Bir

İşten çıkıp, yine o lanet trafikte boğuşmaya basladı, gerçi bir boğuşma yoktu, sabit bir şekilde, hiçbir şey yapmadan, hatta kipirdamadan oturuyordu. Arkadaki arabalardan gelen klakson sesleri ile, dinlediği müzik birbirine

  #1  
Eski 29-05-2004, 14:20
Lizard King nickli Ayya$'ın avatarı
Gnik Drazil
 
Üyelik Tarihi: Nov 2003
Mekan: Istanbul
Mesajlar: 22,697
Blog Başlıkları: 215
Lizard King 'e ICQ ile mesaj gönderin Lizard King 'e MSN ile mesaj gönderin
Bir

İşten çıkıp, yine o lanet trafikte boğuşmaya basladı, gerçi bir boğuşma yoktu, sabit bir şekilde, hiçbir şey yapmadan, hatta kipirdamadan oturuyordu. Arkadaki arabalardan gelen klakson sesleri ile, dinlediği müzik birbirine karışmıştı.

Önünde duran arabanın, stop lambaları ve tamponu, ona patronunu hatırlattı, tıpki araba gibi patronu da, sakallı, gözlüklü, hani şu moda degimle 'entel' tiplerdendi. Patronu, tam 6 senedir değişmeyen işi ve patronu... Monotonluğun, ki hayatına egemen olan en kesin duygu buydu, baslangıç noktası ve bitiş noktası, kısaca sebebi ve sonucu. Derken beyni, o nazik diyalektiğe başladı, monotonluk, işi, yaptıkları, her şey aynı ve sonunda, hayatının kesinlikle monoton olduğuna karar verdi ve bir günlük tutsa, sayfaların tıpkı tek sayfadan çogaltılmış bir fotokopiden ibaret olacağının farkına vardı, ya da, ara sıra, arabasının teybi çalındığı zamanlarda yazacağı bir iki kelimelik bir değişiklik veya senede iki kere, maaşına zam yapıldığında yazacakları, gerisi birbirin aynısı...

Gerçi işinden memnundu, iyi para kazandığı bile söylenebilirdi ama o özlemle beklediği - ya da beklemediği - degişiklik hiç olmuyordu. Açikçası, beklediği değişikliğin ne oldugunu o da bilmiyordu.

Sonunda, eve vardı, senelerdir park ettigi yere park etti arabasını ve bu sırada arabayı senelerdir ayni yere park ettiğinin farkına vardı, üşenmeden tekrar arabayı çalıştırdı ve bu sefer, belki de bir baslangıçtı, farklı bir yere park etti, yaptığından memnun ve bakkala doğru yürümeye başladı. Bakkal Mehmet Efendi, bir tarihi anıt gibi, senelerdir ordaydı, hatta belki de yüzyıllardir, klasik selamlaşmalar, sonra klasik alisveriı, bir ekmek, bir paket sigara ve canı rakı çekti, bir büyük de rakı aldi ve eve yollandı.

Her zaman açtığı kapıyı açtı, evi eski bir mahallede, eski bir evdi, babasından kendisine kalan yegane miras, ama gerçekten seviyordu evi, eski, her an bozulacakmış gibi çalışan asansöre bindi ve 4'e bastı. Asansör, yine deli gibi sarsıldı, bir lokomotife benzeyen sesler çıkartarak yavaş yavaş tırmanmaya başladı. Çocukken, yukarıya çıkarken sabırsizlanır, hep içinden sayardı ve asansör ancak o uzun tırmanışını 420'lere geldiğinde bitirir ve sarsıntiyla dururdu, yine saydı, 422, ve dördüncü kattaydı.

Eve girdi, çantasını attı, elbiselerini çıkarttı, bir duş aldı, bu sırada aklına arabadayken çalan müzikler geldi, pop, çağın yeni müziği ve her gün değişen bir TOP10 listesi, belki de değişimin en güzel göstergesi, ya da tatminsizliğin. Yine beyni otomatik olarak kendi değismez yaşamını düşündü, değişim çağında, değişmeyen yaşamını.

Bir sigara yaktı, oturup pikabın karşısına, Necdet'ten kalan o güzel anının. Necdet, o her gün ayri bir karakterde, her gün değişen adam. Oydu ona ilk defa pikap dinleten, eski 45likleri toplayan ve dinleten. Hatta bir gün, eve geldiğinde Necdet onun gözlerini kapamış ve büyük sürprizi göstermişti, çalışan, bitpazarından alınma, Dual marka bir pikap. Sonraki hafta sonlarını, bitpazarlarında, beraberce, el ele, plak arayarak geçirmişlerdi. Tabi her güzel şey gibi, Necdet de , uçup gitmişti aniden, kendisinden beklenileceği gibi, hiçbir sey söylemeden, sadece basit bir 'Ben gidiyorum', o kadar. Acaba hala Necdet'le olsalar hayatı daha farklı olur muydu?

Mutfağa girip, güzel bir salatalık soydu, özenle tabağa yerleştirdi, yanına küçük bir parça beyaz peynir ve iki üç dilim domates, bir de, dünden kalan taze fasulyeden bir kaşık. Barmen edasıyla doldurdu rakısinı, tam yarıya kadar ve salona döndü. Rakıyı susuz içmeyi seviyordu, sanki su katılınca tadı bozuluyormuş gibi, buz da atmazdı içine, öyle seviyordu.

Özenle yerleştirdi mezelerini ve rakısını sehpaya, kalktı pikaba en sevdigi 45liği koydu, Zeki Müren, Güle Sorma O Bilmez. Yine Necdet geldi aklına, hep dedigi gibi, eski aletlerin bir ruhu var, bu pikabin ses vermesi için, iğnesinin plağa sürtünmesi lazım, yani her plak çalışında iğne kendinden bir şeyler kaybederek sana o sesi duyuruyor, aynı sey amfi için de gerekli, içindeki lamba, sesi yükseltmek için, elektronlarindan kaybediyor. Bu düsünce ona çok sempatik gelmisti, bir şey, onun için kendini feda ediyordu sanki, o zaman aklına mum gelmişti, tıpkı mum gibi demişti Necdet'e.

Plak dönmeye başladı ve o özenle iğnenin olduğu kolu plağın üzerine yerleştirdi, Necdet onu çok uyarmıştı, çok nazik yapacaksın bu işi, hem plağı çizmeyeceksin, hem de iğneye zarar vermeyeceksin.

Çatırtılardan sonra başladı müzik;,
Güle sorma
O bilmez
Aşkı sevdayı, Neşeyi...

Derin bir nefes çekti sigarasindan ve içmeye başladı, rahatlamıştı,

Laleye sor
Çiğdeme sor
Mor menekşeye sor...

Nedense, bu sarkıyı yüzlerce kere dinlemiş olmasına karşın, hep o mısrada laleden sonra 'sümbüle sor' diyordu yada içinden öyle geliyordu.

Neşeli ol, kara gözlüm
Şirin sözlüm,
Gel bana gel,

Daima gül, şarkı söyle, oyna...

Belli belirsiz o da mırıldanıyordu sözleri, birden, tam mısranın sonunda ayağa kalktı ve banyoya koştu, aynaya baktı, dolabı açıp, içinden uyku haplarını çikarttı ve hepsini içti. Sonra da sakince oturdu yere, hiç pişman değildi, yarın, bir evvelki günden farklı olacaktı, değişmez yaprakları olan günlük, ilk defa degişecekti. Hem de bunu O yapmisti.

Salondan, pikabin sesi geliyordu;
Ne güzel de oynarsın
Fıkır fıkır kaynarsın
Şen şakrak hem güzelsin
Ateşinle yakarsın...

People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.

Ayyaş Yeni Stil Tamamlanma Oranı : 88%

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on