1926 - 22 Ağustos ` ta Tarsus ` ta dünyaya geldi. Babası Lütfi, anası Güzide. 1939 - Eskişehir İnkilap Okulunu, 1942 - Konya Askeri Ortaokulunu bitirdi. 1942 - Basında ilk
|
#1
|
||||
|
||||
|
Ümit Yasar Oğuzcan
1926 - 22 Ağustos ` ta Tarsus ` ta dünyaya geldi. Babası Lütfi, anası Güzide.
1939 - Eskişehir İnkilap Okulunu, 1942 - Konya Askeri Ortaokulunu bitirdi. 1942 - Basında ilk kez şiirleri Eskişehir Kocatepe ve Sakarya Gazetelerinde çıktı. 1944 - İstanbul , Varlık , Büyük Doğu v.b. dergilerde şiirleri çıkmaya başladı. 1946 - Eskişehir Ticaret Lisesini bitirdi. Aynı yıl Ankara ` da Osmalı Bankasına girerek bankacılığı iş edindi. 1947 - Babasının Eskişehir ` den Adana ` ya nakli üzerine Osmanlı Bankasından ayrılarak Adana ` da İş Bankasuna girdi. İlk kitabı İNSANOĞLU basıldı. 1948 - İlk eşi Özhan ` la evlendi. İkinci kitabı DENİZ MUSUKİSİ çıktı. 1949 - İlk oğlu Vedat dünyaya geldi. 1951 - Turgutlu İş Bankasına atandı. 1952 - İkinci oğlu Lütfi dünyaya geldi. 1954 - Ankara `da İş Bankası Genel Müdürlüğünde göreve atandı. Üçüncü kitabı DİLLERE DESTAN çıktı. 1955 - İlk taşlama, rübai ve dörtlüklerini yazmağa başladı. DOLMUŞ ve AŞKIMIZIN SON ÇARŞAMBASI adlı kitabları yayınlandı. 1956 - BİR DAHA ÖLMEK adlı kitabı yayınlandı. 1957 - KÖR AYNA ve İKİ KİŞİYE BİR DÜNYA adlı kitabları yayınlandı. 1958 - İlk yedi kitabını BENİ UNUTMA adı altında bir kitapta topladı. 1960 - KARANLIĞIN GÖZLERİ, SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM adlı şiir ve AKILLI MAYMUNLAR adlı ilk taşlama kitapları yayınlandı. İş Bankası Neşriyat Müdür Yardımcılığına atandı. 1961 - Ankara ` dan ve İş Bankasından ayrılarak İstanbul ` a yerleşti. Altı ay Yapı ve Kredi Bankasında çalıştı. Yazarlığa ve yayıncılığa başladı. ÜSTÜME VARMA İSTANBUL , YENİ DÜNYA REKORU , SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR adlı kitapları yayınlandı. İlk şiir plağı çıktı. Üç kez intiharı denedi, başaramadı. 1962 - İstanbul basınında (Hür Vatan, Hareket, Cumhuriyet, Akbaba, Yelpaze, Varlık vb.) şiirleri, taşlamaları yazıları ve röportajları yayınlanmağa başladı. SEVENLER ÖLMEZ ve ÇİGAN GÖZLER adlı kitaplarıyla ikinci şiir plağı çıktı. 1963 - İlk rubailer kitabı ÖTESİ YOK yayınlandı. 1964 - BİR GÜN ANLARSIN ve HÜZÜN ŞARKILARI adlı kitapları yayınlandı. Üç sayı Yergi - Dergi adlı bir mizah dergisi çıkardı. 1965 - SADRAZAMIN SOL KULAĞI, MİHRİBANA ŞİİRLER ve MEKTUPLAR adlı kitapları yayınlandı. Üç şiir plağı daha çıktı. 1966 - BİRAZ KÜL BİRAZ DUMAN , TAŞLAR ve BAŞLAR , İNŞALLAHLA MAŞALLAHLA, SENİ SEVMEK adlı kitapları yayınlandı. Akbank ` a girdi. 1967 - 25. Sanat yılı jübilesi İstanbul ` da yapıldı. İlk Avrupa gezisine çıkarak anılarını AVRUPA GÖRMÜŞ ADAM adı altında Cumhuriyet ` te yayınlandı ve kitap halinde çıkardı. SEN AŞK NEDİR BİLMEZDİN adlı kitabı çıktı. 1968 - BEN SENİ SEVDİM Mİ adlı kitabı çıktı. 1969 - TOPRAK OLANA KADAR , AŞK MIYDI O, GÖBEK DAVASI adlı kitapları çıktı. İkinci Avrupa gezisine çıkarak İngiltere ve Kuzey ülkelerine gitti. Akbank ` tan ayrıldı. Yeniden İş Bankasına girdi. İş Bankası Kültür Yayınları Müşavirliğine atandı. 1970 - Aşık Veysel ` in şiirlerini derleyerek DOSTLAR BENİ HATIRLASIN adı altında İş Bankası Kültür Yayınlarında çıkardı. HAKTAN YANA adlı kitabı yayınlandı. Enfarktüs geçirdi. 1971 - ÖNCE SEN SONRA SEN adlı şiir kitabıyla ŞAİRLERİN SEÇTİKLERİ adlı Antolojisi yayınlandı. 1972 - Rübailer kitabı İş Bankası Kültür Yayınları arasında çıktı. 1973 - Büyük oğlu Galata Kulesinden atlayarak ihtihar etti. 1975 - YALAN BİTTİ adlı şiir kitabı yayınlandı. İş Bankası Halkla İlişkiler Müdür Yardımcılığına atandı. Babsı öldü. Çağrılı olarak İran, Pakistan ve Kıbrıs ` a gitti. 1976 - İş Bankası İstanbul Parmakkapı Snat Galerisi ` nin yönetimini öteki görevlerine ek olarak üstlendi. 1977 - Kendi isteğiyle İş Bankasından emekli oldu. Tüm şiirlerinden yaptığı seçmeler ACILAR DENİZİ adı altında yayınlandı. Macaristan, Avusturya, Çekoslıvakya ve Romanya ` ya gitti. 1978 - İkinci eşi Ulufer ` le evlendi. EN ESKİ YALNIZLIĞIMDIR AŞK BENİM adlı şiir kitabı yayınlandı. SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR adlı nesir kitabı Anna Masala tarafından İtalyanca ` ya çevirilerek yayınlandı. 1980 - Ümit Yaşar Sanat Galerisini açtı. İtalya, Fransa ve İsviçre ` ye gitti. 1982 - 40. Sanat Yılını 1 kitap, 1 sergi ve 1 geceyle kutladı. Güldürü Üretim Merkezi (GÜM) ne girdi. Yeni yergileri Güneş Gazetesinde yayınlanmağa başladı. 1983 - DİKİZ AYNASI adlı taşlamalar kitabı çıktı. Tüm şiirleri 4 cilt olarak yayınlanmağa başladı. 1984 - Şair bu yılda özlemini haklı olarak duyduğu son nefesin mutluluğuna ulaştı. * Şairin bazı şiirleri de İngilizce, Fransızca, Rusça, Yunanca, Almanca, Bulgarca, İtalyanca, Yugoslavca, Lehçe ve Arapça ` ya çevrilmiş, çeşitli antolojilerde yayınlanmıştır. Antoloji.com'dan alıntıdır People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Adak
Sana şiirler okuyacağım, gitme Güneşler doğacak yalnızlığımdan Sana bir ışık getireceğim Büyük aydınlığımdan Sana bir dolu umut getireceğim Küçük ellerine sığmayacak Sana Afrika gecelerini getireceğim Sımsıcak Sana çiekler getireceğim bozulmuş güz bahçelerinden Sana bir serinlik getireceğim Yağmur tanelerinden Sana avuç avvuç yıldız getireceğim Güneşimden başka Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim Köpük köpük dalga dalga Sana bir rüzgar getireceğim Dağlardan, tepelerden Gitme, sana zamanı getireceğim Zamanın bittiği yerden Ağıt Her sey guzeldi bir zaman, cok once Sehirler, insanlar, gunes deniz Mutlulugumu gorebilirdiniz Cokmeseydi icime bu son gece Her sey bir anda bitmeseydi, yazik Olmasaydi gencligime aptalca Belki de o yerlere varirdik O uzak daglara ulu: koskoca Orada her sey degisirdi belki Acardi umutlarimiz bakarsin Ates rengi, kan rengi guller gibi Topraginda kimbilir hangi askin Oysa simdi nerdeyiz, neyiz bak Her umut belirtisinden uzagiz O sevilmis gozlerde saf ve berrak Bir ayna bile yok bakacagimiz Her sey kursuni bir renk almis, soguk Bozkirlardir uzayan onumuzde Kime baksan o yuz: veremli, soluk Tek mavi kalmamis gokyuzumuzde Her yerde bitmisligi guzelligin Kum kamyonlari putreller betonlar Sonra ta besikten mezara deggin Sifirlar, yuzler, binler ve milyonlar Hadi ol bakalim olebilirsen Zincirlerle bagliyken yasamaya Omuzla yukunu, hadi yalniz sen Isterse gucun olmasin tasimaya Yenik dusmusuz iste gercek ortada Cokmus boynumuza zulmun elleri Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da Bir mahkum gibiyiz kac yildan beri Yargic hukmunu coktan vermis oku Boynundaki yasamak fermanini Yasamak sonra olmek; iki korku Geri getirmezken bir anini Terkedilmis sehirleri bilirsin Bilirsin gomulmus uygarliklari Ve dusun ki; patlamasi bilincin Yirtmaya yetmiyor karanliklari Oyleyse cek sapla goge bicagini De ki; benim isim tanriliktan guc Benim hem yuksek, hem en asagi Iste ellerimde sonsuzluk ve hic De ki; Omur verdin; en buyuk yalan De ki; Beden verdin; ici bos ve kof Iste! Yuce eserin, iste insan Ve yirt gogsunu, bagir: Of Tanrim of. Anılarda Yaşarken Cekingen adimlarla sesiz ve urkek Bir gun uzaklardan bir giz gibi geldin O buyulu sarkilarini soyleyerek Gencligimi geri getirdi ellerin Sundun paha bicilmez guzellegini Oylesine diri oylesine sicak Boylesine bir mutluluk anladim ki Omur boyunca bir kez yasanir ancak Bir kez nefes aldigini anlar bir gun Bir kez bir kisiyle insan butunlenir Ozlem dedigimiz o hancer bir dusun Bir kez saplanmak icin kac kez bilenir Anilarsa bitmez bizimdir daima Umulmadik yerlerde yeserir buyur Yasamak bastanbasa yalan olsa da O alir bizi uzaklara goturur Emzirir gur memelerinden istekle Biz farkina varmadan uzar omrumuz Anilarda yasarken bir gun gelir de Biz de biber ani olur oluruz. Andıkca Ne zaman seni dusunsem icim urperir Seninle gecen her saat, her gun gelir aklima Bir aksam vakti gelir bir deniz kiyisi gelir O essiz hatiralar butun gelir aklima Ne yapsam unutamam yasadigimizi Sevgindi sevgilerin en yalansizi Simdi nerde bir gul gorsem kirmizi Dudaklarimi uzun uzun optugun gelir aklima Bir ciban buyurcesine ortasinda gecenin Dolar yuregime huznu seni sevmenin Dunyada ne benim yerim var artik ne senin Aglarim basucunda olumun gelir aklima. Arayış Bir tas zehir verin bana iceyim Tek unutmak icin acilarimi Baksana; kirdilar kapilarimi Yagmalandi kalbim, omrum, herseyim Kursuna dizdiler anilarimi Yenik dustum bu savasta neyleyim Bir mezar nasilsa iste oyleyim Unuttum en guzel sarkilarimi Gunduzu yok upuzun bir geceyim Yitirdim umut kirintilarimi Sevgimi, nesemi, butun varimi Caresiz bir yoklugun icindeyim Gomdum icime yikintilarimi Ariyor bir yarim obur yarimi People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ben Seni Sevdim Mi?
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan; gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni? Bilir Misin? Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır Bütün benliğini sarar, ısıtır. Her gülüşte yeniden doğarsın Ve bin kere ölürsün her iç çekişte Nasıl anlatsam bilmem ki. Yani "sevmek" işte. Duymak nedir bilir misin? Duymak, ama anlatamamak Çemberini kıramamak kelimelerin. Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek "Seviyorum" diyememek Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin? People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. Son düzenleyen Lizard King : 17-11-2004 - 04:40 |
|
#4
|
||||
|
||||
|
SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR adlı kitapları yayınlandı. İlk şiir plağı çıktı. Üç kez intiharı denedi, başaramadı ...gerçekden sahibini arayan mektupları okumanızı tavsiye ederim...isterseniz 1.mektup ikinci mektup yazarakdan bu 24 şiirlik kitabıda ulaşabilirsiniz...
1973 - Büyük oğlu Galata Kulesinden atlayarak ihtihar etti. ..(bunu bilmiyordum gerçekden...) bilir misin şiirine ölüyorum zaten çok güsel özelliklede başı (bkz post #3 ) Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Bir Gün Anlarsın
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek ne imiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın . Ümit Yaşar Oğuzcan Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#6
|
||||
|
||||
|
GALATA KULESİ
6 Haziran 1973 Pırıl pırıl bir yaz günüydü Aydınlıktı, güzeldi dünya Bir adam düştü o gün Galata Kulesinden Kendini bir anda bıraktı boşluğa Ömrünün baharında Bütün umutlarıyla birlikte Paramparça oldu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu Gencecikti Vedat Işıl ışıldı gözleri İçi Bütün insanlar için sevgiyle doluydu Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa Kendini bir anda bıraktı boşluğa Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün Zaman durdu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu "Açarken ufkunda güller alevden" Çıktı, her günkü gibi gülerek evden Kimseye belli etmedi içindeki yangını Yürüdü, kendinden emin Sonsuzluğa doğru Galata Kulesinde bekliyordu ecel Bir fincan kahve, bir kadeh konyak Ölüm yolcusunun son arzusuydu bu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu Küçücüktü bir zaman Kucağıma alır ninniler söylerdim ona Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat 6 Haziran 1973 Galata Kulesinden bir adam attı kendini Bu nankör insanlara Bu kalleş dünyaya inat Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat. (gerçekden iç burkucu) Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#7
|
||||
|
||||
|
GERÇEKTEN SEVMEK
O durmadan kaçıyor; sen ardından gitmiyorsan; o günün her saatinde saklanıyor, sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan; o sana acıların en büyüğünü tattırıyor, sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan; boşuna aldatma kendini, onu sevmiyorsun demektir. Elindeki içki kadehinde, dudağındaki sigarada , okuduğun kitapta, mırıldandığın şarkıda, söylediğin şiirde, gördüğün rüyada ve yaşaman için ciğerlerine doldurduğun havada o yoksa; Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan; onu sevmiyorsun demektir. Renkler onunla değerlenmiyorsa, örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının, mavi maviliğinin farkında değilse, beyaz yalnız o giydiği zaman güzelliğini haykırmıyorsa, sabahları onu görünceye kadar güneş doğmuyorsa ve onsuz gökyüzü geceleri aya, yıldızlara hasret değilse onu sevmiyorsun demektir. Sokakta gördüğün her yüzde ondan birşeyler aramıyorsan, güzel bir manzara, hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa, uykudan uyandığın zaman yaşamakta olduğundan önce onu hatırlamıyorsan, omuzlarına dökülmüş saçları, bir sis perdesinin ardında her zaman gülen, ışık saçan gözleri aklına gelmiyorsa, durup durup avuçlarının sıcaklığını özlemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Dünyada yaşıyan öteki insanların senin için hala bir değeri varsa, ona karşı tutumunu toplumun köhne ve manasız kurallarına göre ayarlıyorsan ve açık açık sanki var olduğunu haykırırcasına sevgini söylemiyorsan; Onu sevmiyorsun demektir. Yok o senin için herşeyden değerliyse, gözünü yumduğun anda onu görebiliyorsan, o bütün şarkılarda, bütün şiirlerde, bütün resimlerde ise, ona muhtaç olduğunu söylemekten utanmıyorsan, senin içten ve büyük sevgine karşılık vermiyeceğinden korkmuyorsan, bütün bencil duygularından sıyrılabilmişsen onun için herşeyi, ama herşeyi yapacak gücü kendinde buluyorsan, her hali sana ayrı ayrı güzel geliyorsa, karşısında kendini bir çocuk gibi hissediyorsan, istediği anda onun için ölebileceksen, onun için yaşıyorsan ve yine onun için bildiğin bilmediğin bütün düşmanlıklara karşı koyabileceksen, o her geçen dakika sende biraz daha büyüyorsa ve kendi kendine bile çok sevdiğini bütün samimiyetinle, inanmışlığınla itiraf edebiliyorsan, bir gün o seni hiç, ama hiç sevmediğini söylese bile, senin sevginde azalma olmayacaksa ve ölünceye kadar onu aşkların en ölümsüzü ile sevebileceksen; işte o zaman onu seviyorsun demektir. O sana sevmeyi, gerçek aşkı öğretti. Sen onu hep sevecek ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın. O, hiç sen olmasan bile, seni bir parça sevmese bile... Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? Son düzenleyen Sound_Of_Silence : 17-11-2004 - 13:28 |
|
#8
|
||||
|
||||
|
MİLYON KERE AYTEN
Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum Ayten üstüne Saatim her zaman Ayten'e beş var Ya da Ayten'i beş geçiyor Ne yana baksam gördüğüm o Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz Günlerden Aytenertesidir Odur gün gün beni yaşatan Onun kokusu sarmıştır sokakları Onun gözleridir şafakta gördüğüm Akşam kızıllığında onun dudakları Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz Bir kadeh de sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam Alın tek kat elbisemi size vereyim Cebimde bir on liram var Onu da alın gerekirse Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil Aytensizlik kadar Ona uğramayan gemiler batsın Ondan geçmeyen trenler devrilsin Onu sevmeyen yürek taş kesilsin Kapansın onu görmeyen gözler Onu övmeyen diller kurusun İki kere iki dört elde var Ayten Bundan böyle dünyada Aşkın adı Ayten olsun Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#9
|
||||
|
||||
|
TESBİH
Sen giderken gözlerim dopdoluydu Ve yağan yağmurla caddeler ıslak Yokluğundan bir rüzgar esti hazin Teselliler döküldü yaprak yaprak Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar Bir karanlık geldi gittiğin yerden Ümitlerim vardı tesbih misali Sen giderken dağılıverdiler birden. ****************************************** YAĞMURCU bir yağmur mevsimi sevişmeliyiz seninle o kapkara o deliniş gökkubbenin altında çılgınlar gibi ıslak çimenlerin üstünde boyluboyunca yağmur altında saatlerce günlerce hep benim olmalısın böyle serin, böyle soğuk baksana çıplak atlar üşüyor mu ne boyunlarında atkı ne üstlerinde yağmurluk bir yaz elbisesi giy öyle gel benimle yağmur altına ayakların çamurlu elbise tenine yapışmış olsun hep böyle kadın hep böyle istekli ve gözyaşların yağmura ıslanmış olsun. Herşey o kadar vardı ki, aslında yoktu... Di mi Hayatım? |
|
#10
|
||||
|
||||
|
BENİ UNUTMA
Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile. Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma. Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yaşar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm. Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma. O saatlerde serpilir gülüşün Bir avuç su gibi içime, ey yâr. Senin de başında o çılgın rüzgar Deli deli esiverirse bir gün Beni unutma. Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için şu yollara düşmüşüm. Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma. Hâlâ duruyorsa yeşil elbisen Onu bir gün benim için giy. Saksıdaki pembe karanfilde çiğ Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen Beni unutma. Büyük acılarla tutuştuğum gün Çok uzaklarda da olsan yine gel Bu ölürcesine sevdiğine gel. Ne olur tanrıya kavuştuğum gün Beni unutma. Ümit Yaşar Oğuzcan bana bu şairi tanıtan sarhoş saol sana
[COLOR="blue"]AŞK OLSA GEREK |
|
#11
|
||||
|
||||
|
ilk kızarkımın zorla okuttugu şair..
iyi yazar ama beni kasar :ığğğhh: *wolrath the kapitan* |
![]() |
| Etiketler |
| yasar |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Ümit Yaşar Oğuzcan | Sound_Of_Silence | Mürekkep Hokkası | 1 | 12-02-2007 16:42 |
| Ahmet Ümit | Sound_Of_Silence | Mürekkep Hokkası | 2 | 10-02-2007 18:49 |
| Basketbol Ümit Milli Takımı Avrupa İkincisi Oldu | ern | Türk Ve Dünya Sporu | 5 | 27-07-2006 12:35 |