Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim Tanri'ya armaganimizdir. Ben kimim?... Hiçlikten varliga yol aliyorum. Aynalarda kendime bakiyorum ve anlayamiyorum; "Ben kimim?" Içimdeki "öz"e yabanci, dis dünyaya
|
#1
|
||||
|
||||
|
Kendini Tanımak
Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim
Tanri'ya armaganimizdir. Ben kimim?... Hiçlikten varliga yol aliyorum. Aynalarda kendime bakiyorum ve anlayamiyorum; "Ben kimim?" Içimdeki "öz"e yabanci, dis dünyaya kapali, bitmeyen bir arayisin solgun yüzüyle, bakakaliyorum kendime... Sorularimi yanitsiz birakiyor aynadaki hayalim. Artik anliyorum ki, hayallere degil, gerçegime dönme vaktim geldi. Önce kendimle baslamaliyim ise. Önce, "öz"ümü tanimaliyim sonra, onunla birlikte saydamlasabilmeliyim. Bir su damlasi gibi aktigim yerde iz birakip, yine de ben olarak kalmali ama saydam sessiz ilerlemeliyim, yuvarlanacagim denizlere... O denizler, sevgi okyanuslarina açiliyor... O okyanuslarin yelkenlileri, "Isik"a dogru yol aliyor... Her sey "zaman"la basladi. Insanlar, zamani yarattilar ve her sey oldugu yerde kaldi. Zamanin, içinde, giderek kendilerinden uzaklastilar. Zaman onlari yabancilastirdi, tutsak aldi... Zamanlarda zamansizligi buldular. Zamansizlik sinirlerini bozdu; agladilar, küfrettiler, yana yakila sikayet ettiler. Zamanla her seyi unuttular; kim olduklarini, neden burada bulunduklarini, gerçekligi, hiçligi, sonsuzluklarini ve Yüce Yaratici'nin bir parçasi olduklarini... Sevgiye kalplerini kapattiiar. Hiçlikten; maddeden medet umar oldular. Zenginlik, rahat yasam tüm idealleri oldu. Evler düslediler; bol odali, bol süslü, bol hizmetçili... Ama kendi gerçek evlerine; "Öz"e, hiç ugramaz oldular. Çogu, bu rüya aleminde, yolsuz, yönsüz dolairken, hiç bilemediler; eger kalplerindeki o koridordan, geçip, özlerindeki, kutsal eve ulasabilselerdi, oranin ihtisamina hayran kalacaklarini... Bilemediler... Çünkü; bilmek ve anlamak istemediler. Peygamberler haykirdi; yükselmis üstadlar haykirdi; kutsal kitaplar haykirdi... Ama onlar, duymak dinlemek istemediler. Tabiat haykirdi; rüzgariyla, seliyle, kavurucu sicagi, kurakliklariyla... Anlamadilar... Bu alemde, her sey bos; her sey geçicidir; her sey zihnin algiladigi kadardir. Ama zihnin ötesinde, sonsuzluk gizlidir. Orada kucak açmis bekleyen, "ilahi bir sevgi" vardir. Oraya ulasmak için, dev bir adim atmak ama küçücük bir çaba göstermek gerekir. Her seyden önce sormak gerekir: "Ben kimim???" "Ben kimim?" Bu soruyu sormak ve cevabini aramak dev bir adimdir. Bu soruyu kendi içimizdeki, bizi sik sik uyaran, koruyan o sese sormamiz ise, küçücük bir çabadir... Namaz, meditasyon, yoga, dua, om, müzik, aromaterapi, renk terapi, vb. hepsi dev adimlarla içimize dogru ilerlerken, yolumuza çikan engelleri asmamizi saglayan, bize güç ve umut veren, ilahi yollardir. Hatta ve hatta, sessizce kalmak, susmak ve sadece içimizden gelen sesi dinlemek bile, "öz"e giden yolda, bir rehberdir... Sevgiyle olmak ve sevgiyle kalmak... Yüce Yaratici'nin var ettigi tüm güzelliklere, sevdigini fisildamak. "Öz"e giden yolda, en sihirli reçetedir. Simdi gözlerinizi kapatin ve "en sevmediklerinize" bile, zihninizde, "Seni seviyorum," diye seslenin... Önce biraz zorlanabilirsiniz. Ama ya sonra... Sonra kutsandiginizi hissedersiniz, bagislamak, aslinda kendinizi de bagislamaktir. Çünkü hiç birimizin "öz"ünde, kin ve nefret duygulari yoktur. Bu duygulari zihin üretir. Ama "öz" bu duygulardan sikinti duyar. Her seyden önce kendinizi mutlu etmek için, baskalarini affedin ve onlara sadece zihninizden bile olsa, sevdiginizi söyleyin. "Öz"e giden yolda, sevgi tasitimizdir... "Mutsuzum, mutsuzum!" diye yakinmak, aglamak yerine, mutlu olma yöntemleri gelistirmeye çalisin. Mutlulugu; maddede, baska insanlarda, baska bedenlerin scakliginda aramayin... Yasam, oyuncu bir düs denizi, özümüz ise sonsuz ve gerçektir... Mutlulugu; iyilikte arayin... Içinizden geldigi anlarda, kim olduguna aldirmaksizin yardim edin... Ihtiyaci olana, sirtinizi dönmek ve yürüyüp gitmek yerine, bir kez bile olsa yüzünüzü çevirin, gülümseyin ve yardim edin... Iyiligin, sevgi dolu enerjisi, yüreginizdeki kilitleri açacaktir. Ve bu enerji sizi bir çok çatismadan, tartismadan da koruyacaktir. Kendinizle, tanismaktan, gerçeginizle yüzlesmekten korkmayin... Sik sik, içinize dönüp sorular sorun... Bunu en fazla da, ilahi enerjiyle baglantili oldugunuz zamanlarda; namazin, dualarin ardindan veya meditasyon sirasinda yapin ki, yanitlar size daha kolay ulassin. Kendinize olan dostlugunuza güvenin. Baskalarindan dostluk beklemek yerine, en büyük ve iyilik dolu dostunuzun, önce, Yüce Yaratici, sonra da, "öz"ünüz, oldugunu unutmayin. Eleanor Roosevelt'in dedigi gibi, "Baskalariyla arkadas olmadan önce, kendimizle arkadas olmayi basarmaliyiz." Umut etmekten asla vazgeçmeyin; umut öze giden yolda, sizin hazinenizdir. En çaresiz anlarinizda bile, sunu unutmayin ki; her gecenin ardı, sabah; her ayaz kisin ardi günesli, sicacik bir bahardir. Sizin için de o sabahlar ve baharlar mutlaka bir gün gelecektir. Truman Capote, bu durumu söyle açikliyor; "Tüm beseri hayatin kendi mevsimleri ve devreleri vardir ve hiç kimsenin, kisisel kaosu kalici degildir. Kis, her seyden sonra, ilkbahara ve yaza yol verir. Bazen, dallar çiplakken ve toprak buzdan çatladiginda, insan onlarin asla gelmeyecegini sansa da, ilkbahar ve yaz daima gelirler." Dileyin; yasaminizin nasil olmasini istiyorsaniz ve kendi özünüzle tanismak istiyorsaniz bunu dileyin. Emin olun ki, yürekten gelen dilekler kabul edilecektir. Iyilik dolu bir enerjiyle, dilemek; özünüze dogru, kapali olan tüm kapilari ardina kadar açacaktir... Çok istedigi niz ama, gerçeklesmeyen dilekleriniz için, sakin ola ki, Yüce Yaratici'ya yüz çevirmeyin. Suna emin olun ki, O, sizin için daima en dogru ve iyi olani gerçeklestirir... Onun sevgisine güvenin. Tabiattan asla kopmayin... Sehir, sizi ne zaman esir almak isterse, hemen kaçin ve tabiatin, iyilestirici, mutlu edici enerjisine siginin. Bunu yapmak o kadar zor degil, yalniz basiniza bir deniz kenarina gidip, denizi dinleyin, ya da bir parkta oturup, rüzgarin, agaç yapraklariyla söyledigi sarkilara kulak verin veya sadece çiçeklerin güzellikle dolu renk dünyasina birakin kendinizi. Inanin bunlar bile yeter, yasamin sizi bogan kaoslarindan, uzaklasabilmek için. Tabiatin essiz düzenine gipta ile de bakmayin, hepimiz, o mükemmel bütünün parçalariyiz... Ölüm ve yasam zamanda, hayat ise daima sonsuzlukta ve ilahi mükkemmelik içinde sürer gider... "Öz"e gitmek için, gösterdiginiz çaba, en basarisiz oldugunuzu hissetiginiz anlarda bile, en büyük basarilarinizdan biridir. Bu basari tüm hayatinizi da degistirebilir. Bu yolla kazanmaya basladiginiz, iç huzur, tüm yasaminizi olumlu yönde etkileyecektir . "Öz"e giden yolda, dün yok, bugün yok, yarin yok... Sadece "an" var... Durup, geçmisi degistiremeyiz; öyleyse geçmisteki hatalarimiza üzülmek niye? Hatalarimiz bizi biz yapan degerlerdir. Onlardan utanmak yerine, ders almak gerektiginin bilincine varmaliyiz. Gelecek ise, yasarsak, kaçinilmaz olarak gelecektir. Ama, neler getirecegi meçhulken, onun için de endise duymaya gerek var mi? Öyleyse zaman yok, sadece "an" var. Su "an", belki son animiz, belki de yeni bir baslangiç yapacaginiz bir an... Kim bilebilir?... "An"lardan birinde, belki de simdiki "an"da durun ve sorun; "Ben kimim?" Bu sorunun pesine takilin. Yüreginize, inanciniza güvenin... Adimlariniz, sizi önce "öz"ünüze, sonra da Yüce Yaratici'ya dogru tasiyacaktir. Bir söz söyle der; "Kim oldugumu bilmedigim zaman çevremdeki herkese hizmet ederim; kim oldugumu bildigim zaman ise çevremdeki herkesle bir olurum"... Burada bulunma amacimiz, çevremizdeki her seyle "bir oldugumuzun" bilincine varabilmekdir. Bu dünyada ve evrende, tüm yasam platformlariyla bir bütünlük içerisindeyiz. Bunu tüm gerçekligiyle anlayabilmek ve üst bilinç düzeylerine ulasabilmek için, içimize dogru, serüven dolu bir yolculuk yapmak zorundayiz. David Grayson'un dedigi gibi, "Serüven disimizda degil, içimizde yasanir." Peki, simdi, özümüz, sonsuza dogru yol alirken, arkasindan bakmak yerine, onunla bir olus Ilahi Isik'a akmaya ne dersiniz?... O Isik, nefesimiz kadar yakin ama kendimizi, özümüzden ayirdigimiz kadar uzak... Unutmayin ki; "Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim Tanri'ya armaganimizdir." Ozümüze ulasmak ve Yüce Yaratici'yi tüm gerçekligiyle, anlayabilmeye çalismak, ona verebilecegimiz en degerli armaganimizdir. Sevgiyle, hosçakalin... (Derlemeyi yapan bilinmiyor) Kaynaklar: "Yüksek Bilinç Kilavuzu"- Ken Keyes Jr.- Akasa Yayinlari "Hayatinizin Amaci"- DaMillman- Akasa Yayinlari "Ben O'yum"- Sri Nisargadatta Maharaj- Akasa Yayinlari People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
bir amaç var bu yazıda ve bir yol çiziliyor ona. ben kimim? diye sormuyor ki bu yazı ben ne olmalıyım diyor. bir yaratıcıdan bahsediyor habire. ona sunmak istediği bir ''ben'' oluşturmaktan bahsedip durmuş. iyilik de iyilik. öz de öz. ulan özün ne ise o yansıyor işte dünyaya. peşinden gelseler ne kadar mutlu olacaksın. bir tek sen iyi ya da kötü olabilirsin çünkü bir tek sen sensin.
Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan... |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim Olduğumuz şey tanrının armağanı ise olacagimiz şey neden tanrıya armagan olsun ki? En iyisi olup yaratıcısının egosunu tatmin etme çabasi bu yada en iyisi olmaya çalışıp kendi egosunu tanrıya bağlama isteği. İkiyüzlülük ve kendinibeğenmişlikle dolu bir yazı . Kendini beğenmişlik aslında bir yazıda beni asla rahatsiz etmez ama bunda farklı birşey var o da kendini öyle değilmiş gibi göstermeye çalişmasidir. Bir de şu son dönemlerde herkes kendini guru sanıp öğretici yazılar yazıyor sinir oluyorum . Bu yazıdan nefret ettim . Oh , Yeah ? |
|
#4
|
||||
|
||||
|
şöyle şöyle olmalısın diyen insanlardan soğuyorum ben. niye tek bir doğruya ulaşmak zorundayız anlamadım gitti. ben okuduğum yazıda kendimi değil başkasını görmek istiyorum. bana beni niye anlatırlar anlamıyorum.
tapınaklara çekilip meditasyon yapıp kendini aydınlanmış ilan eden, sonrada çalışıp üreten halktan yiyecek dilenen rahipler mi sevgiyi üretiyor. duyan da kimse deniz kenarına gitmiyor sanacak bunlardan başka. insanlar çalışıyor, üretiyor, tüketiyor ve ölüyor. kimse kaçıp kendini bulacak bir yer aramıyor. Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan... |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Dogmatik insanlar . Sadece tek bir bakış açısıyla bakabiliyorlar. Halbuki 1 tane doğru yoktur ve bu gerçektir . X doğruyken z de doğru olabilir olmamasi için hiçbir sebep yok . Ama herşeyin neticesini böyle tanrıya bağlayan insanlar maalesef kabul ettikleri doğrudan daha başka doğrular da olabileceğini düşünmezler düşünseler bile reddederler çünkü bu tek olan yaratıcı düşüncesiyle çakışır. Yani işin özü tanrıya bağlı olmak düşünsel gücünüzün kısıtlanmasına neden olur zihninizi özgür bırakmanızı yasaklar çünkü bakınca görürsünüz ki birsürü doğru vardır önemli olan birsürü doğru ve yanlış arasından kendi yolunuzu bulabilmektir. Fakat ilahi düşüncelere göre tek bir doğru yol vardır o da tanrının yoludur. Din bu yüzden dogmatiktir dindar insanlar ise bu dogmatik düşünce yapısı içinde sığ ve sabit kalmaya mahkumdurlar.
Oh , Yeah ? |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Çooook sıkıldım bu yazıdan daha başında bıraktım okumayı
bir vidanın gerçek değeri alınırken değil vidalanırken belli olur |
|
#7
|
||||
|
||||
|
tanrının her yerde olduğu düşüncesi vardır bir de. oysa yaptıklarına dikkatlice bakarsanız tanrı olgusunu koca evrende tek bir nokta olarak gördüklerini anlarsınız. evreni noktalar kümesi olarak tanımlarsak eğer bu kümenin alt küme sayısı kadar tanrı vardır benim için. dur yaw çok hoşuma gitti bu fikir. biraz geliştireyim. iki nokta bir doğru oluşturduğuna göre tanrının tek bir nokta olması doğru değildir. kelime oyunu oldu bu.
Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan... |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Alıntı: Olduğumuz şey tanrının armağanı ise olacagimiz şey neden tanrıya armagan olsun ki? People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
![]() |
| Etiketler |
| kendini |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Kendini Nerede Buldun? | jenijen | Beyin Fırtınası | 205 | 26-11-2008 21:10 |
| yaşam kendini sevdiriyor | princess of the darkness | Echoes | 3 | 25-12-2006 01:58 |
| hAdİ KaNdIrMa kEnDiNi... | wampirella | Echoes | 0 | 16-02-2006 23:10 |
| Karınca kendini kopyalıyor | Lizard King | Güncel Olaylar | 11 | 02-07-2005 21:16 |