İngiltere’de hangi şehirde kişi başına en fazla rock gurubu bulunur? Radiohead ’e göre bu kendi yaşadıkları şehir olan Oxford. (Oxford, aynı zamanda Ride ve Supergrass’ında çıkış yaptıkları şehirdir) Gurubun beş
RadioheadPublished by Lizard King 04-05-2005 |
|
İngiltere’de hangi şehirde kişi başına en fazla rock gurubu bulunur? Radiohead’e göre bu kendi yaşadıkları şehir olan Oxford. (Oxford, aynı zamanda Ride ve Supergrass’ında çıkış yaptıkları şehirdir) Gurubun beş üyesi de Oxford’un yerlisi. İlk olarak grup üyelerinden Thom Yorke ve Colin Greenwood; Joy Division’a, Magazine ve farklı giyim tarzlarına olan ilgileri yüzünden Abingdon’da tanıştılar.
Bir diğer solist ve gitarist olan Ed O’Brien ise guruba daha sonra katıldı. Guruba katılması sebebi ise Thom’un onu Morrisey gibi cool bulmasıydı. Daha sonra Colin’in küçük erkek kardeşi Johnny de topluluğa armonikasıyla katıldı. Fakat beşli ilerlemekte olan kariyelerine, gruptaki bir çok üyenin üniversite yollarına düşmesiyle ara vermek zorunda kaldı. Sırasıyla; Thom, Exeter Üniveristesi’ne Güzel Sanatlar ve Edebiyat okumaya, Ed, Manchester’a politika okumaya ve Colin’le Phil’de, Cambridge ve Liverpool’a İngiliz Dili okumaya gitti. 1991 yazında okulları biten grubun tüm üyeleri, Oxford’da tekrar toplandılar. Ve sonunda grup ismini Talking Heads’in; “True Stories” albümünde yer alan bir parçanın olan “RADIO HEAD” olarak değiştirdi. Radiohead üyeleri, kendilerine verilen diğer sorumlulukları bir kenara bırakıp, grubu ciddi bir şekilde ele almalarıyla birlikte, haklı başarılarını kısa sürede yakaladılar. Yaptıkları ilk çalışmalarla birlikte yirminin üzerinde plak şirketi grupla anlaşma yapmak için sıraya girdi. Radiohead ilk çıkışını 1992 yılında 'Drill' adlı i EP ile İngiltere'de gerçekleştirdi. Parça, onların bir çok radyo programına çıkmalarına ve sadece bir kaç isim saymak gerekirse PJ Harvey, Tears For Fears ve James gibi gruplarla turnelere çıkabilmeleri için yeterli oldu. Fakat tabii ki bu sadece bir başlangıçtı. Daha sonra yapacakları ‘Creep’ adlı parça kariyerlerini bir anda tamamen değiştirecekti. ‘Creep’, iki sene boyunca İngiltere’de bir numarada kalmayı başardı. Yabancılaşmaya sunulan bir şükran duası olarak algılanan parça, 1993 yılında çıkardıkları albümleri “Pablo Honey”deki diğer şarkılarla da benzerlik gösteriyordu. Bazı ‘Creep’ hayranları göreceli bir hoşgörüsüzlük sergileyip albümden çıkan diğer parçalar karşısında hayalkırıklığına uğradıklarını belirttiler. Bununla birlikte bir çok kişi ise, grubun farklı ve çeşitli soundlarına duydukları hayranlıklarını gizlemedi. 1994 yılında grubun “My Iron Lung” adlı EP’si çıktı. Amerika’daki tüm radyolar; albümden çıkan ‘Fake Plastic Trees’ adlı single’ın üzerine atladı. Bu single aynı zamanda, 1995 yılında piyasaya çıkan “Clueless” adlı filminde soundtrackinde bulunuyordu. Böylece grup sonunda ‘Creep’ şöhretli müzik hayatlarından kurtuluyordu. ‘Fake Plastic Trees’in yavaş ve neredeyse kederli bir havası vardı, sanki daha önce çıkardıkları hit parçalarının kederli bir öğüdüydü. Bu sırada grup, neredeyse dünya nüfusuna yakın bir hayran kitlesi elde etti. Bu hayranlar arasında R.E.M.’in üyeleri de vardı ve Radiohead’e 1995 yılında yaptıkları Avrupa ve Amerika Turneleri sırasında ön gurupları olmalarını teklif ettiler. Bütün bunların yanısıra diğer gruplarda Radiohead’e olan saygılarını grubun parçalarının coverlayarak gösterdiler. Tears For Fears, grubun ‘Creed’ parçasının canlı performans kaydını yaptı ve bunu B-Side adı altında piyasaya sürdü. Ayrıca The Pretenders grubu da ‘Creep’i yorumladı. Bu parça grubun Isle of Video kliplerinde sunuldu fakat kayıt, cd’de yer almadı. Grubun bir başka hayranı ise Alanis Morissette. Morissette, 1995-1996 yılında verdiği her konserinde ‘Fake Plastic Trees’i söyledi. Aynı zamanda gruba, 1996 Ağustosun’da yaptığı turnede birlikte sahne alma teklifinde bulundu. Grubun ikinci albümü "The Bends" ise 1995 yılında piyasaya çıktı. Radiohead üçüncü albümlerinin çalışmalarına 1996 yılının ilk yarısında başladı. Fakat işi ancak Alanis Morissette’le çıktıkları turneden sonra ciddiye alabildi. Grup, albüm kayıtlarını aktrist Jane Seymor’a ait 14. yüzyıldan kalma bir malikanede gerçekleştirdi. Bu bina aynı zamanda Cure’un, “Wild Mood Swings” albümlerini kayıt ederken de kullandıkları yer olarak gayet şöhretliydi. |
|
#2
Gönderen
marlasinger
on
18-11-2007, 18:27
|
|
Bu adamların sürekli şap kullandıklarını da söyleyelim madem.
"Belki içimde doğurduğu umut haklı çıkar,belki de bana hayat verecek yağmurun yağma olasılığı vardır hala ve evet belki de tanrı çocuklarını seviyordur" diye bir laf etmişti Thom Yorke.Demek ki o kadar da umutsuz değiller. ![]() |
![]() |
| Etiketler |
| radiohead |
| Biyografi Tools | |
| Görünüş Şekli | |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Biyografi | Biyografi Starter | Comment | Cevap | Son Mesaj |
| Radiohead | Edi | Biyografiler | 2 | 30-08-2007 15:44 |
| Radiohead | lavey | Metal - Rock | 23 | 10-01-2007 14:33 |