor.
Azınlıkta kalanlar ise, ‘faizleri indirmiyor’ diye hükümet içinde eleştirilen Merkez Bankası Başkanı’nın aslında bu tavrıyla doğru yaptığı görüşünde.
Anlayacağınız; Merkez Bankası’nın tavrı yine hükümet içinde anlaşmazlık ve tartışma konusu.
Bu açıdan Türkiye’de ‘tarih tekerrür ediyor’ gerçekten.
Süreyya Serdengeçti döneminde de Merkez Bankası yönetiminden ilk şikayet sinyali, faizler konusunda verilmişti.
Şu aralar ise AKP’nin faizler konusunda çok net ve kararlı adımlar atması pek mümkün değil. Çünkü bir yandan, uzun süredir nispeten başarıyla sürdürülen sıcak para girişini yönetme stratejisi bulunuyor.
Öte yandan da AKP’nin kendi iteklemesiyle işadamı olarak piyasaya çıkmış olan sermayedarların üretim sürecinde karşı karşıya oldukları darboğazlar var.
Faiz indirimi politik açıdan yararlı olabilir ama bunun ekonomik sonuçlarının hayli ağır olması ihtimali de var.
Faizler indirilmezse de sanayi üretiminin ağır darbe alması ihtimali büyük.
Görüldüğü gibi ekonomiler artık tek boyutlu politikalarla yönetilemiyor. Sadece Keynesyen ya da Monetarist olmak yetmiyor.
Daha çok galiba bir plan-programa ve net hedeflere, bu hedef doğrultusunda seçilmiş sektörlere yönelik birkaç modelin karışımından oluşturulan araçlarla müdahaleye ihtiyaç var.
Anlayacağınız AKP’nin işi hayli zor. Başbakan’ın canının bu yüzden sıkıldığını düşünüyorum.
Hatta kapatma davasından bile daha çok ekonomi yönetimini düşündüğüne eminim. "
Serdar TURGUT
17.05.2008
AKŞAM Gazetesi
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
| |
Toplam Trackbacks 0

