"Görece"... "Kime göre?"... "Neye göre?"... Modern toplumun son dönemlerine kadar, tüm dünyanın düzeni, işleyişi, kahramanlara, liderlere göre yönlendiyordu. İnsanlar birilerine inanabiliyordu, güvenebiliyordu. Belki bilmediklerinden, belki görmediklerinden, belki de istemediklerinden... Ancak,
|
#1
|
||||
|
||||
|
Görecelilik
"Görece"... "Kime göre?"... "Neye göre?"...
Modern toplumun son dönemlerine kadar, tüm dünyanın düzeni, işleyişi, kahramanlara, liderlere göre yönlendiyordu. İnsanlar birilerine inanabiliyordu, güvenebiliyordu. Belki bilmediklerinden, belki görmediklerinden, belki de istemediklerinden... Ancak, modern toplumun son demlerine yaklaştıkça, modernizm, "post-"laşmaya yüz tuttuğu zamanlarda, yani dünya tarihinin en çok ses getiren devrimi, Rus devrimi sonrasında kurulmuş SSCB'nin başına Stalin'in geçmesi, Hitlerin liderlik kisvesi altında yaptığı delilikler sonucunda, insanlar "televizyon" karşısında izledikleri, gazetelerden, dergilerden okudukları, fotoğraflarına baktıkları ölümleri içlerinde hissettikçe, bu liderlere, söylediklerine, yaptıklarına inançları günden güne yok oldu... Sonrasında, sanayi devrimi ile vahşileşen kapitalizm'in sömürgecilikten evrimi ile günden güne kendi yaşam alanları kalmayan, robotlaşan insanların en büyük umudu haline gelen SSCB'nin 1991'de resmen yıkılması sonucunda, insanların liderlere de, ideolojilere de, kahramanlara da inancı tamamen yok oldu ve pop starlar, rock starlar kahraman, idol olmaya başladı. Michael Jackson dünyayı 11 tır ile dolaşıyordu, Pink Floyd konserinde berlin duvarına yeniden inşa ediyordu, Coca Cola dünyanın her bölgesine adım atarak insanları kapitalizm ile tanıştırıyordu... Modernizm, ilk çıktığında masumca insanları ortaçağın hurafelerinden, mum ışığı ile aydınlanan gerçeklerden, elektrik ile ışıldayan acı gerçekliğe taşırken, bilimi yüceltip, insanların rasyonel düşünüşleri önünde yol açarken, halk bu ışığın kaynağına, yani şehirlere akın ediyordu dünyada ulus devletler kurulmaya başladığında. Bu köyden şehirlere göç, talebi arttırdıkça kaliteli arz günden güne yetmemeye başladı ve sonunda aynı halk toplu üretime yöneldi. Ancak üretimin toplu yapılması demek makineleşme demekti. En azından yüzlerce insan fabrikalarda 24 saat çalıştırıldıktan sonra anlaşıldı ve buharın kullanımı ile ilk makineleşme başladı. İnsanlar böylece üreten aktör rölünden sıyrılarak, tüketen aktörlüğe doğru emin adımlarla ilerliyordu, zira, makineler zaten üretmekteydi... Ancak bu sefer de arz talebi aşmıştı. Yeni pazarlar gerekliydi Avrupa'ya, Amerika'ya... Ve geçmişte sömürgeleştirdikleri bölgeler akıllarına geldi Avrupalıların. Ancak, artık aydınlanmışlardı. O bölgeleri silah ile işgâl etmeleri hatalı olacaktı. Hatalı demesek de, sonuçlarını geçmişte gördüklerinden, otonom yönetimler ile uğraşması zor olacaktı. Böylece, bu ülkeleri post-kolonyal ve modernist görüşler içerisinde, "modernleştirmek için" harekete geçtiler. Ülkeleri "Modern Avrupa" düzeyine getirmek için tüm dünyada bir harekete giriştiler ve sömürmek için değil, sizin iyiliğiniz, sizin geleceğiniz için sizleri geliştirmeye geldik dediler... Peki ya aborjinler bunu istiyormuydu? Veya Güney Amerika yerlileri? Peki ya Afrika'da bugün ellerinde tüfekler ile savaşan 15 yaşındaki çocuklar bu moderneşmeyi istemişlermiydi? Veya babaları?? İşte görecelilik burada başlıyor sanırım... Avrupa kendi geleceği için adımlar atarak kendisine iyi olduğunu düşündüğü bir yol açtı, ancak bu yol kendilerine yürümek için dar gelince, yolunu genişletme çalışmaları içerisinde, "diğerlerine" de kendi yolunun iyi olduğunun reklamını/propagandasını yaparak kâh kendi yoluna çekmeye, kâh yolunu işgal etmeye başladı... Sunulan vâad o kadar tatlıydı ki, çok da karşı çıkan olmadı buna. Belki tüm dünyada Aborjinler bunu reddettiler. Bir de Amerika yerlileri... İkisi de geniş çaplı kıyıma uğradı ve ezildi tabiki o kadar modern tankın tüfeğin altında... Peki o kadar "modern" tank, tüfek, silah, makine gerçekten de "doğru" ve "iyi"miydi acaba? İnsan oğlu günden güne daha da modernleşiyor post-modern bir durum içerisinde. Günden güne iş gücü, insan eli üretimi azalıyor, makineleşme, otomasyon artıyor. Bumudur peki insanlık için "iyi" olan, "doğru" olan? İşte... Kime göre iyi? Doğru? Neye göre iyi? Doğru?
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Re: Görecelilik
yasadigimiz hayatta kesin diye birsey olduguna inanmiyorum. En cok güvendigimiz bilimin temeli bile hatalarla dolu.örnegin bir elmayi üc esit parcaya bölebilirsiniz. Ancak bir sayisini üce böldügünüz zaman 0,33 üzeri sonsuz sayisi cikar ortaya. Ortada sonsuzda bir bile olsa bir hata payi vardir. Kesin gözüyle baktigimiz seyler de aslinda kendi ütopyamizdir bence.
Düslerimiz... |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Re: Görecelilik
Bu mudur doğru olan ? sorusuna hayır desek bile bu cevap sorulan soruyu tam anlamıyla yanlış yapmaya yetmez zira benim anlayışıma göre doğru ve hatta gerçek bir bilinenden daha fazla olabilir ve sadece bir doğru olmaması bilinen doğruları yanlış yapmaz her biri tek tek kendi açılarından doğru olabilir ve tabi aynı şey yanlış içinde geçerli. Yani
Alıntı: İnsan oğlu günden güne daha da modernleşiyor post-modern bir durum içerisinde. Günden güne iş gücü, insan eli üretimi azalıyor, makineleşme, otomasyon artıyor. Bumudur peki insanlık için "iyi" olan, "doğru" olan? Oh , Yeah ? |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Re: Görecelilik
yasadigimiz hayatta kesin diye birsey olduguna inanmiyorum. En cok güvendigimiz bilimin temeli bile hatalarla dolu.örnegin bir elmayi üc esit parcaya bölebilirsiniz. Ancak bir sayisini üce böldügünüz zaman 0,33 üzeri sonsuz sayisi cikar ortaya. Ortada sonsuzda bir bile olsa bir hata payi vardir. Kesin gözüyle baktigimiz seyler de aslinda kendi ütopyamizdir bence. Septisizm güzeldir. Ancak, teorik septisizm'i pratik septisizm'e, yani daha doğru ifadeyle, hayata, sistemlere, dündelik yaşamın sistematiğine uyarlarsak eğer, ortada ne sistem kalır, ne yönetim ne de yönetilen... O zaman sadece "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" deriz, ve üzerinden geçilen de biz oluruz.
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A. |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Re: Görecelilik
Zaten üzerinden geçilen değil miyiz kontrast?yöneten,yönetilen birbirini besler ve ölüm oranı yüzde yüz bir hastalıkdır.Bırakın yapsınlar bırakın geçsinler diyorum en azından bunu insanları kandırarak sistemin gölgesi altında yapmamış olurlar sistem dediğin kontroldür çobanın kavalıdır.karmaşaya son veren sistem,canları sessizce alıyor hatta bazen barış adı altında.
Sonuca bakarsak sistem veya kaos ortamı,ikisinde de insan sağlığına zarar yönler var ama en azından kaos ortamın da bireyin sözcükleri var sürünün değil.Tabi huzurlu ev ortamımızı bozmak istemeyiz düzeni severiz arada dişliler de sorun çıksa da bu insanlık dediğimiz büyük fabrika daima bir yolunu buluyor.Ortada mutlak bir gerçeklik yok,insanın yarattığı bir 2+2=4 durumu var bunu kutsal yapan nedir? ya da gerçek?sadece insandır..bırakın üzerinen geçsinler,yapsınlar. Dünya bir sorun mudur ki insanların yarattığı sistemle çözüme ulaşsın?sorunu yaratıyoruz sonra utanmadan çözümleri de yaratıyoruz.Ortada hiçbir şey yok diyorum ben, sadece boşluk ve o boşluğa,algılarımızla anlam yükleyen bizler. neyse konu dışı oldu sanırım ama fikrimi belirtmek istedim=) |
![]() |
| Etiketler |
| gorecelilik |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|