22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin zaferi haricinde akıllarda en unutulmayacak olgu bağımsız adayların meclise girebilmesi ve kullanılan barajın yıkılmasıydı. Bu barajın yıkılması sonrasında senelerdir temsil hakları olmadığını dile getiren DTP adaylarıyla
|
#1
|
||||
|
||||
|
Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin zaferi haricinde akıllarda en unutulmayacak olgu bağımsız adayların meclise girebilmesi ve kullanılan barajın yıkılmasıydı. Bu barajın yıkılması sonrasında senelerdir temsil hakları olmadığını dile getiren DTP adaylarıyla birlikte Bağımsız sol adayı Ufuk Uras TBMM'ye giriş yaptı. Bu özellikle milliyetçi kesim tarafından istenmeyen bir olgu olsada Demokrasi adına her bireyin mecliste temsil edilebilmesi Türkiye açısından büyük kazançtı. Bunun yanısıra bir nevi PKK'nın yasal uzantısı durumunda olan DTP'nin akan kanın durmasında ön ayak olabileceği ve savaşın biterek kavganın Meclise taşınacağı umudu vardı bende. Seçim bittikten sonra en büyük korkum ise DTP'nin sadece ortalığı velveleye verecek bir parti durumunda kalması ve populist politika uğruna büyük bir şansı elinin tersiyle itmesiydi.
Bugün seçimlerin üzerinde 40 günlük bir süre geçti belki konuşmak için çok erken ancak gözlemlediğim kadarıyla malesef en büyük korkum gerçekleşti ve DTP ciddi çok büyük hatalar yaparak hem tüm sempatisini hemde herşeyden önce tüm inandırıcılığını kaybetti. Yıllardır tek dertlerinin Kürt'lerin haksızlıklarını ortadan kaldırmak olduğunu dile getiren DTP tüm dünyanın bir terör örgütü olarak gördüğü PKK'yı terorist örgüt olarak görmediklerini açıklaması en büyük hatalarından birisi oldu. Bunun yanısıra akıl almayacak iddialarda bulunan DTP yetkilileri dertlerinin sadece huzursuzluk çıkartmak olduğu izlenimini uyandırdı. Işin en acı tarafı ise geçen 40 gün boyunca DTP'nin bir kere bile Kürt sorunuyla alakalı bir konuşmada bulunmaması oldu. Bundan sonra değişirler mi ? Pek sanmıyorum ancak ben Türk demokrasisinin ve özellikle belli haksızlıklara maruz kalan Kürt toplumunun çok büyük bir şansı kaybettiğini düşünüyorum. DTP'nin yanısıra Ayyaş içerisinde bile birçok kişinin umudu köklü sol tabanının gösterdiği bağımsız adaylardı. Malesef Baskın Oran seçimde kaybetti ve meclise giremedi. En büyük umutlarımdan birisi kendisinin Meclise girmesiydi çünkü akademik kariyeri sebebiyle medya tarafından saygı gösterilen bir şahsiyet olması sesini yeterince duyurmasını sağlayabilirdi. Ufuk Uras ise bağımsız seçildikten sonra DTP'ye katıldı ve bu 40 gün içerisinde tam anlamıyla yokları oynadı. Demokrasinin özüne inanan ve kendisini Meclise sokan seçmenleri yok sayarak tam anlamıyla bir maşa isim durumuna soktu kendisini. Peki bundan sonra ne olucak diye düşünecek olursak bu tarz saçma siyasetin sadece mevcut hükümetin elini güçlendireceğini ve var olan eşitsizlik sorunlarının hiçbirisini çözmeye yardımcı olmayacağı aşikar. Bundan dolayı DTP ve Ufuk Uras benim ve Türk Demokrasisi için hayal kırıklığıdır. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
Ufuk Uras meclise girdikten sonra ÖPD'ye girdi ve şu anda ÖDP İstanbul milletvekili.DTP'ye girmiş olduğu gibi bir kafakarışıklığı var sanırım.eğer grup kurmalarına yetecek milletvekili olmasaydı yani 19'da kalsalardı o zaman katılacaktı.Bunun yanında eleştiri biraz erken geldi sanki.Ekim'deki bütçe görüşmeleri ile meclis gerçek işlevine başlayacak.şuanda herzamanki gibi halkı belirli kutuplara itmeye çalışan güç gösterileri var.Cumhurbaşkanlığı seçimi,resepsiyon magazini derken sivil anayasa taslağı ile siyaset de normal seyrine girer diye umuyorum.İstanbul'da Ufuk Uras'ın seçim bürolarında 'e şimdi ne yapmalı' hala tartışılıyor.Yerel seçimlere kadar yan gelip yatmalı mı yoksa yeniden bir sinerji mi oluşturmalı.bu tartışmanın hali hazırda var olması bile insanları biraz olsun hareketlendirir..bunun yanında Baskın Oran'la beraber sürdürülen Gölge kabine ve alternatif anayasa gibi projeler de kamuoyunun ilgisini çekebilir..
DTP'ye gelince..PKK teröristtir dedirtmeye çalışarak milletvekillerini köşeye sıkıştırmak sadece bindiğin dalı kesmeye yarar..seçilen milletvekillerinin bildiğim kadarıyla hemen hepsi savaş ve şiddet karşıtı insanlar..ancak seçim sürecinde destek olan tabanın önemli bir kısmı PKK konusunda çeşitli sebeplerden dolayı biraz daha farklı düşünüyor..milletvekillerine yapılan zorlama zaten zor bir arada duran Kürt hareketini dağıtır,hareket içerisinde olan marjinallerin elini güçlendirir ve Diyarbakır'ı isteyen Tayyip'in eline fırsat geçirir..Uzlaşma isteyen bir anlayış ayrı noktalarda değil asgari müştereklerin olduğu noktalarda anlaşma zemini arar.milliyetçi gösteriler toplumu germekten başka bir işe yaramaz.IRA,ETA ve şuanda ismini hatırlayamadığım Avrupa'daki diğer ayrılıkçı örgütler 90'ların ortalarında şuanda DTP'nin izlediği yoldan yani bellir bir parçanın meclise girmesi sonucu silahlı eylemlerine son verdi..hiçbir kredi vermeden bu insanların iyi niyetlerini göstermelerini beklemek olumlu bir yaklaşım değildir..karşılıklı anlayış içerisinde 5 yıl bu sorunu çözmek için uzun bir süredir.. Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
"...PKK'nın yasal uzantısı durumunda olan DTP'nin..."
Bunu anlamış değilim. Çokca rastlıyorum bu tanımlamaya ama nasıl varılıyor bu sonuca anlamıyorum. DTP sürekli reddediyor bunu. Eğer varsa bu organik bağın kanıtı lütfen açıklayın yoksa bu tespit paranoyaklıktan ve milliyetçilikten öteye geçemez. DTP savaşın bitmesini istiyor sanıldığının aksine kürt halkı bu savaştan daha fazla zarar görmüştür çünkü güçlü olan devlettir. Yani savaş biterse DTP boşlkta kalmaz kürt halkı için daha iyi bir yaşam (yol,elektrik,sui egitim vs.) için çabalarda bulunabilir ama savaşın bitmesi için bu TSK, Öcalan ve milliyetçiler bu konuda konuşmayı kesmeliler kanımca -keza çözüm faşizan kafalardan gelmeyecektir elbet. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
Bu düşüncenin çıkış noktası sanıyorum ki şu davet olayı. Evet seçimlerin üzerinden çok zaman geçmedi ve çok tavır değişikliği ve yeni düşünceye rastlayabiliriz elbette ancak DTP de garip bir duruş var. Ordunun söylemleri üzerine "sırf birileri istiyor diye pkk'yı terör örgütü olarak kabul ettiğimizi açıklayamayız" kısmında biraz geçiştirmece ve ordu ile milliyetçi kesimi biraz daha kışkırtma durumu söz konusu sanki. Bunu isteyerek mi yoksa bilmeyerek, yıllarca süregelen sol tarafın "tepki" hastalığı nedeniyle mi yaptıkları bilinmez ancak bu tutumları devam ederse işlerin iyiye gitmeyeceğini tahmin etmek zor değil. DTP nin gerçek bir muhalefet olarak meclise girebilmesi sevindirmişti ancak şimdi bu yaklaşımlarından rahatsız olduğumu söylemeliyim. daha ılımlı ve uzlaşmaya yönelik olduklarını bir şekilde göstermeye çalışmalılar
We live |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
bence burada asıl popülist tutum, "pkk'yı neden terör örgütü olarak kabul etmiyorsun?" tutumudur. DTP, PKK'yı terör örgütü olarak kabul ederse, siyasi arena dahilinde, bazı milliyetçi çevreler ve Türk genelkurmayı orgazm olacak, o kadar. aslında DTP, uzlaşma için daha faydalı şeyler söylüyor; şimdiye kadar bu ülke insanlarının çektiği acılardan bahsederek, bundan böyle bu acıların tekrarlanmaması dileğini ortaya koyarken, öte yandan iktidar partisinden kürt sorununda siyasi bir adım bekliyor, fakat iktidar partisi, şovenist tutumunu sürdürmekte kararlı. tayyip erdoğan, hükümet programı görüşmeleri sırasında DTP'ye atfen, "neden tüm ülkede parti olarak seçime giremediniz?" ve "önce PKK'yı terör örgütü olarak kabul edin" şeklinde demeçler verdi. ayrıca DTP'lilerin meclis açılışında Devlet Bahçeli ile el sıkışmaları, ve Bahçeli'nin aynı samimiyetle buna karşılık vermesi çok olgun bir davranıştı.
Ufuk Uras'ın önümüzdeki uzun dönemde, aktivist bir tutum içerisinde olacağından eminim, ancak bu medyaya ne kadar yansır bilemiyorum. ve aktivist tutumu ne kadar etkili olacak, o da merak konusu. ama modern nostradamus Tarhan Erdem'in, Ufuk Uras'ı önümüzdeki dönemin en fazla öne çıkacak politikacilarından biri olarak göstermiş olması beni umutlandırıyor
ölüm geliyor aklıma birden ölüm |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
Terör, Türkiye’nin özellikle son yirmi yıldır kökünden koparılmışlık ve ‘beyinsizleştirilme’ sürecine tabii tutulmuşluğunun göstergesidir. Oysa ‘terör’ kelimesi yerine Türkçede tedhiş var. Türkçe bu kelimeyi belki de yüzlerce yıl kullandı; çünkü ‘dehşet’le aynı kökten türetilmiştir. ‘Tedhiş’, dehşet salmaya tam olarak karşılık gelir. Terör kelimesi kullanılmayıp ‘tedhiş ve tedhişçi’ kelimelerine devam etseydi; önüne gelen herkese ‘terörist’ yapılan her şeye de ‘teröre destek’ demek saçmalığına düşmezdi Türkiye ve insanlar. Bu yüzden dil çok önemlidir, beynimizdir; ‘kendi dilini kaybetmiş bir insan beynini kaybetmiş’ demektir. Her şeyden öte ‘terör’ kelimesini kullanmak, farkında olmadan etrafa ‘terör saçmak’ sonucunu doğuruyor. Çünkü içini tam dolduramadığınız ve yaptırımı en ağır cürüm addedilen bir kelimeyi kullanıyorsunuz; Türkçede bunun karşılığı var, bunu bile bilmiyorsunuz; Türkçesini reddetmişsiniz, atmışsınız.
‘terör’ ve ‘terörist’ kavramını tanımlama tekeli ABD’nin elindedir ve de ‘terörist’ kavramı zamanla eylem bazında tanımlanır olmaktan çıkıp; kim güçlüyse kendisine en tehlikeli gördüğü unsurları suçlamak için kullandığı bir kelime haline geldi. Mesela ‘Terörist Devlet’ kategorisini ABD icat etti. ‘Teröristten kasıt şudur: Ne vatandaş, ne de dış düşman; yani ne savaş hukuku ne de iç hukuk ‘terörist’e muamele de bulunurken sizi bağlıyor. O yüzden de hukuken üstü çizilmiş ve bu nedenle fiziken yok edilmesinde herhangi bir hukuki/insani/vicdani kaygının dikkate alınmasını gerektirmeyen demektir. Bunu ABD devlet olarak da kullanmaktadır. Savaş ilan etmeden ya da bir ültimatom göndermeden ABD, bir gece Libya devlet başkanı Kaddafi’yi çölde ikamet ettiği çadırında uçaklarını göndererek bombaladı ve diğer devletler, savaş ilan etmesi ya da bir ültimatom vermesi gerektiği konusunda açıklamalar yapınca ABD, Libya’yı ‘terörist devlet’ olarak nitelendirip muhatap olarak almadığını; dolayısıyla ile ona her şeyi yapabileceğini söyledi. Peki, bunu bireyüstünde nasıl yapıyor? Guantanamo üssünde ne Cenevre (uluslar arası hukuk açısından) ne de iç hukuk açısından yargılıyor. Kesinlikle hiçbir hukuk tanımaksızın kendi istediği gibi davranıyor. Bu insanları tutarken onları öldürebilir, işkence de yapabilir; çünkü onların hukuksal hiçbir statüsü yoktur. ‘Terörist’ kelimesini kullanmak, insanları ‘hukuksal statü’den yoksun kılmanın çok alçakça bir yoludur. ‘Terörizm’ kavramı, devletin hukuk devletiymiş gibi görünüp hukuk tanımaksızın davranma konusunda kendine açık çek yazmasıdır. Bu, kültür açısından trajik sonuçlara yol açan; siyasal açıdan da çok alçakça oyunlara imkân veren bir durumdur. Terör kelimesini kullanan insanlara terörün içeriği hakkında bilgi verecek olursak; terörden söz etmenin ön koşulunun insanları dehşete düşürmek olgusu ve amacı olduğunu söyleyebiliriz: insanları dehşete düşürmek, korkutmak, sindirmek, yıldırmak amacıyla şiddet kullanmak. Örneğin, dağdaki çarpışmada korkabilirsiniz ama bu beklenmedik bir şey değildir; çünkü her iki tarafta silahlıdır ve birbirinizle çatışmak/çarpışmak üzere oradasınızdır. Oysa ne zaman dehşete düşersiniz? Siz silahsızsınızdır ve karşınızdakine karşı silah kullanmak gibi ne bir niyet ve iradeniz, ne de imkânınız vardır; onun doğrudan muhatabı değilsinizdir ve beklemediğiniz bir anda/yerde, size veya yine böyle bir şeyi beklemeyen insanlara karşı bir dinamit patlatılır, sevdiğiniz birine/şeylere zarar verilir, işte bu anda dehşete kapılırsınız. Yani her şiddet kullanımı terör değildir: doğrudan doğruya karşınızdaki düşmanla çatışırken, istediğiniz kadar şiddet kullanın: ne bu terördür, ne de siz terörist. Çatıştığınız adama isterseniz eşkıya isterseniz asi, haydut, gerilla diyebilirsiniz ama terörist asla! Ne zaman ki birisi tutup da çocukların bindiği otobüsü bombalar; çocukların ona cevap verme imkânı bulunmadığı gibi, bu çocuklar zaten muhatap da değildir; yani doğrudan doğruya aralarında hiçbir yönüyle bir çatışma yoktur, o zaman terör söz konusudur. Bir parkı, alışveriş merkezini bombalamak da bunun gibidir; yani oradaki insanlar onlarla çarpışmak için orada değillerdir. Hem böyle bir niyetleri hem de o an itibariyle böyle bir şey yapma imkânları yoktur. İşte terörist o anda olunur. Karşısına silahla çıkmış olmayanı ve doğrudan doğruya kendisiyle çarpışmakta olduğu insanların dışındakileri şiddete maruz bırakıp onları ve bu durumu görenleri sindirmek için bunları yapıyorsa, işte tam tamamına burada, ama sadece burada terörizmden söz edilebilir. Yok, eğer karşılıklı çatışılıyorsa bu terörizm değildir. Bu noktayı yakaladıktan sonra terör siyasallaşıyor lafını etmek şizofrenliktir çatlaklıktır. Çünkü terör bir eylem biçimidir; nihai amaç değil, sadece bir yol, bir metottur. Kendi içinde bir fikriyat değildir. Bu yüzden de terör örgütü kelimesi de yanlıştır; çünkü hiçbir örgüt nihai amacı terör üretmek yani insanları yıldırmak için örgütlenmiş olamaz. Ama her örgüt teröre zaman zaman başvurmuş olabilir. Ve en öldürücü terör genelde devletler tarafından uygulanır. Şiddet uygulayarak insanları yapacaklarından vazgeçirmek, işte bu çok önemlidir. Bu durumda teröre, yani dehşet uyandırmaya yönelik eyleme başvurmadığınız ölçüde terörist de değilsinizdir. Siyaset yapmak; kötü bir şey, en azından terör, değildir. Terör siyasallaşıyor diyorlar. Sanki terör kendi içinde bir özmüş gibi siyaset haline geldiğinden bahsediliyor. Teröre başvurmadıkları sürece, ne siyasete girenler terörist, ne de yaptıkları şeyler terördür. Bu da aslında üstü kapalı olarak terör kelimesinin içini boşaltıp, siyaseti insanlara yasaklamanın yolu olmaktadır. Terör siyasallaşıyor, yani artık terör olmaktan çıkıyor. Ama zaten amaçta terörü bitirmek değil miydi? Tam tersine terör bitiyor diye korkuluyor. Çünkü terör ve terörle mücadele terörü aracılığıyla insanları terörize edip kendi yaptıklarını meşrulaştırma/kendi egemenliklerini sürdürüp pekiştirme peşinde olan gruplar var. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
bence burada asıl popülist tutum, "pkk'yı neden terör örgütü olarak kabul etmiyorsun?" tutumudur. DTP, PKK'yı terör örgütü olarak kabul ederse, siyasi arena dahilinde, bazı milliyetçi çevreler ve Türk genelkurmayı orgazm olacak, o kadar. aslında DTP, uzlaşma için daha faydalı şeyler söylüyor; şimdiye kadar bu ülke insanlarının çektiği acılardan bahsederek, bundan böyle bu acıların tekrarlanmaması dileğini ortaya koyarken, öte yandan iktidar partisinden kürt sorununda siyasi bir adım bekliyor, fakat iktidar partisi, şovenist tutumunu sürdürmekte kararlı. tayyip erdoğan, hükümet programı görüşmeleri sırasında DTP'ye atfen, "neden tüm ülkede parti olarak seçime giremediniz?" ve "önce PKK'yı terör örgütü olarak kabul edin" şeklinde demeçler verdi. ayrıca DTP'lilerin meclis açılışında Devlet Bahçeli ile el sıkışmaları, ve Bahçeli'nin aynı samimiyetle buna karşılık vermesi çok olgun bir davranıştı. pkk terör örgütü değil midir? olmadığını söyleyebilir mi kimse? peki "evet bizce de öyledir" demek neden bu kadar zor? We live |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Ynt: Seçim Sonrası DTP ve Bağımsız Sol
bu popülist tutum sayesinde, DTP vereceği yanıtla kendilerine önyargıyla yaklaşan milyonlarca insana ve kendilerine davet göndermeyen orduya kapak niteliğinde yanıt verebilecekken bunu geri tepiyor olması sizi düşündürmüyor mu hiç neden diye? burada bir inatlaşma ve zıtlaşma kokuyor fena halde. hayır kıme karsı zıtlasma yada amac ne sızce? avrupanında yaptıgı amerıkanında yaptıgı bu degılmı zaten . bu bır sıyası oyun poltık oyun kı bu terorden de kotu bırsey aslında . herzaman ulkeyı asılsız seylerle beynını yormak hangı onemlı konular turkıyede konusuluyorkı yada medyada yer kaplıyorkı . hukumetınde ıstedıgı budur zaten kendılerı hamuduyla gotururken herhafta 1 tane pkklının pardon dtplının dıcektım bır acıklaması ıle ortalıgı velveleye vermek. ufak uras mılletvekılı olmadan da once yapmaz ıstedıklerını yapabılen bırısıydı zaten tek farkı artık soyledıgı sozlerden sonra ıfade vermeye gıtmıcek. bıde su gercek var soylesede ne degıscek? zaten bılınmıyormu ? neler soylenıyor bu ulkede ne gercekler var ne farkedıyor. bır kere sunuda cok ıkarıstırıyoruz sosyalıst le pkk yı neden yanyana ele alıyoruzkı turkıyede yasayan gercek sosyalıst insanin ac kalmasını yolsuz kalmasını ıssız kalmasını konusması gerekır dıye dusunuyorum. sunuda soylemeden edemıcem dtp ıle pkk yı nasıl ayırabılıyorsunuzkı? pkk ıcın ozgurluklerını arıyan ınsanlar dıye 2 gun acıklama yapıldı . kuzey ırakta turklere neler yapılıyor bız az bıle yapıyoruz arkadaslar . pkk=dtp=kuzeyırak=barzanı=apo
Ces::::::::::Clan Elite Soldiers |
![]() |
| Etiketler |
| dtp, sol |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| DTP Bağımsız Milletvekilleri Mitingi | Lizard King | Güncel Olaylar | 4 | 05-09-2007 12:56 |
| Bağımsız Ortak Aday | ansaneri | Güncel Olaylar | 0 | 31-05-2007 02:03 |
| PC'den Bağımsız Skype Telefonu | Psychopath | High Tech | 0 | 27-11-2006 20:43 |
| Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir: 'Gençliğimde talebim bağımsız Kürdistan'd | AbocA | Güncel Olaylar | 2 | 07-12-2005 11:27 |
| ABD: PKK’nın amacı bağımsız devlet kurmak | Lizard King | Güncel Olaylar | 1 | 30-04-2005 19:08 |