Kimse Duymasada Söyle!
Zamanımı boşa harcıyorum telaşı var bugünlerde içimde..
Ya da boşa harcamışım da içimdeki his farkındalık mıdır nedir?
Neden hep zaman geçmesi gerekir anlayabilmek için herşeyi.
Aslında zaman da değil ya fark etmeyi sağlayan..
O sesi duymuyor oluşum belki de!
Bir akşam üstü salaş bir mekanda, iki koca bira bardağının birbirine çarptığı andaki ses…
Ve o bardağı saran el…
Düşüncesi bile rahatlatır, sanki saatlerce sohbet etmişçesine.
Yoktur karşında kimse aslında.
Ve el olmuştur dostların…
Bazen yüzlerini hatırlarsın o kadar işte..
Ve hayret edersin kendine, onlara sitem ettiğin sözlerde bile, “dost” dersin adlarına.
Eee! kalkıp gitsen ya şimdi..
Evinin penceresinden baktığın şehri istemiyorsun madem, defol git..
Nerede mutlu olabileceğini düşünüyorsan oraya..
Nerede akşam sefası sürebileceksen oraya..
Nerede sigaranı yakıp denizi seyredebileceksen oraya..
Nerede unutamadığın anıların varsa oraya..
Nerede içip sarhoş olup, naralar atabileceksen oraya..
Hadi gitsene…Özgürsün ya sen, git!
Gidemezsin ki!
Bir tek özlemini çekmeyi bilirsin sen
Bir tek hayal etmeyi..
O kadar beceriklisin işte..
Doğruyu söyledin de ne oldu?
Böbürlendin de ne oldu.. etrafındakilere bakarak?
İnandın da ne oldu!
Sevdin de ne oldu onları?
Hani bira bardaklarının sesi?
Dışarıya adımını atarsın da gidecek yer bulamazsın..
Ne bok yemeye bu kadar sevgi dolusun ki?
Neden mi?
Çünkü sevdiklerin canını acıttığında, hissetmeyesin diye!
Hissedip acı sözler sarf etmeyesin diye!
Bilirsin sen, sen söyleyince hep kötü anlaşılır.
Dostların, dostluklarını paraya satmıştır.
Ve sen düşünür durursun.
Bir kez daha şaşarsın kendine.
Ve sitem ettiğin sözlerde bile "dost" yazıyorsundur hala.
Kendi bildiğini, kendine söyledin de ne oldu?
Yalnızsın işte…Ve birazdan kalkıp odanın penceresinden yine bakacaksın şehre...
Ya da boşa harcamışım da içimdeki his farkındalık mıdır nedir?
Neden hep zaman geçmesi gerekir anlayabilmek için herşeyi.
Aslında zaman da değil ya fark etmeyi sağlayan..
O sesi duymuyor oluşum belki de!
Bir akşam üstü salaş bir mekanda, iki koca bira bardağının birbirine çarptığı andaki ses…
Ve o bardağı saran el…
Düşüncesi bile rahatlatır, sanki saatlerce sohbet etmişçesine.
Yoktur karşında kimse aslında.
Ve el olmuştur dostların…
Bazen yüzlerini hatırlarsın o kadar işte..
Ve hayret edersin kendine, onlara sitem ettiğin sözlerde bile, “dost” dersin adlarına.
Eee! kalkıp gitsen ya şimdi..
Evinin penceresinden baktığın şehri istemiyorsun madem, defol git..
Nerede mutlu olabileceğini düşünüyorsan oraya..
Nerede akşam sefası sürebileceksen oraya..
Nerede sigaranı yakıp denizi seyredebileceksen oraya..
Nerede unutamadığın anıların varsa oraya..
Nerede içip sarhoş olup, naralar atabileceksen oraya..
Hadi gitsene…Özgürsün ya sen, git!
Gidemezsin ki!
Bir tek özlemini çekmeyi bilirsin sen
Bir tek hayal etmeyi..
O kadar beceriklisin işte..
Doğruyu söyledin de ne oldu?
Böbürlendin de ne oldu.. etrafındakilere bakarak?
İnandın da ne oldu!
Sevdin de ne oldu onları?
Hani bira bardaklarının sesi?
Dışarıya adımını atarsın da gidecek yer bulamazsın..
Ne bok yemeye bu kadar sevgi dolusun ki?
Neden mi?
Çünkü sevdiklerin canını acıttığında, hissetmeyesin diye!
Hissedip acı sözler sarf etmeyesin diye!
Bilirsin sen, sen söyleyince hep kötü anlaşılır.
Dostların, dostluklarını paraya satmıştır.
Ve sen düşünür durursun.
Bir kez daha şaşarsın kendine.
Ve sitem ettiğin sözlerde bile "dost" yazıyorsundur hala.
Kendi bildiğini, kendine söyledin de ne oldu?
Yalnızsın işte…Ve birazdan kalkıp odanın penceresinden yine bakacaksın şehre...
Toplam Yorumlar 2
Yorumlar
| | doğruyu söyleyenlerin sonu hep böyle acımasız mı olur? ben sanmıyorum, doğrulara sahip az insan kalmışken zamanımızda dostlarının onları ylalnız bırakabileceklerini hiç düşünmüyorum. |
| Posted 25-04-2008 at 11:18 by DonjuanDeMarco |
| | o halde benimkiler gerçek değilmiş. |
| Posted 26-04-2008 at 19:57 by donanna |
| |
Toplam Trackbacks 0
Trackbacks
donanna ait Blog Başlıkları
- pazar günü (15-06-2008)
- küçük kardeş!! (12-06-2008)
- Kimse Duymasada Söyle! (17-04-2008)
- Rakı İçme Sanatı! (28-03-2008)
- Özgürlük (26-03-2008)











