Kadın edebiyatı yıkıcı olarak görülür, çünkü okurun kadın davranışına ilişkin davranışını zorlar ve dolayısıyla ataerkil denetim yapılarını tehdit eder. Gey yazılar da yıkıcı olarak görülür, çünkü geleneksel heteroseksüel gey sunumlarına
|
#1
| ||||
| ||||
| Timsah Sokağı Kadın edebiyatı yıkıcı olarak görülür, çünkü okurun kadın davranışına ilişkin davranışını zorlar ve dolayısıyla ataerkil denetim yapılarını tehdit eder. Gey yazılar da yıkıcı olarak görülür, çünkü geleneksel heteroseksüel gey sunumlarına karşı çıkar ve dolayısıyla heteroseksist güç yapılarını tehdit eder. Siyah metinler yıkıcı olarak kategorize edilir, çünkü beyazların siyah yaşantısını açıklama geleneklerini sorgular ve dolayısıyla ırkçı toplumsal hiyerarşileri tehdit eder. Murathan Mungan'ın "Timsah Sokak Şiirleri" de böyledir. İnsan şiirlerini okuduktan sonra kendini bir Timsah Sokak'ta bulur. Burada sorulacak soru şudur: Hangi Timsah Sokak'ta? "Sokağın bir yerinde, artık her hatırayla başedebildiğinde insan/"intiharın hiç değişmeyen ihtimal olduğunu anladığında..." ya da "tuzaktaki bir hayvan gibi bakıyorum/çalsa, çalsa bir çalsa/bazan başkaları arıyor." Sınırların aşılması ve yaratıcılık tüm Batı kültür tarihi boyunca ayrılmaz derecede birbirine geçmiştir. Ve hiç değilse Rus Formalist'leri döneminden bu yana, sınırların aşılmasının yazısallığın önemli bir özelliği olduğunu öne sürmek yaygındır. Eleştirmenleri örneğin Mikhail Bakhtin, Formalistlerin edebiyatı "kapalı, saf edebiyat dizisi" olarak görmelerinin... başka edebiyata değil, gerçek politika ve önemli aşkın edebiyat enerjilerinin keşfedilmesini önlediğini ileri sürmüşlerdir. Murathan Mungan'ın "Timsah Sokak Şiirleri"nde 'yıkıcılık' teriminin belirten olarak kullanılması kaçınmaz olarak siyasal etkiler de içerir ama buna kitapta girilmediği için, biz de geride bırakıyoruz. Ayrıca kitapta doğuştan yıkıcı olan dil özellikleri ya da metinsel stratejiler ya da yapım-bozum (dekonstrüksiyon) var mı? Hayır, o da yok. O halde ne var? Tam da benim yeni savladığım gibi, ilk önce herkesin anlayabileceği -yani çoğunluk aptal haline gelmiş olduğu için- bir saflık, kolaylık ve tek tek bazı dizelerde ele geçen zorluk var! Ayrıca müthiş bir yapı çalışması ve eserin bütününden çıkan müzikalite var! Çok çabuk okunan bir kitap var. Bir 'Kayıp Pena' şiiri var: "...Penayı bir bulsan, sanki Eddie Van Halen olacaktın yeniden. Sayıklar gibi arıyordun. Jimmy Hendrix, Ritchie Blackmore, Joe Satriani, Eric Clapton, Pete Townsend, Tony Iommi, Gary Moore, K.K. Downing, ama nereye koyduğunu bir türlü hatırlayamıyordun. Cinnete benzer bir gecede altını üstüne getirmiştin evin. Yoktu. Ertesi gün sen de yoktun." Kısacası anarşist yazıların sınırlı ve çoğunlukla yalın bir teknoloji kavrayışına sahip olma eğiliminde olduklarını öne sürüyorum Jon Parkis ve James Bowen'ın "21. Yüzyıl Anarşizmi"nde olduğu gibi... Şarkıcı Kate'in söylediği gibi, "Öncelikle anarşisti tanımlamaya çalışayım. Bununla hükümetlere inanmayan kişileri kastediyorum. Kendini ifade etmeye, özyönetime inanan kişileri." "21. Yüzyıl Anarşizmi" adlı kitapta aynı zamanda şu aşağıdaki önemli düşünceyi buluyoruz: "Feministler ve eşcinsellik kuramcıları arasında kimlik politikasının kusurlarıyla ilgili yoğun tartışmalara ve akademik çevrelerde Michel Foucault'nun keşfedilecek içsel bir cinsellik ya da gerçek benlik olmadığı argümanıyla ilgili tartışmalara karşın eski düşünceler varlığını sürdürüyor. Kurtarılacak bir şey yoksa, bir kurtuluş görüşü olabilir mi?" Ben bu kitapta Murathan Mungan'ın bizden bir şey kaçırdığına inanmıyorum. Ama artık kurtarıcı bir görüşe de inanmıyor sanki. "Tamamlanmamış ihtilallerde kaldı/kalbimin gençliği/hızlıydım, ağırdım, uzundum/yordu, yordum, yoruldum." Peki, Murathan, ne oldu şimdi? Lale Müldür People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#2
| ||||
| ||||
| ne olduu varmı..??şimdi düşünelim...önümüzdfe iki yol varmış..biri direk uçuruma gidiyo..diğeri uzun bi yolculuktan sonra uçuruma ulaşıyo....sonrasında en azından düşünme payım olsa diye uzun yola giriyorsun..sonra anlıyosun ki ilk gectiğin uçurum aslında, gittiğinden daha iyiydi...daha kale alınır bişeydi yada ona benzer bişey... sonra anlıyosun ki gitsen de gitmesen de atlasan da atlamasan da seni o uçurum bile tınlamayacak...kendini ifade edebildin mi hayır..o halde neyi ifade edeceksinki?...başkalarının düşüncelerine değer veriyomusun...hayır...e o zaman neye değer vereceksin ki?değer verdiğin şey bile seni tınlıyomu?asla.... murathan soralım..e nooldu şimdi.... ne diyebilirki....ne desinki....niye desinki.... lesciate ogni sperenza voi chentrateeeee.!! |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
| |
| | ||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Timsah Avcısı Öldü | Lizard King | Güncel Olaylar | 10 | 07-09-2006 13:36 |
| elm sokağı sakinleri | asennia | Türkçe Müzik | 7 | 28-08-2005 00:26 |