Bilim için övgü yazmak, hele bilimi savunmak zorunda kalmak gücüne gidiyor insanın. Yaşamak için beslenmenin, solunumun, devinimin gerekliliğini kanıtlamaya kalkmak gibi oluyor, bir. Daha ağırı, bilimi savunmak, saldıranlara gereksiz değer
|
#1
|
||||
|
||||
|
Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Bilim için övgü yazmak, hele bilimi savunmak zorunda kalmak gücüne gidiyor insanın. Yaşamak için beslenmenin, solunumun, devinimin gerekliliğini kanıtlamaya kalkmak gibi oluyor, bir. Daha ağırı, bilimi savunmak, saldıranlara gereksiz değer vermek, suçlamayı, sanki bilim adına üstlenmek gibi geliyor! Ne var ki, suçlayıcıların yalnız suçlamakla kalmayacaklarını, alanı boş bulup punduna getirdiler mi bilimi yok edeceklerini de biliyoruz. Yani, karanlığı getirecekler; dogmaları, köhneliği, her gün daha da artan sömürüyü, ezilmeyi, dayanılmaz baskıyı getirecekler; belki de tümden yok olmayı… Onlar açıkça söylemeseler de biz apaçık biliyoruz, çıkarları bu yanda. Bu ölümden, bu dogmalardan, bu sömürüden, neyi, nasıl vuracaklarının hesabı peşindeler…
Bir yerde din varsa dogmalar, köhnelik, sömürü de vardır. Bir yerde dogmalar, köhnelik, sömürü varsa, kaçınılmaz olarak orada din de vardır. Biri insana karşı, öteki (bilim) insanca iki ayrı çizgidir bu. Ne mutlu bilim çizgisindeyim diyene! Bilim çizgisinde yürümeye kalktınız mı şıp diye dikiliverirler karşınıza. Açık saldırıyla dikilirler, açık olmayan saldırıyla dikilirler, saldırısız dikilirler, allı pullu masallarla uyutarak dikilirler. Efenim, aslında biz ta yürekten bilim için, gerek cihanda, gerek memleketimizin hudutları dâhilinde şaşmaz bir biçimde şanlı tarihimizden bu yana görülmemiş bir bilimselliğin işini bitirdiğimiz tam bu sırada bu bilim sözü de ne demek oluyor? Hadi verin hesabını! Bir kaba yel, bir karanlık, bir toz duman. Sonunda: “Ey bilim insanları yol göründü yine garip serime…” Sonunda, “Adeta mağrur koşarsınız tabakhaneye…” Dogmalar ülkesindeyiz. Bilimsellik dileğiyle bir araya gelmiş niceleri ne acılara batmış bu yüzden. Karanlık günlerin geçmesini beklemek yazgımız olmuş. Dedik ya, bir de bakıyorsunuz karanlığı getirenler de bilim derlermiş meğer! Ozanın, koyun belli değil, kurt belli değil dediği. Bu da toz duman oyunu. Bu da yeni değil. Kurtların bilimselliğini de bileceğiz demek. Hem de koyun olmadan… Bir büyük talihimiz var; bilim çağındayız. Görkemli biçimde donatıp cenneti kurabiliriz yeryüzünde. Din dünyasından fazla yağma mı var! Din soymalı, din ezmeli, din sömürmeli. Dünyayı gerekirse cehenneme çevirmeli... Dünyaya sayısız dinler geldi geçti, sözler söylendi. Düşünen insanlar gerçeği/bilimi sürekli haykırdılar. Durum böyle ise kim dokunabilir dinin tetiğine diyeceksiniz! Dokunulamayacağına kim güvence verebilir? Tarih boyunca, sıkıştı mı her tetiğe basanlar, benden sonra tufan dedi mi dinin tetiğine de basarlar, hiç kuşkunuz olmasın. Çeşitli yayın organları ile bu dinler (medeniyetler) savaşını körükleyenler de var. Demek ki bu savaşın çıkmasını bekleyenler de var dahası, bu cehennemden paçasını kurtaracağına inananlar var. Hiç kuşkunuz olmasın, sığınacakları yeri güvenli biçimde sağladıklarında bir avuç gözü dönmüş haydudun, tetiğe basmayacakları silah yoktur. Bu ülkede yaşamanın da ayrı bir özelliği var. Haritaya bakın; dev çıkarların düğüm noktalarından birindeyiz. Bir kanlı oyunda, gözlerimizi bağlayıp bizi şaşkın körebeye çıkarmak, emperyalizmin değişmeyen gündeminde, yaşadığımız coğrafyadan kaynaklanan değişmeyen özlemidir. Çağlar boyu Haçlı kafasıyla koşullanmış batı kamuoyundaki barbar Türk inancını, tarihte ilk kez kutsal Papa’ya kıymaya kalkışmış birinin ülkesi oluşumuzu da ekleyin buna… Başımızda dolaşan belaların bir dinler savaşına dönüşmesi için en uygun koşullar içindeyiz, görebilene… Din için verilecek bir kurban için feda edilebileceklerin ön sırasındayız, görebilene… Bir nükleer bomba ile koca bir ulus bir varmış bir yokmuş olabilir. Bir imparatorluğun çöküp dağılmasıyla kurulmuş bir ülkede yaşıyoruz. Geçmişin bıraktığı çatışmalar yeni kışkırtmalarla bugün de sürdürülüyor, şu biçimde, şunlar bunlarla… Toprak parçaları üstüne yıkılmış bir imparatorluktan kalan hesaplar, kanlı kansız duyuruluyor bütün dünyaya. Şunlar bunlar da, uluslar arası finans mafyasının askerleri arasında belli ki. Soy soplarının yaşadığına inandıkları kimi yerleri, kiracıyı sokağa atan ev sahibi çalımıyla ele geçirmek savındalar. Nötron bombası yapıldığını duymuşsunuzdur. Adı temiz bomba. Bir yere düştü mü, insanları canlılar yok edip çevreyi, yapıları, eşyayı tertemiz bırakıyor. Bu da işin bir başka yanı! Daha uzatmadan söyleyelim; bu ülkede düşünenlerin apayrı bir sorumluluğu vardır. Bilimsel olmak, bilimsel olurken dogmaları reddetmektir sorumluluğu düşünen insanların. Ne diyor Brecht: “İyilik etmnin gerekli olmadığı bir toplumdur insana yakışan.” Bilimi savunmak zorunda olmadığımız bir dünyada yaşamanın özlemindeyiz biz de. Karanlığın, dogmaların, sömürünün, baskının olmadığı, gerçek özgürlükler dünyasında. Dinin giremeyeceği bir yerde bilim niye savunulsun? |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
savunmamışsın zaten, resmen saldırmışsın.
bilim kocakarı muabbetlerini aşar. dogmaları red eder. ama genelde tanrıyı tam delillerle red edemez. Ama manyak psikopat bilimiciler ve dinciler devamlı birbirleri ile atışır. sende kendini bu gruptan gördüğün belli. "gel obama gel bir tekmede sen vur gariban dünyaya" Alıntıdır. Son düzenleyen AbocA : 02-09-2007 - 21:39 |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Bilim doğayı kavrayışımızı değiştirmiştir.Neden?Nasıl?sorularımıza kesin cevap bilimdedir.
Einstein bir bilim adami olarak üç farklı din anlayışından sözeder: primitif din, yani korkuya dayanan din ahlaki ahlaki kozmik dinsel duygular, bir tanrı kavramsallaştırmasının yer almadığı, doğmanın olmadığı bir din anlayışıdır Eline sağlık
Dokuz canım vardı üçü gitti yedi canım var... Son düzenleyen marlasinger : 02-09-2007 - 22:29 |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Ben sistemin kendi ideolojisini yaymak amacıyla kullandığı,sömürdüğü bilimin de, kurumların ve yaşayan kişilerin malı olmuş dinin de olmadığı bir dünyanın huzur bulabileceğine inanıyorum.Bunun da olabilmesi için her şeyin sıfırlanması gerekiyor, bu da ancak dev dalgalar, büyük depremler ile kısacası felaketlerin yıktığı bir dünyanın ardından olabilir.Artık gerçek mi olacağı, hayalcilerin uydurması olarak mı akılda kalacağı yaşanınca belli olacak olan,astronomi ile ilgili kişilerin öyle bir şey olsa şimdiden görünür deyip baştan reddettiği Marduk gezegeni 2012 mevzusunu, merakla beklemekteyim
Son düzenleyen Dave : 02-09-2007 - 23:09 |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
yazının başlığını gördüğümde endüstüri sonrası toplumun kaygılarının tartışılacağını ummuştum ancak yazının neredeyse tamamı dinlerin dogmatizmi ve bu dogmatizmin bilimi savunarak nasıl aşılacağıyla ilgili..oysaki bu bir Rönesans devri tartışmasıdır..bilimle uğraşan insanlar böyle bir olasılığın varlığı karşısında sadece gülerler..bunun dışında güzel okunaklı ve daha ziyade blog yazısı olabilecek nitelikte bir yazı bence..birde yazıda yapılan bir genellemeyi ele almak istiyorum:
"Bir yerde din varsa dogmalar, köhnelik, sömürü de vardır. Bir yerde dogmalar, köhnelik, sömürü varsa, kaçınılmaz olarak orada din de vardır. Biri insana karşı, öteki (bilim) insanca iki ayrı çizgidir bu. Ne mutlu bilim çizgisindeyim diyene!" evet dinin olduğu yerde dogmanın köhneliğin ve sömürünün olacağı kaçınılmazdır..ancak dogmanın köhneliğin ve sömürünün olduğu yerde mutlak bir şekilde din de vardır demek bilimselliğe yakışmayan bir genellemedir..dogmanın köhneliğin ve sömürünün olduğu yerde mutlak bir şekilde olan şey iktidardır..din sadece iktidarın tarihsel bir çeşididir.. Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Öncelikle yazının çok da bilimsel olmadığının farkındayım ama binlerce yıllık din safsatasının üzerine yazılan onca yazı varken yazmam gereken zaten ironk bir yazıydı ben de onu yaptım... hata yaptıysak affola...
Şimdi... Din, iktidar çeşidi değildir olsa olsa iktidarları pekiştiren bir unsurdur. İktidar çeşidi olamaz çünkü ekonomik ve politik ayakları yoktur. Öncelikle iktidarların sınıfsal temelleri vardır. İlkel komünal toplumlarda iktidar yoktu ama din vardı -kurumsallaşmış ve evrensel olmasa da din (totemizm ve animizm) vardı. Köleci toplumlarda otorite sahipleri yarı-tanrı olarak lanse edildi, feodal toplumda krallar din adamları tarafından onaylanmadan otorite sahibi olamadılar, kapitalist toplumda ne zaman gerek duyulsa o zaman yardıma geldi -yeşil kuşak operasyonları ve çeşitli hrıstiyan mezhepler-, sosyalist toplumda insanları frenlemek adına polonya gibi ülkelerde din adamlarının etkinlikleri dinin tarihsel rolünü açıkca ortaya koyar. Demek istediğim köhneliği iktidarlar yaratı ve bu köhneliği din gibi kurumsallaşmaş gericilikle var ettiler veya sürdürdüler. yani neymiş? din iktidar çeşidi değil iktidarların alet çantasıymış. alet çantası elinden alınan bir işçi çalışamaz. Zaten dini tarihsel bir iktidar çeşidi olarak görmek ekonomik ve politik olarak bir sapmadır o ayrı konu.. |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
bir iktididar ilişkisi oluşabilmesi için ekonomik ve politik ayaklarının varolması gerektiği de bir genellemedir ve sovyet dönemi marxist ideologlar tarafından bile yapılmış olduğunu anımsamıyorum.ekonomi ve politika da güce sahip olmak için kullanılan araçlardan bir kısmıdır sadece..dini pek çok yönünün yanı sıra-insanların inanma ihtiyacı vs..- bu yönüyle de ele alırız..iktidar ilişkilerinde aslolan tahakkümdür..ilkel komünal toplumlarda da tahakküm aracı olarak tecrübe kullanılmaktadır.toplum yaş üzerinden hiyerarşik bir örgütlenme içine girmiştir.ancak başka bir tahakküm aracı keşfedememiş oldukları için tarihimizin en özgür ve eşit insan toplulukları olarak anılırlar ve bu doğrdudur..öğretmen-öğrenci,baba-oğul,okur-yazar gibi grupların arasında da pek çok insan topluluğunda ilişkiler tahakküm üzerinden yürür.bu durumu sadece ekonomik sınıfsal ya da dini sebeplerle açıklamak yine bir genellemeye gitmektir.bir bütün olarak bu değerler ve çeşitli yan etkenlerle(duygular burada biraz daha yardımcı olurlar) ancak bir açıklama yapma şansına sahip oluruz..ayrıca ekonomik sınıfsal ya da dini olmayan sadece doğaya ait olduğumuzdan dolayı oluşan cinsel haz gibi bazı tahakküm ilişkileri vardır..iktidar ilişkilerini inceleyen bir araştırmacı için genellemeler ölümcül hatalardır..
Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
"bir iktididar ilişkisi oluşabilmesi için ekonomik ve politik ayaklarının varolması gerektiği de bir genellemedir ve sovyet dönemi marxist ideologlar tarafından bile yapılmış olduğunu anımsamıyorum."
Anlamadığım nokta sadece din ile şuan tanımlanan tahakkümün varlığının olabileceğini mi söylüyorsun? Totemizm ve animizm bu kadar tahakkümcü değildir yapmayın gözünüzü sevim.. Ayrıca Sovyetlerin marksist ideologları adı üstünde ideologlardır ve taraftırlar bilimsel bilgiyi taraflı olarak ele almak bilimin nesnelliğini reddetmektir dikkatinizi çekerim. İlkel komünaldan çıkış tarımın yapılmasıyla olmuştur. Yani tahakküm ve baskı düzenin temeli ekonomiktir dinsel değildir. marksist ideolglar bunu reddediyorsa yeniden marks okumaları yapmalılar. din bu düzenin sürdürülmesinde bir araçtır ne neden ne de amaçtır. saygılar. |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
kimse birşeyi savunmak zorunda değil.
Darwin in yasalarını ele alalım.maymundan geldiğimizi öne sürer.yeryüzündeki maddeleri düşünürsek hak verebiliriz,çünkü tanımlayabiliceğimiz bir durum yok.maymunun hareketleri insana en yakın olanıdır.ama gelgelelim din kitaplarımıza bakılırsa topraktan geldiğimiz vurgulanır. bunları savunmak için iyi bilgi sahibi olmamız gerekir. kimse çıkıpta şu din böyle bu böyle diyemez. bence herkesin kendi araştırmalarıyla söz hakkı olması lazım |
|
#12
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Demek ki maymundanda ilkel bir yaratıktan gelmişiz. Bu Darwinin evrim teorisini çürütmez aksine güçlendirir.
Oh , Yeah ? |
|
#14
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
darwin sadece örnekti.peki newton a ne diye bilirsin.elma yere düşmez aksine havaya mı gideR?
|
|
#15
|
||||
|
||||
|
Ynt: Neden bilimi savunmak zorunda kalalım?
Bu izlenime nereden kapıldığını sorabilir miyim ?
People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |