Mekan: Succubus'un yanından.
Blog Başlıkları: 63
Piramit
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı ogün dev gibi bir orduyu yendik
![]()
Piç çocukların doğurttuğu günahkar kızlarsınız ve onların anneleriyle yatan ensest babaları...
acting like a maniac...
Mekan: İst
Blog Başlıkları: 26
Ammada pis bişey.
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Artık zamanı gelmişti
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
peki ya da devletin 40 milyon dolar yatırımı?ayrıca ne demiştim,devlet istatistik enstitüsü araştırması,%85 kendini türk milletine mensup gören insan..
aklı selim biri şunu sorar,
bu memlekette kürtler,lazlar,çerkezler şimdi mi türedi de şimdi çıktı ortaya bu türkiyelilik kavramı? neden şimdi tartışılır oldu?
hem siyasetten uzak olup hem de kendi fikriniz sandığınız şeyleri söylemeyin lütfen..komik oluyor..
devletin başına kaç kişi geldi ve kimler için çalıştı..bunlar zaten aşikar ama lütfen,bu adamların uğruna çalıştığı güç lerin bu memleketin artniyetine uydurduğu kavramları kendi hoşgörünüz gibi görmeyin..
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Son düzenleyen JosefK : 22-12-2007 - 19:20.
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Hazine-i Evrak
Mekan: AnNaKARreninA
Blog Başlıkları: 15
Dolma kalem
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
"Baahçelerdeee Buuuş buuuş!... Koca g.tlüüüüü Coooorç Buuuş!"
Mekan: Succubus'un yanından.
Blog Başlıkları: 63
Piramit
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Birlik ve beraberlik diye bir olgu artık var değil.İşin garip tarafı bu karmaşanın içerisinde ne yapılacak?Ahkam kesmek kolay iş.Çözüm nerede?Teorilerden içimize cila geldi.
![]()
Piç çocukların doğurttuğu günahkar kızlarsınız ve onların anneleriyle yatan ensest babaları...
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
şimdi tartışılmaya başlandı, çünkü bugüne kadar ülkenin genel refah düzeyi eşit sayılabilirdi (bu demek değildir ki herkes zengindi), çünkü, geçmişte yaşananlar bugün ortaya çıkmaya başladı (askeri sırlar, ekonomik ve sosyal olarak yükselen Kürtler, doğuda yaşananlar...), çünkü, insanlar geçmişte Kürtlere kardeşim diyebilirken, bugün -özellikle son dönemde- yükseltilen milliyetçilik ile insanlarımız "en iyi Kürt ölü Kürttür" bile demeye başladılar, çünkü, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin baskısına rağmen yükselebilen Türk harici diğer etnik azınlıklar olaylara dışarıdan bakarak, geçmişte yaşadıklarının zorunluluk değil, dayatma olduğunu gördüler, çünkü, Abd'nin BOP'u işlemeye devam ettikçe Pkk güçlendi...vb. vb. vb.
Yoksa Türkiye içindeki kürtlerle kuzey ıraktaki pkk'yı bir görüp hepsini toptan mı suçladık?
Hayır,suçlunun kim olduğu belli,güneydoğuda toprağa bağlı adam değil,başındaki şıh,ona pirim veren devlet ve bu devleti yöneten ABD,AB uşağı adamlar..
Sorun bizim iç meselemiz gibi gösterilmeye çalışılıyor..Zamanlamaya bak..Birden çıkıverdi nedense Türkiyelilik...
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Gondolindhrim
Mekan: Gondolin
Blog Başlıkları: 81
HalaHula
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
I'm diggin' my way
I'm diggin' my way to somethin'
I'm diggin' my way to somethin' better
Vasıflı Deli
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 47
Konuşmayalım bu gece
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Resmi İdeoloji ve Kürtler / Fikret BAŞKAYA
Osmanlı İmparatorluğu, multi-etnik bir sosyal formasyondu ki, bu durum imparatorluk mantığının bir gereğiydi. Söz konusu sosyal formasyona dahil olan Kürtler, prenslikler biçiminde 'örgütlenmişlerdi', yüksek düzeyde özerkliğe (autonomie) sahiptiler. İmparatorluk, kendi iç çelişkilerinin bir sonucu olarak aşınmaya uğruyordu ama imparatorluğu aşındıran bir de dış faktör söz konusuydu: kapitalist yayılma. Osmanlı egemen eliti (hakim sınıfı densin), başlarda bozulmanın dış nedenini kavramış değildi.
Bozulmanın bidayetteki ilkelerden uzaklaşılmış olmaktan ileri geldiğini düşünüyordu. Gücü ve ihtişamı ihya etmek için başa dönmek, şeriatı eksiksiz uygulamakla sürecin tersine çevirebileceği beklentisi vardı. Bunun mümkün olmadığı anlaşılınca (zira tarihte geriye dönüş mümkün değildir) Batıdan; kurum, kural, adetler, vb. ithal etmeye yöneldiler. İmparatorluğun Doğu Avrupa'daki unsurları kapitalist yayılmanın sonucu olan milliyetçi dalganın etkisine girerek, imparatorluktan kopup, ulus-devletler oluşturma sürecine girdiği koşullarda, yönetici elit kopuşları önlemek üzere reformlara girişti. Tanzimat sonrası dönem, genel iradeye dayalı bir 'ittihad-ı anasır' yaratma çabasıydı. Bunun olanaksızlığı anlaşılınca, II. Abdülhamit bir İslam Birliği (İttihad-ı İslam) oluşturmayı denedi ama bu da mümkün olamazdı, nitekim olmadı (nedenlerine burada girmiyorum). Nihayet İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908 darbesiyle iktidarı ele geçirince, Türk unsuruna dayanan bir ulus-devlet oluşturmaya yöneldi. Fakat bu konuda henüz kafaları net değildi. Özellikle Balkan bozgunundan sonra ve olayların zoruyla Türk etnisitesine dayalı bir ulus-devlet yönünde kesin tercih yaptılar. Ama söylemleri etnik unsura değil, daha çok dine (İslam'a) gönderme yapıyordu... Böyle bir proje söz konusu olduğunda, Türk unsuruna dayalı bir ulus-devlet oluşturmanın önündeki engellerin bertaraf edilmesi gerekiyordu. En önemli iki engel olarak da Rumlar ve Ermeniler görülüyordu. Anadolu'nun bu iki Hristiyan unsuru, Birinci Emperyalist Savaş içinde ve ertesinde tasfiye edildi. Müslüman olan Kürtlerin yaşadığı bölge olan Kürdistan, Yakın Doğu İşleri Hakkında Laussanne (Lozan) Konferansı'nda İngilizlerin dayatmasıyla bölündü. TC sınırları içinde kalan Kürtlerin Türkleştirilmesi süreci o tarihten itibaren başladı. Söz konusu sürecin tahliline girmeden önce kısaca resmi ideoloji üzerinde durmak gerekiyor.
Neden Resmi İdeoloji?
Daha önce başka yerde defaaten yazdığım gibi, 1923'de ilan edilen Cumhuriyet, yeni bir sosyal sınıfın ve onun yeni fikirlerinin, yeni toplum projesinin ürünü değildi. Batıcı/yenilikci/komprador Osmanlı eliti bir darbeyle Padişahı tasfiye edip, devletin adını Cumhuriyet olarak değiştirmişti. Eski yönetici sınıf, Padişah ve çevresi eksilmiş olarak yola devam ediyordu. Dolayısıyla ne devlet katında [yönetim anlayışında] ne de toplum sınıfları düzeyinde ve devlet/halk ilişkisinde bir 'yenilik' söz konusu değildi. Durum böyleydi ama aşırı modernist bir söylem geçerliydi. Rejim 'modernitenin', 'aydınlanmanın' timsâli sayılıyordu. Bugün bile buna inananlar eksik değildir. Yeni bir egemen sınıf sahneye çıktığında, ezilen-sömürülen halk sınıflarına asgari düzeyde de olsa birşeyler teklif etmiyorsa, vermiyorsa, kendi ideolojisinin halk kitlelerine nüfûz edip yanılsama yaratması velhasıl 'gönüllü kabullenme' mümkün olmaz. Darbeyle Cumhuriyet ilan eden yönetici klik, emekçi çoğunluğa birşeyler vermek şurda dursun, baskıyı ve sömürüyü daha da artırdı. Elbette böylesi koşullarda bir 'gönüllü kabullenme' mümkün olamazdı. O zaman çıplak şiddete uyduruk -yapay- bir resmi ideolojinin eşlik etmesi kaçınılmazdır. Bilindiği gibi resmi ideoloji, tahrifata, yok saymaya, adıyla çağırmamaya (ki, adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir) ve ekseri kişi kültüne dayanır. Ve resmi ideoloji bir resmi tarih versiyonuna dayanmak durumundadır. Bu da yakın tarihin tahrif edilmesi, "yeni" olduğunu söyleyen yönetici kliğin ihtiyaçları doğrultusunda kurgulanmasını gerektiriyordu. İşte Türkiye'de boğucu bir resmi ideolojinin geçerli olmasının nedeni budur. Ancak yalan, tahrifat, yok saymayla rejim kendini meşrulaştırabilirdi, ama böyle bir temel her zaman çürük bir temeldir.
Milli Mücadele denilen dönemde dine büyük vurgu yapıldı ve asıl amacın Hilafet ve Saltanat Makamını, dolayısıyla 'devlet-i aliyye'yi kurtarmak olduğu söylendi. İkincisi her zaman açıklık taşımasa da, Kürtlerin kendi kaderlerine sahip olacakları vaadedildi. Fakat Cumhuriyet’in ilanıyla, söylenenlerin tersi yapıldı. Hilafet ve Saltanat tasfiye edildi ve Kürtlere verilen söz unutuldu. Hatırlatanlar da hunharca ezildi... Kaldı ki, Kürtlerin tamamı Milli Mücadele sürecine katılmış da değildi (Koçgiri Hareketi). Şeyh Said Ayaklanması bir bakıma verilen sözleri hatırlatma amacı taşıyan bir hareketti. O tarihten sonra Kürtlerin Türkleştirilmesi süreci başlatıldı ve Kürtlerin varlığı inkâr edildi. Bu süreçte resmi ideolojiyle Kürt sorunu ilişkisi tam bir komediye dönüşecekti. İlk yalanı söyleyen artık yenilerini söylemeden yoluna devam edemez. Kürt varlığının inkâr edilmesi, hem resmi ideolojinin böylesine bağnaz ve köşeli oluşunu açıklar, hem de devletin baskıcı niteliğinin sürekliliğinin nedenidir. Rejimin 'demokrasi' performansının bu ölçüde düşük oluşunun başlıca nedenlerinden biri, kuşkusuz söz konusu inkârdır. Gerçekten son derecede tuhaf ve saçma bir durum söz konusuydu. Bir tarafta Kürtlüğünün bilincinde milyonlarca insan, diğer tarafta böyle bir 'gerçeği' yok sayıp inkâr eden modernlik timsâli bir rejim... Bu durumu “Paradigmanın İflası” adlı kitabımda: “Olmayan Kürtler Ayaklanıyor...” ironik başlığı altında ifade etmiştim. TC'nin bu tavrı dünyada eşine az rastlanır bir şeydi: Bu coğrayanın en eski halklarından biri olan Kürtlerin varlığını, tarihini, kültürünü, dilini yok saymak, inkâr etmek... Şüphesiz başka yerlerde de (İran. Irak...) Kürtler şiddete, baskıya maruz kaldılar, kıyıma uğradılar ama sadece Türkiye'de varlıkları inkâr edildi. TC'nin böyle bir şeye tevessül edip ısrarcı olmasında, emperyalist güçlerin ikiyüzlü/ oportünist yaklaşımının payı da önemlidir... (Yapılan tahlillerde ekseri savsaklanan bu sorun üzerinde bu kısa yazıda durmuyorum). Yok sayma 1990'ların başına kadar devam etti. O tarihten sonra Kürtlerin varlığı lafzen kabul edilse de bunun reel bir gerçekliği yoktu. Aksi halde aradan geçen zamanda sorunun gerektirdiği asgari açılımlar yapılırdı. Seksen yıl önce Kürt varlığını inkârın karşılığı eşkiyalıktı, şimdilerdeyse 'bölücü terör'...
Resmi İdeolojinin Sefil Halleri
Koçgiri Ayaklanması, Hilafet ve Saltanat'a karşı bir hareket sayılıp ezilirken, Şeyh Sait Ayaklanması’nın Hilafet ve Saltanat'ı ihya etmek amacı taşıdığının söylenmesi, resmi ideolojinin sayısız çelişkilerinden sadece biridir. Bir kere Kürt varlığı inkâr edilince Kürt talepleri karşısındaki resmi tavır, nevi şahsına münhasır bir görüntü alacaktı. Hem Kürt taleplerine ve isyanlarına karşı kullanılan dil, hem de Kürtlerin yaşadığı bölgenin adı 1920'lerden 1990'lara kadar sürekli değişecekti. Nitekim 1920'li 1930'lu yıllarda sorun eşkiyalık sayıldı. Orada sözkonusu olan, bir halkın talepleri değil, huzur ve düzeni tehlikeye atan bir şekavet olayıydı. Kürt diye bir varlık yok sayılınca, oradaki durumun adlandırılmasının sürekli sorun yaratması kaçınılmazdı. 1930'ların başında “Türk Tarih Tezi”, “Güneş-Dil Teorisi” türü zorlamalar, ırk temeline dayalı bir ulus oluşturma amacı taşırken, Kürt varlığının inkârından bağımsız değildi. Kürt diye bir halk olamazdı zira, sadece TC sınırları dahilindekiler değil, tüm halkların atası Türklerdi. Bu zorlamalar o kadar ileri götürüldü ki, iş “Eti Türkleri” safsatasına kadar uzandı. Bununla; Anadolu'dan tüm zamanlarda Türk soyundan olmayan hiçbir kavmin, hiçbir topluluğun yaşamadığı kanıtlanmak isteniyordu... Velhasıl nedense Hititlere Eti deniyor sonra da Türklerin atası sayılıyordu... Aslında bununla, Anadolu'nun ilk uygarlığının bir Türk uygarlığı olduğu kanıtlanmak isteniyordu... Resmi ideoloji, Şeyh Sait Ayaklanması’nı, dış güçlerin (İngilizlerin) bir kışkırtması olarak sunarken de bir zatiyet olarak Kürt varlığından söz edilmiyordu. Etnik/kültürel bir kimlik olarak Kürt varlığından söz etmemenin, yok saymanın bir tezahürü de 'aşiretçiliktir'. Bununla pre-modern toplumsal yapıya gönderme yapılıyordu...
1950'li yıllarda Türkiye vesayet 'demokrasisine' geçtiği, muvazaa partileri aracılığıyla yönetimin geçerli olduğu dönemde Vilayet-i Şarkiye söylemi terkediliyor, onun yerini 'Doğu' alıyordu. Kürtlerin yaşadığı bir yer söz konusu değildi, bir kere coğrafi olarak ülkenin 'doğusuydu', ikinci olarak "mecburi hizmet" ya da sürgün yeriydi. 1960'larda planlı ekonomiye geçildiğinde Doğu, “KÖY” oldu (Kalkınmada Öncelikli Yöreler). Fakat resmi ideolojiye sorun çıkaran birşey vardı. Kalkınması öncelikli olan bu bölge, o kadar çok ve çabuk kalkınmış olmalı ki, 1980'lerden sonra 'Olağanüstü Hal Bölgesi' denecekti. Herhalde olağanüstü kalkınmanın ardından "olağanüstü hal" durumu geliyordu... İlginç ama rahatsız edici olan, bütün bu zaman zarfında ağızlarını her açtıklarında aydın olduğunu söyleyen, söze 'bir aydın olarak...' diye başlayan diplomalı taifenin bu tutarsızlığı, saçmalığı ve Kürt halkının yaşadığı trajediyi sorun etmemesi, tartışma konusu yapmaktan özenle kaçınmasıdır. Aslında bu durum, diplomalı taife ile resmi ideoloji arasındaki karşılıklı belirleyicilik ilişkisi hakkında fikir verecek niteliktedir. Bağnaz resmi ideolojinin rahle-i tedrisinden geçmek demek, düşünce ve eleştiri yetisini kaybetmek demektir. Bu arada resmi ideolojiyi rahatlatan bir şey de vardı: Kürt kimliğini reddeden ve bunu 'kanıtlayanlara', rejimin bütün kapıları açılıyordu. Bürokraside, iş dünyasında yükseklere tırmanmış Kürt kökenlilerin varlığı, resmi ideoloji üreticilerinin sıkça kullandığı bir argüman oldu ve kafa karıştırmayı başardı. Bu vesileyle işbirlikçi aşiret şeflerinin, rejime verdiği desteği de hatırlamamak olmaz.
Aradan geçen onca zamandan sonra hâlâ Kürtlerle ilgili gerçeğin tam olarak söylenmemesi, söylenememesi, bağnaz resmi ideolojinin de etkili olmaya devam etmesi nasıl açıklanabilir? Aslında böyle bir yazıda bu soruya doyurucu cevap vermek mümkün değildir. Fakat kısaca değinmek de gereklidir. TC'yi asıl yöneten benim 'asıl devlet partisi' dediğim ve toplumun kaderini yaklaşık yüz yıldır elinde tutan ekip, varlığını iç ve dış düşmana ve özgürlüklerin engellenmesine borçludur. Bunun da yolu tartışmayı yasaklamaktan geçiyor. Aksi halde 'koruyucu/kollayıcı misyon' ortadan kalkardı. Türkiye'de geçerli resmi ideoloji onyıllardır toplumun kendisi hakkında düşünmesini engellemeyi başardı. Demokratikleşmenin ve özgürlüklerin önünü kesti. Bilimsel/entellektüel yaratıcılığı boğdu, bu arada Kürt sorununun tarışılmasını ve bilince çıkarılmasını da engelledi... Lâkin bu dünyada herşey sonluydu ve artık resmi ideoloji hızlı bir aşınma sürecine girmiş durumda. Geri dönüşü olmayan bir şekilde gemi su alıyor. Artık resmi ideoloji savunmadadır. Resmi ideoloji fabrikatörleri ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar, düşüşleri kesindir. Elbette başkasının zaafı sizin gücünüz, başkasının eksiği sizin fazlanız değildir. Resmi tarihle ve resmi ideolojiyle hesaplaşma önemli bir eşiğin aşılması anlamına gelir ama yaratıcı tartışmanın güvencesi değildir. Önümüzdeki dönemde yaratıcı, ufuk açıcı, paradigmatik kayma yaratacak bir rotaya girmek, bunun için de kültüralist tuzaklara takılmaktan kurtulmak, kapitalizmi, emperyalizmi, neoliberal küreselleşmeyi iyi tahlil etmek gerekiyor. Zira kapitalizmi ve onun yıkıcılığını sorun etmeyen hiçbir hareketin bir kıymet-i harbiyesi de bir geleceği de olamaz...
![]()
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Alıntı:
Darbeyle Cumhuriyet ilan eden yönetici klik
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Gondolindhrim
Mekan: Gondolin
Blog Başlıkları: 81
HalaHula
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
I'm diggin' my way
I'm diggin' my way to somethin'
I'm diggin' my way to somethin' better
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
HRW açılımı Human Rights Watch,New York merkezli sözde insan hakları örgütüdür..Parasal kaynağını büyük oranda (hatta tamemen) büyük dolandırıcı George Soros'tan alan kurumdan örnek bir hareketi de açıklamak gerekirse;
Kurumunun başında 12 yıl kalıp daha sonra yine Soros'un meşhur Açık Toplum Enstitüsünün başına geçen Aryeh Neier yine Soros destekli "drug legalization" yani narkotik maddelerin yasallaşmasına destek kampanyası yürütmüştür.. örnek olarak gösterilebilir..(Kontra-İran tarafına hiç girmiyorum)
Süper insan hakları..Bravo doğrusu..
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Son düzenleyen JosefK : 22-12-2007 - 21:13.
Vasıflı Deli
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 47
Konuşmayalım bu gece
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar
Mekan: hollanda
Blog Başlıkları: 15
şiir demicem..
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Türkiye de TÜRK yaşar!
Azerbeycan da Azeri, Gürcistan da Gürcü, Almanya da Alman yaşar!!!
Yok "ben Türk değilim" diyorsan, gözünü kapa, dünya haritasında bir nokta seç, el birliği ile seni oraya yolcu edelim. En azından "faydası olmayan cinsin..." başkaları faydasını belki görür!
marsa mesela..insanlık adına
to kill a dead man...
Mekan: istanbul..
Blog Başlıkları: 12
Edvard Grieg-peer gynt suit no:2 op.55 solveig's song
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
HRW her sene hangi devlet olursa olsun baskı ve soruşturmaya uğrayan gazeteci ve araştırmacılara ödül verir..Fikret Başkaya da rejimin tescilli muhaliflerindendir..yanılmıyorsam 20 aylık bir de hapis cezası olmalıdır..ancak konunun ne Soros ile,ne ne HWR ile ne de Fikret Başkaya'nın biyografisiyle ilgisi vardır..tarihi tartışmak başka bir şeydir..Soros'un yediği haltlar ne Fikret Başkaya'yı ilgilendirir ne de resmi tarihimizi aklar..
![]()
Güneşin altında yeni birşey yok..
Vasıflı Deli
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 47
Konuşmayalım bu gece
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar
Hazine-i Evrak
Mekan: AnNaKARreninA
Blog Başlıkları: 15
Dolma kalem
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
isminin pek önemi yok Türkiyelilik denir,Kürt sorunu denir,Kürt meselesi denir vs..sorun milli mücadele döneminden beri tutulmayan sözler ve inkar politikaları sorunudur..cumhuriyeti kuranlar nasıl milli mücadeleye bir dinsel bir anlam yüklediyse,Saltanat makamını kurtarma adına işe giriştiyse,meclis açılışlarında hutbeler okuttuysa..benzer takiyyeyi Kürt meselesinde de yapmıştır..
![]()
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
"Baahçelerdeee Buuuş buuuş!... Koca g.tlüüüüü Coooorç Buuuş!"
Vasıflı Deli
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 47
Konuşmayalım bu gece
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar
Hazine-i Evrak
Mekan: AnNaKARreninA
Blog Başlıkları: 15
Dolma kalem
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
"Baahçelerdeee Buuuş buuuş!... Koca g.tlüüüüü Coooorç Buuuş!"
Vasıflı Deli
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 47
Konuşmayalım bu gece
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar
Hazine-i Evrak
Mekan: AnNaKARreninA
Blog Başlıkları: 15
Dolma kalem
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Sadece gerçeği saptırmamak gerekliliğinden bahsediyorum. Zira Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkesi olarak Laikliği benimsemiştir. Ancak kuruluşundan yıllar sonra din ön plana çıkartılmıştır. Eğer durum bahsettiğin gibi olsaydı Kubilay Menemende şehit edilmezdi
![]()
"Çözüm benim. Ancak, benim ben olmam, biz biz olmadığımız sürece, benliğim içinde kaybolmam dışında birşey ifade etmez bizler için" M.A.
"Baahçelerdeee Buuuş buuuş!... Koca g.tlüüüüü Coooorç Buuuş!"
çokomel
Mekan: bursa
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
![]()
Düşünsenize,en sevdiğiniz renk gökyüzünde ve bulutlar gelip bu güzelliği kapatıyor.Yüzsüzler ayrıca!''git'' dersin gitmez..En güzel rengi elimden alırlar.Ben,başımı kaldırdığımda uçsuz bucaksız maviyi göreceğim,öyle bulut filan değil!
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
WaveMeter
Mekan: ist-ank
Blog Başlıkları: 11
Neşet Ertaş - Evvelim Sen oldun
Ynt: Türk mü, Türkiyeli mi
Bin atlı akınlarda akınlar gibi şendik
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı ogün dev gibi bir orduyu yendik
![]()
When the world spinning around
I choose to relax no thought
When i concentrate the sky i see beautiful thing
Fly with the wind
The gift to fly like the butterfly
I want to be invisibleI want to fly
Like the butterfly
| |
Benzer Başlıklar
türk her yerde türk abi... bizim elemanlardan bi kaçının kız tavlama yöntemi... yanlız ben bunun inişini merak ediyorum...:)
ey türk kadını..! ey türk kadını..! birinci vazifen bulaşık, çamaşır yıkamak ve kocana sahip...
Spiderman türk işi... Kimse aşağılanmasın, bunlar sadece şaka. Sonra ciddiye alıp lolo yapan olursa kafasını...
Türk Olmak Bir sitede bulduğum ve hoşuma giden bir yazı sizinle paylaşayım dedim ... TÜRK OLMAK...
Türk Hastalığı "Yanlış insana mahsustur ama yanlış yapıldığı zaman yapılması yanlışların sebeplerini araştırarak...