Kendini Tanımak

Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim Tanri'ya armaganimizdir. Ben kimim?... Hiçlikten varliga yol aliyorum. Aynalarda kendime bakiyorum ve anlayamiyorum; "Ben kimim?" Içimdeki "öz"e yabanci, dis dünyaya

  #1  
Eski 09-08-2004, 11:57
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236
Kendini Tanımak

Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim
Tanri'ya armaganimizdir.

Ben kimim?... Hiçlikten varliga yol aliyorum. Aynalarda kendime bakiyorum
ve anlayamiyorum; "Ben kimim?" Içimdeki "öz"e yabanci, dis dünyaya kapali,
bitmeyen bir arayisin solgun yüzüyle, bakakaliyorum kendime... Sorularimi
yanitsiz birakiyor aynadaki hayalim. Artik anliyorum ki, hayallere degil,
gerçegime dönme vaktim geldi. Önce kendimle baslamaliyim ise. Önce,
"öz"ümü tanimaliyim sonra, onunla birlikte saydamlasabilmeliyim. Bir su
damlasi gibi aktigim yerde iz birakip, yine de ben olarak kalmali ama saydam
sessiz ilerlemeliyim, yuvarlanacagim denizlere... O denizler, sevgi
okyanuslarina açiliyor... O okyanuslarin yelkenlileri, "Isik"a dogru yol
aliyor...

Her sey "zaman"la basladi. Insanlar, zamani yarattilar ve her sey oldugu
yerde kaldi. Zamanin, içinde, giderek kendilerinden uzaklastilar. Zaman
onlari yabancilastirdi, tutsak aldi... Zamanlarda zamansizligi buldular.
Zamansizlik sinirlerini bozdu; agladilar, küfrettiler, yana yakila sikayet
ettiler. Zamanla her seyi unuttular; kim olduklarini, neden burada
bulunduklarini, gerçekligi, hiçligi, sonsuzluklarini ve Yüce Yaratici'nin
bir parçasi olduklarini... Sevgiye kalplerini kapattiiar. Hiçlikten;
maddeden medet umar oldular. Zenginlik, rahat yasam tüm idealleri oldu.
Evler düslediler; bol odali, bol süslü, bol hizmetçili... Ama kendi gerçek
evlerine; "Öz"e, hiç ugramaz oldular. Çogu, bu rüya aleminde, yolsuz,
yönsüz dolairken, hiç bilemediler; eger kalplerindeki o koridordan, geçip,
özlerindeki, kutsal eve ulasabilselerdi, oranin ihtisamina hayran
kalacaklarini...

Bilemediler... Çünkü; bilmek ve anlamak istemediler. Peygamberler
haykirdi; yükselmis üstadlar haykirdi; kutsal kitaplar haykirdi... Ama
onlar, duymak dinlemek istemediler. Tabiat haykirdi; rüzgariyla, seliyle,
kavurucu sicagi, kurakliklariyla... Anlamadilar... Bu alemde, her sey bos;
her sey geçicidir; her sey zihnin algiladigi kadardir. Ama zihnin ötesinde,
sonsuzluk gizlidir. Orada kucak açmis bekleyen, "ilahi bir sevgi" vardir.
Oraya ulasmak için, dev bir adim atmak ama küçücük bir çaba göstermek
gerekir. Her seyden önce sormak gerekir: "Ben kimim???"

"Ben kimim?" Bu soruyu sormak ve cevabini aramak dev bir adimdir. Bu soruyu
kendi içimizdeki, bizi sik sik uyaran, koruyan o sese sormamiz ise, küçücük
bir çabadir... Namaz, meditasyon, yoga, dua, om, müzik, aromaterapi, renk
terapi, vb. hepsi dev adimlarla içimize dogru ilerlerken, yolumuza çikan
engelleri asmamizi saglayan, bize güç ve umut veren, ilahi yollardir. Hatta
ve hatta, sessizce kalmak, susmak ve sadece içimizden gelen sesi dinlemek
bile, "öz"e giden yolda, bir rehberdir...

Sevgiyle olmak ve sevgiyle kalmak... Yüce Yaratici'nin var ettigi tüm
güzelliklere, sevdigini fisildamak. "Öz"e giden yolda, en sihirli
reçetedir. Simdi gözlerinizi kapatin ve "en sevmediklerinize" bile,
zihninizde, "Seni seviyorum," diye seslenin... Önce biraz
zorlanabilirsiniz. Ama ya sonra... Sonra kutsandiginizi hissedersiniz,
bagislamak, aslinda kendinizi de bagislamaktir. Çünkü hiç birimizin
"öz"ünde, kin ve nefret duygulari yoktur. Bu duygulari zihin üretir. Ama
"öz" bu duygulardan sikinti duyar. Her seyden önce kendinizi mutlu etmek
için, baskalarini affedin ve onlara sadece zihninizden bile olsa,
sevdiginizi söyleyin. "Öz"e giden yolda, sevgi tasitimizdir...

"Mutsuzum, mutsuzum!" diye yakinmak, aglamak yerine, mutlu olma yöntemleri
gelistirmeye çalisin. Mutlulugu; maddede, baska insanlarda, baska
bedenlerin scakliginda aramayin... Yasam, oyuncu bir düs denizi, özümüz ise
sonsuz ve gerçektir... Mutlulugu; iyilikte arayin... Içinizden geldigi
anlarda, kim olduguna aldirmaksizin yardim edin... Ihtiyaci olana,
sirtinizi dönmek ve yürüyüp gitmek yerine, bir kez bile olsa yüzünüzü
çevirin, gülümseyin ve yardim edin... Iyiligin, sevgi dolu enerjisi,
yüreginizdeki kilitleri açacaktir. Ve bu enerji sizi bir çok çatismadan,
tartismadan da koruyacaktir.

Kendinizle, tanismaktan, gerçeginizle yüzlesmekten korkmayin... Sik sik,
içinize dönüp sorular sorun... Bunu en fazla da, ilahi enerjiyle baglantili
oldugunuz zamanlarda; namazin, dualarin ardindan veya meditasyon sirasinda
yapin ki, yanitlar size daha kolay ulassin. Kendinize olan dostlugunuza
güvenin. Baskalarindan dostluk beklemek yerine, en büyük ve iyilik dolu
dostunuzun, önce, Yüce Yaratici, sonra da, "öz"ünüz, oldugunu unutmayin.

Eleanor Roosevelt'in dedigi gibi, "Baskalariyla arkadas olmadan önce,
kendimizle arkadas olmayi basarmaliyiz." Umut etmekten asla vazgeçmeyin;
umut öze giden yolda, sizin hazinenizdir. En çaresiz anlarinizda bile, sunu
unutmayin ki; her gecenin ardı, sabah; her ayaz kisin ardi günesli, sicacik
bir bahardir. Sizin için de o sabahlar ve baharlar mutlaka bir gün
gelecektir. Truman Capote, bu durumu söyle açikliyor; "Tüm beseri hayatin
kendi mevsimleri ve devreleri vardir ve hiç kimsenin, kisisel kaosu kalici
degildir. Kis, her seyden sonra, ilkbahara ve yaza yol verir. Bazen,
dallar çiplakken ve toprak buzdan çatladiginda, insan onlarin asla
gelmeyecegini sansa da, ilkbahar ve yaz daima gelirler." Dileyin;
yasaminizin nasil olmasini istiyorsaniz ve kendi özünüzle tanismak
istiyorsaniz bunu dileyin.

Emin olun ki, yürekten gelen dilekler kabul edilecektir. Iyilik dolu bir
enerjiyle, dilemek; özünüze dogru, kapali olan tüm kapilari ardina kadar
açacaktir... Çok istedigi niz ama, gerçeklesmeyen dilekleriniz için, sakin
ola ki, Yüce Yaratici'ya yüz çevirmeyin. Suna emin olun ki, O, sizin için
daima en dogru ve iyi olani gerçeklestirir... Onun sevgisine güvenin.
Tabiattan asla kopmayin... Sehir, sizi ne zaman esir almak isterse, hemen
kaçin ve tabiatin, iyilestirici, mutlu edici enerjisine siginin. Bunu
yapmak o kadar zor degil, yalniz basiniza bir deniz kenarina gidip, denizi
dinleyin, ya da bir parkta oturup, rüzgarin, agaç yapraklariyla söyledigi
sarkilara kulak verin veya sadece çiçeklerin güzellikle dolu renk dünyasina
birakin kendinizi. Inanin bunlar bile yeter, yasamin sizi bogan
kaoslarindan, uzaklasabilmek için. Tabiatin essiz düzenine gipta ile de
bakmayin, hepimiz, o mükemmel bütünün parçalariyiz... Ölüm ve yasam
zamanda, hayat ise daima sonsuzlukta ve ilahi mükkemmelik içinde sürer
gider...

"Öz"e gitmek için, gösterdiginiz çaba, en basarisiz oldugunuzu hissetiginiz
anlarda bile, en büyük basarilarinizdan biridir. Bu basari tüm hayatinizi
da degistirebilir. Bu yolla kazanmaya basladiginiz, iç huzur, tüm
yasaminizi olumlu yönde etkileyecektir . "Öz"e giden yolda, dün yok, bugün
yok, yarin yok... Sadece "an" var... Durup, geçmisi degistiremeyiz;
öyleyse geçmisteki hatalarimiza üzülmek niye? Hatalarimiz bizi biz yapan
degerlerdir. Onlardan utanmak yerine, ders almak gerektiginin bilincine
varmaliyiz. Gelecek ise, yasarsak, kaçinilmaz olarak gelecektir. Ama,
neler getirecegi meçhulken, onun için de endise duymaya gerek var mi?
Öyleyse zaman yok, sadece "an" var. Su "an", belki son animiz, belki de
yeni bir baslangiç yapacaginiz bir an... Kim bilebilir?...

"An"lardan birinde, belki de simdiki "an"da durun ve sorun; "Ben kimim?" Bu
sorunun pesine takilin. Yüreginize, inanciniza güvenin... Adimlariniz,
sizi önce "öz"ünüze, sonra da Yüce Yaratici'ya dogru tasiyacaktir. Bir söz
söyle der; "Kim oldugumu bilmedigim zaman çevremdeki herkese hizmet ederim;
kim oldugumu bildigim zaman ise çevremdeki herkesle bir olurum"... Burada
bulunma amacimiz, çevremizdeki her seyle "bir oldugumuzun" bilincine
varabilmekdir. Bu dünyada ve evrende, tüm yasam platformlariyla bir
bütünlük içerisindeyiz. Bunu tüm gerçekligiyle anlayabilmek ve üst bilinç
düzeylerine ulasabilmek için, içimize dogru, serüven dolu bir yolculuk
yapmak zorundayiz. David Grayson'un dedigi gibi, "Serüven disimizda degil,
içimizde yasanir."

Peki, simdi, özümüz, sonsuza dogru yol alirken, arkasindan bakmak yerine,
onunla bir olus Ilahi Isik'a akmaya ne dersiniz?... O Isik, nefesimiz kadar
yakin ama kendimizi, özümüzden ayirdigimiz kadar uzak... Unutmayin ki;
"Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim
Tanri'ya armaganimizdir." Ozümüze ulasmak ve Yüce Yaratici'yi tüm
gerçekligiyle, anlayabilmeye çalismak, ona verebilecegimiz en degerli
armaganimizdir. Sevgiyle, hosçakalin...

(Derlemeyi yapan bilinmiyor)
Kaynaklar:
"Yüksek Bilinç Kilavuzu"- Ken Keyes Jr.- Akasa Yayinlari
"Hayatinizin Amaci"- DaMillman- Akasa Yayinlari
"Ben O'yum"- Sri Nisargadatta Maharaj- Akasa Yayinlari

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 09-08-2004, 13:02
scarecrow nickli Ayya$'ın avatarı  
Blog Başlıkları: 9
bir amaç var bu yazıda ve bir yol çiziliyor ona. ben kimim? diye sormuyor ki bu yazı ben ne olmalıyım diyor. bir yaratıcıdan bahsediyor habire. ona sunmak istediği bir ''ben'' oluşturmaktan bahsedip durmuş. iyilik de iyilik. öz de öz. ulan özün ne ise o yansıyor işte dünyaya. peşinden gelseler ne kadar mutlu olacaksın. bir tek sen iyi ya da kötü olabilirsin çünkü bir tek sen sensin.

Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 09-08-2004, 16:12
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56

Alıntı:

Oldugumuz sey bize Tanri'nin bir armaganidir; olacagimiz sey ise bizim
Tanri'ya armaganimizdir

çelişki .
Olduğumuz şey tanrının armağanı ise olacagimiz şey neden tanrıya armagan olsun ki? En iyisi olup yaratıcısının egosunu tatmin etme çabasi bu yada en iyisi olmaya çalışıp kendi egosunu tanrıya bağlama isteği. İkiyüzlülük ve kendinibeğenmişlikle dolu bir yazı .

Kendini beğenmişlik aslında bir yazıda beni asla rahatsiz etmez ama bunda farklı birşey var o da kendini öyle değilmiş gibi göstermeye çalişmasidir.

Bir de şu son dönemlerde herkes kendini guru sanıp öğretici yazılar yazıyor sinir oluyorum . Bu yazıdan nefret ettim .

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 09-08-2004, 16:34
scarecrow nickli Ayya$'ın avatarı  
Blog Başlıkları: 9
şöyle şöyle olmalısın diyen insanlardan soğuyorum ben. niye tek bir doğruya ulaşmak zorundayız anlamadım gitti. ben okuduğum yazıda kendimi değil başkasını görmek istiyorum. bana beni niye anlatırlar anlamıyorum.

tapınaklara çekilip meditasyon yapıp kendini aydınlanmış ilan eden, sonrada çalışıp üreten halktan yiyecek dilenen rahipler mi sevgiyi üretiyor. duyan da kimse deniz kenarına gitmiyor sanacak bunlardan başka. insanlar çalışıyor, üretiyor, tüketiyor ve ölüyor. kimse kaçıp kendini bulacak bir yer aramıyor.

Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 09-08-2004, 16:45
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Dogmatik insanlar . Sadece tek bir bakış açısıyla bakabiliyorlar. Halbuki 1 tane doğru yoktur ve bu gerçektir . X doğruyken z de doğru olabilir olmamasi için hiçbir sebep yok . Ama herşeyin neticesini böyle tanrıya bağlayan insanlar maalesef kabul ettikleri doğrudan daha başka doğrular da olabileceğini düşünmezler düşünseler bile reddederler çünkü bu tek olan yaratıcı düşüncesiyle çakışır. Yani işin özü tanrıya bağlı olmak düşünsel gücünüzün kısıtlanmasına neden olur zihninizi özgür bırakmanızı yasaklar çünkü bakınca görürsünüz ki birsürü doğru vardır önemli olan birsürü doğru ve yanlış arasından kendi yolunuzu bulabilmektir. Fakat ilahi düşüncelere göre tek bir doğru yol vardır o da tanrının yoludur. Din bu yüzden dogmatiktir dindar insanlar ise bu dogmatik düşünce yapısı içinde sığ ve sabit kalmaya mahkumdurlar.

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 09-08-2004, 17:07
muhtesem insan nickli Ayya$'ın avatarı  
Çooook sıkıldım bu yazıdan daha başında bıraktım okumayı

bir vidanın gerçek değeri alınırken değil vidalanırken belli olur

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 09-08-2004, 17:08
scarecrow nickli Ayya$'ın avatarı  
Blog Başlıkları: 9
tanrının her yerde olduğu düşüncesi vardır bir de. oysa yaptıklarına dikkatlice bakarsanız tanrı olgusunu koca evrende tek bir nokta olarak gördüklerini anlarsınız. evreni noktalar kümesi olarak tanımlarsak eğer bu kümenin alt küme sayısı kadar tanrı vardır benim için. dur yaw çok hoşuma gitti bu fikir. biraz geliştireyim. iki nokta bir doğru oluşturduğuna göre tanrının tek bir nokta olması doğru değildir. kelime oyunu oldu bu.

Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 09-08-2004, 21:21
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 236

Alıntı:

Olduğumuz şey tanrının armağanı ise olacagimiz şey neden tanrıya armagan olsun ki?

Eğer Tanrı kavramını kafamızda yüce yaratan olarak adlandırırsak o zaman çelişki içerir yazı.Ama Tanrı kavramını bir bütünlük olarak algılarsak işte o zaman çelişkiden ziyade gerçeği sunmakta olur bize.

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Eski 09-08-2004, 21:27
scarecrow nickli Ayya$'ın avatarı  
Blog Başlıkları: 9
yaratıcı olarak tanımlanmış zaten yazıda tanrı.

Kocaman düşler kurup, küçücük şeyleri özlüyor insan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
kendini

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Kendini Nerede Buldun? jenijen Beyin Fırtınası 205 26-11-2008 21:10
yaşam kendini sevdiriyor princess of the darkness Echoes 3 25-12-2006 01:58
hAdİ KaNdIrMa kEnDiNi... wampirella Echoes 0 16-02-2006 23:10
Karınca kendini kopyalıyor Lizard King Güncel Olaylar 11 02-07-2005 21:16