The Trial Türlü sitelerde hep karşılaştığım bir durum mevcuttur. Gerçi gerçek dünyanın bir yansımasıdır bu ancak alenen yapılınca üstelik dış görünüm ve imaj tersinde ısrar ediyorsa şaşırtıcı olabilir. Herkes hrt.
|
#1
|
||||
|
||||
|
The Trial
The Trial
Türlü sitelerde hep karşılaştığım bir durum mevcuttur. Gerçi gerçek dünyanın bir yansımasıdır bu ancak alenen yapılınca üstelik dış görünüm ve imaj tersinde ısrar ediyorsa şaşırtıcı olabilir. Herkes hrt. Birkaç kişi serbest bir alan alır, bir forum formatı kurar ve üzerine de birkaç eklenti kurup zamanla belli sayıda bir üye tabanına ulaşır. Ancak çok garip bir özellikleri vardır genellikle bu tür sitelerin genellikle maalesef. % 90 ı kahvehane kültürünü internete taşımaktan öte bir anlam ifade etmezler. Tesadüfen karşılaşıp bir özelliğinden faydalanmak için üye olmuşsunuzdur. Profil bölümlerinde bin bir sahte imaj, türlü felsefi sahiplenmeler, sözde marjinal müzikal seçimler, teenage modası, albenili elit duruşlar vs. vs. Bir çeşit orta sınıf kültürü ancak bu kültür daha çok dış görünüşe önem verir hiç bir entelektüel içeriği yoktur. Salt bayağı cinsel sataşmalar ve gizli tacizler mevcuttur. Tabi bu alenen yapılmaz,yapıldığında da sanallığın nimetinden faydalanılıp ya korkakça psikopata bağlanılır ya da göz göre göre reddedilip üstelik de tacize uğrayan kişi suçlu çıkartılır. En garibi ise orta sınıf kahvesinde en argo biçimi ile ne konuşuluyor ise buralarda da aynı bayağı muhabbetler mevcuttur. Sadece sansürleniyor gibi gösterilip, bu tür ucuz porno konuları modern arayışlar gibi gösterilir. Sizce bekaret önemli mi, kaç kişiyle yattın, şu hatun nasıl, sizce kızlar vermeli mi vermemeli mi, ne olacak bu fener in hali, en sevdiğiniz porno aktris, en uzağa işeyen metalci kim, (en sert ve uzun penis benimki gerçek erkeğim deme çabaları ve en cazibeli kaliteli kız benim bana yalaklanın deme çabaları), falan filan bir sürü geyik. Bir de bunların özellikle underground uz diyenlerinde sözde ciddi konular başlığı altına da daha uzun ve en zırva biçimi ile bu tür başlıklar açılır. Durum çok gariptir bir metal sitesinde örneğin kendini şekil e sokmuş özentilerin sırf özel mesaj, geyik, ve varsa Chat bölümüne takıldığını ve buradan edindiği sanal arkadaşlıklarla vaktini öldürdüğünü anlamak zor değildir. Eve kapanmışlığın, toplumsal baskı ve sosyal güvensizliğin neden olduğu bu tutum, sanal sex denen cinsellik ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan röntgenci ve teşhirci saplantıların görsel ya da söz yoluyla eyleme geçirilmesi noktasına kadar ilerlemiş durumdadır. Bir başka durum da eğer belli konularda bilginiz ya da akademik temeliniz var ise şaşkınlık içinde bu tür sitelerde var olan yanlış bilgiler dikkatinizi çeker ve düzeltmeye çalışırsanız bir başka sanal sorun ile karşılaşırsınız. Sanal kankalık kurumu ve cahil kişilerin küfürbaz saldırıları. Biri birinin msn olası sevgili adayı, bir başkası tartışılan kişinin gerçek hayatta da görüştüğü ya da daha önceden tanıştığı sanal arkadaşı olabilir. İhtimaller sınırsızdır ama gerçek olan sizin orada istenmeyen yabancı oluşunuzdur. Eğer bir de daha önceden bir konuda admin ya da yöneticilerden biriyle tartışmış iseniz diskalifiye kaçınılmazdır. Örneğin bu tür sitelerde çok az sayıda bayan üyeye ceza kesilir bu aynı "damsız girilmez" gibi bir beklentinin sonucu görünebilir bazen. (kaz gelecek yerden hindi esirgenmez akıldışı hesabı. İşe yaramaz ve saçmadır ama olsun) Birdenbire karşınızda kendine unvan olarak verilmiş "admin" "Moderatör", "süper-ultra mod" gibi garip unvanlar da olabilir bu; herşeyi en iyi sadece kendisinin bildiğini ilan etmiş Forum tanrıları ve onlara kanka olmuş baş meleklerle karşılaşabilirsiniz. Birtakım gizil gruplaşmalar mevcuttur ve bu eğer genel bir konuda bu tür kişiler bir araya gelecek olurlarsa birden ortalık hamasi edebiyatlar, güncel ama bayağı tartışmalar, satanist ırkçı metalcilerin cırlama ve küfürleri, ülkücü hakaretler, cahil argo kavramlı sosyolojik çıkarımlar tarafından kuşatılırsınız. Hemen oradan uzaklaşmaz ve bu tür yaklaşımların faşizan temelli ve teori ve tartışmadan ziyade kişisel ego tatmini aracı olduğunu göstermek durumunda kalırsanız bu saf yeni üyeliğiniz için son un başlangıcı olur. Ancak bu bir şey değiştirmez. Çünkü bu aynı zamanda söz konusu sanal ortamda ne derece bilgi paylaşımına destek verilip verilmediğinin de açık gösterimidir. Bu şu yüzden önem taşır çünkü genellikle bu tür sitelerin gösterişli kabukları altında son derece içeriksiz sığ muhabbetler dönmekte, vitrine aldırılıp bir iki kişinin söylemlerine bakılarak paylaşımda bulunulduğunda ise kabuğun altındaki kültürel porno ile karşılaşılır. Özellikle kendini aykırı gösteren imaj satıcısı sözde Rock-Metal sitelerinde, türlü aykırı kültürel tavırlar gösteren kabuğu kültürel içeriği çöpçatan kişisel tatmin amaçlı sitelerde bolca karşılaşılır. Kimisi ana tema olarak müziği, kimi felsefeyi kimi türlü imajları sunar. Bu sitelere bir süre takılıp bir iki sanal ya da gerçek arkadaş edinip sosyal olduğunu varsayarsanız ya da amacınız eğlenmek ise, ilk yapmanız gereken forum kurallarında belirtilmeyen fakat eşit tartışmanın yasak olduğu Tanrı ve melekleri tespit etmenizdir. Zaten bununla ilgili türlü işaretler açılan başlıklarda, varsa arkadaş listelerinde ideolojik ortaklık ve kanka kurumu çerçevesinde kendini belli edecektir. Fikir alın, paylaşın, ama asla sorunlardan veya hatalı tutumlardan bahsetmeyin. Karşılıklı küfürleşmeler ve hakaretler için özel mesaj özelliği icat edilmiştir. Bu nedenle sanal kişiliklerin çok sevip kuşanmış oldukları içeriği olmasa da vitrini olan imajını zedeleyecek her türlü düşünsel karşı çıkış, hakaret olarak değerlendirilecek ve siz anlamadan kulis ile çamur atma, gizli kapaklı dolaplarla forum karizmatörlüğü taslamaları sürecektir. Genel olarak değerlendirildiğinde bunun ana nedeninin 80 sonrası bir alışkanlık olan ama sadece Türk kültürüne has olan geleneksel ideolojik doldur- boşalt yöntemine dayalı şekilci kültür faşizmidir. Bunun türlü biçimlerinden birkaç örnek vermek gerekirse; 1. “Terlik vardır demek ki Beyaz Saray ın arka bahçesinde çok güzel karpuzlar yetişmekte, pentagon un içinde ise tüysüz şeftali imalatı yapılmaktadır. Yada; 2. Taş vardır demek ki Allah ın varlığı kesindir. şeklindeki Alakasız sonuç Safsataları; Bunlara gerçekdışı birtakım olaylar dizgesini ya da durumu ispat edebilmek adına onlarla ilişkisiz sabit ama gerçek bir olay ya da nesneyi dayanak yapma hatası adı verilir. Son yıllarda artan doğal felaketleri insanın somut etkileri yerine kıyametin yaklaşmasına ya da Marduk a bağlayan veya doğadaki akıl ı otomobili yapan insandan hareketle otomobil ekseninde algılayan anlayışlar buna örnektir. Bu aynı zamanda her türlü olumsuzluğa ve dolandırılmaya açık köle ahlakının İslam ülkelerindeki günümüz yansımasına neden oluşturabilir. Felaketin veya ekolojik dengesizliğin varolduğu dışında diğer ortaya atılmış tüm varsayımlar gerçek dışıdır, Ancak salt felaketin varlığı bu varsayımlara kanıt olarak sürülür ve dayatılır. Aksi takdirde sorumlular mevcut yıkımın sebebi sayılacağından düzeltmektense halkı uyutmada iyi bir stratejidir. Hele ki uyumaya müsait bilgi eksikliği ve eğitim tembelliği de varsa. 3. Ben yalancı değilim. O halde bütün söylediklerim de kesin doğrudur. Ya da 4. Kitap Allah ın varolduğunu yazdığına göre Allah kesin vardır, çünkü kitab ı Allah yazmıştır yanlış olamaz ve değişemez kitapta da öyle yazar çünkü... Şeklindeki Kısırdöngü safsataları; Bunların toplumsal yansıması Devlet ne dediyse o doğrudur düşüncesi, bireydeki hali ise deney, gözlem ve kanıtlardan ziyade bir olguyu dayatırken kendi varlığını ortaya koymasıdır. Bu anlayışlar birbirlerini sürekli beslerler. Ne kişinin düşüncesi ne yetkilinin yetkisi, ne devletin icraatları eleştirilebilir. O kendi varoluşu ile her şekilde kendi doğruluğunu kelime-i şehadet mentalitesi ile dayatır. O demiş ise öyledir bu yalan olsa bile belli etmemek saygının gereğidir. 5. Türklerin Kürtlerle veya Rumlarla,yunanlarla ve diğer eski düşmanlar ya da etnik azınlıklarla eşit ve bir arada barış içinde yaşayabileceğini mi söylüyorsun? O zaman Sen de onlar gibi bilgisiz bir vatan hainisin. Yada 6. Tanrının varlığını mı tartışıyorsun, öyleyse geri zekalı bir ahmaksın bunu nasıl düşünebiliyorsun bre gafil hiç mi ar namus yok!! Şeklinde görülen düşünceyi değil hakaret yoluyla düşünceyi ifade edeni suçlamaya çalışan “adam karalama safsatası” Buna yaygın olarak Ad Hominem ya da Argumentum Ad Hominem (Argument Against the Man) isimleri verilir ve en yaygın saldırı safsatasıdır. Her türlü Linç e dayanak hazırlarlar. Bireysel,toplumsal ya da grupsal olabilir. Bir temeli yoktur. Israrla perdelenmeye çalışılsa da düşünce özgürlüğünün karşıtıdır. Belli Bir düşünceye sahip olmayı eleştirir. Pek tabii ki aykırı fikirlerin uygun görülmediği gerici yerlerde, ülkelerde gerçek ya da sanal ortamlarda özellikle de politikada çok yaygındır. Belli birtakım duyarlılıklar adı altında düşünce yok sayılarak o düşünceye sahip olabilmesi nedeniyle kişi eleştirilir. Buna direndiği ölçüde hakaret boyutu artırılarak panik yaratılıp cezai yaptırım a olanak yaratılır. Linç edenden ziyade linç e hedef yapılan kişiler buna neden oldukları için suçlanırlar. Çıkış yoktur. Ancak gericilikte inat ettiğinden de kendi altını oyarak kendi kendini yok etmesi kaçınılmazdır. Biriken gerçekler elbet ardına sığınan tembel beyinlerle birlikte hurafe duvarlarından yükseltilmiş yalan dolan barajını şiddetle yıkıp önüne katacaktır. Ancak yıkım şiddetli ve ani olursa bu yıkıcı olur. O nedenle gerçeklerden kaçılmamalı en büyük riskler alınarak göğüs germenin yolları bulunmalıdır. Başka alternatif yoktur. Öyle ki bu durumların örneklerini ve genel yansımalarını halen mizah sanatçılarına ya da adını global ölçeklerde duyuramamış anti popülist sanatçı ve yazarlara uygulanan şovenist militer baskıda görebiliriz. Herhangi bir azınlık hakkından bahsetmek en büyük suç, bir devlet kurumunu ya da politik kişisini mizahi açıdan alaya almak, onun tanrısal unvanına hakaret var sayılmakta ve bu mantıkla kişilere cezai yaptırımlar uygulamaktan çoğunluk diktası bahanesiyle (toplumun genel huzurunu bozan davranışlar) eyleme geçilmektedir. Bu anlayış aynı zamanda genel tabiriyle "terakkici mantığı" olarak bahsi geçen; devrimci komünist e bile "eğer gerekirse onu biz getiririz devlet olarak size ne oluyor" diyebilen asker-polis merkezli muhafazakar uyruk ahlakının bir başka görünümüdür. O nedenle de her türlü bilimsel veya özgür düşünceye belli bir aşamaya kadar izin verip, en ufak izini Hümanizm in üst boyutu ve düşünce özgürlüğü olarak addedip, eleştirilince daha önceki tüm söylemlerini göstermelik oluşundan, şekil ve imaj amaçlı olduğundan aniden unutuverip "Ya sev ya terk et" mantığına bürünebilir. Genel şovenist ahlak bu şekliyle her şekilde varlığını sürdürmektedir. Öyle ki ülkemizde ticari bir hizmet kuruluşu olan Telekom, kendisini eleştirdi diye gerekçe göstermeden elindeki teknik durumu kötüye kullanarak site kapatmakta sözünü ettiği yalancı mahkeme kararının gerekçeli kararını sunmaya lüzum görmemektedir. Kurumlar ve yetkililer eleştirilemez bu hakarettir çünkü onlar tanrıdır ve eleştiri günah sayılmaktadır. Bu ahlaki sosyal kınama teşebbüsü yasaların yerini aldığı için de yetersiz olan yasalar bahane edilerek her türlü aykırı fikir dayatmalarla bastırılmakta özgür düşünceye bile türlü sınırlar çizilebilmektedir. Özgürlüğün iyisi kötüsü bile çizilip ahlaklı özgürlük pembe devrimler önümüze sunulmakta pembe sol ideolojili partiler sol olmakta, anarşizm komünizm terör ile bir tutulabilmektedir tartışma platformlarında. Sonra da böyle gelmiş böyle gider sen mi değiştireceksin gibisinden alaylar sürdürülerek, enseye şaplak g.t e parmak muhabbetlere geri dönülüp, magazin programı izlenip çekirdek çitletilerek göbek kaşınıp, bununla da gurur duyulup, türlü konularda fikir belirtildiği zannedilebilmektedir. Politik anlamda bu iki yüzlülük öyle bir aşamaya ulaşmış yozlaşmıştır ki Lenin ya da Stalin sempatizanı olduğunu iddia eden adam utandığı için, seçimlerde dindar oluşu ve full kar düşüncesindeki muhafazakar vitrinli kukla liberal partiye oy verdiğini söyleyememekte ancak gizli gizli de onu eleştirilen her yerde savunmaktan üstelik de demokrasi adına çekinmemekte suçu da karşıtının demode oluşuna bağlayabilmektedir. Böylece şalvar üstüne şapka takmış bu zihniyet yüzünden de her yerde dışlanmak kaderiniz olur. Eğer böyle eklektik ve basit düşünmüyor iseniz. gorgon Aslında bu tür durumlar davranış ve dayanışmalar için oldukça güzel bir anlatım vardı bildiğim kadarıyla. Şarkının sözleri de clip i de durumu oldukça iyi özetliyor sanırım. Ayyas Visual Trip Good morning, The Worm, Your Honour, Günaydın sayın solucan yargıç, The Crown will plainly show, Adalet ortaya çıkaracaktır ki, The prisoner who now stands before you, Su anda önünüzde duran tutuklu, Was caught red-handed showing feelings. Suçüstü yakalanmıştır duygularını açığa vururken. Showing feelings of an almost human nature. Açığa vururken insan doğasına ait duygularını. This will not do. Ayıp Bu kadar la kalmıyor. Call the schoolmaster! Okul müdürünü çağırın! I always said he'd come to no good, Her zaman söylemiştim onun adam olmayacağını, In the end, Your Honour. Ve sonuç olarak sayın yargıç. If they'd let me have my way, Eğer izin verselerdi istediğimi yapmama, I could have flayed him into shape. Ben onu döve döve adam ederdim. But my hands were tied. Fakat elimde değildi. The bleeding hearts and artists, Allahin cezaları ve düzenbazlar, Let him get away with murder. Onun cinayeti şüphe uyandırmadan islemesine izin verdiler. Let me hammer him today. Bırakın onu bugün pataklayayım. Crazy. Toys in the attic, I am crazy. Tavan arasındaki çılgın oyuncaklar, ben çılgınım. Truly gone fishing. Bilyelerimi alıp goturmus olmalılar. They must have taken my marbles away. Davalının karisini çağırın You little shit, you're in it now. Seni küçük pislik simdi boka battın. I hope they throw away the key. Umarım fırlatıp atarlar anahtarı. You should've talked to me more often than you did. Benimle daha sik konuşmalıydın But no! You had to go your own way. Fakat hayır, ille kendi bildiğini Have you broken any homes up lately? Okuman gerekiyordu, hiç yıktığın Ev oldu mu son zamanlarda? Just five minutes, Worm, Your Honour, Yalnızca beş dakika için, sayın solucan yargıç Him and me alone. Onu ve beni yalnız bırakın. Baaaaaabe! Bebeğim! Come to Mother, baby. Gel annene bebeğim, izin ver seni Let me hold you in my arms. Kollarıma alayım M'Lord, I never meant for him to get in any trouble. Saygı değer efendim, hiç istemedim onun Basının belaya girmesini Why'd he ever have to leave me? Neden beni terk etmek zorunda kaldı? Worm, Your Honour, let me take him home. Sayın solucan yargıç bırakın evine gotureyim onu Crazy. Over the rainbow, I am crazy. Çılgın, gökkuşağının üstünde, bir çılgınım ben Bars in the Windows. Pencerelerde parmaklıklar There must have been a door there in the wall. Bir kapı olmalıydı duvarda For when I came in. İçeri girdiğimde Crazy. Over the rainbow, he is crazy. Çılgın gökkuşağının üstünde, bir çılgın o The evidence before the court is incontrovertible. Mahkemenin elindeki deliller Tartışma goturmez, hiç gerek yok There's no need for the jury to retire. Jürinin odasına çekilmesine In all my years of judging I have never heard before, Bunca yıllık yargıçlığım suresince Daha önce hiç duymadım Of someone more deserving of the full penalty of the law. Bundan daha fazla hak edeni Tüm yasaları çiğnemekten dolayı cezalandırmayı The way you made them suffer, Onlara acı çektirme yolun, Your exquisite wife and mother, Zarif karina ve annene, Fills me with the urge to defecate! Kusmaya zorluyor beni No, Judge, the jury! Since, my friend, you have revealed your deepest fear, Fakat dostum açığa vurdun En derin korkunu I sentence you to be exposed before your peers. Ben de seni mahkum ediyorum Benzerlerinin önünde Tear down the wall! Duvarı yıkmaya. Evet her türlü kısıtlayıcı duvar; gerek olmadığına göre içte de dışta da yıkılmalıdır. Duvarların örüldüğü yerde özgürlük olamaz. Her şeye itaat edilirse; neye itaat edilmemesi gerektiği unutulup ayıplanmaya başlar. Hatta bu kadar ayıpsa ceza dan da çekinilmeyecektir. Gerici parti örgütleri ve siyaset ilerleyebilirse de faşizm böyle doğmaktadır. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Bu tarz sitelerin tamamına üye olan, sonra da aralarına giremediği ve dışlandığı için kızdığı/nefret ettiği/tepki koyduğu insanlara karşı atıp tutan insanların da söylemleri böyle...
"Beni sevmediler, o zaman kahve kültüründen gelme, bağnaz, pornocu olduklarını gizleyen hopidik tavşanlar bu ibneler" şeklinde söylenir genelde. Sonra arkadaş çevresine yayar "bakın böyle ibne bir site var, sansürlüyorlar" diye, onların arkadaşları merak eder, gelir üye olur vesaire. Her yeri sevemezsin ama orası seni sevmedi diye de kötüleyemezsin... Have you ever danced with the devil in the pale moonlight? |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
ya da sadece kendi gorusun oldugu icin seni haklı cıkarmaz, benim gorusum budur, begenmiyormusun eyvallah, ama bu benim gorusumdur diye bana bir yakıstırma yapma gafletin sadece senin cehaletin olarak algılanır.
Akik nem szeretik amaeskatat, biztosan egerek voltak elözö életükben... |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Sevmediysen, katılmazsın bu iş bu kadar basit. Arkadaşlık sitelerine kılım mesela, yer yer de söverim ve uzak dururum. Bir insan kötülediği bir oluşum içerisinde bulunmaz. Öyleyse sorun ne?
Toplum içerisinde de çok farklı kültür seviyelerine sahip oluşumlar var. Uzaktan uzaktan ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışırken kendince fikirler üretirsin. Eğer sana ters geldiyse uzak durursun. Belki de düşündüğün gibi olmayabilir, sonuçta herşey göründüğü gibi olmayabiliyor. Ama sen ille de "ben buraya gireceğim, bi boktan anlamıyorlar. Dur şunları adam edeyim..." veya "Nesiniz ki siz?" türünde tabiri caizse bilmişlik taslarsan, onları küçümsersen iyi bir tepki almazsın. Ben bunu anlamıyorum işte. Madem ki senin seviyende değiller, ne diye dürtersin? Ego tatminidir belki de, kim bilir. Sonuç olarak kimse kimseye bir şeyi zorla yaptırmıyor. Not: 3. tekil şahısa konuşuyorum, kimse üzerine alınmasın. |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Görüş , düşünce gibi kavramlar her insan için değişiklik gösterebilir. Bundan dolayıdırki düşünce özgürlüğü gibi bir kavram bulunmaktadır. Bu kavramın özü ise karşıdaki düşünceye saygı duymaktan geçer. Ancak bu kavram ülkemiz içerisinde o kadar hatalı kullanılmaktadırki açıkçası çoğu insanda şaşkınlık yaratmaktadır. Birisi düşüncesini belirttiği zaman karşı düşüncelerini paylaşıp düzgün bir tartışma içerisine girmek isteyenlere karşı hemen aşağılama yoluna gidilmesidir. Hele birde kelimeleri uzatarak ve uzun yazınca yazısına daha fazla değer katacağını düşünen biriyse fikri belirten gelin ki çıkınız işin içinden. Çünkü yapmaya başlayacağı ilk olgu karşısındakine saldırmak ve saldırırkende onlarca farklı terim kullanmaya başlayacaktır. Birde insanlar vardır ki amaçları herkesi yargılamak , herşeyi yargılamak böylece hem şahsi egosunu tatmin edecektir hem karşısındakini aşağılayacaktır hemde kendisinin akıllı olduğunu hissettirmeye çalışacaktır. Bu tarz kişiler genelde yanlızlık çeken insanlar arasından çıkmaktadır ve boş vakit bolluğu yaşadıkları için orada burada gezerek kendi üstlerine ilgi çekmeye çalışmaktadırlar. Genelde düşüncelerini paylaşamazlar çünkü bilgi birikimleri yeterli düzeyde değildir. Genel olarak uzun zamanın verdiği tecrübeyle belli konular üzerinde hazırlanmış metinleri oradan oraya taşırlar ve 'ben' konusuna takılı kalırlar. Ufak göndermeler yaparak ben zekiyim imajı çizerken aslında acizliklerini düşüncelerini paylaştıkları insanların önüne koyarlar. Düşüncenin anlamını bilmeden düşünce dile getirmek gibi gaflete düştükleri içinse genelde yazıları okunduğu zaman gülünen insanlar durumuna düşerler. Kalıplaşmış düşünceleri ile bir heykeltraşın yontamayacağı kadar odunkalmış yapısı ise kişinin en büyük şansızlığıdır.
Konu mu bana göre fikir belirtmek için fazlasıyla saçma. Gayet basit belirtilmiş , madem beğenmiyorsun neden bu kadar hakkında atıp tuttuğun sitelere giriyorsun , madem beğenmiyorsun neden onlarca satır yazma gereği duyuyorsun. P.S : Ilk paragrafta kullanılan cümleler kimseye özel değildir. Belli kalıplar içerisinde kalmış insanların geneli için yazılmış kişisel düşüncelerdir. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. Son düzenleyen Lizard King : 29-08-2007 - 10:54 |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
özgürlükler her zaman özgürlüğünü kullanmayı beceremeyenlerin elinden alınmıştır.
bir topluluğun içerisine egosunu beslemek için giren kişinin bir parazit olarak toplumu kurutmadan önce temizlenmesi gerekir ancak bu o kadar da kolay bir iş değildir çünkü doğru karar verilmelidir (bilirsiniz iyi parazitler-kötü parazitler durumu). bazı parazitler vardır egosunu beslemek için girer topluma ancak bunun karşılığında da topluma bilgi verir (en basit örneğiyle bilgi) ve etrafındakilere zarar vermez. uyum içerisinde bu toplum ile geçinirler. diğer türdeki parazitler ise sadece ego kısmına odaklandıklarından kendi üzerlerine düşen sorumlulukları umursamadan sadece beslenme çabasındadırlar. işte bu tür parazitler hemen yokedilmelidir çünkü faydasız olmasının yanısıra zarar vericidir. heryerde sorunlar ilk olarak "saygısızlık" ile başlar. herkes bireyin üslubunu kabullenmek zorunda değil, birey herkese saygıyla yaklaşmak zorundadır ve bu özgürlük tartışmalarına dahil edilemez bile. girdiğin sitelerle ilgili yakındığın şeylere gelince bunların seni rahatsız etmemesi gerekiyor. sen bilgini aktar buna kim engel olabilir ki? yazdıkların aynen orada kalacak, neden diğer insanların modern arayış gibi görünen ucuz pornolarına takılıyorsun? beni de rahatsız eden bir kitle oluşmakta son zamanlarda... sosyal analizini tamamlamış (çoğunlukla tamamladığını düşünen), yemeğini yiyip dişlerini fırçalamış, gözlüklerini takıp oturumu açarak savaşa hazırlanmış ve kimseye bir faydası olmayan sadece yermeye odaklanmış bir kitle. işte senin yakındığın bu kitleye faydasız şekilde saldıran kişiler gibi... tahammül edemiyorum. çünkü onları kullanıyor ve bu şekilde besleniyorlar. Bir şekilde onlara bağımlı hale geliyorlar. çünkü sosyal grup içerisindeki rolleri bu bahsedilen davranış oluyor ve onlar olmadan bir hiçe dönüşüyorlar. Saygısızlık cehaletin en zarar verici unsurudur. Önce bunu aşıp, iletişim kurarken empati kurmayı da eksik etmeyip paylaşılan bilginin veya herhangi birşeyin art niyet değil iyi bir amaç belirlediğini insanlara anlatabilmek/açıklayabilmek gerek. We live Son düzenleyen zephyrune : 29-08-2007 - 12:24 |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Mantıklı şeyler söylüyorsanız bağırmanıza gerek yok. Her bakımdan zayıf bir teoriyi anlamlandırmak için sesiniz yükseltmenin anlamı yok. Aksine insanın boş beleşliğinii göstermekten öteye geçemez bu eylem. Ama kim daha çok bağırırsa millet onu alkışlıyor değil mi?
Kim söz söylerken daha dik seslere çıkarsa onun düşüncelerini alıyorsunuz. Düşük seslerle konuşanlar bu tipler için fazla "hafif" kalıyor. İnsanın güzel söz söylemesi yetmiyor, herhangi bir yere çıkıp "en büyük fener" diye bağırması gerekiyor. Hatta herhangi bir yazısını tornistan edip tribün makamına çevirmesi şart... Mesela suna ne dersiniz: çünkü mağlubiyet de neticeye dâhil… Ben hayatımda hiç onların arasına katılmadım. Bağırıyorlardı çünkü… Bağırdıkça sözlerinin anlamı kayboluyordu. Onlar hep bir ağızdan bağırsın! Ne var bunda? Marifet mi yani? Asil marifet hep bir ağızdan susabilmek! Asıl zor olan, gerçek disiplin gerektiren bu değil midir? Ben bos konuşan değil dolu dolu susan insanları düşlüyorum! Ayar vakti yaklaşıyor, başlarına geleceği biliyorlar değil mi? "Ne kadar çok gürültü yaparsak o kadar haklı oluruz" konulu kampanyaları başlatıyorlar yine... Sözlerinden büyük olan böğürtüleri geçecek gözlerimizin önünden... Bağırdıkça anlaşılmayacak ne dedikleri! Zaten anlaşılacak bir şey de yok söylediklerinde... Bu yüzden bağırıyor ya zaten... Düşünce beyinlerini terk edeli çok olmuş... Kendisinden nicedir haber alınamıyor... Ne bağırıyorsunuz kardeşim? Sağır mıyız yoksa geri zekâlı mı? Laf anlatıyorsan efendi gibi anlat! Gandi ne kazandıysa "efendiliğinden" kazanmadı mı? Herkesin teslimiyet zannettiği "susup oturmayı" en büyük direnişe çevirmedi mi? Bağırmanın bir sözün etkisini arttırdığını düşünüyorsunuz. Oysa Stephen Hawking doğru düzgün konuşamıyor bile. Ama son yılların en dikkate değer şeylerini söyledi. Ama onlar gibi gürültücü insanlarda her kafadan manasız bir ses çıkar ve suskun insanlara angut gözüyle bakılır. Örneğin böğürgen yazarlara bakılırsa kendilerinin dışındaki tüm yazarlar salaktır, çünkü yazılarına uygun bir beste yaptırıp zihnimize tecavüz etmeyi bir türlü beceremezler... Hâlbuki bu iğrenç böğürtülere gerek yok! Benim bir yazar olarak sizden müzikal bir beklentim yok ki... Ben sizden böğürtü alacaksam düşünceleri nereden alacağım? Milli Eğitim Bakanlığından mı? Ama sayenizde kulaklarım paslandı… Kulaklarımı her gün paslandırıyorsunuz. Ancak unuttuğunuz bir şey var, ben sabah saat beşe doğru sakince yatıyorum... Gündüzler için genellikle herhangi bir öküzle de randevulaşmıyorum ki böğürtüsünü dinleyeyim. Düşünceye ihtiyacı olmayan birisi de değilim. Ama yine de düşünce kılığında bana işkence etmenize gerek yok... Eğer hadiseye düşünce açısından bakıyorsanız ve beni ikna etmekse muradınız, yine yanlış yapıyorsunuz... Patates satmıyorsunuz ki! Yani biz böğürtüyü duyunca, "canim, nasıl ikna oldum anlatamam" deyip yanınıza koşmayız ki! Düşüncenize ihtiyaç duyarsak sorarız, yazılarımızda bile sesimizi yükseltmeden sorarız, siz de söylersiniz! Tartışmamızı forumun tamamı da duymaz. Siz de sessizce gelir, sözünüzü sessizce dile getirir sessizce başlığı terk edersiniz. Bağırmanıza ne lüzum var! Allah muhafaza ya aklı başında yazarlar da bu yöntemi uygulamaya kalkarsa? O zaman halimiz ne olur? Siz bunu yapabiliyorsanız benimde "Ha Siktirin Ordan" adlı parçayı böğüre böğüre söyleme hakkım vardır tabii ki! Öte yandan sanki günlük yaşamımız çok sessizmiş gibi bağırmak için foruma geliyorsunuz. Normal şartlarda bir insanin bir diğerine ettiği basit bir küfür cinayet sebebi olurken, bir araya gelip yüksek sesle beni tartışıyorsunuz. Bütün bunların ışığında sessizce bir soru sormak istiyorum: Ne bağırıyorsunuz kardeşim, sağır mıyız? |
|
#8
|
||||
|
|
||||
|
Ynt: The Trial
RUHSAL BOYUT
Dünyanın merkezinde kendini gören kişidir.herşeyin iyisini doğrusunu o bilir.aksini söylemeye kalkan bir olduğunda kendi doğrusunu kabul ettirmek adına her yolu dener.entellektüeldirler aynı zamanda.beyninize karşı sonsuz bir cinsel istek duyarlar.bu isteklerini gerçekleştirdiği zaman o beyini bırakır başkalarına akarlar... hayat ne tuhaf vapurlar filan... Son düzenleyen mandragora : 29-08-2007 - 18:42 |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Egoizmi sevgisizlik kamçılamaktadır.Sevgi ortamında yetişmeyen çocuk ne kendisini sevebilir nede başkasını.sürekli bir şeyleri kabul ettirme peşindedir.kendi içinde oluşturduğu bir dipsiz kuyu gibi...örnek vermek gerekirse sadrazamda olsa adam olmayan çocuk.annesinden sevgi göremeyen çocuk kimseden sevgi göreceğine inanmaz... (Şundan diyorum, fikirlerimizi diyelim aya da alıntı/derleme yapacaksak kaynak verelim) Have you ever danced with the devil in the pale moonlight? |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Ayılma vaktı geldi artık!Sarhoş deyince... Başı dönmüş, kendinden geçmiş, beden ve duygu kontrolünü kaybetmiş bir insan manzarası gelir.
Sarhoşluğun insana mahsus (uğursuz, kötü) ve kısa bir zevk veren yönü, gerçeklerden ve meşgul eden düşüncelerden biraz olsun insanı koparması ve unutturmasıdır. Ya sonra… Geçici olarak unutulan hayatın gerçekleri daha ağır bir şekilde insana yükleniyor. Hayata karşı iç direnç biraz daha azalıyor. Ümitsizlik insanda hükmetmeye başlıyor. Hakiki vazifelerini yapmamaktan gelen üzüntüler insanı daha bir sarsıyor. Fakat senin aklın da kalbin de sarhoş... İnsan, önceliklerini kaybedip, yapması gereken sorumluluklarını yapmayınca, bu halin verdiği sıkıntıyı, tasayı geçici bir süre unutmak için, aklı, kalbi yine bu gerçekler dışındaki dış dünya hadiseleriyle meşgul etmektedir. Halbuki bu olaylar hakkında; Ne senin görüşüne, düşüncelerine baş vurulacak, ve ne de olayların sebep ve sonuçları kişlere bir zarar veya menfaat getirecektir. İnsan bu dünyaya bir kez geliyor. Ömrü de az. Önemli işler ise pek çok. Kalbini sıkıştıran sorunlar , aklı sıkıştıran sorunlar ve hiçbirinin üstesinden gelemeyen ve gelemeyecek olan siyaset cereyanlarıyla uğraştığın için senin uğraşların ve merakın bunlar oldukça sürekli tokat yiyebilirsin... 'Dost acı söyler' Dokuz canım vardı üçü gitti yedi canım var... Son düzenleyen marlasinger : 30-08-2007 - 14:08 |
|
#11
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Hmmm burada herkes bana karşı anlaşılan. Özür dilerim söylediklerim için hepinizden. Samimiyetle özür diliyorum. Ben başıma gelen her olayı derinlemesine analizden geçiren birisiyim yaptığım genelleme sadece bu siteye mahsus bir şey değildi. Genel internet webmaster kurucu üye üyeler ilişkisine ve genel adalet anlayışına özgüydü. Görüyorum ki bir savunma hali ile direk rencide etmeye yönelik bir tavır içinde değerlendirilmiş. Bazen kin hiç durulmuyor, insanlar sizi düşman belliyorlar hemen istedikleri alışılmış karşılıkları göremeyince. Her neyse özür dilerim bu günlerde kendimi hiç iyi hissetmiyorum belki ondandır. Burada da 1 kişi hariç herkes kızgınca tepkiler göstermiş. O bir kişinin de kime söylediğini o sözleri algılayamadım aslında bana da diyor olabilir ne bağırırıyorsunuz diye. Neyse bu kadar tepki görünce yorumculardan özür dileyeyim dedim çünkü birtakım olaylarda ve yazışmalarda gösterdiğim tepki her zaman gerçek arayışıdır insanları rencide etmeye laf sokmaya çalışmanın bir faydasının olamayacağının bilincinde olan bir insanım ve o nedenle de belden aşağı geyiklerden ve "durumsal betimleme" etiketli sıfatlardan hoşlanmam. Ancak bu oldukça yaygın bir moda. Bazen yanlış anlamak çok kolay. Megaloman, narsist ya da egoist değilim sadece olgular arası ilişkilerle ilgileniyor,bazı sorunlardan bahsediyorum.
Sana gelince Marla; yazdığın yorum hikaye olarak çok iyi ama bir dost olmaktan ziyade kırbacını şaklatan bir sadizm içinde sanki tüm hayatımı ve seçimlerimi,altındaki üstündeki tüm etkenleri, sorumluluk duygusunu, hayat dersini içeren salt nasihate dayalı içeriği ve son paragrafta benimle hiç bir ilgisi olmayan siyasal yafta yapıştırıcılığı içinde değerlendirdiğimde maalesef üzülerek aslında beni hiç tanımadığını ya da tanıdığını zannederken kafanda kurguladığın kategorik biçim içinde tamamen unuttuğunu söylemek zorundayım. Üstelik hayattan tiksiniyorum,sorumluluktan nefret ediyorum, beklentim yok, her şey bok boş ve iğrenç diye konuşan cinnetsel ruhun (haksızsın da demiyorum) bunlara dayanarak bir nasihatte bulunmamalı bana. Dost acı söyler dediğin için söylüyorum bunu. Dost mu? Emin misin? Boşveeerr salla öle bişi yok ![]() Selam ve saygılar. Ciddiye almayın ben hayalperest bir palyaçoyum belkide baloncuklarımı seviyorum onları üflerken size saçma gelsede bir şeyler görüyorum. gorgon Son düzenleyen gorgon : 30-08-2007 - 19:45 |
|
#12
|
||||
|
||||
|
Ynt: The Trial
Alıntı: Hmmm burada herkes bana karşı anlaşılan. Özür dilerim söylediklerim için hepinizden. Samimiyetle özür diliyorum. Alıntı: Ben başıma gelen her olayı derinlemesine analizden geçiren birisiyim yaptığım genelleme sadece bu siteye mahsus bir şey değildi. Genel internet webmaster kurucu üye üyeler ilişkisine ve genel adalet anlayışına özgüydü. Görüyorum ki bir savunma hali ile direk rencide etmeye yönelik bir tavır içinde değerlendirilmiş. Şahsen ben internetin kaliteli bir yer haline gelmesi için çok mücadele ettim geçmişimde ancak bir yerden sonra bu mücadeleden vazgeçtim çünkü özellikle forum camiasında karşılkaştığım webmasterların 99%'unun benim düşüncelerimi paylaşmadığını gördüm ve amaçlarının genel olarak ego tatmini veya kısa yoldan para kazanmak olduğunu gördüm. Resmi olarak birçok ürüne destek veren birisi olarak karşılaştığım kişilerin rezillikleri , sitelerinin içerik bakımından rezillikleri inanın bana birçok zaman Türk olmamdan utandırıyor. Ben Ayyaş haricinde hiçbir Türk forumuna yazmıyorum hatta gezmiyorum bile ancak birçok yabancı forumda aktif olarak yazan ve düşüncelerimi paylaşan birisiyim. Internet ciddi anlamda bir devrime sanıyorumki yakın dönemde girmek zorunda kalacak ve birbirinin kopyası sitelerin bir çoğu yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başlıyacak. Bu sürecin hızlanması ise bana göre bireylere ait. Örnek vermek gerekirse ismini anmak bile istemeyeceğim derecede kötü forumlar yüzlerce kişiyi sadece illegal içerikten dolayı kendisine çekiyorsa ve reput , teşekkür , paylaşım için teşekkürler tarzında ilginç tatmin yöntemleri çekiyorsa değişmesi gerekenin insanımızın düşünme yöntemi olduğu aşikardır. Aslında baktığın zaman bugün ülkenin en saygın gazetesi olduğunu iddia eden bazı gazeteler neredeyse benim diyecek erotik içerikli siteden daha fazla erotik içerik barındırıyorsa ülke insanımızın zihniyetini geliştirmek ve cehaleti eğitmeye çalışmak ana olgu olmalıdır. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#13
|
||||
|
||||