CV Örneği
Posted 17-02-2007 at 17:49 by ansaneri
daha doğmadan ya da iki üç yaşlarınızda sizin hakkınızda kararlar çoktan alınmıştır..hangi marka telefon alcağınızı belirlemenin dışında hayattaki alternatifler nadiren sizin alternatiflerinizdir..verilen kararların içerisinde emeğinizi pazarlayacağınız iş hayatı ile ilgili kararlar önemli bir yer tutar..Yeni çağın yeni tanrısı olarak hiç şüphesiz tek aday kariyer..İyi bir kariyer için de özenle hazırlanmış,bol sertifikalı bir CV gereklidir..CV ler sizin iş yaşamınızdaki kafa kağıtlarınızdır ve artık atacağınız her adım CV ye işler..özgeçmiş olarak türkçeleştirilern CV ler,bir hesap makinasının kullanma talimatından farksızdır aslında..bir insanın geçmişini ürettiği metalar gibi standartlaştırılan ve onu insan olmayan yanlarıyla tanımlayan bir geçmiştir o..bazılarına bencilce,insan merkezci bir tanım olarak gelebilir..ürettiğimiz metalardan ne fazlamız olsun,yaşasın nesnelerin kardeşliği denilebilir..haklı da sayılırlar ne farkımız var..onların barkodu varsa bizimde çok haneli kimlik numaralarımız var..bütün nesnelerden özür dilerim..aşağıda çeşitli şirketlere yolladığım ‘özgeçmiş’imi okuyabilirsiniz..hatta iş de ayarlarsanız duacınız olurum..
Doğduğum tarihi net olarak bilmiyorum..evet nüfus cüzdanımda buyrulan bir tarih var ama,nedense,o tarihi kendime özel hiç hissedemedim..29 nisanda değil de 2 gün sonra doğsaydım ya..bazı insanlar olur..doğum günlerinde yeni doğmuş İsa’dırlar..ben de geçen koca senenin nasıl boşu boşuna yaşandığının muhakemesini yaparım..öğrenmem gerekenlerin denizde bir kum tanesi kadarını öğrenmiş dolduğumu düşünüyorum nedense..daha doğmadan hayatta uyulması gereken kuralları öğrendim..Rize’ye Kenan Evren gelince bütün milli eğitim mensuplarını o güneşte hazırol bekletmişler..ben rahat durmamışım tabii annemin karnında..bir daha da çıkmadım kuralların dışına..öğrneğin doğmak için mesai saatinin bitimini bekledim..
Anaokulunu hayal meyal hatırlıyorum..Voltran seyrettirdiklerini hatırlıyorum mesela..bir de garson kılığında katıldığım 23 nisanları..İlkokul ve ortaokulda ortalama bir öğrencinin 2.5 katı büyüklükte olduğum için kendimi farklı bir gezegenden gelmiş gibi hissederdim..ama sağolsun ‘büyükler’imiz her sabah onlardan olduğumu özenle hatırlatırdı..varlığımızı armağan ettiğimiz sabahlarda tanıdığımız tek devrimci(onlar önder derdi)Mustafa Kemal’di..ders içinde yaptığımız testlerin dışında ‘sınav’ kavramıyla ilk o dönemlerde tanıştık..fen lisesi sınavına hazırlanmamız gerekiyordu..hala daha hazır değilim..
Liseye geçtiğimde aynı üniversiteye başladığım ya da bitirdiğim zaman ki gibi hiç bir olgunluk hissi duyumsamamıştım..zeka yaşımın ve ruh yaşımın 13 lerde seyirettiğine dair derin şüphelerim var..Lise çağı çeyrek yüzyıllık hayatımın en agresif dönemiydi diyebilirim..ortaokula kadar benden başarıyla gizlenen evrensel çelişkileri anahtar deliğinden görmüştüm bir kere..kapıyı açmam gerekti..ya da kırmam..Neyseki ÖSS vardı..kalecilik kariyerime son vererek hayatın eğerini sırtıma vurdum ve düştüm dershane yollarına..türkçe matemaik bölümünde geçirdiğim bir hafta boyunca ailemin nerden çıktığını hiç bir zaman bilemediğim mühendislik takıntısı yakamı bırakmadı ve uslu bir çocuk olarak mühendislik eğitimi almaya karar verdim..
üniversite tercihimi yaparken de ne herhangi bir üniversitenin niteliğine baktım ne de bu konuda bilgi alma gereği duydum..devasa karayolları haritasını açtım ve Trabzon’a en uzak il olan (göz kararı) Balıkesir’i seçtim..
Aman tanrım(o zamanlar inanırdım)ben ne yaptım feryadları içerisinde geçen bir seneden sonra derslerle olan ilişkime mesafe koydum ve siyaset (bir de kızlar) alanında kariyer!yapmaya karar verdim..bütün sevgililerimi kavgamın içerisindeki birer insan olduklarını kabullenmeleri gerektiğine inandıramadım..nedense varlıklarını mutlak bir sadakatle kutsamam öncelikleri olmuştu hepsinin..daha ikinci sınıfta okulun tek düşünce topluluğunda başkan olmuştum..ama uygulamaya çalıştığımız başkansızlık sistemi tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı..cezalar eylemler aşklar aldatılmalar ayrılıklar dost kazıkları kavgalar sakatlıklar ve son..nasıl mezun oldum ben bile bilmem..
Okul bittikten sonra askerlik görvini yapmamaya karar verdim..silahı elime almamak için kaçabildiğim kadar kaçacaktım..vicdani falan değil..tamamen ideolojik..zihinsel beyinsel bir süreç yani..etkisi hala daha tamamen geçmeyen bir ayrılık da yaşayınca kararımı vermiştim..ömrümün geriye kalanını toplumun kirli ilişkilerinden uzakta,belki bir dağ başında,bir şantiyede geçirebilirdim..Muğla’ya giderken insanlığın doğaya karşı verdiği dayanışma içerisindeki bir mücadelenin parçası olma heyecanıyla yeni bir sayfa açabileceğimi hissetmiştim..çok uzun sürmedi bu rüya..daha 12. gün şantiyedeki katı hiyerarşik yapıyı derinlemesine tahlil etmiş kabul edilmeyen istifamı vermiştim..işçisi mühendisi mimarı müdürü herkes sanki tanımlanamayan bir gücün etkisinde mutlak çalışmaya ve maddi olarak tatmin olmaya programlanmıştı..İşte o dönem,farklı bir gezegenden gelmiş gibi hissettiğim ikinci dönemdi..üstelik bu kez standart bir görünüme sahiptim..6 ay süren şantiye incelemem(çalışmanın yanında insanları da gözlemledim) ve bir daha da uğramadım..
Kullandığım bilgisayar programlarını sormuşsunuz..ev arkadaşlarım ağ bağlantısından Counter Strike oynarlardı geceleri..bana da oynatmadılar değil ama benim favorim Winning Eleven dı..eskiden,ilk bilgisayarım olduğu zaman,prince diye bir oyun vardı..Türkiye’de ilk ben bitirdim diyebilirim o oyunu ama siz yine de inanmayın..en sevdiğim oyundu kendisi..sık sık film izlerim birde bilgisayarda en son Kurosawa’nın Gölge Savaşçısı’nı izledim ama siz Hızlı ve Öfkeli’yi tercih ediyor olmalısınız..chat de yapmam değil..İngilizcemi ve Taycamı geliştirmemde önemli katkısı oldu..
Şirketinizden beklentilerime gelince..belirtmeliyim ki günde 5 saatten fazla çalışmam(Lafargue 3 saat önermişti 2 saat de benden olsun)..çalışma saatleri ‘esnek’ olur ama elastisite modülünü kötü emellerinize alet ettirmem..fazla mesai yapmam ama verirseniz ücretini alırım...korkmayın para da pulda gözüm yok..ayda bin beş yüz ytl almasına rağmen yıllarını verdiği gazatesinden beş kuruşsuz kovulan bir gazetecinin hikayesini okudum..idealist kalmaya yeter para bin beşyüz ytl ise aynı tarifeyi bana da uygulayın..
Sevgilerimle...
Doğduğum tarihi net olarak bilmiyorum..evet nüfus cüzdanımda buyrulan bir tarih var ama,nedense,o tarihi kendime özel hiç hissedemedim..29 nisanda değil de 2 gün sonra doğsaydım ya..bazı insanlar olur..doğum günlerinde yeni doğmuş İsa’dırlar..ben de geçen koca senenin nasıl boşu boşuna yaşandığının muhakemesini yaparım..öğrenmem gerekenlerin denizde bir kum tanesi kadarını öğrenmiş dolduğumu düşünüyorum nedense..daha doğmadan hayatta uyulması gereken kuralları öğrendim..Rize’ye Kenan Evren gelince bütün milli eğitim mensuplarını o güneşte hazırol bekletmişler..ben rahat durmamışım tabii annemin karnında..bir daha da çıkmadım kuralların dışına..öğrneğin doğmak için mesai saatinin bitimini bekledim..
Anaokulunu hayal meyal hatırlıyorum..Voltran seyrettirdiklerini hatırlıyorum mesela..bir de garson kılığında katıldığım 23 nisanları..İlkokul ve ortaokulda ortalama bir öğrencinin 2.5 katı büyüklükte olduğum için kendimi farklı bir gezegenden gelmiş gibi hissederdim..ama sağolsun ‘büyükler’imiz her sabah onlardan olduğumu özenle hatırlatırdı..varlığımızı armağan ettiğimiz sabahlarda tanıdığımız tek devrimci(onlar önder derdi)Mustafa Kemal’di..ders içinde yaptığımız testlerin dışında ‘sınav’ kavramıyla ilk o dönemlerde tanıştık..fen lisesi sınavına hazırlanmamız gerekiyordu..hala daha hazır değilim..
Liseye geçtiğimde aynı üniversiteye başladığım ya da bitirdiğim zaman ki gibi hiç bir olgunluk hissi duyumsamamıştım..zeka yaşımın ve ruh yaşımın 13 lerde seyirettiğine dair derin şüphelerim var..Lise çağı çeyrek yüzyıllık hayatımın en agresif dönemiydi diyebilirim..ortaokula kadar benden başarıyla gizlenen evrensel çelişkileri anahtar deliğinden görmüştüm bir kere..kapıyı açmam gerekti..ya da kırmam..Neyseki ÖSS vardı..kalecilik kariyerime son vererek hayatın eğerini sırtıma vurdum ve düştüm dershane yollarına..türkçe matemaik bölümünde geçirdiğim bir hafta boyunca ailemin nerden çıktığını hiç bir zaman bilemediğim mühendislik takıntısı yakamı bırakmadı ve uslu bir çocuk olarak mühendislik eğitimi almaya karar verdim..
üniversite tercihimi yaparken de ne herhangi bir üniversitenin niteliğine baktım ne de bu konuda bilgi alma gereği duydum..devasa karayolları haritasını açtım ve Trabzon’a en uzak il olan (göz kararı) Balıkesir’i seçtim..
Aman tanrım(o zamanlar inanırdım)ben ne yaptım feryadları içerisinde geçen bir seneden sonra derslerle olan ilişkime mesafe koydum ve siyaset (bir de kızlar) alanında kariyer!yapmaya karar verdim..bütün sevgililerimi kavgamın içerisindeki birer insan olduklarını kabullenmeleri gerektiğine inandıramadım..nedense varlıklarını mutlak bir sadakatle kutsamam öncelikleri olmuştu hepsinin..daha ikinci sınıfta okulun tek düşünce topluluğunda başkan olmuştum..ama uygulamaya çalıştığımız başkansızlık sistemi tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı..cezalar eylemler aşklar aldatılmalar ayrılıklar dost kazıkları kavgalar sakatlıklar ve son..nasıl mezun oldum ben bile bilmem..
Okul bittikten sonra askerlik görvini yapmamaya karar verdim..silahı elime almamak için kaçabildiğim kadar kaçacaktım..vicdani falan değil..tamamen ideolojik..zihinsel beyinsel bir süreç yani..etkisi hala daha tamamen geçmeyen bir ayrılık da yaşayınca kararımı vermiştim..ömrümün geriye kalanını toplumun kirli ilişkilerinden uzakta,belki bir dağ başında,bir şantiyede geçirebilirdim..Muğla’ya giderken insanlığın doğaya karşı verdiği dayanışma içerisindeki bir mücadelenin parçası olma heyecanıyla yeni bir sayfa açabileceğimi hissetmiştim..çok uzun sürmedi bu rüya..daha 12. gün şantiyedeki katı hiyerarşik yapıyı derinlemesine tahlil etmiş kabul edilmeyen istifamı vermiştim..işçisi mühendisi mimarı müdürü herkes sanki tanımlanamayan bir gücün etkisinde mutlak çalışmaya ve maddi olarak tatmin olmaya programlanmıştı..İşte o dönem,farklı bir gezegenden gelmiş gibi hissettiğim ikinci dönemdi..üstelik bu kez standart bir görünüme sahiptim..6 ay süren şantiye incelemem(çalışmanın yanında insanları da gözlemledim) ve bir daha da uğramadım..
Kullandığım bilgisayar programlarını sormuşsunuz..ev arkadaşlarım ağ bağlantısından Counter Strike oynarlardı geceleri..bana da oynatmadılar değil ama benim favorim Winning Eleven dı..eskiden,ilk bilgisayarım olduğu zaman,prince diye bir oyun vardı..Türkiye’de ilk ben bitirdim diyebilirim o oyunu ama siz yine de inanmayın..en sevdiğim oyundu kendisi..sık sık film izlerim birde bilgisayarda en son Kurosawa’nın Gölge Savaşçısı’nı izledim ama siz Hızlı ve Öfkeli’yi tercih ediyor olmalısınız..chat de yapmam değil..İngilizcemi ve Taycamı geliştirmemde önemli katkısı oldu..
Şirketinizden beklentilerime gelince..belirtmeliyim ki günde 5 saatten fazla çalışmam(Lafargue 3 saat önermişti 2 saat de benden olsun)..çalışma saatleri ‘esnek’ olur ama elastisite modülünü kötü emellerinize alet ettirmem..fazla mesai yapmam ama verirseniz ücretini alırım...korkmayın para da pulda gözüm yok..ayda bin beş yüz ytl almasına rağmen yıllarını verdiği gazatesinden beş kuruşsuz kovulan bir gazetecinin hikayesini okudum..idealist kalmaya yeter para bin beşyüz ytl ise aynı tarifeyi bana da uygulayın..
Sevgilerimle...
Toplam Trackbacks 0



