Benim cici blogum...
"HELAL" Haribo
Posted 17-07-2008 at 17:32 by kymophobia
İlk duyunca ulan dedim bu ne saçmalık, ben mi yanlış duyuyorum?
Sonra ufak bir araştırma...
Dünyanın önde gelen şeker üreticilerinden Haribo, Müslümanlar için "Helal Haribo" üretti. Şekerlerde, daha çok domuzlardan alınan parçalardan üretilen jelatin yer almıyor, alkol bazlı renklendiriciler ve tatlandırıcılar da içermiyor. Müslümanların yeni ürünü tanımaları için de paketinin üzerine "Helal" yazısı eklendi.
Almanların dünyaca ünlü şekerleme markası 'Haribo'nun ürünleriyle ilgili olarak halk arasında yıllardır dolaşan 'domuz kökenli katkı maddesi kullanıldığı' söylentileri karşısında, şirketin satış, pazarlama ve üretimden sorumlu Alman İcra Kurulu Üyesi Peter Mantel kapılarını Yeni Şafak'a açarak ilginç açıklamalarda bulundu.
'Bu konuda tarafsızlığına en çok güvendiği yayın organı' olarak nitelendirdiği Yeni Şafak'ı Haribo tesislerine davet eden Mantel, başta şirketin öncü ürünü 'ayıcık şekeri' olmak üzere, ürün yelpazesinin hiç bir türünde domuz katkısı bulunmadığını gösteren belgeleri gazetemize iletti.
#
ALİ MURAT GÜVEN
Türk tüketicilerinin gıdalarda gizli domuz eti ve domuzdan üretilen katkı maddeleri kullanımına ilişkin hiç bitmeyen kaygıları, özellikle bu yılın başlarında İzmir'de patlak veren "domuzlu çiğ köfte" olayından sonra ciddi bir artış göstermiş durumda. Sözkonusu olayda bir çok kişinin hastalanarak tedavi altına alınması bu ürünü iyi niyetle tüketenler arasında derin bir öfke dalgasına yol açarken, domuz etinin gerçekte insan sağlığına hiç bir zararı olmadığını savunan ve dinsel duyarlılık sergileyenleri "hurafecilikle" suçlayan kimi çevreleri de şaşkınlığa sürüklemişti. "Arena" tarzı haber-araştırma programlarında gözler önüne serilen kimi dehşet verici üretim tesisleri de toplumda yayılan bu tür endişelere iyice tuz biber ekiyor.
Mercedes-Benz kadar
ünlü ve popüler
Alman gıda endüstrisinin ürettiği en önemli ticarî markalardan biri olan Haribo, günümüzde bütün dünyada en az BMW, Mercedes ya da Aspirin kadar iyi tanınıyor. 1920 yılında Alman girişimci Hans Riegel tarafından Bonn'da bir aile şirketi olarak kurulan ve şekerleme üretmeye başlayan firma, asıl büyük ününü ise Riegel'in iki yıl sonra "dans eden ayı" biçimli meyve jölesini tasarlamasıyla kazandı. Ancak, Riegel Almanya'nın simgesi olan ayılardan esinlenerek ürettiği bu özgün tasarımın patentini almayı ihmal ettiği için, buluşu sonradan bir çok ülkede sık sık taklit edilecekti.
Baba Riegel savaş yıllarında ölünce üretimi karısı ve çocukları sürdürdü. 1960'lı yıllardan itibaren reklâmlarında sonradan Almanya'da adetâ bir ulusal marşa dönüşecek olan ünlü sloganı "Haribo macht kinder froh und erwachsene ebenso"yu (Çocuklar Haribo'yu çok sever, tabiî büyükler de!) kullanmaya başlayan Haribo, 1990'larla birlikte ciddi bir strateji değişikliğine giderek üretimini Almanya dışındaki ülkelere kaydırmaya başladı. 2001 yılında "Arap dünyasına ve Türkî Cumhuriyetlere açılma" hedefiyle Türkiye pazarına giren şirket, Pamir Gıda ile ortaklık kurarak ülkemizde de üretime başladı.
Yapılan bir hesaplamaya göre, Haribo'nun şimdiye dek ürettiği ayıcık şekerleri ucuca eklendiğinde Ay'a kadar gidip gelebilecek sayıya ulaşmış durumda...
Özellikle çocuklar ve gençler tarafından sıklıkla tüketilen "Haribo" marka yumuşak şekerlemelerde kıvam artırıcı madde olarak domuz jelatini bulunduğuna dair söylentiler ise yıllardan bu yana fısıltı gazetesinin gündeminden zaten hiç düşmüyordu.
Zaman zaman internet siteleri ve yazılı basının da gündemine gelen, ayrıca gazetemizin okurları tarafından araştırılması talebiyle sıklıkla dile getirilen bu "mide bulandırıcı" iddia karşısında uzun süre hiç bir açıklama yapmayan Haribo yönetimi, kuşku uyandıran sessizliğini ilk kez Yeni Şafak'a bozdu.
Ülkemizde Pamir Gıda Sanayi A.Ş. adıyla faaliyet gösteren Haribo'nun satış, pazarlama ve üretimden sorumlu Alman İcra Kurulu Üyesi Meter Mantel, bu konudaki sessizliklerinin nedenini "daha önce muhafazakâr çizgideki bir gazeteye yaptıkları açıklamaların tamamen çarpıtılarak yayımlanmış olması"yla açıklarken, "Bazı basın yayın organlarının düşmanca tavrı artık bizi usandırdı. Bu yüzden de halka doğruları anlatacak mecalimiz kalmadı. Ancak, Türkiye'de görev yaptığım süre boyunca objektif yayınlarını ilgiyle izlediğim Yeni Şafak aracılığıyla bu konuyu son kez bütün ayrıntılarıyla aktarıp sonra da tamamen kapatacağım" diye konuştu.
Bütün yumuşak şekerlemelerde mutlaka kıvam artırıcı hayvansal jelatinler kullanıldığını anlatan Mantel, böyle bir şekerin üretilebilmesi için dört farklı hayvan grubunun jelatininin işe yaradığını, bunların da sığır, balık, tavuk ve domuz olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
"Biz Haribo-Türkiye'yi Müslüman mahallesinde salyangoz satmak için değil, Türkiye'ye ve diğer İslâm ülkelerine helal ürün sunmak üzere kurduk. Kuruluş anından itibaren temel amacımız İslâm âleminin gelenekleri dahilinde üretim yapmak ve bu coğrafyadaki pazar payımızı artırmaktı. Bu yüzden de tesislerimizdeki herşey İslâmî üretime göre tasarlandı. İlk günden itibaren üretimde yalnızca sığır ve tavuk jelatini kullandık. Bu da ürünlerimizde kalite açısından hiç bir fark oluşturmuyor. Çünkü domuz jelatini üretim için teknik ya da kimyasal bir zorunluluk değil, yalnızca bir tercihtir."
"Bakanlığın izniyle üretim yapıyoruz"
Haribo'nun Türk gıda yasalarına göre ve hükümetin denetiminde üretim yapan bir şirket olduğunu vurgulayan Peter Mantel, yurt dışından ithal ettikleri bütün hammaddelerin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde ülkeye girdiğini belirterek açıklamalarını şöyle sürdürdü:
Gıda maddesi üretimi yapmak çocuk oyuncağı değildir. Özellikle bizim gibi uluslararası markalar belki de bir çok yerli firmadan daha titiz biçimde denetleniyor. Biz bu sektörde kırk kişiyiz ve birbirimizi biliriz. Orijinal tasarımı Haribo'ya ait olan ayıcık şekeri ve aynı kategorideki jelatinli ürünler, günümüzde Türkiye'de bizim dışımızda daha bir çok firma tarafından da benzer biçimlerde üretilmektedir. Bunların büyük bir bölümü, karışımda kullandıkları kıvam artırıcı sığır jelatinini Brezilya'nın Sao Paolo kentindeki 'Gelita do Brasil Ltda' adlı üreticiden alıyorlar. Bu firmanın hammaddesi oldukça pahalıdır, bu yüzden de yerli üreticiler arasında Hindistan'dan daha düşük kalitede sığır jelatini getirtenler var. Biz de zaman zaman sığır jelatininin yanısıra İspanya'dan tavuk jelatini almaktayız. Ama bugüne kadar bu kapıdan içeri bir gram domuz jelatini girmemiştir. Fabrikamızda tamamen Türk işçileri ve Türk gıda mühendisleri çalışıyor. Haribo-Türkiye'de domuz jelatini kullanılıyor demek, en başta burada çalışan Müslüman personele saygısızlıktır. Eğer bu çirkin iddiayı kanıtlayabilecek bir tek kişi çıkarsa, derhal görevi bırakıp ülkeme döneceğim. Elimizde, kullandığımız jelatinin hem üretimin kaynağı olan Brezilya'daki İslâm İşleri Dairesi'nden hem de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'ndan alınmış resmî onay belgeleri var."
"İslâm ülkeleri bizden alışveriş yapıyor"
Ürünlerini günümüzde Suudi Arabistan, Kuveyt, Filistin başta olmak üzere bir çok İslâm ülkesine sattıklarını, bu ülkelerdeki İslâmî denetimlerin ise Türkiye'den de ağır olduğunu hatırlatan Mantel, "Ticaretle uğraşanlar iyi bilirler. Özellikle İsrail'e gıda maddesi satmak için tam bir kusursuzluk gereklidir. Oysa biz "Kosher" denilen Musevî şeriatına uygunluk belgesine de sahibiz ve İsrail'e uzun bir süredir yüklü miktarda mal gönderiyoruz" şeklinde konuştu.
Haribo ürünleri hakkındaki suçlamaların çoğu kez Türkiye üretimi Haribo ile Avrupa üretimi Haribo'yu birbirine karıştırmaktan, kimi zaman da bazı kaynaklarca topluma yayılan kasıtlı dedikodulardan ortaya çıktığını savunan Mantel, sözlerini şu anlamlı cümlelerle noktaladı:
"Güçlü rakiplerin olduğu Türkiye pazarına girerek, hammaddesinden hijyen koşullarına kadar herşeyiyle birinci sınıf bir tesis kurduk ve Avrupa Birliği standartlarında bir üretim kalitesiyle çalışmaya başladık. Haribo bir Alman markası, ancak buradaki üretim zincirinde görev alanların çok küçük bir bölümü yabancı. Ben ise bir buçuk yıldır ülkenizde çalışan konuk bir yönetici olarak hemen her gün televizyonlarınızdaki haber programlarında adıyla sanıyla, patronuyla işçisiyle Müslüman olan, buna karşılık iğrenç şartlarda üretim yapıp ürettiği o inanılmaz ürünleri de yine Müslüman Türk halkına yediren bir sürü serbest girişimci görüyorum. Bu manzaralara tanık olduktan sonra 84 yıllık markamıza yönelik böyle mesnetsiz suçlamaları artık çok da fazla ciddiye almamaya başladım."
Mantel'den duyarlı Müslümanlara uyarı:
"Avrupa üretimi Haribo tüketmeyin"
Haribo Türkiye İcra Kurulu Üyesi Peter Mantel, sığır jelatini kullanımının artık çokuluslu bir şirkete dönüşen Haribo'nun yalnızca Türkiye koluna özgü bir tercih olduğunu vurgulayarak, Almanya ve İngiltere'de gibi batılı ülkelerde üretilen Haribo ürünlerinde ise o ülkelerdeki tüketicilerin Creutzfeldt-Jakob (Deli Dana) hastalığından korkmaları nedeniyle domuz jelatini kullanıldığını belirtti.
Türkiye'deki fabrikalarının kuruluş amacının yalnızca İslâm coğrafyasına ve gıda konusunda Müslümanlarla ortak duyarlılıkları taşıyan İsrail'e satış yapmak olduğunu anlatan Mantel, bu amaçla üretime başladıkları ilk günden itibaren yalnızca Brezilya kökenli sığır jelatini ithal ettiklerini, buna karşılık diğer ülkelerdeki üretim zincirinde ise böyle bir dinsel kaygı bulunmadığını belirtti.
"Haribo, tüketicisine asla yalan söylemez. 80 yılı aşkın süredir popüler olmasının nedeni de bu konudaki dürüstlüğüdür" diyen Alman yönetici, internetteki "www.haribo.com" web sitesine girildiğinde şirketin değişik ülkelerdeki üretim standartlarını herkesin rahatça görebileceğini belirti.
"İngiliz haribo web sitesinde bazı ürünlerimizde domuz jelatini kullanıldığı yazılıdır ve Britanya Müslümanları bu konuda açıkça uyarılır. Ayrıca yine aynı sitede domuz jelatini bulunmayan ürünlerimiz de tek tek sıralanmakta ve Müslümanların şirketimizin hangi ürünlerini güvenle tüketebilecekleri bildirilmektedir" diyen Mantel, kendisinin de benzer türden bir duyuruyu Yeni Şafak aracılığıyla yapmak istediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer bu konuda duyarlıysanız, başta ayıcık şekeri olmak üzere bazı Haribo ürünlerini Türkiye dışından almanız doğru değildir. Ben Türk halkına karşı ahlâkî olarak yalnızca kendi denetimimde gerçekleştirilen üretimden sorumluyum, şirketimizin Türkiye dışı tesislerinde üretilmiş olan ve bambaşka bir pazara hitap eden domuz jelatinli ürünleri ise buradaki tesisimizi bağlamaz" diyen Mantel, mamûllerinin helalliği konusunda vicdanının son derece rahat olduğunu belirtti. "Almanya'da yaşayan Türk işçileri, oradaki üretimimizde domuz jelatini olduğunu biliyor, bu yüzden de uzun süredir Türkiye Haribo'dan ürün talep ediyorlardı. Orada bile şimdi iki tür Haribo var. Biri orijinal Alman Haribo'su, diğeri ise Türk ve Müslüman marketlerinde satılan İstanbul kökenli Haribo. Helâl Haribo'nun üzerinde de zaten her türlü açıklama bulunuyor."
Sonra ufak bir araştırma...
Dünyanın önde gelen şeker üreticilerinden Haribo, Müslümanlar için "Helal Haribo" üretti. Şekerlerde, daha çok domuzlardan alınan parçalardan üretilen jelatin yer almıyor, alkol bazlı renklendiriciler ve tatlandırıcılar da içermiyor. Müslümanların yeni ürünü tanımaları için de paketinin üzerine "Helal" yazısı eklendi.
Almanların dünyaca ünlü şekerleme markası 'Haribo'nun ürünleriyle ilgili olarak halk arasında yıllardır dolaşan 'domuz kökenli katkı maddesi kullanıldığı' söylentileri karşısında, şirketin satış, pazarlama ve üretimden sorumlu Alman İcra Kurulu Üyesi Peter Mantel kapılarını Yeni Şafak'a açarak ilginç açıklamalarda bulundu.
'Bu konuda tarafsızlığına en çok güvendiği yayın organı' olarak nitelendirdiği Yeni Şafak'ı Haribo tesislerine davet eden Mantel, başta şirketin öncü ürünü 'ayıcık şekeri' olmak üzere, ürün yelpazesinin hiç bir türünde domuz katkısı bulunmadığını gösteren belgeleri gazetemize iletti.
#
ALİ MURAT GÜVEN
Türk tüketicilerinin gıdalarda gizli domuz eti ve domuzdan üretilen katkı maddeleri kullanımına ilişkin hiç bitmeyen kaygıları, özellikle bu yılın başlarında İzmir'de patlak veren "domuzlu çiğ köfte" olayından sonra ciddi bir artış göstermiş durumda. Sözkonusu olayda bir çok kişinin hastalanarak tedavi altına alınması bu ürünü iyi niyetle tüketenler arasında derin bir öfke dalgasına yol açarken, domuz etinin gerçekte insan sağlığına hiç bir zararı olmadığını savunan ve dinsel duyarlılık sergileyenleri "hurafecilikle" suçlayan kimi çevreleri de şaşkınlığa sürüklemişti. "Arena" tarzı haber-araştırma programlarında gözler önüne serilen kimi dehşet verici üretim tesisleri de toplumda yayılan bu tür endişelere iyice tuz biber ekiyor.
Mercedes-Benz kadar
ünlü ve popüler
Alman gıda endüstrisinin ürettiği en önemli ticarî markalardan biri olan Haribo, günümüzde bütün dünyada en az BMW, Mercedes ya da Aspirin kadar iyi tanınıyor. 1920 yılında Alman girişimci Hans Riegel tarafından Bonn'da bir aile şirketi olarak kurulan ve şekerleme üretmeye başlayan firma, asıl büyük ününü ise Riegel'in iki yıl sonra "dans eden ayı" biçimli meyve jölesini tasarlamasıyla kazandı. Ancak, Riegel Almanya'nın simgesi olan ayılardan esinlenerek ürettiği bu özgün tasarımın patentini almayı ihmal ettiği için, buluşu sonradan bir çok ülkede sık sık taklit edilecekti.
Baba Riegel savaş yıllarında ölünce üretimi karısı ve çocukları sürdürdü. 1960'lı yıllardan itibaren reklâmlarında sonradan Almanya'da adetâ bir ulusal marşa dönüşecek olan ünlü sloganı "Haribo macht kinder froh und erwachsene ebenso"yu (Çocuklar Haribo'yu çok sever, tabiî büyükler de!) kullanmaya başlayan Haribo, 1990'larla birlikte ciddi bir strateji değişikliğine giderek üretimini Almanya dışındaki ülkelere kaydırmaya başladı. 2001 yılında "Arap dünyasına ve Türkî Cumhuriyetlere açılma" hedefiyle Türkiye pazarına giren şirket, Pamir Gıda ile ortaklık kurarak ülkemizde de üretime başladı.
Yapılan bir hesaplamaya göre, Haribo'nun şimdiye dek ürettiği ayıcık şekerleri ucuca eklendiğinde Ay'a kadar gidip gelebilecek sayıya ulaşmış durumda...
Özellikle çocuklar ve gençler tarafından sıklıkla tüketilen "Haribo" marka yumuşak şekerlemelerde kıvam artırıcı madde olarak domuz jelatini bulunduğuna dair söylentiler ise yıllardan bu yana fısıltı gazetesinin gündeminden zaten hiç düşmüyordu.
Zaman zaman internet siteleri ve yazılı basının da gündemine gelen, ayrıca gazetemizin okurları tarafından araştırılması talebiyle sıklıkla dile getirilen bu "mide bulandırıcı" iddia karşısında uzun süre hiç bir açıklama yapmayan Haribo yönetimi, kuşku uyandıran sessizliğini ilk kez Yeni Şafak'a bozdu.
Ülkemizde Pamir Gıda Sanayi A.Ş. adıyla faaliyet gösteren Haribo'nun satış, pazarlama ve üretimden sorumlu Alman İcra Kurulu Üyesi Meter Mantel, bu konudaki sessizliklerinin nedenini "daha önce muhafazakâr çizgideki bir gazeteye yaptıkları açıklamaların tamamen çarpıtılarak yayımlanmış olması"yla açıklarken, "Bazı basın yayın organlarının düşmanca tavrı artık bizi usandırdı. Bu yüzden de halka doğruları anlatacak mecalimiz kalmadı. Ancak, Türkiye'de görev yaptığım süre boyunca objektif yayınlarını ilgiyle izlediğim Yeni Şafak aracılığıyla bu konuyu son kez bütün ayrıntılarıyla aktarıp sonra da tamamen kapatacağım" diye konuştu.
Bütün yumuşak şekerlemelerde mutlaka kıvam artırıcı hayvansal jelatinler kullanıldığını anlatan Mantel, böyle bir şekerin üretilebilmesi için dört farklı hayvan grubunun jelatininin işe yaradığını, bunların da sığır, balık, tavuk ve domuz olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
"Biz Haribo-Türkiye'yi Müslüman mahallesinde salyangoz satmak için değil, Türkiye'ye ve diğer İslâm ülkelerine helal ürün sunmak üzere kurduk. Kuruluş anından itibaren temel amacımız İslâm âleminin gelenekleri dahilinde üretim yapmak ve bu coğrafyadaki pazar payımızı artırmaktı. Bu yüzden de tesislerimizdeki herşey İslâmî üretime göre tasarlandı. İlk günden itibaren üretimde yalnızca sığır ve tavuk jelatini kullandık. Bu da ürünlerimizde kalite açısından hiç bir fark oluşturmuyor. Çünkü domuz jelatini üretim için teknik ya da kimyasal bir zorunluluk değil, yalnızca bir tercihtir."
"Bakanlığın izniyle üretim yapıyoruz"
Haribo'nun Türk gıda yasalarına göre ve hükümetin denetiminde üretim yapan bir şirket olduğunu vurgulayan Peter Mantel, yurt dışından ithal ettikleri bütün hammaddelerin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde ülkeye girdiğini belirterek açıklamalarını şöyle sürdürdü:
Gıda maddesi üretimi yapmak çocuk oyuncağı değildir. Özellikle bizim gibi uluslararası markalar belki de bir çok yerli firmadan daha titiz biçimde denetleniyor. Biz bu sektörde kırk kişiyiz ve birbirimizi biliriz. Orijinal tasarımı Haribo'ya ait olan ayıcık şekeri ve aynı kategorideki jelatinli ürünler, günümüzde Türkiye'de bizim dışımızda daha bir çok firma tarafından da benzer biçimlerde üretilmektedir. Bunların büyük bir bölümü, karışımda kullandıkları kıvam artırıcı sığır jelatinini Brezilya'nın Sao Paolo kentindeki 'Gelita do Brasil Ltda' adlı üreticiden alıyorlar. Bu firmanın hammaddesi oldukça pahalıdır, bu yüzden de yerli üreticiler arasında Hindistan'dan daha düşük kalitede sığır jelatini getirtenler var. Biz de zaman zaman sığır jelatininin yanısıra İspanya'dan tavuk jelatini almaktayız. Ama bugüne kadar bu kapıdan içeri bir gram domuz jelatini girmemiştir. Fabrikamızda tamamen Türk işçileri ve Türk gıda mühendisleri çalışıyor. Haribo-Türkiye'de domuz jelatini kullanılıyor demek, en başta burada çalışan Müslüman personele saygısızlıktır. Eğer bu çirkin iddiayı kanıtlayabilecek bir tek kişi çıkarsa, derhal görevi bırakıp ülkeme döneceğim. Elimizde, kullandığımız jelatinin hem üretimin kaynağı olan Brezilya'daki İslâm İşleri Dairesi'nden hem de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'ndan alınmış resmî onay belgeleri var."
"İslâm ülkeleri bizden alışveriş yapıyor"
Ürünlerini günümüzde Suudi Arabistan, Kuveyt, Filistin başta olmak üzere bir çok İslâm ülkesine sattıklarını, bu ülkelerdeki İslâmî denetimlerin ise Türkiye'den de ağır olduğunu hatırlatan Mantel, "Ticaretle uğraşanlar iyi bilirler. Özellikle İsrail'e gıda maddesi satmak için tam bir kusursuzluk gereklidir. Oysa biz "Kosher" denilen Musevî şeriatına uygunluk belgesine de sahibiz ve İsrail'e uzun bir süredir yüklü miktarda mal gönderiyoruz" şeklinde konuştu.
Haribo ürünleri hakkındaki suçlamaların çoğu kez Türkiye üretimi Haribo ile Avrupa üretimi Haribo'yu birbirine karıştırmaktan, kimi zaman da bazı kaynaklarca topluma yayılan kasıtlı dedikodulardan ortaya çıktığını savunan Mantel, sözlerini şu anlamlı cümlelerle noktaladı:
"Güçlü rakiplerin olduğu Türkiye pazarına girerek, hammaddesinden hijyen koşullarına kadar herşeyiyle birinci sınıf bir tesis kurduk ve Avrupa Birliği standartlarında bir üretim kalitesiyle çalışmaya başladık. Haribo bir Alman markası, ancak buradaki üretim zincirinde görev alanların çok küçük bir bölümü yabancı. Ben ise bir buçuk yıldır ülkenizde çalışan konuk bir yönetici olarak hemen her gün televizyonlarınızdaki haber programlarında adıyla sanıyla, patronuyla işçisiyle Müslüman olan, buna karşılık iğrenç şartlarda üretim yapıp ürettiği o inanılmaz ürünleri de yine Müslüman Türk halkına yediren bir sürü serbest girişimci görüyorum. Bu manzaralara tanık olduktan sonra 84 yıllık markamıza yönelik böyle mesnetsiz suçlamaları artık çok da fazla ciddiye almamaya başladım."
Mantel'den duyarlı Müslümanlara uyarı:
"Avrupa üretimi Haribo tüketmeyin"
Haribo Türkiye İcra Kurulu Üyesi Peter Mantel, sığır jelatini kullanımının artık çokuluslu bir şirkete dönüşen Haribo'nun yalnızca Türkiye koluna özgü bir tercih olduğunu vurgulayarak, Almanya ve İngiltere'de gibi batılı ülkelerde üretilen Haribo ürünlerinde ise o ülkelerdeki tüketicilerin Creutzfeldt-Jakob (Deli Dana) hastalığından korkmaları nedeniyle domuz jelatini kullanıldığını belirtti.
Türkiye'deki fabrikalarının kuruluş amacının yalnızca İslâm coğrafyasına ve gıda konusunda Müslümanlarla ortak duyarlılıkları taşıyan İsrail'e satış yapmak olduğunu anlatan Mantel, bu amaçla üretime başladıkları ilk günden itibaren yalnızca Brezilya kökenli sığır jelatini ithal ettiklerini, buna karşılık diğer ülkelerdeki üretim zincirinde ise böyle bir dinsel kaygı bulunmadığını belirtti.
"Haribo, tüketicisine asla yalan söylemez. 80 yılı aşkın süredir popüler olmasının nedeni de bu konudaki dürüstlüğüdür" diyen Alman yönetici, internetteki "www.haribo.com" web sitesine girildiğinde şirketin değişik ülkelerdeki üretim standartlarını herkesin rahatça görebileceğini belirti.
"İngiliz haribo web sitesinde bazı ürünlerimizde domuz jelatini kullanıldığı yazılıdır ve Britanya Müslümanları bu konuda açıkça uyarılır. Ayrıca yine aynı sitede domuz jelatini bulunmayan ürünlerimiz de tek tek sıralanmakta ve Müslümanların şirketimizin hangi ürünlerini güvenle tüketebilecekleri bildirilmektedir" diyen Mantel, kendisinin de benzer türden bir duyuruyu Yeni Şafak aracılığıyla yapmak istediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğer bu konuda duyarlıysanız, başta ayıcık şekeri olmak üzere bazı Haribo ürünlerini Türkiye dışından almanız doğru değildir. Ben Türk halkına karşı ahlâkî olarak yalnızca kendi denetimimde gerçekleştirilen üretimden sorumluyum, şirketimizin Türkiye dışı tesislerinde üretilmiş olan ve bambaşka bir pazara hitap eden domuz jelatinli ürünleri ise buradaki tesisimizi bağlamaz" diyen Mantel, mamûllerinin helalliği konusunda vicdanının son derece rahat olduğunu belirtti. "Almanya'da yaşayan Türk işçileri, oradaki üretimimizde domuz jelatini olduğunu biliyor, bu yüzden de uzun süredir Türkiye Haribo'dan ürün talep ediyorlardı. Orada bile şimdi iki tür Haribo var. Biri orijinal Alman Haribo'su, diğeri ise Türk ve Müslüman marketlerinde satılan İstanbul kökenli Haribo. Helâl Haribo'nun üzerinde de zaten her türlü açıklama bulunuyor."
Toplam Yorumlar 4
Yorumlar
-
Posted 17-07-2008 at 17:36 by kymophobia
-
Helal-Gidalar.Com || Helal Gıdalar
Arı sütünün helali var mı? Nasıl oluyor da helalleştiriliyor bu meret?Posted 17-07-2008 at 17:38 by kymophobia
-
Posted 18-07-2008 at 11:03 by haydarabi
-
biraz paranoyak milletizPosted 01-12-2008 at 15:30 by Kayıtlı Değil
Yorum Gönderin
|
Toplam Trackbacks 0
















