Serdar Kuzuoğlu'nun Radikal'de bilgisayar bağımlılığı ile ilgili bir yazısını okudum (aynı zamanda kendi bağımlılığını da itiraf ediyor). Çok ilginç bölümleri var: "İnternet kullanan ofis çalışanları arasında yapılan bir araştırmaya göre
|
#1
| ||||
| ||||
| İnternet varken esrar içmek neden? Serdar Kuzuoğlu'nun Radikal'de bilgisayar bağımlılığı ile ilgili bir yazısını okudum (aynı zamanda kendi bağımlılığını da itiraf ediyor). Çok ilginç bölümleri var: "İnternet kullanan ofis çalışanları arasında yapılan bir araştırmaya göre neredeyse her üç çalışandan ikisi iş saatleri dışında ve tatilde de e-postalarını kontrol ediyormuş. Yarısı, gelen mektupları bir saat içinde cevaplıyormuş. Beşte biri bir mesaja cevap vermek için karşısındakiyle sohbeti kesiyormuş. Her 10 çalışandan dokuzu yüz yüze sohbet ederken e-posta ya da kısa mesaj yazmayı kaba bulurken onda üçü bunu bir çalışkanlık göstergesi olarak algılıyormuş. Londra Üniversitesi psikiyatristi doktor Glenn Wilson, 80 klinik deneyin ardından daha da ilginç bir sonuca varmış: işyerinde elektronik mesaj trafiğiyle boğuşanların IQ seviyesi 10 puan düşüyormuş! 10 puan, bütün bir gün uykusuz kalmaya eşit. Esrar içmenin yarattığı kaybınsa iki katından fazla. Mesajları kontrol etme ve cevaplama takıntısı tedavi edilmezse çalışanın performansını düşürüyor ve zihnini bulandırıyormuş. İşin acı yanı bu IQ düşüşü erkeklerde kadınlardan daha fazla oluyormuş. Finlandiya'nın bilgisayar bağımlılarının askerlik görevini üç yıl ertelemesine şaşmamak gerek." Siz ne kadar bağımlısınız bilgisayarınıza? [SIZE=1]Hiç kimse kendinde olandan başkasını veremez. |
|
#2
| ||||
| ||||
| ben o kadar da bağımlı değilim yani bilgisayarımı açmadan günler geçirebiliyorum bir de müziği bilgisayardan dinlemesem daha iyi olacak ama itiraf etmeliyim ki bilgisayar olmadan bundan sonraki hayatımı geçiremezdim yani azda olsa bilgisayarın başına oturup nete girmeliyim mutlaka! ben bu IQ düşüşüne inanmıyorum aslında bana kalırsa TV bağımlılığı daha kötü bir şey! ...Artık sessizliği kırıyorum çünkü gerçeklerin bilinmesini istiyorum.Eğer benden sonra gelecekler tarafından yargılanacaksam gerçekler için yargılanayım. |
|
#4
| ||||
| ||||
| bence de tv bağımlılığı daha kötü bir şey..ama itiraf ediyorum internet bağımlılığı çok daha kalıcı...bi gün girmesem "acep bensiz neler olmuştur..ayyaşa ne kadar msj atışmıştır kaç yeni başlık vardır..kimler online oldu msn listemde..acep maillerimde bişiler var mıydı?" gibi sorularla boğuşuyorum...ciddi ciddi bi bağımlılık oldu bende bilgisayar..mesela yazlıktayken giremiyorum kötü oluyor..dayanamıyo insan fln..ama bişiye dikkat ettim internete girmediğim zamanlar da oturup kitap okuyorum yazlıkta bayağı kitap bitirmiştim hehe Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#5
| ||||
| ||||
| Tribe sokan bilgisayar yapılsa nası olur diye düşündüm de Açtığında bir koku falan gelecek masaüstünü gördüğün anda alla alla falan olcan nereye tıklarsan farklı moda geçecen o gece bad istiyorum hafiften tırsayım dersen belgelerimden bi noktaya tıklayınca freddy'i solda sıfır bırakicek görüntüler cıkacah falan böle...Her neyse fazla kafa ütülemeden yatayım yerime |
|
#7
| ||||
| | ||||
| Alıntı:
susuz yaşarım ama bilgisayarsız asla...bu çok doğru... ve internetsiz bilgisayar pipisiz erkek gibi olur abi... hey sen..! |
|
#8
| ||||
| ||||
| Alıntı:
When dusk falls and obscures the sky |
|
#9
| ||||
| | ||||
| hani abi..? ben görmedim etrafta...ben "yedi" miyim..? aaa...olmadı abi...alındım walla... hey sen..! |
|
#10
| ||||
| ||||
| ehehe valla ya.. sanırım üstteki hakkında atıp tutmaca'da echo'ya demiştim aynısını When dusk falls and obscures the sky |
|
#11
| ||||
| ||||
| başlığı okuduğumda heheh aklıma internet ve esrar birlkte neden geldi, bambaşka bir durum esrar kullanarak yada kullanmayarak nette takılmak gitmen gerektiğine inandığın yerler var ama inadına gidemiyorsun birileri bir şeyler bağlıyor makinenin başına seni olmazsa olmuyor bazı şeyler belirli bir yaşam normusun siber alemde , olmazsan olmuyor gibi geliyor ve illaki oluyorsun Yaman olduğu kadar açık bir çelişki bu sanırım . Biricik bir sözcüktür ve bir sözcüğün altında düşünülecek bir şey olmalıdır, bir sözcük düşünce içermelidir. Oysa biricik düşüncesiz bir sözcüktür, düşünce içermez. |
|
#12
| ||||
| ||||
| Pek ikisini birden yapan ne oluyor ? Hem internet kullanan birisi aynı zamanda Esrar da çekerse ne olur? Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Tarihimizi okuyunuz; görürsünüz ki, milleti mahveden fenalıklar hep din kisvesi altındaki kötülüklerden gelmiştir. |
|
#13
| ||||
| ||||
| a.g.d. [I][SIZE="1"]..i used to be schizophrenic, but we're ok now..[/SIZE][/I] |
|
#15
| ||||
| ||||
| Alıntı:
bişi demiyorum bu kısmına değinmeye bile gerek yok ![]() Serdar Kuzoğlu mu ne gelsin kendisiyle kendi seçiceği 10 tane coder'ı karşı karşıya getireyim bakalım hangisinin zeka seviyesine ulaşabilecek. Serdar Kuzoğlu gelsin kendisiyle kendi seçiceği 10 tane esrarkeş i karşı karşıya getirelim bakalım hangisinin zeka seviyesine erişebilecek. Bilgisayar bağımlılığı farklı bir olay olabilir. Ama bilgisayar bağımlılığı diyerek işin içinden sıyrılmak salaklıktır . Bilgisayar bağımlısı insan belki birtek Türkiye'de sadece chat için kullanır bilgisayarını ki bu yüzde de çok düşmekte. Bilgisayar bağımlısı insan araştıran insandır hergün yeni bir şeyler öğrenen ve kendini geliştiren insandır. Bilgisayar bağımlısı insan internet sitelerinde başkaları ile tartışan bilgisini diğerleri ile paylaşarak bilgisine bilgi katan insandır. Bilgisayar geçmişte insanların gitmeyi sevmediği ve vakit kaybı olarak gösterilen kütüphanelerin yerini tutmaya başlayan olgudur. Bilgisayar bilginin sınırsız olmasında büyük pay sahibidir. Bilgisayarlara laf etmeden onları yok şuna sebep oluyor yok buna sebep oluyor diye yargılamadan önce nelere yaradıklarını iyice bilmek gerekir diye düşünüyorum. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. Son düzenleyen Lizard King : 29-05-2005 - 14:43 |
|
#16
| ||||
| ||||
| Alıntı:
Ben en iyisi yazısının tamamını koyayım buraya. Paparaziler gibi bana ilginç gelen ve böyle bir tartışma yaratacağını tahmin ettiğim bir bölümünü alıntılamıştım Adam bilgisayarlar konusunda gayet bilgili, işi bu ve itiraf ettiği gibi kendisi bir bilgisayar bağımlısı. Her neyse kendiniz okuyun: "Bilgisayarlara düşkünlüğüm tam olarak nereden geliyor bilemiyorum. Benim gibi sivilceli çocukların klavye parmaklayarak uzay gemilerini kurtadığı, hayatı felç etttiği ya da kilitli kapıları açtığı filmleri seyreden birçok arkadaşım tınmadı bile. Bense yıllar boyu o filmlerdeki gibi bir bilgisayar sahibi olmak için babama yalvardım durdum. Bilgisayar sahibi olmak için (bence) çok bekledim. O dönem Güneş gazetesi 30 kupona bir bilgisayar kitabı vermişti. İçinde dönemin bilgisayarlarının fotoğraf ve özellikleri vardı. Elbette BASIC kursu da eksik değildi. Bilgisayarın kendisini görmeden sadece okuyarak BASIC öğrenmeye çalıştım. Kâğıda yazdığım programları gözümle bilgisayar gibi tarayıp çalıştırıyordum. Yıllar sonra bilgisayar sahibi olup o yazdıklarımı girince daha 40 fırın ekmek yemem gerektiğini üzülerek anladım. Uzun lafın kısası; geç ve zor sahip olduğumdan mıdır nedir, bilgisayara bağımlı oldum çıktım. Bundan pişman değilim, çünkü bu bağımlılık sayesinde hayatımı kazanıyorum. Sevdiği işi yapan kaç kişi var şu dünyada? Ama düşündürücü yanları da var. Çoğu zaman gazetede odama sabah girip akşama kadar kalkmadan, yemek saatlerini bile unutup kalıyorum. Bir yazılım tükettiğim toplam trafiğin kaydını tutuyor (DU Meter/ http://www.dumeter.com/). Sonuçlara bakılırsa ayda ortalama 150 GB veri trafiği yapıyormuşum. Sadece dizüstü bilgisayarımda üstelik. Her gün yaklaşık 80 blog sitesinde ilgi alanlarıma yönelik 500'ün üstünde haber okuyorum. Abone olduğum ve düzenli olarak dinlediğim 54 podcast var. Günlük gazeteler, dergiler, siteler... Her gün onlarca yazılım test ediyorum. Yine her gün en az 100 yeni site geziyor, notlar tutuyorum. Bir araya yazayım diye bir kenara kısayolunu attığım site sayısı 200'e yaklaşmış; nasıl eriteceğim diye düşünüyorum. Oyunlar, okur mektupları derken bir saatlik tembellik bile affedilmez bir hal alıyor. 'Biyolojik' sebeplerle bilgisayar başından kalkmam gerektiği zaman bile dakikalarca ayakta klavyeye bir şeyler tuşladığımı görüyorum. Korkunç bir şey! İçin için bunlara üzülürken aslında çok da sıra dışı olmadığımı öğrendim. İlk ibret belgesi, HP tarafından TNS adlı araştırma şirketine yaptırılan bir çalışma. İnternet kullanan ofis çalışanları arasında yapılan bu araştırmaya göre neredeyse her üç çalışandan ikisi iş saatleri dışında ve tatilde de e-postalarını kontrol ediyormuş. Yarısı, gelen mektupları bir saat içinde cevaplıyormuş. Beşte biri bir mesaja cevap vermek için karşısındakiyle sohbeti kesiyormuş. Her 10 çalışandan dokuzu yüz yüze sohbet ederken e-posta ya da kısa mesaj yazmayı kaba bulurken onda üçü bunu bir çalışkanlık göstergesi olarak algılıyormuş. Londra Üniversitesi psikiyatristi doktor Glenn Wilson, 80 klinik deneyin ardından daha da ilginç bir sonuca varmış: işyerinde elektronik mesaj trafiğiyle boğuşanların IQ seviyesi 10 puan düşüyormuş! 10 puan, bütün bir gün uykusuz kalmaya eşit. Esrar içmenin yarattığı kaybınsa iki katından fazla. Mesajları kontrol etme ve cevaplama takıntısı tedavi edilmezse çalışanın performansını düşürüyor ve zihnini bulandırıyormuş. İşin acı yanı bu IQ düşüşü erkeklerde kadınlardan daha fazla oluyormuş. Finlandiya'nın bilgisayar bağımlılarının askerlik görevini üç yıl ertelemesine şaşmamak gerek. Bu serinin en korkunç haberiniyse sona sakladım. 54 yaşındaki Childress H. Wanamaker, ABD'nin New York şehrinde bir yeni medya şirketinde muhasebe müdürü olarak çalışmaktadır. En büyük korkusuysa internette takip ettiği 48 tartışma grubundaki olaylardan geri kalmaktır. Bilgisayar başından asla kalkmadığı için zamanla yemeklerini de aksatmaya başlar. 26 yıllık karısı yemeklerini tepsiyle önüne getirir ama bu bile onun ellerini klavyeden kaldıramaz. Kayıtlarına göre Wanamaker tartışma gruplarına ortalama her iki dakikada bir mesaj yazar. Oğlu Lucian'ın onu kaldırmak için arabasının çalınmakta olduğunu söylemesi bile Wanamaker'ı kıpırdatmaz. Raporlara göre son dönemlerde ilgili ilgisiz her tartışmaya dalarak laf yetiştirmeye başlar. Buna ek olarak bu forumların içinden 15 bin 250 kişiyle de düzenli olarak mesajlaşır. 375 blog sitesini takip ederken bir de kendi blog sitesini kurmaya kalkar. Sonunda Wanamaker evinde bilgisayarı başında açlıktan ölmüş olarak bulunur! İnternetin en derin yan etkisi olarak tarihe adını yazdırarak aramızdan ayrılır. Üstelik forumlarda hâlâ adı geçiyor. Ne yazık ki cevap veremiyor. Allah rahmet eylesin, 'huzur' içinde yatsın. Gözü arkada kalmasın, nöbeti devralacağım yakında..." [SIZE=1]Hiç kimse kendinde olandan başkasını veremez. |
|
#17
| ||||
| ||||
| Öfkeli değilim ki Yazı güzel ama benim fikirlerim hala aynı People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |