Bazen..

Hal-i Sekir
Posted 22-08-2008 at 21:47 by 3-5-2
“…Viskinin yalnızların içkisi olduğunu düşündüğümden bahsetmiş miydim? Geçenlerde evde tek başımayken çektim biraz ve kararım odur ki viski, yanına bir şey/birisi aranmadan gırla çekilebilecek bir nanedir.
- Bu evdeki fareler, imarettekiler gibi sofu tabiatlı olmazlar ya!.. Meze yiye yiye rakıya da alışmışlar. Sahipleri nasıl olursa hayvanlar da ona çeker…
…Bir meyhanecinin horozu vardı, her gün müşterilerden ziyade matiz olurdu. Bu meredi yalnız insanlar değil, ağzının tadını bilen hayvanlar da içer.” *
Ramazanda yakın ama…
Rakı aldım dün…
Beni gaza getirende üstteki satırlar oldu biraz, aslında sebep arıyordum içmeye, iyi gelir diyordum karışan düşüncelere.
“…Neden sebep arıyordum? Pekte bir şey yok, can sıkıntısı, üniversite temelli sorunlar, klasik martavallar.
Ben polislerin matizler için verdikleri curnalı bilirim. Baş ağrısı reçetesi gibidir: “Merkum 3-5-2’nin kendini bilmeyecek derecede hali sikirde¹ bulunması sebebiyle…” Alt tarafı işte daha böyle martaval… Böyle curnalları çok yedik, ezberimdedir. Hele rakının üzerine ekşi çorba gibi şifalı gelir. Kendini bilen adam kendini bilmeyen bir kimse ile uğraşır mı?...” *
“Evladım, üniversitede bizlerin işi öğretmek değildir, biz anlatırız fakat öğrenmesi ve araştırması gereken öğrencidir.”
Baş ağrısı reçetesi gibi…
Nasıl bir anlayışsa bu; madem öğretmeyeceksin ne halt etmeye yeni yeni üniversiteler açıyorsun ne halt etmeye kontenjanları arttırıyorsun be! Araştırma yapıyormuş(!) alenen yatıyorsun ulan!
Ama işte kendini bilen adam kendini bilmeyenle uğraşır mı? Bende yatıyorum…
Rakının üzerine ekşi çorba gibi, ama şifalı olduğu söylenemez.
“…Beklediğim kadar güzel değildi, insan tek başınayken tadı olmuyor zaten…
- Biraz idareli git.
- İdareliye vakit mi var? Şimdi bizi buradan elerler. Kendini Sandıkburnu’nda koltukta² mı zannediyorsun? Onlar bizi buradan süpürmeden biz sofrada ne varsa sömürelim. Haydi bakalım, cebinde kirli mendil, sicim yumağı, daha mideye yaramaz ne varsa at. Sofradaki kuru yemişleri, soyulmamış yaşları hep tarayalım. Allah bu nimetleri bize bahşetti.
- Rakı nasıl ulan?
…” *
Yalnızım ya ister istemez düşünüyorum;
Yalnız yaşacaksan, yaşayabilmeyi umuyorsan işkolik olacaksın veya –kolik eki almış bir sıfat edineceksin kendine ki derin düşüncelere dalmayasın.
Belki de Türkiye’nin problemi budur, çok sıcakkanlıyız ve yalnızlık Allah’a mahsus diye düşünüyoruz o sebepten işkolikler vb. gibi kişiler yok, zamanımızın çoğunu insan ilişkilerine harcıyoruz, belki de hepimiz asosyal insanlar olsak batılı medeniyetlere yetişiriz. (Muasır medeniyetler değil.) Ama Allah bu nimetleri bize bahşetti değil mi?** Asosyal olduktan sonra insan olmanın bir büyüsü mü kalıyor?
Esasında ne kadar şikâyet etsem de bir şeylerden –yalnızlık hariç, anlaşılan- ben böyle mutluyum arkadaş…
* Hüseyin Rahmi Gürpınar – Tebessüm-i Elem adlı kitaptan alıntıdır. Hayatınızda ki bir günü değiştirebilecek bir kitap. Benim ki de dündü. Böylece kitabı kötülüyorum sanmayın, bence insanın bir gününü bile değiştirebilecek kitap sayısı çok azdır. Sonlarına doğru daralsam da güzel kitaptı, okumanızı tavsiye ederim.
** Neden Ortadoğu dinlerinin hepsinde Tanrılar erkek?

¹ Hal-i sekirde olacak, sarhoş halde demek. Yanlış söylüyor.
² Genelev.
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Yorum Gönderin
|
Toplam Trackbacks 0




