Decameron diye bir kitap geçti elime. On gün boyunca anlatılan yüz öyküden oluşan, Boccaccio'nun 1349-1353 yılları arasında yazmış olduğu bir kitap. 7 kadın 3 erkeğin vebadan kaçıp, sığındıkları bir köyde
|
#1
|
||||
|
||||
|
Decameron-öykü yazmaca
Decameron diye bir kitap geçti elime. On gün boyunca anlatılan yüz öyküden oluşan, Boccaccio'nun 1349-1353 yılları arasında yazmış olduğu bir kitap. 7 kadın 3 erkeğin vebadan kaçıp, sığındıkları bir köyde zaman geçirmek için birbirlerine anlattıkları hikayelerden oluşuyor. Oyunumuza gelince tek kural hikayelerin bir birini takip edebilmesi ve yazan kişiye ait olması. Acele etmeye de gerek yok. Zaman bol. Ha bi de hikaye yazacak olan kişi daha önceden buraya bilgi bırakırsa diğerlerinin boşuna uğraşmasını ve hikayelerin bütünlüğünün bozulmamasını engellemiş olur. Ya da siz nasıl isterseniz öyle olsun, başka bir şey demiyorum! İsteyen başlasın..
|
|
#2
|
||||
|
||||
|
Başlıyorum ozaman ben .
----------------------------------------- Çalişma masasinin loş işigi altinda yazmiş oldugu mektubu özenle katlayıp zarfa koydu adam. Elleri temiz , parmaklari ince ve dokunuşlarinin sert oldugu kagidi katlarken ki emin hareketlerinden belliydi. Odaya sinen tütün kokusu , buzlu viski bardagindan yayilan buguyla kesifleşiyordu , Ne çok çağrışım ! diye düşündü titremesini kontrol altina almaya çalişan parmaklarini viski bardaginin bugusunda gezdirirken. Ne çok anı sinmişti odaya ... Parmaklarının ucuyla hafifçe dokunduğu kapatilmiş zarfa bakarken belki de tütün ve viski kokusunun bunca keskin olmasinin sebebi çağriştidiği anılardır diye geçirdi aklindan ,. Gözleri donuk ve parıltısızdı . Birbirine karişmiş kumral yagli saclari ve birkaç gunluk sakallari , yüz hatlarinin asaletini gizlemeye yetmemişti. Hüzün çoktandır , içinde gözlerindeki işigi emen kati bir nesneye dönüşmüştü. Susun ! diye bagirmak istedi öfkeyle ama etraf zaten sessizdi. Başini ovuşturarak içindeki sukuneti tekrar saglamaya calişti . Bardaktaki viskiyi tek bir içişte bitirdi , bogazini temziledi , gözleri masanin üzerinde duran mektuba kaydi yeniden ..... Oh , Yeah ? |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Her intihar eden bir mektup yazmak zorunda değil tabii. Kişi bunun bilincinde bile olmayabilir. Aşağıda ki öyküyü yazalı çok oldu, hatta davetsiz misafir adlı bir dergide yayınlanmıştı. Konuyla ilgili olduğu için kolaya kaçıp onu yazıyorum buraya.
KALITIM Kendisine ait olmayan bir geçmişle yüklüydü. Yağmur yağıyordu, ama o eski bir ıslaklıktan alamıyordu kendini. Elindeki şişeyi fırlatıp attı, ama yeni değildi bu, sarhoşluğu kadar tanıdıktı. Buğulu bir çift gözden yansıyan bu sokakta, attığı her adımda eski bir yalnızlığın ayak izini siliyordu sanki. Evinin kapısına bir başkasının gözleriyle baktı, yaşanmış bir acının içine dolduğunu hissetti. Çok eski bir kilit sesinin yankısını duymuştu sanki. İçeri girdi. Artık hiçbir şeyin yeni olamayacağını biliyordu, ölümün bile. Yetimhanede büyümüştü. Üniversiteyi kazandıktan sonra, hayatını değiştiren garip olaylar da başlamıştı. Bazen duyduğu bir ses, okuduğu bir kitap bambaşka bir hayatın bir anına götürüyordu onu. Başkasının gözlerinden o kişinin gördüklerini görüyor, hissettiklerini hissediyordu. Üniversite kampüsündeki bir ağacın dikildiği günü görmüştü ağacı diken kişinin gözlerinden. Müthiş bir acıyı hissediyordu. Ağaca dokunan elleri görebiliyordu. Bir kadına aittiler. Onun gözyaşlarının ağırlığını hissediyordu kendi yüzünde. Kaldığı evi de bu kadının bakışlarıyla beğendikten sonra kiralamaya karar vermişti. Hatta eve ilk girdiğinde birden dönüp arkasındaki sakallı bir erkeğe sarıldığını hissetmişti. Kadının gözleriyle aşık olmuştu o erkeğe de. Ama onun öldüğünü, geriye sadece anısına dikilen o ağacın kaldığını görebiliyordu. Artık bütün amacı bu anları keşfetmek olmuştu. Hangi müzikle dans ettiklerini, nerede ne yediklerini hatta sevişirken ne hissettiklerini bile biliyordu. Onların da kendi okulunda okuduğunu, hatta şimdi onun kaldığı bu evde bir zamanlar onların yaşadığını, kim olduklarını bulmanın hiç de zor olmadığını biliyordu. Ama bunu kendi kendine, yavaş yavaş öğrenmek onu öylesine heyecanlandırıyordu ki bitmesini istemiyordu. Bundan kimseye bahsetmemişti. Arkadaşları onun deli olduğuna çoktan inanmıştı hem. Bazen kendi kendine kahkahalar atıyor bazen de bir nesneye dakikalarca bakıp ağlıyordu. Defalarca bu sakallı erkeğin yüzünü çizmeye çalışmış ama hiç birinde başarılı olamamıştı. Her seferinde onun parçalanmış, korkunç haldeki yüzünü ve sonuna kadar açık olan gözlerinde aynı korkunç yüze bakan kadını görüyordu. Bugün dersten çıktıktan sonra doğruca okulun kütüphanesine gitmiş daha doğrusu kadının ayak seslerini takip etmişti. Rafların arasında gezinirken, gözüne bir kitap ilişmiş, kadının titreyen elinin kitaba nasıl uzandığını görmüştü. Artık hiçbir hareketi kendine ait değildi sanki. Yere oturup kitabı okumaya başladı, kadının ağladığını duyuyordu, o da ağlıyordu. Birden sayfaların arasında boş bir kağıt farketti. Ama kağıdın arkasını çevirdiğinde kadının büyük bir özlemle nasıl sakallı bir yüz çizmeye çalıştığını ama cesedi teşhis etmeye gittiğinde gördüğü o korkunç yüzün onu nasıl engellediğini hissetmişti. Kitabı fırlatışı ne kadar da tanıdık gelmişti ona. Gözyaşlarının ne kadarının kendisine ait olduğunu, hatta koşarak dışarı çıkmayı kendisinin mi istediğini bile anlayamamıştı. Her şey neden iç içe geçmişti ki böyle? Hayatına son vermeyi düşünen gerçekte kimdi? Kadın kendini öldürürse o da aynısını yapacak mıydı? Bilmiyordu! Eve geldiğinde ayakta durmakta zorluk çekiyordu. Kendini yatağa atmadan önce, defalarca kustuğunu, hatta mutfaktaki bir bıçağı yanına aldığını çoktan unutmuştu bile. Baştan aşağı ıslanmış elbiseleriyle yatağa uzanmış, odasına ve eşyalarına anlamsız bakışlar fırlatıyordu. Gördüğü her şeyde son kez görülmenin hüznü vardı sanki. Neden diye soruyordu kendi kendine. Neden ben ve kimdi bu insanlar? Ama kadının soruları baskın çıkıyordu. Neden ben diyordu kadın. Neden? Bir daha aynaya bakabilirmiyim onun donuk gözlerinden sonra? Yeni bir kurban getirebilir miyim bu Cesur Yeni Dünya'ya? Hayır..! Hayır..! O da hayır diyordu. Hayır..! Bileğinden boşalan kanın sıcaklığını hissettiğinde sanki nedeninden çok eminmişçesine karnına bakmış ve o anda daha önceden nasıl olup da farketmediğinin şaşkınlığıyla kadının hamile olduğunu görmüştü. |
![]() |
| Etiketler |
| yazmaca |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Kısa Bir Öykü | Pilchas | FRP & Mithology | 1 | 09-07-2006 06:53 |
| Sıradan Bir Öykü (Bir Mektup) | scarecrow | Echoes | 0 | 11-12-2005 03:34 |
| ilk öykü örneklerinden;Pandomima | Sound_Of_Silence | Beyin Fırtınası | 0 | 21-04-2005 03:16 |
| ''Dünya Öykü Günü'' | NihiList KeLebeK | Beyin Fırtınası | 0 | 14-02-2005 22:24 |