Engizisyon... Adalet... İnsanlık... İlerleme... Ve akla uygun cani...

Uzaktayım. Acı ve işkenceyi görmek için buraya geldim. Uzaktayım. Bir keşiş gibi ıstırap çekemesem bile yola çıkabilir, yerimden yurdumdan kaçabilirim. Tanık olamasam da anımsayabilirim acı ve işkenceyi- keşiş ruhuyla. İspanya'nın

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Beyin Fırtınası  »  Engizisyon... Adalet... İnsanlık... İlerleme... Ve akla uygun cani...

Cevap Yaz
 
LinkBack Konu Araçları Topiği Değerlendir Görünüş Şekli
  #1  
Eski 02-02-2005, 02:14
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Engizisyon... Adalet... İnsanlık... İlerleme... Ve akla uygun cani...

Uzaktayım. Acı ve işkenceyi görmek için buraya geldim. Uzaktayım. Bir keşiş gibi ıstırap çekemesem bile yola çıkabilir, yerimden yurdumdan kaçabilirim. Tanık olamasam da anımsayabilirim acı ve işkenceyi- keşiş ruhuyla. İspanya'nın kuzeyindeyim. Genzimde acı yosun kokusu. Okyanus rüzgârı, geçmişi geleceği birbirine savuruyor. Ben engizisyon müzesinin yerini soruyorum orta yaşlı bir teyzeye. Anlasın diye İspanyolca okunuşuyla söylüyorum: Enkizisyon!
Santillana del Mare'da, şimdi kapısından girdiğim engizisyon müzesinde birkaç canlı gölgeden biriyim. Ölmüş dirilmiş bir gölge. Yıkılmış yakılmış bir geçmişi arayan gölge. Kilisenin çanları içeriye değin vuruyor. Hazanın bozumunu kutluyor belki de bu çan sesleri, ya da geçmiş ölülerin, engizisyonda ıstırap çekenlerin ruhlarını kutsuyor.


Ülkedeki bildiğim, arayıp tarayıp bildiğim, tek işkence ve bir ölçüde engizisyon müzesinde gördüklerimin fotoğrafını çekmem yasak. Henüz müzenin bir kitabının olup olmadığını bilmiyorum, bu yüzden her işkence aletinin önünde dakikalarca duruyor, en küçük ayrıntısına kadar inceliyor, insanlara anlatmakta yetersiz kalabilirim, hafızam bu denli korkunç aleti kendi bünyesine istemeyebilir endişeleriyle, tüm gördüklerimi not defterime aceleyle çiziktiriyorum.
İşte demir sandalye. Sorgulama koltuğu. Üç yüzyıldan da eski. Hemen yanında bir gravürde benzeri resmedilmiş. Çıplak bir kadın oturtulmuş üzerine. Sandalyenin en önemli özelliği, bedene kusursuz sahip olma, kusursuz acı verme amacına göre tasarlanmış olması.

Kurban, kollarını kıpırdatamıyor, çünkü her iki kolu da birer demir kolçakla sandalyeye bağlı. Kolçakların iç kısmı, yani kola batan kısmı, sivri demirlerle bezenmiş. Oturduğu, sırtını yasladığı, baldırlarını koyduğu yerler de aynı şekilde sivri demirlerle kaplı. Bacakları kavrayan, tek parça ahşap bir sıkıştırıcı, her iki yanından koca vidalarla tutturulmuş. Göğüste de sivri demirlerle güçlendirilmiş bir kemer var. Ruhu korumak uğruna, bedene acı çektiriyorlardı. Bedenin en küçük bir parçası, bu acıdan kurtulamıyordu. Neden demirdi bu sandalye? Çünkü meşalelerle ısıtılıyordu. Kurban, ısıtılan demir sandalyede itirafta bulunsun diye. Bugünkü elektrikli sandalyenin atası işte.

Göğüs koparma kancaları (yine kadınlar ve cadılar için), ölene dek beklediğin bir `çürüme koltuğu', ayakta duracak şekilde içine konulduğun, yüzünün örtüldüğü ve yine ölene değin çıkarılmadığın `Demir Bakire' kalıbı ve başka başka acı aletleri. Ya şuna ne demeli? `Mırıldanma' işkencesi. Şöyle, aşağı yukarı iki karış uzunluğunda demir bir çubuğun her iki yanı çatal şeklinde yapılmış, kurbanın çenesiyle göğsünün üst bölümüne sıkıştırılıyor. Dört sivri uç bedenine hafifçe saplanmış. Çeneni kımıldatamıyorsun. Engizisyon iktidarı, bedenin kımıldamasına dahi tahammül edemiyor. Konuşamıyorsun. Yalnızca mırıldanıyorsun. Zaten, engizisyon senin yalnızca mırıldanmanı (abiuro) istiyor. Aklından geçenleri kimse, hatta kendin bile duymayasın istiyor olmalı.

Thomas Mann'ın Büyülü Dağ romanında, bir aydınlanmacıyla bir Cizvit arasında engizisyon işkenceleri tartışılır. Duyarsız bir ruh, yasalara karşı çıktığında bir süre acımasız işkencelere hedef olursa, bunda ne kötülük vardır? Bu soruyu soran ve işkenceyi savunan kahraman, işkencenin ilerlemeci yanından da söz eder. Engizisyondan önce yalnızca Tanrı'nın adaleti vardı. Engizisyon döneminde suç değişmedi, yalnızca yargılama değişti. Saf adalet, yani Tanrı'nın adaleti yerine, suçlanan kişinin itirafını arayan engizisyon daha adildi. İtiraf yoksa ceza da yoktu. Kanıtlar çok güçlü olsa bile. Peki, gerçeği gizleyen insanın yüreğine ve zihnine nasıl girilecekti? Bu soruyu sorar Thomas Mann. `Ruh bile bile kötüyse o zaman insanın elle tutulur bedene yönelmekten başka çaresi kalmıyordu. Mantık, gerekli itirafın elde edilmesi için işkenceye başvurulmasının şart olduğunu söylüyordu.' İşkence ve acının, akıldan ve mantıktan uzak olmadığını anlatıyor bu sözler. Canilik, bir mantığa dayanır. Geniş kitleler, günümüzde gazete ve televizyonlar, işkenceye bu yüzden ses çıkarmaz. Ortaçağ işkenceleri, barok katedrallerin süslediği güzel meydanlarda, halkın coşkulu katılımıyla bir şölene dönüştürülürdü. Ebu Garip Hapishanesi işkenceleri de dünya televizyonları, gazeteleri ve internet sayfalarında herkese gösterildi. Sonuç, bir iğrenme değil, onaylamaydı. İşkenceci iktidar, Irak'ta, Afganistan'da Amerikan halkının zihninde `hobit'ten farksız görünen insanların öldürülmesinden sorumlu iktidar, seçimleri kazandı.

Hukuk fakültesinde öğrenciyken Ceza Hukuku, Hukuk Felsefesi dersleri sırasında hocalarıma sormak istediğim ama sanki "mırıltı" çatalı batıyormuş gibi söylemekten çekindiğim sorular geliyordu şimdi tekrar aklıma. İki gün araba kullanarak ülkenin ta güneyinden gelip ziyaret ettiğim bu işkence müzesinde, her işkence aletinin önünde, bu soruları kendime soruyor ve yanıtını arıyordum. Mecazımı arar gibi.


İnsanlık, bir ilerleme midir?
Adalet nerededir, insanın içinde mi yoksa dışarıda mı?
Kimdir adil; kahramanlar mı, yoksullar mı, güçlüler mi, papazlar ya da imamlar mı, sevapkârlar ya da günahkârlar mı?

Hepimizin iyi bir şekilde birlikte yaşamasını sağlayan yoldan başka bir şey değildir adalet derken Platon, ne kadar haklıdır? Ya da Sokrates gibi, `Gençlerin zihinlerini kirletmek' suçundan idama mahkum edilen Sokrates gibi, birkaç yıl daha yaşamak uğruna, kendi deyimiyle `ruhunu kirletmektense' idamı tercih etmek midir adalet? Sokrates, adalet için yaşadı ve adalet için öldü. Che Guevara da öyle. Che de adalet için yaşadı, adalet için Küba'da iktidarı terk etti ve yine adalet için, belki de asla kazanamayacağı bir savaşa adalet için tekrar girdi ve adalet için öldü. O yüzden Che şimdilerde, zenginlerin ve yoksulların, isyancıların ya da züppelerin, herkesin adalet ve isyan simgesi.

Güçlünün yanında olmak adalet midir? Neden günlük hayatta bu denli az kullanıyoruz adalet sözcüğünü? İyilik, fenalık, erdem gibi sözcükleri hemen hiç kullanmıyoruz sıradan hayatımızda, neden? Eski zamanlara, naif, tuhaf zamanlara ait sözcükler gibi bakıyoruz bu sözcüklere. Adaleti bir işkolu haline getirmişiz. Benim gibi hukuk okumuş kişilere ait bir meslek, zanaat olarak görüyoruz. Adaleti dışarıda arıyoruz. Adaleti sıradan, gündelik, işimizde, gücümüzde, hatta aşkımızda, duygumuzda yaşatamıyoruz.


O soru tekrar aklıma geliyor: İnsanlık, bir ilerleme midir?
İlerleme, adaletin insanın içinden, gündelik hayatından, dilinden, dimağından çıkarılıp bir kuruma devredilmesi midir? Adaleti niye en güçlü olana devrediyoruz? Amerika en güçlüdür. Peki adil midir? Amerikan savaş gücüyle Irak direnişi arasındaki savaş, adil midir? Hangisi kahramancadır ya da? Hollywood, kahramanlık öykülerinde hangi tarafı esas oğlan yapacaktır? Her saniye binlerce insanın açlıktan öldüğü dünya ne kadar adildir? Yazıyla yazmak gerekir ki, sekiz yüz kırk milyondan fazla insan açlık çekiyor dünyada. Geri kalmış ülkelerde yılda altı milyon çocuk açlıktan ölüyor. ABD'de bile 13 milyon çocuk açlık sınırında yaşıyor (Bkz. www.bread.org). Ben ne kadar adil yaşarım bu dünyada? Ya da pek çok kimsenin sormayı akıl etmediği bir soruyu ortaya atayım: Avrupa'nın Türkiye'yi kabul etmemesi ne kadar adildir? Avrupa'nın kendisine bir sınır çekmesi ve bazı ülkeleri dışarıda bırakması ne kadar adildir?
Engizisyon müzesinden çıktım. Müzeye bakmayın, küçük ve şirin bir kasaba burası, hatta turist kaynıyor ve çok azı, yakınlarda bir yerde işkence aletlerinin sergilendiğinin farkındadır. Üstelik, müzeyi ziyaret edenlerin acaba kaçı, benim gibi yalnızca burası için gelmiştir? Bartın sokaklarını andıran, taştan ve cumbalı evlerin arasında yürüyorum. Müzenin ve özellikle de bahçesindeki cellat mankenin etkisini üzerimden atmaya çalışıyorum. Kara cüppeli celladın ayaklarının dibindeki kütüğe saplanmış bir balta, yükseğe çekilmiş ve inmeyi bekleyen bir giyotin, insanların oturtulduğu sivri uçlu kazık, bütün bunlar bahçede sergileniyordu. İnsanın iki bacağının arasından ikiye bölündüğü testere, bir kuyu, evet Edgar Allen Poe'nun engizisyonu anlattığı `Kuyu ve Sarkaç' öyküsündekine benzeyen bir kuyu da içerideydi. O öyküde kurban, ölümlerden ölüm seçerek acılardan acı çalarak bir an önce bu dünyayı terk etmeyi arzular ya. Poe, tuhaftır, okuyucuya tesir etmek için Ğya da birkaç dakika da olsa
okura işkence hissini yaşatmak için diyelimĞ işkence aletlerini anlatmayı seçmemiş, bunun yerine mekânı ayrıntılarıyla canlandırmayı yeğlemişti. Kurbanın gördüklerini algılayamadığı, geometrisini çözemediği mekânı, ortasındaki kuyuyu, giderek yaklaşan ve ucunda giyotin bulunan sarkacı anlatmıştı.

Engisizyon bitti mi? Yoksa, kitlesel bir kuruntu yaratıp bir cadı avı başlatmak, başka başka kılıklarda, farklı zamanlarda tekrarlanan `kara efsane' sürüyor mu?
`Leyenda Negra' engizisyonun halen devam eden, kim bilir geleceğin tarihinde daha ne kadar devam edecek `kara efsaneye' verilen isimdir.
Her Avrupa ülkesinin kendi tarihini simgesel olarak anlatan anahtar kavramlar vardır. Bu kavramlar, İtalya için Rönesans, Fransa için Devrim ise eğer, İspanya için de engizisyondur. Ama `kara efsane' ülkemiz yakın tarihinde de pek çok kereler yaşanmadı mı; Maraş'ta, Sivas'ta örneğin. Pol Pot ve Stalin, `kara efsane'nin en acı örneklerini sergilemişlerdi. Hitler de öyle. Şimdilerde ise Amerikan işgaline direnmek, global medya aracılığıyla kurulan ve yayılan modern engizisyonun kurbanı olmaya yetiyor.

Yazı: Özcan Yüksek

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 02-02-2005, 03:42
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236
Çok güzel ve okunur bir dille yazmış yazıyı yazan. Ama bir noktada takıldığı adalet olgusu var. Dünyada adalet olmasını istiyor içinden bağıra bağıra. Ama adalet dünya üzerinde hiçbir zaman olamaz. Yaptığı boş bir hayaldir. Olabilecek en büyük adalet mahkemelerde olabildiği kadardır. Elbette bunun ötesini istemek imkansızdır çünkü hiçbir insan bir diğerinden üstünken üstünlüğünü kaybetmeyi istemezç Isterim diyen bana göre yalan söylüyordur ve işine geldiği an adaleti mutlaka kendi isteği doğrultusunda değiştirecektir.

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 02-02-2005, 05:08
scarecrow nickli Ayya$'ın avatarı  
Blog Başlıkları: 9
her konuda hayvanlardan üstünüz, canilikte de öyle. en vahşi hayvanın aklına gelmeyecek yöntemlerimiz de mevcut. aslında insanlığın geldiği noktaya bakarsak, yeryüzünde insanlar da dahil her şeyden biz sorumluyuz artık ve bu konuda fazlasıyla sorunluyuz.

Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 02-02-2005, 13:04
hbk nickli Ayya$'ın avatarı
hbk hbk şu an forumda değil
Yasaklı kişiler
 
Mekan: antalya
insan ilrleme dışında,bi savaşım içidndedir bunlar ki varoluş anlaşması başlangıcından beri vardır(öne çıkma,sahip olma olgusu,mücadele etme)ve bunları yapabilmek amacıyla her yolu mübah görmüştür.suzerianlarda fieflerde bu anlaşmayı kabul etmiş ve uygulamıştır.uymayanlar kendi bilincine sahip olanlarsa işkence görüp aşagılanmıştır,ve 'bunların belgeleri kurumuş ğöz yaşlarıdır'
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 02-02-2005, 13:44
byexpert nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: boktan bir yer
"adaletin yasalarında bile mutlaka adaletsiz bir taraf vardır..."

hey sen..!
yarın herşey güzel olacak..
inan istersen ama yalan söylüyorum...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 02-02-2005, 14:26
Tanthalas nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: Zonguldak
dream is pain, joke is fun
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 02-02-2005, 21:50
Kronos nickli Ayya$'ın avatarı
Hav Hav Hav
 
Mekan: yerküre üzerinde bir yer
Adalet, gücü mantığın sınırları içinde tutmaktır. Başkaları için yararlı olmasını sağlamak amacıyla.. Tabi bu dünya üzerüinde böyle bi şey yok.

Eğer isterseniz size yeni düşünme konusu "Şiirsel Adalet"...

Köpektir ;ama filozof olmayı başarmıştır genede...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 08-02-2005, 21:53
byexpert nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: boktan bir yer
ayır bizi boğaziçi...
kurtar beni boğulmadan...
ayır bizi boğaziçi...
kutsa beni atlamadan...
......diyor kargo elemanları...bir nedeni olmalı...!!

hey sen..!
yarın herşey güzel olacak..
inan istersen ama yalan söylüyorum...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Eski 09-02-2005, 02:54
heimdall nickli Ayya$'ın avatarı
Shirak
 
Mekan: Ansalon
Biz insanlık acınası ucubeleriz o kadar kendi ırkımdan nefret ediyorum bunu her zaman söylerim işte yine bir örnek daha ve ben daha çok nefret ediyorum artık insanlıktan!
Zaten kendi adalet simgesi olan dorise tecavüz edildiğini tasavvur eden de biz değilmiyiz?
Adalet bence biz insanların soyunun tükenmesiyle gerçekleşecek ve ancak öbür dünyada Tanrı tarafından bize verilecek biz bu konuda sınıfta kaldık çoktan bu dünyada ve bu yetiye sahip değiliz!
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #10  
Eski 09-02-2005, 09:05
byexpert nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: boktan bir yer
hiç şüphesiz katılıyorum...

hey sen..!
yarın herşey güzel olacak..
inan istersen ama yalan söylüyorum...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
adalet, akla, cani, engizisyon, ilerleme, insanlik, uygun

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Günün yemeği(İnsanlık) schizoprenic Road Trip 1 22-05-2006 20:14
İnsanlık tarihinin en eski kanıtı Sound_Of_Silence Güncel Olaylar 0 17-02-2005 19:51
Adalet Lizard King Beyin Fırtınası 11 11-02-2005 08:54
adalet bigalı Türk Ve Dünya Sporu 9 22-11-2004 20:43
Adalet DeathMaster Road Trip 2 23-08-2004 07:39