Kadın Nedir ?

Erkeğin tersine kadın, çalışmayan bir insandır. Aslında ona ilişkin söylenecekler bununla kalabilirdi, çünkü temel insan kavramı hem erkeği hem de kadını kapsayacak kadar çok genel, çok hatalı olmasaydı, kadın için

  #1  
Eski 28-09-2004, 17:28
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Kadın Nedir ?

Erkeğin tersine kadın, çalışmayan bir insandır. Aslında ona ilişkin söylenecekler bununla kalabilirdi, çünkü temel insan kavramı hem erkeği hem de kadını kapsayacak kadar çok genel, çok hatalı olmasaydı, kadın için söylenecek pek fazla bir şey kalmazdı.
Yaşam insanlara iki seçenek sunar: hayvansal bir varoluş -düşük bir yaşam düzeyi- ve manevi bir varoluş. Kadın kuşkusuz ilkini seçecek ve fiziksel refahı öne çıkaracak, kuluçkaya yatacak bir yer ve engellenmeksizin üreme alışkanlıklarıyla oyalanacak bir ortam arayışına koyulacaktır.

Erkekle kadının aynı zeka potansiyeliyle doğduğu ve cinsler arasında zeka açısından temel bir fark olmadığı kesin bir gerçek olarak kabul edilebilir. Ayrıca, körelmeye, kısırlaşmaya bırakılan her potansiyelin, işlevini yitireceği de çok iyi bilinmektedir. Kadınlar zihinsel kapasitelerini kullanmazlar. Aslında bilerek bu kapasitelerinin bozulmasına göz yumarlar. Birkaç yıllık aralıklı eğitimden sonra, tali (sonradan gelişen) ve geri döndürülemez bir aptallık durumuna yönelirler.

Neden kadınlar kendi zihinsel kapasitelerinden yararlanmıyor? Kadınların kendi beyinlerini kullanmamalarının tek bir nedeni vardır, o da ihtiyaç duymamalarıdır. Yaşamlarını sürdürmeleri için zihinsel kapasiteleri vazgeçilmez değildir.

Teorik olarak güzel bir kadın, bir şempanzeden daha az bir zekaya ihtiyaç duyar ve buna karşılık kimse onu topluma uymayan bir yaratık olarak değerlendirmez.

Olsa olsa en geç 12 yaşına kadar, kadınların çoğu fahişe olmaya karar vermiştir. Ya da başka bir deyişle, kendileri için, bir erkek seçip bütün işi onun yapmasını sağlamaktan oluşan bir gelecek tasarlamışlardır. Bu işlevlerine karşılık olarak kadınlar da erkeğin belli zamanlarda vajinalarını kullanmasını göz yummaya hazırdır. Bir kadın buna karar verdiği anda beynini geliştirmekten vaz geçer. Elbette çeşitli dereceler ve diplomalar alabilir. Bunlar onun erkeklerin gözündeki piyasa değerini arttırır, çünkü erkekler, birşeyleri ezbere bilen bir kadının, ayrıca erkekleri de tanıyıp anlayacağına inanır. Ama cinsler arasındaki iletişim olasılığı da işte bu noktada ortadan kalkar. Yolları sonsuza kadar ayrılır.

Erkeğin tekrar tekrar yaptığı en büyük hatalardan birisi, kadını kendi eşiti olarak, yani eşit zihinsel ve coşkusal kapasiteye sahip bir insan olarak değerlendirmesidir. Kadını gözleyebilir, dinleyebilir, tepkilerine bakarak duygularını yargılayabilir, ama her şeye karşın, kadını sadece yüzeysel belintilerle yargılamaktadır. Çünkü kendi değer ölçülerini kullanmaktadır.

Erkek, kadının yerinde olması halinde ne söyleyeceğini, düşüneceğini ya da yapacağını bilir. Can sıkıcı ilişkiler durumuna baktığı zaman, kadın görünürde amansız bir davranışa girmişse, onun yerinde olması halinde yapacağı şeyi kadının da yapmasına engel olan bir şey olması gerektiğini düşünür. Bu da erkeğin tarafında doğal bir tepkidir, çünkü insanların kendilerini soyut düşünme yetisi olan yaratıklar olarak değerlendirmesi durumunda kendini herşeyin ölçüsü saymaktadır, bunda da haklıdır.

Bir erkek bir kadının yemek pişirme, bulaşık yıkama ve temizlik işlerinde saatler harcadığını gördüğü zaman, bu işlerin onu belki de mutlu ettiği, çünkü tam da onun zeka seviyesine uygun işler aklına hiç gelmez. O anda, bütün bu ön angaryanın, kadını, bir erkek olarak önemli ve arzu edilir bulduğu onca şeyi yapmaktan alıkoyduğunu düşünür; bu nedenle kadının yaşamını kolaylaştırmak ve onu, erkeğin düşlediği yaşam biçimine sürüklemek için otomatik bulaşık makineleri, elektirikli süpürgeler, hazır yemekler icat eder.

Ama hayal kırıklığına uğrayacaktır. Kadın, kazandığı zamanı tarihle, politikayla ya da astronomiyle aktif bir biçimde ilgilenmek için kullanmak yerine, pasta yapar, iç çamaşırlarını ütüler ve oya yapar ya da özellikle maceracıysa banyo duvarını çiçek çıkartmalarıyla bezer. Bu nedenle erkek bu tür şeylerin, varlıklı yaşamın temel öğeleri olduğunu düşünür. Bu fikrin ona kadın tarafından aşılanmış olması gerekir, çünkü erkek, pastanın dışarıdan satın alınmasına da, iç çamaşırının ütüsüz olmasına da, banyo duvarlarında çiçek desenlerinin bulunmamasına da gerçekten aldırış etmez. Kadının bu amaca ulaşmasını kolaylaştırmak ve onu angaryadan kurtarmak için mikserler, mutfak robotları, ütüsüz giyilebilen çamaşırlar ve çiçek süslemeli tuvalet aletleri, fayansları icat eder; ama kadın hâlâ edebiyatla, politikayla ya da evrenin fethiyle aktif ve ciddi bir şekilde ilgilenmez. Onun için yeni bulunan bu boş zaman tam zamanında imdada yetişmiştir. Artık kendisiyle ilgilenebilir; ve elbette entelektüel başarı özlemi ona yabancı olduğu için, o da dış görünüşü üzerine odaklaşır.

Bu aşama bile, erkek açısından kabul edilebilir. Karısını gerçekten sever, onun mutluluğunu dünyada başka her şeyden çok ister: bu nedenle akmayan rujlar, su geçirmez maskara, ütü gerektirmeyen gömlekler, kullanılıp atılan alt bezleri, vb. Geliştirir; hepsinin tek bir amacı vardır. İhtiyaçları bu kadar duyarlı, bu kadar arı olan bu yaratığın sonunda özgürleşmesini umar. Bu özgürlük, kadının, erkeğin düşlediği yaşam düzeyine ulaşması -özgür bir erkeğin hayatını yaşaması- için gereklidir.

Sonra da oturup bekler. Sonunda kadın ona kendi iradesiyle gelmediği için, onu kendi dünyasına çekmeye çalışır. Erkeğin yaşam biçimine alışması için çocukluktan karma eğitimi getirir. Her türden bahaneyi kullanarak, kadını üniversitelere çeker ve yaşamın harikalarına ilgisini uyandırma umuduyla, onu kendi buluşlarının gizemlerine çekmeye çalışır. Kadının, en son erkek kalelerine girmesini sağlar, böylece böylesine emekle kurmayı başardığı yönetim sistemini değiştireceği umuduyla oy hakkını kullanarak gelenekleri kendi görüşleri doğrultusunda değiştirmesi için kadını özendirir, kendi değerlerinden vazgeçer. Belki de kadının dünyaya barış getireceğini de umar, çünkü ona göre kadınlar, başarıdan yana bir güçtür.

Bütün bunlarda öylesine kararlı ve inatçıdır ki, kendini aptal yerine koyduğunu (elbette kendi standartlarıyla) göremeyecek duruma gelir. Kadınlar, olaylara belli bir mesafeden bakma yetisinden yoksundur, bunun sonucu olarak da mizah duygusundan tamame nyoksun kalmaktadırlar.

Hayır, kadın erkeğe gülmez. Olsa olsa sinirlenir. Eski ev ve yuva kurumları, kadının entelektüel arayışların tamamından ve daha iyi iş iddialarından vaz geçmesini haklı çıkarmayacak kadar çağdışı değildir. Ancak ev işleri daha çok mekanize olduğu, yeterince anaokulları açıldığı, ya da erkekler çocukların vazgeçilmez olmadığını anladığı (ki daha önce anlamış olmaları gerekirdi) zaman ne olacağını insan merak ediyor.

Erkek, amansız ilerleme koşusunda bir an durup bu ilişkiler durumunu düşünecek olursa, kaçınılmaz olarak, kadınlara bir zihinsel uyarım duygusu verme çabalarının tamamen boşuna olduğunu görecektir. Kadınların daha zevkli, daha çekici, daha "kültürlü" olduğu doğrudur, ama yaşam beklentileri dahe entelektüel değil, hep maddeci olacaktır.

Kadın, erkeğin üniversitelerinde kendi teorilerini geliştirmesi için öğretilen zihinsel işlemlerden hiç yararlandı mı? Kendine ait orijinal bireysel araştırmalar yapması için ardına kadar açılan araştırma kurumlarından hiç yararlandı mı? Kadınların, kütüphaneleri dolduran o harika kitapları okumadığı erkeklerin kafasına dank etmeyecek mi? Kadın, müzelerde erkeklerin yarattığı harika sanat eserlerine hayranlık duyabilse de, kendisi hiç bir zaman yaratmayacak, sadece kopye edecektir. Kendini özgürleştirmesi için kadınlara yönelik olarak hazırlanan oyunlar, filmler ve görsel gösteriler bile taşıdıkları eğlendirici değeriyle yargılanmaktadır. Devrime giden ilk adımı asla kadınlar atmayacaktır.

Kadını kendi eşiti olarak gören bir erkek, kadının yaşam biçiminin boşunalığını kavradığı zaman, doğal olarak, bunun erkeğin hatası olduğunu, kadının erkek tarafından baskı altına alındığını düşünme eğilimi gösterir. Ama çağımızda kadınlar artık erkeklerin iradesine tabi değildir. Aslında tam tersine. Kadına, özgürleşmesi için her türlü fırsat tanınmıştır ve bunca olandan sonra eğer hâlâ zincirlerini kırmamışsa, bundan tek sonuç çıkar: aslında kırılacak bir zincir yoktur.

Erkeklerin kadınları sevdiği, ama ayrıca küçümsediği doğrudur. Hayatını kazanmak zorunda olduğu için sabah erken kalkıp yeni dünyalar fethetmeye giden (ve ender olarak başarılı olan) bir insan, bu tür arayışlarla ilgilenmeyen bir başkasını mutlaka küçümseyecektir. Bu aşağılama, kadınların zihinsel gelişimini sağlamak için erkeğin giriştiği çabaların temel nedenlerinden birisi bile olabilir. Erkek, kadınlardan utanır ve onların da kendilerinden utanmaları gerektiğini düşünür. Bu nedenle, bir centilmen olduğu için de yardım etmeye çalışır.

Erkekler, kadınların hiçbir hırs taşımadığı, bilgi arzisi, kendini kanıtlama ihtiyaçı hissetmediğihi kavramaktan acizdir; oysa bütün bunlar onun için hayati bir öneme sahiptir. Kadınlar, erkeklerin ayrı bir dünyada yaşamalarına göz yumarlar, çünkü o dünyaya katılmak istemezler. Neden katılsınlar ki? Erkeğin bağımsızlığı onlar için hiçbir anlam ifade etmez, çünkü kendilerini bağımlı hissetmezler. Hatta hiçbir entelektüel hırsları olmadığı için erkeğin zihinsel üstünlüğü karşısında utanma bile hissetmezler.

Kadının erkek karşısında büyük bir avantajı vardır: kadının seçme özgürlüğü vardır: bağımsız bir yaşamla, aptalca, şımarıkça, asalakça bir yaşam arasında seçme yapabilirler. Bu sonuncusunu tercih etmeyen kadınların sayısı çok azdır. Erkeklerinse elbette tercih şansı yoktur.

Eğer kadınlar gerçekten de erkeklerin baskısı altında olduğunu hissetseydi, tıpkı buyurganlardan korkulup nefret edilmesi gibi onlar da erkeklerden korkup nefret ederdi. Erkeğin zihinsel üstünlüğü karşısında utansalardı, durumu değiştirmek için her çareye başvururlardı. Kadınlar gerçekten bağımlı ve kelepçeli olsaydı, elbette tarihin bu en elverişli döneminde kelepçelerini çoktan kırmış olmazlar mıydı?

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olan İsviçre’de (ki son zamanlara kadar kadınların oy kullanma hakkı yoktu), kantonlardan birisinde kadınların oy kullanmak isteyip istemediklerini belirlemek için bir araştırma yapılır. Kadınların çoğunun kadınların oy kullanmasına karşı olduğu ortaya çıkar. Erkekler şoke olur, çünkü dünyalık olmayan bu tutum, yüzyıllar süren erkek egemenliğinin bir başka kanıtı olarak değerlendirilir!

Oysa ne kadar yanılıyorlar! Kadının hissettiği en son şey baskı altında olmaktır. Tersine, cinsler arası ilişkideki en can sıkıcı gerçeklerden birisi, kadının dünyasında erkeğin olmadığıdır: bu nedenle kadının kendini aşağılık ve dolayısıyla isyankar hissetmesine nasıl yol açmış olabilir ki? Her şey bir yana onun erkeğe bağımlılığı sadece, tıpkı bir turistin uçağa, bir café sahibinin kahve makinasına, bir arabanın benzine, bir televizyonun elektiriğe bağlı olması gibi nesnel, "fiziksel" bir bağımlılıktır. Bu tür bir ilişkide can sıkıcı hiç birşey olamaz.

Diğer erkeklerle aynı yanılgıya düşen Ibsen, Doll’s House adlı oyununun, kadın özgürlüğü için bir manifesto olmasını ister. 1880 yılındaki gala gecesi erkekleri gerçekten şoke eder ve erkekler, kadının durumunu düzeltme yönünde daha keskin bir mücadele vermeye and içerler. Bu moda sürerken kadınlar kendilerini özgürleşme mücadelesine kaptırır ve kadına seçme ve seçilme hakkı için hakkı için mücadele eden kadınlar olarak yeni oyunlarının tadını çıkarırlar.

Sartre da daha sonra kadınlar üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Kadınlar, Sartre’ın felsefesini ne kadar iyi anladıklarının bir kanıtı olarak saçlarını bele kadar uzatıp siyah süveter ve pantolon giyerler.

Çin komünist lideri Mao Tse-tung bile başarılıydı: Mao modası bütün bir sezon sürmüştü.

NOT: Esther Vilar'ın Köleliğin Mutluluğu-Kadının Dünyası, Erkeğin Rüyası isimli kitabından alınmıştır.

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 13-11-2004, 21:41
flues nickli Ayya$'ın avatarı
jaco pastorius
 
Mekan: flues bu kapağın altındadır
kadın yoktur.çünkü her kız doğduğu andan itibaren "kadın" olmaya çalışır.Bu erkekte böle değildir.Erkeğin kişiliği ergenlik sonrası bi şekle oturur, zaman içinde çeşitli etkilerle az çok farklılaşır ama "erkeklik" hissi sabit kalır.Kadınsa bir kimlik arayışı içindedir ama bu toplumsal ya da bireysel davranış kimliği değil bir iç arayıştır.(kadınların kişiliksizliği gibi bişe çıkarılmasın lütfen)
Bunu bazı psikanalizciler fallusun, -basit bir deyişle-dişilik organına göre daha bir elle tutulur olmasına bağlamışlardır.
kadına gelince çocukluktan başlayarak daha üst statülerdeki hemcinslerini taklit ederek kadınlığa ulaşma arzusu vardır.
kız çocuğu annesine benzemek için makyaj yapar, bebeklerine bakarak annesi gibi hissetmeye çalışır.
genç kız ilk öpüştüğü anda birçok şeyin değişeceğini zanneder fakat bu deneyiminden sonra birşeyin değişmediğini görür..kadın olamamıştır..
sevişir...hala kadın olduğunu hissedememiştir..büyük bir yol ayrımı olan bekaret bozma noktasının herşeyi değiştireceğini düşünür...fiziksel olarak kadın olmuştur ama hala aynı şeyleri hisseder...eksik bişe vardır...
evlenir....anne olur...ama yok... olmamıştır...hala gitmek istediği bi yer vardır ve de nere olduğunu nası gideceği hakkında da bilmedikleri...
Kadın hayatı boyunca buna uğraşır.
bundandır belki en aptal saydığımız kızın bile bi gizemi vardır.
kimbilir biz erkeklerin eksikliği de budur belki...kendimizi bulduk zannedip müziğe bilime yazmaya veririz kendimizi..kadının daha kutsal bi problemi vardır:kendini bulmak
bu yüzden iyi müzisyen, şair olamadıklarını düşünürüz.belki doğrudur.
hayat&sanat hiç bulmamak niyetiyle aramaksa kadın doğrudur.belki de değildir.tutarsızlık değil.Ruhbilimi varsayımlardan ibarettir ve biz de seçtiklerimize inanırız.
Kadın yoktur.
ama biz yine bu olmayan şeyi çözmeye uğraşıcaz hayat boyu.bulurum ben nidalarıyla..

[COLOR=Indigo][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS]sen iyisi mi üzerine basacağın bir mayın bul ve beni unut..[/COLOR][/SIZE][/FONT]

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 13-11-2004, 22:57
princess of the darkness nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: ist
kadınlara karşı son derece önyargılı bi bakışaçısıyla yazılmış bir yazı. toplumda kadınla erkek birbirlerini tamamlayan bir bütün oluştururlar. kimse bana burada erkeklerin daha üstün bir görev üstlendiğini savunamaz. annelerinin yönlendirmesi ve desteği olmaksızın erkekler de başaralı olamazdı. yani, kadının hiçbir zaman yüceltmediği ve ön plana çıkarmadığı çok kutsal bir rolü vardır. erkekleri (ve dişileri tabii) de doğurma ayrıcalığına sahiptir, her ne kadar bu yazıyı yazan zat küçük görse de.. sonuç olarak, erkekler doğurgan olmadıkları için ''icat eden'' olabilmişlerdi, daha fazla bir oranla. (benim teorime göre)

it is the need to escape from a harsh reality.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 14-11-2004, 00:59
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236

Alıntı:

çünkü her kız doğduğu andan itibaren "kadın" olmaya çalışır.Bu erkekte böle değildir.Erkeğin kişiliği ergenlik sonrası bi şekle oturur, zaman içinde çeşitli etkilerle az çok farklılaşır ama "erkeklik" hissi sabit kalır

Kusura bakma ama burayı okuduktan sonra yazının gerisini okumamaya karar verdim sebebine gelirsek kadınlar hiçbir zaman doğduklarından itibaren kadın olmak için bir çabaya girmezken erkekler 9-10 yaşından sonra hep erkek olduklarını kanıtlama ihtiyacındadırlar.Bundan dolayıdır ki erkekler 11-12 yaşlarında koltukaltlarında çıkan kıllara , sayısını ezbere bildiği göğüs kıllarına ihtiyaç duyar.Bunlar genellemeye tutarsak her erkek için geçerlidir yerli yabancı fark etmeden.Daha sonra ilk cinsel deneyimlerini yaşamaları ile ise krallığa adım atarlar...

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 14-11-2004, 01:05
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Katılıyorum kadinlarin kadın olma gibi bir ihtiyacı yoktur zaten kadın - kız - dişi neyse odurlar. Erkeklerin ise hep erkekliklerini ispatlama çabasi vardır nedenleri herkesce bilinir tartismaya gerek yok. Sen gençlerin yaşadiği ergenlik bunalımını ve kimlik arayışlarını en önemlisi genel olarak cinselliğin keşfedilmesi neticesinde gelen kişilik çatışmalarını sadece kadınların ustune yıkarak kadın konusunun içinden çıkmışsın kendince. Ama senin anlattiğim süreçlerden kadınlardan fazla erkekler geçer. Üstelik bu arayış neticesinde kadın en sonunda en azından bir ergin , yetişkin olmayı başarırken erkekler çocuk olarak kalır. Bu nedenlede yanlarında bir kadın olsun isterler.

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 14-11-2004, 12:40
flues nickli Ayya$'ın avatarı
jaco pastorius
 
Mekan: flues bu kapağın altındadır
yanlış anlaşılıacağımı biliyodum ama bu kadar değil tabii ki.
öncelikle kadınlara karşı önyargılı bi tavrım yok.aksine doğru olanın sürekli "kendini aramak" olduğunu ve kadınların da bunu yaptığını söyledim. Sanırım okuyanlar toplumsal davranışları göz önüne alarak bi değerlendirme yaptı. Benim kastettiğim insanların içlerinde yaptıkları arayışlardı.elbette erkek "erkekliğini" kanıtlamaya çalışır her yaşta.ama o oturmuş cinsel kimliğini

Alıntı: Lizard King

erkekler 9-10 yaşından sonra hep erkek olduklarını kanıtlama ihtiyacındadırlar.Bundan dolayıdır ki erkekler 11-12 yaşlarında koltukaltlarında çıkan kıllara , sayısını ezbere bildiği göğüs kıllarına ihtiyaç duyar.

göz önüne serme ihtiyacı hisseder.Ve erkek burda kalır.Kadın için ise yol bitmemiştir.bu süregiden arayışın doğruluğunu anlatıyorum "kadın yoktur" derken.
ilgililer için kadın-erkek ilişkisi psikanalizi hakkında yazılmış en nitelikli eser:
Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?
Darian Leader
Ayrıntı Yayınları

[COLOR=Indigo][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS]sen iyisi mi üzerine basacağın bir mayın bul ve beni unut..[/COLOR][/SIZE][/FONT]

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 14-11-2004, 20:29
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236
Şöyle diyelim o zaman ; Bazı erkekler cinsel kimlikleri ile olan sorunlarını çözebilirler ama özellikle ülkemiz göz önüne alındığında ülkenin 70% cinsel konularda sorunludur.Hayatlarının her kısmını cinsel sorunlarının temel bütün sorunlara yansıtarak problemli bir kişilik sergilerler.Kadınları kendi egemenliklerine alarak birazda olsa bu kimliklerinden sıyrılmayı denerler.
Kadınların sorunları olduğu doğrudur.Kadınların en büyük sorunu çocuk ruhlarını kaybetmelerindendir bu da anne olma içgüdüleri ile açıklanabilir.Erkeğin çocuk tarafı onu hiçbir zaman terketmediğinden erkek kadına göre sorunsuz gözükür sadece.Ama olaya zekayı katarsak hiçbir kadın bir erkeğin sahip olduğu zekaya sahip olamaz.Bunuda belirtmeden geçemiycem.

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 14-11-2004, 20:44
belzebab nickli Ayya$'ın avatarı
Action Life
 
Mekan: Kuştepe, Tarabya
Nietzsche böyle demişti, diye hatırlıyorum. akademisyenliğe eğilimi olan kadınlarda, belirgin bir şekilde şekilde doğurgan olmayış görülür.

Biricik bir sözcüktür ve bir sözcüğün altında düşünülecek bir şey olmalıdır, bir sözcük düşünce içermelidir. Oysa biricik düşüncesiz bir sözcüktür, düşünce içermez.
- Max Stirner -

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Eski 14-11-2004, 22:37
swat nickli Ayya$'ın avatarı
Devil İnside
 
Ve Kadınlar

kadınlar hakkında yazısını dikkatle okuyup etrafta yaşadıklarınıza güncellerseniz sonucun acı ama gerçek olduğunu anlarsınız.

Bir düşünün kaç kadın ardarda 3 yada 4 espri yapabilir...
yada kaç tane başarılı bilim dünyasında saygı gören bir isim olmuş.... ya da kaç kadının olaylara geniş bakış açısı ve entellektüel bir yorum yapma yeteneği var....

siz bırakın bunları yalnızca bizim etrafımızaki kadınların çoğu bir erkeğe tamamen parasal (nesnel) yaklaşır ihtiyaçları karşılanırsa ihtiyaçlarınız karşılanır (duygusal&cinsel) yani kendi başına bağımsız bir güç olmayı ve bir erkeği yalnızca duygusal bir bağ olarak görmeyi asla düşünmez bu durum aslında birazda ailelerin baskısı sonucu 14-15 yaşlarında genelde annesi tarafından kıza aşılanır. ben böyle bir olayı lisedeyken kendi kulağımla duydum.

şimdi bana lütfen söyleyin bunun adı etini satmak değilde (fahişelik) ne?

Son düzenleyen swat : 14-11-2004 - 22:40
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #10  
Eski 15-11-2004, 02:57
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Bence bu topicte kadın değilde Türkiye'de ki erkeklerin kadına bakış açısı ortaya çıkmış ve maalesef hep aynı sığ bakış açısı. Herşeyden önce kadınları iki göğüs , iki bacak ve bir kalçadan ibaret sanarak kadınları nesnelleştiren ve cinsellikle bağdaştıran sizsiniz. Sizin kendi kafanizda kadın sadece cinsel bir obje iken , kadınlar için yukarıda yazdıklarınızdan daha subjektif bir yorum beklenemez zaten.

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #11  
Eski 16-11-2004, 17:57
Hunter85 nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: !!!KARŞIYAKA!!!
bence kadın üzerine çok düşülünce seni herşeyden çok üzücek kişi
ona gıcık gidersende seni çok sevip bir dediğini iki etmeyen
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #12  
Eski 17-11-2004, 14:05
flues nickli Ayya$'ın avatarı
jaco pastorius
 
Mekan: flues bu kapağın altındadır
"hiçbir kadın dahi değildir.Kadınlar dekoratif yaratıklardır.Onların söyleyebileceği hiçbir sey yoktur fakat cazibelerini konuştururlar.Kadınlar maddenin akıl önünde zaferini temsil ederler."
(O.Wilde-dorian grayin portresi)

[COLOR=Indigo][SIZE=2][FONT=Comic Sans MS]sen iyisi mi üzerine basacağın bir mayın bul ve beni unut..[/COLOR][/SIZE][/FONT]

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #13  
Eski 17-11-2004, 15:34
kannkokusu nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: Burası Neresi???
kadın : kız değildir.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #14  
Eski 17-11-2004, 21:31
Hunter85 nickli Ayya$'ın avatarı  
Mekan: !!!KARŞIYAKA!!!
aslında bu söylediğim bütün kadın ve kızlar için geçerli değildir ama çoğu bütün gün alışveriş ve dedikodu dışında başka şeyle ilgilenmezler
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #15  
Eski 04-12-2006, 03:11
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 93
Ynt: Kadın Nedir ?

Buna benzer bi konu acmayi düsünüyordum ben de.Bu arada yazi güzelmis.Fakat yazarin dikkatinden kacan belki de pek önemsemedigi bir nokta var:Her kadin ayni degil.Evet cogunlukla kendileriyle ilgililer ama yazarin manevi varolus dedigini secenler de var.Bizzat gördüm test ettim onayladim Fakat tuhaftir bu manevi varolusu secen kadinlar digerlerine göre daha mutsuz oluyorlar.Belki de hata yaptiklarini düsünüyorlar
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #16  
Eski 04-12-2006, 03:24
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 93