Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
Salvador Dali
Salvador Felipe Jacinto Dali, Figueras/Katalonya’ da bir noterin oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı. Güçlü bir çocuk olan Salvador, küçük yaşta karakalem ve boyalı resme büyük bir ilgi gösterince, kendisine özel ders aldırttılar. 16 yaşına gelince Madrid Güzel Sanatlar Akademisine kabul edildi.
1920’den sonra: Kendi Stilinin Arayışında- Dali 1920 sıralarında resimlerinde hareket sürecini göstermek isteyen füturistlere hayranlık duydu. Madrid’de şair F. Garcia Lorca ve sinema yönetmeni Luis Buniel ile tanıştı. 1923’te itaatsizlik yüzünden bir yıllığına okuldan uzaklaştırıldı. Kendi çabalarından önce Pablo Picasso ve Juan Gris’nin kübist yapıtlarına yöneldi. Genç kızlar(1923) adlı tablosundaki figürlerin parça parça dağılmasında bu eğilim göze çarpmaktadır.
1928’den sonra: Gerçeküstücülüğe Yönelmesi- 1926’da Dali’ yi Sanat Akademisinden attılar. 1928 yılında bile yapıtlarında, başta Yves Tanguy olmak üzere, sürrealistlerin ve Giorgio Chirico’ nun metafizik resim anlayışının etkileri görülmektedir. Yine 1928’de Paris’e gelen Dali burada André Breton çevresindeki topluluğa katılarak tam anlamıyla gerçeküstücülük ilk yapıtlarını verdi (örn. Kan Baldan Tatlıdır, 1928); Aydınlanmış Hazlar, 1929) başında, senaryosu Dali ve Bunuel’ e ait olan Un chien andalou (Bir Endülüs Köpeği) adlı filmin prömiyeri yapıldı. Dali 1929’da yazar Paul Eluard’ ın karısı, Gala’ ya aşık oldu. Gala kocasını bırakarak İspanyol ressamın hayat arkadaşı ve esin perisi oldu.
Akıp Giden Zaman (1930) ya da Anıların Sürekliliği (1931) gibi tablolarıyla Dali, sanat dünyasında isim yapmayı başardı. Resimlerinde tekrarlanan motifler arasında ölüm, yıkım ve cinsellik bulunmaktadır.
Sanatçı 30’lu yılların başında siyasal sorunlar konusunda sürrealistlerle çelişkiye düştü. Kralcı eğilimleri ve Adolf Hitler (Führer)’e olan hayranlığını açıkça dile getirmesiyle Breton’u kızdırdı. Dali devrim karşıtı faaliyetlere katılmakla suçlanınca, gerçek üstücülerden uzak durmaya başladı.
1937: Çift Resmi İcat Etmesi- Dali Usdışılığın Fethi (1935) adlı yazısında paranoyak/eleştirel metodunu formüle etti. Sigmund Freud’ un psikanalizinden esinlenen Dali, resim yapmaktaki amacının, bilinçaltındaki düş resimlerinin tam olarak tasviri olduğunu ifade etti. Bunlara örnek olarak Narsis’ in Metamorfozu ve uyku (her ikisi 1937) gösterilebilir.
Aynı yıl içinde yaptığı İtalya yolculuğu Dali’ nin Rönesans, Manyerizim ve Barok’ a karşı ilgisini çekti. Giuseppe Arcimboldo’ nun 6. Yüzyılda yaptığı döndürmeli resimlere dayanarak Dali, izleyicinin değişik motifler bulabileceği çift resimlerini geliştirdi. İspanya (1938) adlı tablosunun fonunda bir atlılar savaşını, aynı zamanda bir kadının yüzünü oluşturacak biçimde düzenledi.
1940-48: ABD’de Geçen Yıllar: 1940’da Fransa’dan ayrılarak Rebble Beach / Kaliforniya’da kendine yeni bir atölye kurdu. Üç yıl sonra yaratıcılığında bir dönüm noktasına geldiğini açıkladı, “Klasik olmaya karar verdim”. 1948’de İspanya’ya dönerek Port Lligat’a yerleşti. İlk dönem yapıtlarına ve avangardcılara sırt çevirerek dinsel/fantastik konulara yöneldi. Papa’ nın bile takdir ettiği Die Madonna Von Port Lligat (port Lligat’ın Madonna’sı) (1949) ve Christus vom H1. Johannes vom Kreuz (1951) gibi resimlerinde bu motif değişikliği çok belirgindir.
1951: Atomik Sanat: 1951’de yayınladığı Mistik Manifesto’da Dali soğuk savaş karşısında “Atomik Sanat” kuramını geliştirdi. Parçalanmış Rafael Başı (1951) gibi tablolarıyla, madde bittikten sonra dahi ruhsal varlığın sonsuza dek süreceğini vurgulamak istedi. 1959’da (Amerika’nın Keşfi) adlı resmiyle ilk kez tarihi bir konuyu işlemiş oldu.
1970: Tam Bir Sanat Yapıtı Olarak Hayat: Dali ile Gala 1973’de, sanatçılar ve yapıtları için bir ibadet yeri olarak tasarladıkları Dali Müzesini açtılar. Altı yıl sonra Académie Française tarafından “Ölümsüzler” safhına kabul edilen Dali’nin egzantrik mizansen sanatı, doruk noktasına ulaştı. Sanatçı, öldükten sonra, günün birinde tekrar uyandırılmak üzere dondurulmak istediğini ifade ettiği ateşli bir konuşma yaptı. Karısı Gala 1982’de ölünce, Dali Pubol Şatosuna Çekildi. 1989 yılında 84 yaşında Figueras’ta hayata gözlerini kapadı.
kesinlikle hayran oldugum bir sanat adamidir..begendigim bikac resmini hemen foruma upload ediorum...
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
Örnek bu resimde olduğu gibi :
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
S. Dali
Birde Dali nin beni en şaşırtan olayı bu kadar dengesiz ve ne yapicagi belirsiz bir yapiya sahip olsada sanirim 21 22 yaslarinda tanistigi kadinla hayatının sonuna kadar beraber olmasidir. Üretkenlik adına marjinal yaşamlar yaşamaya özenen insanlara kapak olsun diyorum.
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
Gnik Drazil
Mekan: Istanbul
Blog Başlıkları: 209
Kaliteli Spor Basını
Alıntı:
tabii ki dier erkeklerden farki bunu defalarca eserlerinde konu edinerek olumsuzlestirmesidir
Neden ölümsüzlüğü bir resimde kullanılan bir obje ile sınırlandırıyoruz ?
![]()
People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend.
Ayyaş Yeni Stil Tamamlanma Oranı : 88%
Sebastiana d'Azur
Mekan: A Place For Eternal Rest
![]()
[COLOR=DarkSlateBlue][SIZE=2]A sad smile I behold
As she melts into the everlasting night[/SIZE][/COLOR]
Mekan: Istanbul
bizim kantinimizin duvarında çoook büyük haliyle asılı..
ben bu adamın soyutluğunu çok seviyorum, basit imgeleri kullanışını ve onlara çok çok farklı bir açıdan bakmasını..filler benim favorim..
![]()
..we are defined by the choices we made..
Death,this is my work...
Mekan: Kyrnn
![]()
Take thy beak out my heart,and take thy form from off my door....
Quoth the raven,''Nevermore...''
Mekan: zonguldak
![]()
[B]Adını sonsuzluk olarak değiştirdim.
Başı ve sonu olmayan bir çizgi gibisin.
Her santimin de ayrı bir tat var.
Sen bu yüzden özel(din)sin...
[/B]
galois
http://www.artrenewal.org/images/art...of_Grenada.jpg
yorumlarınızı cidden merak ediyorum.....ve ayrıntı bakımından bayaa bi zengin bi resim...
![]()
lesciate ogni sperenza voi chentrateeeee.!!
galois
![]()
lesciate ogni sperenza voi chentrateeeee.!!
En Uzun Gecem...
ağabeyinin ölümünden 9 ay 10 gün sonra dünyaya gelen ispanyol ressam salvador dali ‘ikame’ bir çocuktur. (psikolojide ‘ikame’ ya da ‘yerine konan’ çocuk tanımı, çocuklarının ölümünden sonra onun boşluğunu doldurmak amacıyla dünyaya getirilen çocuk için kullanılır.) dali yas tutan bir aileye katıldığından, ruhsal gereksinimlerine yanıt alamamıştır. yaşamının birinci yılındaki gelişimsel süreci aksamış, kendisine ait olmayan daha önceden dokunmuş bir kimliğe bürünmek zorunda kalmak, kendilik algısının gelişimini örselemiş ve ergenlik döneminde de yoğun biçimde hissettiği değersizlik duyguları gelişmiştir.
dali, nasıl bir dünyaya doğduğunu şu sözlerle anlatır: ‘ben hayatımı yaşamadan önce ölümü yaşadım. ben doğmadan 3 yıl önce ağabeyim 7 yaşındayken menenjitten öldü.’
aslında ağabeyi doğumundan 9 ay 10 gün önce 22 aylık bir bebekken ölmüştü. dali bu öyküyü değiştirir ve ağabeyinin 7 yaşına kadar yaşadığını ve menenjitten öldüğünü hayal eder.
ana babasının onu ölen ağabeyinin yerine dünyaya getirdiklerini ve ölü ağabeyinin imgesinin nasıl ülküleştirildiğini, başka bir çocuk dünyaya getirmelerine karşın hala zihinlerinin kaybettikleri ve yasını tutamadıkları ölü çocuklarının imgesi ile meşgul olduğunu algılar. bunu annesine ve kendisine şu sözlerle anlatır:
‘ bu ölüm, annemi varlığının en derin yerinden sarstı. ağabeyimin pırıltısı, zekası, zerafeti, yakışıklılığı onu o kadar mutlu ederdi ki kaybı berbat bir şoktu. bunun üstesinden hiç gelemedi. ana-babamın umutsuzluğu, acısı sadece benim doğumumla hafifledi, ancak talihsizlikleri gene de bedenlerinin bütün hücrelerine sızmıştı. annemin karnındayken bile onların endişelerini, acılarını hissedebiliyordum. fetus halindeyken şeytani, iğrenç bir plasenta içinde yüzüyordum. onların kaygıları peşimi hiç bırakmadı. ağabeyimin varlığını derinden hissettim; onu benden hep daha iyi beceren, daha üstün biri gibi hissettim, varlığını beni duygulanımlarıma yabancılaştıran bir örselenme gibi algıladım... ben ahlaksız, yanlış, kötü bir çocuktum. şeytanın gölgesinde büyüdüm ve hala acı çekiyorum.’
bir yapıtında annesi elleri kanlı bir şekilde ve çok üzgün bir halde freud’un kucağında resmedilmiştir. resmin diğer tarafında bıçak tutan bir el ve onu engelleyen başka bir el görünür. dali annesinin yasını ve suçluluk duygularını sezmektedir...
dali günlüklerinde anne babasının ölen ağabeyini nasıl ülküleştirdiklerini anlatır. ağabeyinin bir dahinin yüz morfolojisine ve herkesi şaşırtan bir kavrayışa sahip olduğunu anlatır. ana babasının ona ağabeyinin ismini vererek bilinç öncesi bir suç işlediğini ve onu olanak dışı bir ideale göre yaşamaya zorladıklarını, yatak odalarında ölmüş oğullarının bir resmini dolabın üzerinde muhafaza ettiklerini, bunun da velasquez’in isa’sı ile yan yana olduğunu hatırlar. ebeveynlerinin odasına her girdiğinde ve ağabeyinin, o ‘çok güzel çocuğun’ fotoğrafını gördüğünde bütün geceyi bu ideal ağabeyin çürüdüğünü hayal ederek geçirir. ancak kendi ölümünü ve bir tabutta olduğunu, sonunda dinlendiğini hayal ederek uyuyabilir. ressam olunca da her gece yaptığı resme bakarak uyuyacaktır. dali için resim yapmak ölümü alt etmekti. resim ağabeyi ile bir buluşma yeri ya da bağlantı nesnesi idi. güneş doğarken kalkar, uyanınca hemen yatağının yanında duran şövaleye bakar, ilk önce üzerinde çalıştığı resmini görürdü; yatarken de gördüğü son şey buydu.
16 yaşındayken günlüğüne şunları yazacaktı: ‘bir dahi olacağım, dünya bana hayran kalacak. muhtemelen hor görüleceğim ve anlaşılmayacağım, ama bir dahi, büyük bir dahi olacağım.’
dali ağabeyinin ölümünden 9 ay 10 gün sonra doğar. ağabeyi öldüğünde dali’nin doğumuna neden olacak cinsel ilişki gerçekleşmiştir. dali dokunmayı ve dokunulmayı sevmez, cinsel ilişkiye de girmez, sadece mastürbasyon yapar ve böylece kimsenin ölümüne neden olmaz, kendisi de ölmez. dali için cinsellik hep ölümle ilişkilidir. anılarında ve resimlerinde cinsellikle ölümün ilişkilendirildiğini kanıtlayan temalar sık sık karşımıza çıkar. babasının kendisine cinsel ilişkilerle geçen hastalıkları anlatan resimli bir kitap gösterdiğinden, bunun kendisini ürküttüğünden söz eder. çocukluğunda en sevdiği öyküdeki kral gibi dokunmayı ve dokunulmayı sevmez, cinsel ilişkiye giremez, sonradan evleneceği büyük aşkı gala ile de durum değişmemiştir. o, ‘büyük bir mastürbatördür.’
arkadaşları dali’nin cinsel yakınlık iması içeren en küçük bir olayda bile sesinin değiştiğinden ve cinselliğin onun için bir canavar olduğundan söz eder. anılarında da cinsellikle ölümün ilişkilendirildiğinin izlerini süremek mümkündür. 5 yaşında iken, üç kadınla birlikte kırlarda gezinmekte, en güzelinin elini tutmaktadır. kadınlar ona biraz dolaşmasını söyler, neden uzaklaştırılmak istediğini anlayamaz ve gözetlemeye başlar. birden su sesi duyar, önce tam anlayamaz; sonra kadının işediğini fark eder. ‘ölümüne’ utanır ve çok kızar. dönüşte kadınların elini tutmayı reddeder. işeme/boşalma cinsellik ve ölümle ilişkilendirilmiş gibidir. bir daha da kadınlara dokunmayacaktır.
cinsel hastalık kapmaktan çok korkar. ergenlik döneminde uzun süre iktidarsız olduğuna inanır. penisini karşılaştırır (resimlerinde cetveller sıklıkla yer alır) ve onu ‘küçük, yumuşak, acınacak halde’ bulur.
cinsel ilişki ürkünçtür. erken boşalması olduğundan bazen sadece bakmasının yeteceğinden söz eder. ilk kız arkadaşı ile cinsel ilişkiye girmez, kıza onu 5 yıl sonra terkedeceğini sürekli hatırlatır. ona soğuk davranır, aşık olmadığını belli eder ve onu sefil bir köle pozisyonuna indirger.
ergenlik döneminde dış dünyaya kendisini utanç verici, şok edici, bazen kaba ve ahlaki kurallara uymayan şeyler yapan, egzibisyonist bir kişi olarak sunar, oysa çok mahçuptur, değersizlik duygularının altında ezilir. en ufak bir dikkatte kızarır, saklanır, zamanını yalnız geçirir. saçını, giyimini, hareketlerini şaşırtmak için ve hayranlık toplamak üzere tasarlar hep. dali’nin stili de rahatsız edici ve şaşırtıcıdır. yapıtları izleyenlerde korku ve kuruntuya sebep olur. günlük yaşamında da şaşırtmayı ve korkutmayı sever.
kadınlara yanaşmaya çalışıp, görmezden gelinince ‘seni sefil yaratık, en çirkin kadınların bile seninle bir işi yok’ der kendisine. kendisini yalnız hisseder, tekrar kadınları düşünmeye cesaret bile edemez. özellikle kadınlarla yakınlaşacağı sırada gülme krizlerine tutulur ve onların incinerek uzaklaşmalarına sebep olur. sonradan evleneceği gala ile ilk el ele tutuştuklarında gene gülme krizi tutar, ancak gala herkesin yapacağı gibi gururla elini çekmek yerine, dali’nin elini daha da sıkı kavrar. kimsenin anlamadığı bir şeyi, gülmesinin anlamını medyum gibi anlamıştır. dali’nin gülmeleri züppelik değil, kıyamet, cehennem ve korkudur. o günden sonra hiç ayrılmazlar.
dali fransız devrimi’nden ve devrim kahramanı robespierre’den ne zaman bahsedilse yatağa düşecek kadar hastalanır. bir gün bir arkadaşı lirik bir şekilde uzun uzun robespierre (ülküleştirilmiş ölü ağabey) hakkında konuştuktan sonra, otelde hastalanır. bu hastalık dönemini otel odasında yalnız geçirir. iyileşmeye başlarken tavanda 2 ya da 3 tane hamamböceğine benzer böcekler fark eder. tavan yüksektir, onları aşağıya indirmeye çabalar ama başaramaz ve onların orada olduğunu bilerek uykuya dalar. uyanınca hemen tavana bakar, bir böcek kalmıştır. diğeri muhtemelen uyurken üzerine düşmüştür. çarşafları sallar, her tarafı inceler, birden korku içinde dona kalır. ellerini çıplak vücudunda dolaştırırken, sırtında, parmaklarının ucu ile güçlükle erişebildiği bir noktada bir şey yakalamıştır. çekip atmaya çalışır ama o şey sanki çektikçe vücuduna daha fazla asılmaktadır. bir sıçrayışta dolabın aynasının yanına gider ve bakar. artık şüphesi kalmamıştır, hamamböceği oradadır, etini acımasızca kavramaktadır. kanıyla şişmiş yumuşak yuvarlak sırtını görebilmektedir. köpeğin kulağına yapışınca kan akıtılmadan çıkarılamayan kenelerden biridir muhtemelen. gözlerini kapatır, dişlerini sıkar ve onu felç eden bu durumdan kurtulabilmek için herşeye dayanmaya hazırlanır. iyice sıkar, çeker ancak kendisine öyle sıkıca yapışmıştır ki birazcık bile gevşetemez. sanki bedeninin ayrılmaz bir parçasıdır. sanki böcek birden korkutucu bir ‘küçük siyamlı ikiz erkek kardeş embriyosu tohumu’ haline gelmiştir. kaçınılmaz melun bir hastalık gibi sırtından çıkma aşamasındadır. bir ustura alır ve kesmeye başlar, böcek inanılmaz bir direnç gösterir. kan, sel gibi akar, ciddi bir kanama başlar. kan gölünü görünce korkar ve kat görevlisini çağırır. her taraf kan içindedir. doktor gelmeden önce, daha önce yüzlerce kez gördüğü doğum lekesini kesmeye çalıştığını fark eder.
gala, dali’nin labil ruhsal yapısını dengeleyip, mali ve günlük işlerini düzenlemiştir. karmaşık yaratma mekanizmalarını anlayabilen, bir tür ikizi, sekreteri, koruyucusu, ikinci rahmidir.
‘gala beni evlat edindi. ben onun yeni doğan çocuğu, oğlu, sevgilisiydim. gala benden ölümün etkilerini söküp attı. delirmememin nedeni, deliliğimi onun üstlenmesidir.’ "
(popüler psikiyatri- sayı 19)
Volkan...
![]()
[COLOR=Navy][B]sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur[/B][/COLOR]
En Uzun Gecem...
Alıntı: Serenity
Benim en sevdiğim ressamdır Dali . Dali 'nin tablolarını incelediğinizde her resimde resmin biryerlerine oturtulmuş doğru çizgiler görebilirsiniz .Adam aslında çizgi fetişitiymiş. İstisnasiz her tablosunu bu çizgiler ve doğrularla desteklemiş adam. Çok ilginç bence . Deli diyorlar , haklılar tabi.
Örnek bu resimde olduğu gibi :
Dali'nin gördüğüm ilk tablosu, yani beni onunla daha yakından tanıştıran tablo...
...ve tabii ki en sevdiğim tablosu...
Volkan...
![]()
[COLOR=Navy][B]sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşamüstü ansızın yorulur[/B][/COLOR]
CIZMELI KEDI (by wegna :)
"Milo Venusleri " tablosundaki arenada yasanmis ilginc bir "an" im vardir...
Saniyorum ki Dali, Tanri'nin yuzunu gormus...benim hissiyatim
Yasaklı kişiler
posterleri var benim de.. Bir Endülüs Köpeğini izlemeyen varsa şiddetle tavsiye ederim kısa film zaten..özellikle ilk başlardaki gözün usturayla kesilme sahnesi ve avuç içinden kıl karınca çıkması benim favorilerim.
kendisini saygıyla anıyorum
Mekan: bursa
tablolarında zaman ve karınca takıntısı da cabası..
CIZMELI KEDI (by wegna :)
Alıntı: Nebuchadnezzar
muzesını gorsenız tablolarının guzellıgını unutmaya baslıyorsunuz..
tablolarında zaman ve karınca takıntısı da cabası..
fiziksel boyut ve zamansal boyut...bir karinca icin 1 dakika belkide ne uzun bir zamandir aldigi yola bakilirsa...bizim icin ise belkide "bir adim"...
CIZMELI KEDI (by wegna :)
" Hayat kisa,
Kuslar ucuyor."
Cemal Sureya
| |










