Kate Bush
Kate Bush
Kate Bush, 1958’de İrlandalı folk dansçısı bir anneyle başarılı bir piyanistin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğduğu günden beri müzikle iç içe olan Kate, 11 yaşında piyano çalmaya başladı. Zamanla kendi melodilerini oluşturmaya ve onları şarkı sözleriyle zenginleştirmeye başladı. İlk demosu, ailesinin yakın dostu Ricky Hopper aracılığıyla David Gilmour’un eline geçtiğinde sadece 16 yaşındaydı. Duyduğu melodilerden çok etkilenen David Gilmour, daha kaliteli bir kayıt için Kate’e yardımcı olmak üzere Andrew Powell’la anlaştı. Yine Gilmour sayesinde EMI ile anlaşan Kate, bir süre KT Bush Band ile barlarda çaldıktan sonra hali hazırdaki 200 parçadan en iyilerini seçerek ilk albümünü kaydetti. Sanatçının çıkış çalışması lan “The Kick Inside” 1978’de yayımlandı. Albümden çıkan ilk single, günümüzde klasikler arasında yerini almış olan “Wuthering Heights” parçasıydı. Single, İngiltere ve Avustralya listelerinde zirveye çıkarak uluslararası bir hit haline geldi. Bu sayede Kate Bush, İngiltere listesinde kendi parçasıyla 1 numaraya kadar çıkmayı başaran ilk kadın sanatçı ünvanını elde etti. Ardından gelen “The Man With the Child in His Eyes” single’ı İngiltere listelerinde 6 numaraya kadar yükseldi. Kate’in ünü Amerika’ya kadar ulaşmıştı. Amerika Billboard listesinde ilk 100’e giren sanatçı vakit kaybetmeden yeni albümü için çalışmalara başladı.
Stüdyoya girmeden önce KT Bush Band ile tekrar turlayan sanatçı, kayıtlara bu ekiple girmek istiyordu; fakat daha sonradan albüm kayıtlarında session müzisyenlerinin kullanılmasına karar verildi. “On the Kick Inside” albümünde sanatçının ağabeyi Paddy Bush harmonika, mandolin, balalaika ve didgeridoo enstrümanlarını çaldı. Daha sonra perküsyoncu olarak gruba katılan Stuart Elliot davulun başına otururken Charlie Morgan da yine davulda session müzisyenliğini konuşturdu. Bu arada albümün tanıtımı için kollarını sıvayan EMI, sanatçının müzikal kimliği ile değil, bir kadın olarak vücudunu ve feminen imajını nasıl sergileyeceği ile ilgileniyordu. Bu durumdan hoşnut olmayan Kate Bush, o dönem yaşadıklarını yıllar sonra NME dergisine verdiği bir röportajda açıkladı. O dönemde insanların, sanatçının kendi şarkılarını yazan ve piyano çalan bir müzisyen olduğunun farkında bile olmadıklarını, medyanın sanatçıyı sadece kadınlığıyla öne çıkartmaya çalıştığını ifade eden Kate Bush, sadece bir kadın olmaktan öte ‘sanatçı bir kadın’ olduğunu vurgulamaya çalışmanın zorluklarını yıllarca yaşadığını belirtti.
“The Kick Inside” albümünün başarısından istifade etmek için sanatçının yeniden kayda girmesinde ısrar eden EMI, sonuçta Kate Bush’un içine sinmeyen bir albüm yapmasına neden oldu. Andrew Powell’ın prodüktörlüğünde kaydedilen ve “Lionheart” adını taşıyan albümün tamamı İngiltere sınırlarının dışında kaydedildi. Albümde yer alan «Kashka From Baghdad» adlı şarkıda eşcinsel bir çiftin hikayesini anlattı. Ayrıca albüm «Wow», «Symphony In Blue» gibi hit parçalar taşımasına rağmen ilk albüm kadar başarılı olamayan bu çalışma İngiltere albüm listesinde 6 numaraya kadar çıkabildi. Albüm yayınlandıktan sonra bir de EMI’nin dayattığı yoğun turne programının üstesinden gelmek zorunda olan sanatçı, “The Tour of Life” adını verdiği bu 6 haftalık turnenin prodüksiyonundaki her işle bizzat ilgilendi. Ayrıca sanatçı, kablosuz mikrofon kulaklığı sistemini ilk kez kullanan sanatçı oldu.
Medyada yasıtılan imajından rahatsız olan Bush, önceliğin yaptığı müziğe verilmesi için uğraşlar vermeye devam etti. Bir sonraki adım, albümlerinin prodüksiyonunda da yer almak oldu. Gözlerden uzaklaşıp stüdyoya kapanıyor, yaptığı işin peşini başından sonuna kadar bırakmıyordu. Sadece albümleriyle ilgili görüşmeler için basınla bir araya geliyordu. Öyle ki, yeni albümü çıkana kadar basında 4 senelik bir sessizlik hakim olmuştu. Kimileri bunu onun olası sağlık problemlerine vurdu. Psikolojik rahatsızlığı olduğu söylentilerinden, çok kilo aldığı dedikodularına kadar birçok yorum etrafı sarmıştı. Beklenen albüm 1980 senesinde geldi. “Never for Ever” adını taşıyan bu albüm, sanatçının kendisinin ve yardımcı olarak da Jon Kelly’nin prodüktörlüğünde kaydedildi. Drum machine ve synthesizer’ların hakim olduğu albüm her zamanki gibi sanatçının edebiyat ve sinemadan aldığı ilhamla oluşturulmuştu. “The Infant Kiss” parçası “The Innocents” filminden, “The Wedding List” ise François Truffaut’nun “The Bride Wore Black” yapımından etkilenerek yazılmıştı.
1980 senesinde sanatçı “December Will Be Magic Again” adını taşıyan bir Noel single’ı hazırladı. İngiltere listesinde 29 numaraya kadar çıkan bu single sonrasında “The Dreaming” albümü yayımlandı. Bu albümün prodüksiyonunun tamamı sanatçının kendisine aitti. Sound açısından farklı müziklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu albüm, başlarda eleştirmenler tarafından ılımlı karşılanmadı; fakat daha sonra klasikler arasında yerini aldı. “Sat In Your Lap” parçası albümden çıkan ilk single oldu. 11 numaraya kadar çıkan bu single sonrasında yayınlanan ve albümün kendi adını taşıyan single ise 48 numarada kaldı. “There Goes a Tenner” ise listeye adım dahi atamadı. Albümden çıkan single’lar kendi başlarına bir başarı gösteremezken, albümün kendisi oldukça başarılı olmuştu.
1985 senesinde, sanatçının zirve kabul edilen albümü “Hounds of Love” piyasaya sürüldü. Stüdyo masraflarından kurtulmak için evinin yakınına özel bir stüdyo inşa eden sanatçı, albümün tüm işlerini burada tamamladı. Albüm kısa sürede Madonna’nın «Like a Virgin» parçasını zirveden indirerek 1 numaraya oturdu. Albüm, iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm aşk şarkısı sayılabilecek 5 şarkıdan oluşuyordu. En önemli hiti olarak kabul edilen «Running Up That Hill» bu bölümdeydi. The Ninth Wave adını taşıyan 2. bölüm ise adını Tennyson’ın bir şiirinden almıştı. Denizde kaybolan bir kadının sulara çekilme korkusuyla yüzleşmesini anlatıyordu.
1986’da BRIT Ödüllerinde 4 dalda birden aday olan sanatçı, bu ödüllerin hiçbirini alamadı, fakat aynı sene Peter Gabriel ile birlikte kaydettiği “Don’t Give Up” şarkısıyla yine listelerde üst sıralarda yer aldı. Bunun üzerine elini çabuk tutan EMI, ‘Experiment IV’ adlı single’ı da içeren bir greatest hits albümü yayımladı. Bu albümü, 1989 yılında piyasaya sürülen “The Sensual World” izledi. Yine sanatçının edebiyat ve sinemadan esinlenerek yazdığı parçalardan oluşan bu albüm, James Joyce’tan ve William Blake’ten izler taşıyordu. Albüm, sanatçının Amerika’da en fazla satılan albümü olurken, İngiltere albüm listesinde 2 numaraya oturdu. She’s Having Baby filminin soundtrack’i için yazılan “The Woman’s Work” de yeniden editlenmiş olarak bu albümde yerini almıştı. Şarkı, CSI: Crime Scene Investigation dizisinin 2007 sezonu promolarında kullanıldı.
1991’de Elton John’un “Rocket Man” adlı parçasını yeniden yorumlayarak beğeni toplayan sanatçı, 1993’te “Red Shoes” adını verdiği yeni albümünü hayranlarının beğenisine sundu. İsmini bir filmden alan albüm, dünya çapında 3 milyondan fazla sattı. Albüme katkıda bulunanlar arasında Prince, Jeff Beck ve Eric Clapton da bulunuyordu. Sanatçı 1993’te “The Line, the Cross & the Curve” adlı kısa filme imza attı. Müzikal şeklinde hazırlanan ve Miranda Richardson’ın da yer aldığı bu yapımda sanatçının 6 şarkısı kullanıldı. Bu şarkılardan “Rubberland” için iki farklı video çekildi. Amerikan veriyonu deri ceketli, büyük güneş gözlüklü ve kabarık saçlı bir rockçı imajını yansıtırken, araya müzikalden kareler serpiştirildi. Videon çekildikten sonra şöhreti artan albüm, daha önceki Amerika başarısını arkasında bırakarak 28 numaraya çıkmayı başardı. Albüm, İngiltere’de yine 2 numaraya kadar çıktı.
O dönemde birden fazla kayıp yaşayan sanatçı önce gitaristi Alan Murphy’yi, daha sonra da annesini kaybetti. Yine aynı dönemde, Del Palmer ile de uzun süredir yaladığı ilişki sonlandı. The Red Shoes’un yayınlanmasından sonra bir süreliğine kayıplara karışan Kate Bush, bu dönemde oğluna eğlence dünyasından uzak, normal bir hayat sağlamak için uğraşıyordu. 1998’de, şimdi kocası olan Danny McIntosh’dan bir çocuk dünyaya getiren sanatçı, bu haberi 2 sene boyunca gazetecilerden saklamayı başardı. 2005’e kadar yeni albüm çıkarmayan sanatçı, en sonunda “Aerial” ile hayranlarına tekrar merhaba dedi. 2005’in Kasım ayında piyasaya sürülen albüm medya ve dinleyiciler tarafından yıllardır merakla bekliyordu. Sanatçının nasıl bir dönüş yapacağı merak konusuydu. Elvis Presley ve Citizen Kane’e göndermeler yapan “King of the Mountain”, albümden çıkan ilk single oldu. Albüm, tıpkı 1985 tarihli “Hounds of Love” gibi iki bölümden oluşuyordu. A Sea of Honey başlıklı ilk cd birbirinden bağımsız şarkılardan oluşurken, A Sky of Honey adını taşıyan ikinci cd ise tema bakımından birbirine bağlı şarkılar barındırıyordu. “King of the Mountain”, 4 numaraya kadar çıkarak sanatçının İngiltere’deki en başarılı single’ı oldu. Albümün kendisi ise listelere 3 numaradan giriş yaptı ve kısa sürede 1.5 milyonluk bir satış rakamı elde etti.
2006’da Brit Awards’a 2 dalda birden aday olan Kate Bush, Aerial’ın kendisinin son albümü olmadığını röportajlarında sıkça dile getirdi. Albümün başarısıyla yeniden heveslenen EMI, sanatçının albümlerinin tamamını tekrar piyasaya sürdü. Son olarak 2007 seneside vizyona giren Golden Compass filmine “Lyra” adlı parçayla ismini yazdıran sanatçı, çıkan dedikodulara cevap olarak müzisyenliği bırakmaya hiç niyeti olmadığını belirtti.
Stüdyoya girmeden önce KT Bush Band ile tekrar turlayan sanatçı, kayıtlara bu ekiple girmek istiyordu; fakat daha sonradan albüm kayıtlarında session müzisyenlerinin kullanılmasına karar verildi. “On the Kick Inside” albümünde sanatçının ağabeyi Paddy Bush harmonika, mandolin, balalaika ve didgeridoo enstrümanlarını çaldı. Daha sonra perküsyoncu olarak gruba katılan Stuart Elliot davulun başına otururken Charlie Morgan da yine davulda session müzisyenliğini konuşturdu. Bu arada albümün tanıtımı için kollarını sıvayan EMI, sanatçının müzikal kimliği ile değil, bir kadın olarak vücudunu ve feminen imajını nasıl sergileyeceği ile ilgileniyordu. Bu durumdan hoşnut olmayan Kate Bush, o dönem yaşadıklarını yıllar sonra NME dergisine verdiği bir röportajda açıkladı. O dönemde insanların, sanatçının kendi şarkılarını yazan ve piyano çalan bir müzisyen olduğunun farkında bile olmadıklarını, medyanın sanatçıyı sadece kadınlığıyla öne çıkartmaya çalıştığını ifade eden Kate Bush, sadece bir kadın olmaktan öte ‘sanatçı bir kadın’ olduğunu vurgulamaya çalışmanın zorluklarını yıllarca yaşadığını belirtti.
“The Kick Inside” albümünün başarısından istifade etmek için sanatçının yeniden kayda girmesinde ısrar eden EMI, sonuçta Kate Bush’un içine sinmeyen bir albüm yapmasına neden oldu. Andrew Powell’ın prodüktörlüğünde kaydedilen ve “Lionheart” adını taşıyan albümün tamamı İngiltere sınırlarının dışında kaydedildi. Albümde yer alan «Kashka From Baghdad» adlı şarkıda eşcinsel bir çiftin hikayesini anlattı. Ayrıca albüm «Wow», «Symphony In Blue» gibi hit parçalar taşımasına rağmen ilk albüm kadar başarılı olamayan bu çalışma İngiltere albüm listesinde 6 numaraya kadar çıkabildi. Albüm yayınlandıktan sonra bir de EMI’nin dayattığı yoğun turne programının üstesinden gelmek zorunda olan sanatçı, “The Tour of Life” adını verdiği bu 6 haftalık turnenin prodüksiyonundaki her işle bizzat ilgilendi. Ayrıca sanatçı, kablosuz mikrofon kulaklığı sistemini ilk kez kullanan sanatçı oldu.
Medyada yasıtılan imajından rahatsız olan Bush, önceliğin yaptığı müziğe verilmesi için uğraşlar vermeye devam etti. Bir sonraki adım, albümlerinin prodüksiyonunda da yer almak oldu. Gözlerden uzaklaşıp stüdyoya kapanıyor, yaptığı işin peşini başından sonuna kadar bırakmıyordu. Sadece albümleriyle ilgili görüşmeler için basınla bir araya geliyordu. Öyle ki, yeni albümü çıkana kadar basında 4 senelik bir sessizlik hakim olmuştu. Kimileri bunu onun olası sağlık problemlerine vurdu. Psikolojik rahatsızlığı olduğu söylentilerinden, çok kilo aldığı dedikodularına kadar birçok yorum etrafı sarmıştı. Beklenen albüm 1980 senesinde geldi. “Never for Ever” adını taşıyan bu albüm, sanatçının kendisinin ve yardımcı olarak da Jon Kelly’nin prodüktörlüğünde kaydedildi. Drum machine ve synthesizer’ların hakim olduğu albüm her zamanki gibi sanatçının edebiyat ve sinemadan aldığı ilhamla oluşturulmuştu. “The Infant Kiss” parçası “The Innocents” filminden, “The Wedding List” ise François Truffaut’nun “The Bride Wore Black” yapımından etkilenerek yazılmıştı.
1980 senesinde sanatçı “December Will Be Magic Again” adını taşıyan bir Noel single’ı hazırladı. İngiltere listesinde 29 numaraya kadar çıkan bu single sonrasında “The Dreaming” albümü yayımlandı. Bu albümün prodüksiyonunun tamamı sanatçının kendisine aitti. Sound açısından farklı müziklerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu albüm, başlarda eleştirmenler tarafından ılımlı karşılanmadı; fakat daha sonra klasikler arasında yerini aldı. “Sat In Your Lap” parçası albümden çıkan ilk single oldu. 11 numaraya kadar çıkan bu single sonrasında yayınlanan ve albümün kendi adını taşıyan single ise 48 numarada kaldı. “There Goes a Tenner” ise listeye adım dahi atamadı. Albümden çıkan single’lar kendi başlarına bir başarı gösteremezken, albümün kendisi oldukça başarılı olmuştu.
1985 senesinde, sanatçının zirve kabul edilen albümü “Hounds of Love” piyasaya sürüldü. Stüdyo masraflarından kurtulmak için evinin yakınına özel bir stüdyo inşa eden sanatçı, albümün tüm işlerini burada tamamladı. Albüm kısa sürede Madonna’nın «Like a Virgin» parçasını zirveden indirerek 1 numaraya oturdu. Albüm, iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm aşk şarkısı sayılabilecek 5 şarkıdan oluşuyordu. En önemli hiti olarak kabul edilen «Running Up That Hill» bu bölümdeydi. The Ninth Wave adını taşıyan 2. bölüm ise adını Tennyson’ın bir şiirinden almıştı. Denizde kaybolan bir kadının sulara çekilme korkusuyla yüzleşmesini anlatıyordu.
1986’da BRIT Ödüllerinde 4 dalda birden aday olan sanatçı, bu ödüllerin hiçbirini alamadı, fakat aynı sene Peter Gabriel ile birlikte kaydettiği “Don’t Give Up” şarkısıyla yine listelerde üst sıralarda yer aldı. Bunun üzerine elini çabuk tutan EMI, ‘Experiment IV’ adlı single’ı da içeren bir greatest hits albümü yayımladı. Bu albümü, 1989 yılında piyasaya sürülen “The Sensual World” izledi. Yine sanatçının edebiyat ve sinemadan esinlenerek yazdığı parçalardan oluşan bu albüm, James Joyce’tan ve William Blake’ten izler taşıyordu. Albüm, sanatçının Amerika’da en fazla satılan albümü olurken, İngiltere albüm listesinde 2 numaraya oturdu. She’s Having Baby filminin soundtrack’i için yazılan “The Woman’s Work” de yeniden editlenmiş olarak bu albümde yerini almıştı. Şarkı, CSI: Crime Scene Investigation dizisinin 2007 sezonu promolarında kullanıldı.
1991’de Elton John’un “Rocket Man” adlı parçasını yeniden yorumlayarak beğeni toplayan sanatçı, 1993’te “Red Shoes” adını verdiği yeni albümünü hayranlarının beğenisine sundu. İsmini bir filmden alan albüm, dünya çapında 3 milyondan fazla sattı. Albüme katkıda bulunanlar arasında Prince, Jeff Beck ve Eric Clapton da bulunuyordu. Sanatçı 1993’te “The Line, the Cross & the Curve” adlı kısa filme imza attı. Müzikal şeklinde hazırlanan ve Miranda Richardson’ın da yer aldığı bu yapımda sanatçının 6 şarkısı kullanıldı. Bu şarkılardan “Rubberland” için iki farklı video çekildi. Amerikan veriyonu deri ceketli, büyük güneş gözlüklü ve kabarık saçlı bir rockçı imajını yansıtırken, araya müzikalden kareler serpiştirildi. Videon çekildikten sonra şöhreti artan albüm, daha önceki Amerika başarısını arkasında bırakarak 28 numaraya çıkmayı başardı. Albüm, İngiltere’de yine 2 numaraya kadar çıktı.
O dönemde birden fazla kayıp yaşayan sanatçı önce gitaristi Alan Murphy’yi, daha sonra da annesini kaybetti. Yine aynı dönemde, Del Palmer ile de uzun süredir yaladığı ilişki sonlandı. The Red Shoes’un yayınlanmasından sonra bir süreliğine kayıplara karışan Kate Bush, bu dönemde oğluna eğlence dünyasından uzak, normal bir hayat sağlamak için uğraşıyordu. 1998’de, şimdi kocası olan Danny McIntosh’dan bir çocuk dünyaya getiren sanatçı, bu haberi 2 sene boyunca gazetecilerden saklamayı başardı. 2005’e kadar yeni albüm çıkarmayan sanatçı, en sonunda “Aerial” ile hayranlarına tekrar merhaba dedi. 2005’in Kasım ayında piyasaya sürülen albüm medya ve dinleyiciler tarafından yıllardır merakla bekliyordu. Sanatçının nasıl bir dönüş yapacağı merak konusuydu. Elvis Presley ve Citizen Kane’e göndermeler yapan “King of the Mountain”, albümden çıkan ilk single oldu. Albüm, tıpkı 1985 tarihli “Hounds of Love” gibi iki bölümden oluşuyordu. A Sea of Honey başlıklı ilk cd birbirinden bağımsız şarkılardan oluşurken, A Sky of Honey adını taşıyan ikinci cd ise tema bakımından birbirine bağlı şarkılar barındırıyordu. “King of the Mountain”, 4 numaraya kadar çıkarak sanatçının İngiltere’deki en başarılı single’ı oldu. Albümün kendisi ise listelere 3 numaradan giriş yaptı ve kısa sürede 1.5 milyonluk bir satış rakamı elde etti.
2006’da Brit Awards’a 2 dalda birden aday olan Kate Bush, Aerial’ın kendisinin son albümü olmadığını röportajlarında sıkça dile getirdi. Albümün başarısıyla yeniden heveslenen EMI, sanatçının albümlerinin tamamını tekrar piyasaya sürdü. Son olarak 2007 seneside vizyona giren Golden Compass filmine “Lyra” adlı parçayla ismini yazdıran sanatçı, çıkan dedikodulara cevap olarak müzisyenliği bırakmaya hiç niyeti olmadığını belirtti.
|













Benzer Başlıklar
Running Up That Hill - Kate Bush Running Up That Hill (Make A Deal With God) , Kate Bush'un 1985 yılında çıkardığı 'Hounds Of Love'...
Wuthering Heights - Kate Bush Wuthering Heights Kate Bush'un 1978 yılında çıkardığı albümü ' A Kick İnside'de yer alıp İngiltere...
bush pilotu Bush Pilot (with English subtitles) - Google Video
Bush Fotoğrafları :tolitika:
bush vs hitler http://www.otoons.com/politics/G.W.Bush_Hitler.html ikisininde arasına karbon kağıdı koymak...