transseksüel "kadın" olmak!

pazartesi dergisi ekim-kasım sayısı "bedenimiz bizimdir!" dosyası'ndan aktardım aşağıdaki hoş yazıyı. TRANSSEKSÜEL "KADIN" OLMAK... " düşlerim gerçek;gerçeğim yalan!..." kadın şarkıları'ndan... 1. zordur...sürekli didişir durursunuz bedeninizle,doğanın rastlantısallığının sonuçlarını düzeltmek siz düşmüştür.bedeninizi

  #1  
Eski 17-11-2007, 11:55
sevi nickli Ayya$'ın avatarı
skati beni 70lere ışınla
 
Üyelik Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 1,179
Blog Başlıkları: 5
sevi 'e MSN ile mesaj gönderin
transseksüel "kadın" olmak!

pazartesi dergisi ekim-kasım sayısı "bedenimiz bizimdir!" dosyası'ndan aktardım aşağıdaki hoş yazıyı.


TRANSSEKSÜEL "KADIN" OLMAK...




" düşlerim gerçek;gerçeğim yalan!..."

kadın şarkıları'ndan...


1.

zordur...sürekli didişir durursunuz bedeninizle,doğanın rastlantısallığının sonuçlarını düzeltmek siz düşmüştür.bedeninizi yeniden "tasarlamak"; yepyeni bir beden yaratmak zorundasınızdır,bir anlamda tanrıyla yarışmak yani...
sesiniz,tüyleriniz,elleriniz,ayaklarınız,cildiniz,göğüsleriniz,kalçalarınız,cinsel organınız;hepsi beyninizde "arıza" olarak kodlanmıştır.onarılmalıdır.bunun için içinizde "tasarladığınız" kadına giysiler giydirmek,makyaj yapmak hiçbir zaman yeterli gelmeyecektir size;çok daha derinlere inip,kimyasını değiştirmeniz gerekir bedeninizin.bu,yaşamınızın bundan sonraki bölümünü psikiyatristlerle,endokrinologlarla,bir sürü tahlillerle ve bir takım ilaçlarla geçireceksiniz demektir.gün gün bedeninizdeki değişimi izlersiniz artık.yeni bağımlılığınıza da merhaba dersiniz;aynalar...
ölmek isteyeceğiniz zamanlar çoktur.ne yapsanız,ne etseniz hiçbir zaman tam da içinizdeki kadın olamayacağınızı düşündüğünüz zamanlar ölmek istersiniz.gerçekleşmesi için çalıştığınız düş yaşamla tek bağınızdır.uyandığınız anlarda ölmek isteyeceğiniz bir düş...bu düşün gerçek,gerçeğinse aslında bir düş olduğunu kimselere anlatamazsınız.
ailenizden,dostlarınızdan ister istemez uzaklaşırsınız.
oluşmakta olan yeni bedeninizi bir yandan gizlemeye çalışırken,bir yandan da görmesini istersiniz herkesin.ikili bir yaşam sürdürmeye başlarsınız artık;meşru olan ve olmayan...dişiliğinizi dışa vurmamaya ne kadar çalışsanız da bunun elinizde olmadığını,yani bir "tercih" değil,bir "zorunluluk" olduğunu anladığınızda en sancılı süreç başlar;açılma... açıldıkça daha da yalnızlaşırsınız...
bu "yalnızlaşma"nın bir diğer boyutuyla da,tanrıyla yarışıyor olmanızın diğer insanlarda uyandırdığı rahatsızlık,öfke,öteleme,yok sayma,yok etme duygularıyla karşılaştığınızda tanışırsınız.sokakta meraklı,alaycı,aç,öfkeli gözlerden kaçırmaya çalışmak boşunadır gözlerinizi.annesine,"anne bu kadın mı,erkek mi?" diye soran çocuğun sesi ister istemez uğuldar beyninizde.çarşıda,pazarda satıcının ,"buyur abla!" derken gözlerindeki alaycı ifadeyi nereye koyacağınızı bilemezsiniz.sürekli tetikte olmanız gerekir kalabalıkların içinde.kişilerin bir başınayken kuzu,grup halindeyken kurt olduklarını öğrenmişsinizdir artık; sık sık yolunuzu değiştirirsiniz.
gittikçe daha alıngan,kırılgan olmaya başlarsınız.sevgilinizle yollarda hiçbir zaman el ele,sarmaş dolaş yürüyemeyeceğinizi bilmek,dostlarınızın artık sizinle birlikte görünmekten kaçındığını görmek acıdır.kocaman mutsuzluklar ve küçücük mutluluklarınızla yaşamın kıyısında yürürken,sizi kıyıdan daha içerilere çekecek dost eller ararsınız sürekli.sizi "böyle" sevecek dostlar...
zira onların gözlerinde,doğduğunuzda size biçilen cinsiyet rolünü redderek yaptığınız bu mikro "devrim" e duydukları saygıyı görmek sizi ayakta tutacaktır.


2.

peki neden bu "acı-mutlu" hayat? (bitter-sweet manasında!).mutluyum evet; bunca acı ve zorluğa karşın."egemenin" bedenim üzerindeki egemenliğine "görece" son verdim.
bedenim ilaçlarla,ameliyatlarla her ne bokla da olsa, giderek benim istediğim beden oluyor.artık kendimi seviyorum.bedeli ne olursa olsun...
"cinsel yönelimim" mi cinsiyet rolümü reddetmeme yol açtı?(eşcinsel dostlarım duruma biraz böyle yaklaşıyor;erkeklere ilgi duyuyorum,eh!eşcinsellik de hoş bir şey değil,o halde kadın olmalıyım...)hayır! beynimin derinliklerinde yaşadığım bu değildi.hatta cinsel yönelimim üzerinde çok fazla kafa yorduğumu söyleyemem.kafamı yoran bedenimdi.bu beden benim değildi.bedenim bir erkek bedeni ama "cinsiyet kimliğim" kadındı.dikkat:"biyolojik cinsiyetim" demiyorum,cinsiyet kimliğim söz konusu olan...beden-beyin diyalektiği...0-3,0-5,0-8 her neyse,o yaşlarda,çok "çeşitli" nedenlerle oluşan...(bu "çeşitlerin" içinden modern tıp da çıkabilmiş değil henüz.eh!tıpta her bilinmeyenin de cevabı deliliktir;o halde bana da bir çeşit deli gözüyle bakılabilir;bu nedenle olsa gerek bedenimin "istediğim beden" olması kararını psikiyatristlerin vermesi...)


3.

peki ben "rol" mü yapıyorum? hani cinsiyet rolü filan diyoruz ya...yani "erkek" olmama rağmen "kadın rolü" mü oynuyorum?yakın bir erkek arkadaşım,"erkeklik zor bir kimliktir;sen herhalde bunu kaldıramadın." demişti.bu nedenle mi "rol" değiştirip,bin kat daha zor bir yaşama giriştim? yeni tanıştığım bir kadın arkadaşım da "transseksüel olduğun hiç belli olmuyor,söylemeseler inanmazdım" dedi geçenlerde.beni bir kadın olarak kabul etmiyor ama 'rolünü iyi oynuyorsun' demeye getiriyordu.
kadınlık ve erkekliğin "öğrenilen",dahası: "öğretilen"! roller olduğunu cinsiyetimi,bedenimi "yeniden inşa" gereksinimi duymayan insanlara bunu anlatmanın zorluğunu da çok yaşadım.cinsiyet kimliği kavramını bilmeyen,cinsiyeti yalnızca biyolojik cinsiyete indirgeyen insanlar toplumsal cinsiyet kavramını ne kadar doğru algılayabilirler?
bir örnek: üç hostes kızımız gökten düşmüş ve bir kitap yazmışlar.köpeği için servis isteyen gazeteciler,hosteslere kur yapan sanayiciler filan.ama doğal olarak benim ilgimi çeken bölüm,kur yaptığı kişinin "erkek" çıkması sonucu "rezil" olan playboy oldu.yazarlarımız,playboy'umuzun yanında oturan hatunu "mini etekli nefis bir hatun" olarak betimlemişler önce.eh playboy bu,durur mu;kur yapmış garibim.ama her nasılsa hatunun transseksüel olduğu öğrenilince,playboy ve yazarlarımız anında,hatunun "aslında erkek" olduğuna kanaat getirmişler.ah cehalet,vah cehalet...
peki benim "devrimime" saygı duyan heteroseksüel ya da kimi eşcinsel kadın arkadaşlarım çok mu farklı bakıyorlar bana?her ne kadar hissettirmemeye çalışsalar da yazık ki bakışları üç aşağı,beş yukarı aynı...yani "biyolojik cinsiyet" belirleyici oluyor çoğu zaman.


4.

eh! dönmeyim! sonuçta...dönme:yaygın kullanımı açısından bu kadar yanlış kullanılan ama olguyu bu kadar doğru betimleyen bir sözcük daha var mı acaba?
evet döndüm...gerçeğime!.. bana öğretilene değil;duyumsadığıma,içimde yaşadığıma...
gözlerinizden öpüyorum.

serap

okuyup adam olacağına üfleyip aşık ol!



Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Chat yaparken, neden "v" leri "f"; "z" leri "s" yazıyoruz? High Hopes Beyin Fırtınası 86 27-06-2008 12:01
"Tüm zamanların "en iyisi" edony Sinema - TV 5 08-06-2005 21:35
Avrupa için ".com" yerine ".eu" geliyor Lizard King High Tech 1 28-02-2005 19:52
"Kadın"... nea Road Trip 3 29-09-2004 18:52