“ Şu sözler daha çok yeni. Prof. Justin McCarthy’ye ait: "Atatürk olmasaydı, Türk belki Özbekistan’da olurdu ama Trakya ve Anadolu’da kalmazdı. 100 yılda tüm civar büyük coğrafyadan sürülmüş ve katledilmiş
|
#1
|
||||
|
||||
|
Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
“
Şu sözler daha çok yeni. Prof. Justin McCarthy’ye ait: "Atatürk olmasaydı, Türk belki Özbekistan’da olurdu ama Trakya ve Anadolu’da kalmazdı. 100 yılda tüm civar büyük coğrafyadan sürülmüş ve katledilmiş Türklerin Konya Ovası’ndan sürülmeleri ve atılmaları ne kadar sürerdi sanıyorsunuz?" Ve Amerikalı tarihçi devam ediyor: ‘…Ne Türk ne de Türkiye kalırdı. Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!’ Bu sözler İstanbul’da, Haliç Rotary Kulübü’nün düzenlediği bir toplantıda edildi. Konuşmacı somut konuştu. Rakamlar verdi. Kanıtlar gösterdi.Tarihin nasıl tersyüz edildiğini sergiledi. Ama basın, numaracı cumhuriyetçilerden esirgemediği ilgiyi, bu olaydan esirgedi. HRİSTİYANLAR, TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARI KATLETTİ Prof. McCarthy’ye göre, Türkler Hristiyanları katletmedi. Tersine, Hristiyanlar, Türkleri ve Müslümanları katlettiler.1821′de patlak veren Yunan milliyetçiliği; bulunan, yakalanan her Türk’ün öldürülmesine neden olmuştu. Yunan etkisiyle, Arnavutluk ve Romanya’da da ele geçen tüm Müslümanlar katledilmişlerdi. Bulgaristan’daki 1876 ayaklanmasında da Türkler kitle halinde yok edilmişlerdi. Türk köyleri yakılıp yıkılırken bir-iki kişinin kaçmasına izin veriyorlardı. Amaç, onların olanları diğer köylerde anlatmaları ve Türklerin kaçıp topraklarını terk etmelerinin sağlanmasıydı. Savaş bittiğinde 675 bin Türk sürgüne zorlanmış ve yüzde 17’si yollarda ölmüştü. Manastır’da ve Kavala’da yapılan katliamı, İngiliz Elçileri de raporlarında doğruluyorlardı. “NÜFUSUN YÜZDE 7-9′NU ERMENİLER ÖLDÜRDÜ” Ermeni katliamını ise Fransız kaynakları belgeliyordu.Prof. McCarthy’e göre, Doğu Anadolu’daki nüfusun yaklaşık yüzde 7-9′u Ermenilerce öldürülmüştü.Amerikalı tarihçinin kanıtlara dayanarak çizdiği tablo çok açık.19′uncu yüzyılın başlarından 20′nci yüzyılın başlarına kadar, Balkanlardan Kafkaslar’a kadar 5 milyon 60 bin Türk öldürülmüş, 5 milyon 381 bini de sürgün edilmiş, yerinden yurdundan olmuş. Peki bu vahşet ne zaman ne kadar sürmüş? Yanıtını Prof. McCarthy çok net veriyor: "…Türk bağımsızlık savaşında bir şey oldu ve plan artık yürümedi!… Yunanlılar bozguna uğrayınca, kaçarken her yeri yaktılar, yıktılar, herkesi öldürdüler. Amerikan elçisi ve Amerikan kaynakları bu olayı doğruluyorlar… Sadece Batı’da Rumlar tarafından 1 milyonun üzerinde Türk öldürüldü, 1-2 milyonu da sürgüne zorlandı." Ve ekliyor: "…Çok kötü bir yüzyıl olmuştur. Müslüman ülkesi yok edilmiştir. 1800-1922 arasında Yunanlılar 950 bin göçmen, 320 bin ölü verdiler. Ermeniler 910 bin göçmen ve 580 bin ölü verdi. Oysa aynı dönemde 5 milyon Müslüman göç etmek zorunda kaldı, 5 milyondan fazlası da öldü." "…Bu ibret tablosunun karşısında, kim suçlu diye sormak gerekiyor. Mustafa Kemal’in itildiği Konya Ovası’nı gözler önüne getirin. Bir yüzyılda nereden nereye gelinmiş! Ben size diyorum ki, Atatürk olmasaydı, Türk kalmazdı… Diyebilirdi ki, ben Selanik’e kadar gidiyorum. Herkes arkasından giderdi. Hayır, büyük önder Türklerin ne kadar acı çektiğini, ne bedel ödediğini biliyordu. O tam tersine düşmanlıkları, nefreti unutmasını ulusa telkin etti. Ve sadece büyük bir insanın söyleyebileceği ‘Yurtta barış, dünyada barış’ dedi." MCCARTHY’NİN ‘KÜRT SORUNU”NA BAKIŞI Prof. McCarthy, ‘Kürt sorunu’na da -alışılmış Batı’dan farklı bir açıdan bakıyor. 1926′dan sonra ‘Kürt liderler’in güçlerini korumalarına izin verilmesinin hata olduğunu söylüyor. Kürtlerin Türkiye’de cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, general bile olabildiklerini Batı’ya anlatmak gerektiğini savunuyor. Ve konuşmasını noktalarken şöyle diyor: "…Yüzyıllık tarihte Türkler hakkındaki yalanların iki kaynağı var. Misyonerler ve İngilizler. İngilizler -propaganda büroları aracılığı ile- bugün bile inanılan yalanlar yayıyorlar… Benim söylediklerimi bir Türk söylese, kimse inanmaz. İnsanlar dışarıda Türklere karşı önyargılılar.’ “ Taşnaksutyun Partisi’nin kurucularından ve en önemli lideri, 1918 yılı Temmuz ayında kurulan Ermenistan Devleti’nin ilk Başbakan’ı, Taşnak Hükümeti’ni, 1919 yılı Ağustos ayına kadar 13 ay yöneten Ovanes Kaçaznuni, 1923 yılında Taşnak Konferansı’na sunduğu raporda bakın neler söylüyor: “…Biz Türkiye’de gürültü çıkarttığımızda, bu gürültü sayesinde büyük devletlerin dikkatlerini Ermeni konusuna çekeceğimizi ve onları bizim lehimize aracı olmaya zorlayacağımızı sanıyorduk. Şimdi ise böyle bir aracılığın kaç para ettiğini artık biliyoruz ve bu tür denemelerin tekrarlanmasına ihtiyaç hissetmiyoruz." …1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı ve buna hazırlanmadığı dönemde, Güney Kafkasya’da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta önce Erzurum’da yapılan kongrede gönüllü birlikler konusunda alınan olumsuz karara rağmen, Ermeni Devrimci Taşnaksutyun Partisi (EDDP) hem bu birliklerin oluşturulmasına hem de bunların Türkiye’ye karşı gerçekleştirdikleri askeri operasyonlara aktif biçimde katıldı. EDDP’nin Güney Kafkasya birimleri ve partinin bazı önde gelenleri, gayet ciddi sonuçları da beraberinde getirecek olan böylesine zor ve sorumluluk gerektiren bir konuda partinin üst karar organı olan kongrenin iradesine karşı geldiler." Ahmet Taner Kışlalı 11.07.1997 Cumhuriyet Gazetesi Son düzenleyen Dave : 15-08-2007 - 14:06 |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
her şey ortada ama anlaşılmak istenmiyor herkes anlamak istediğine oynuyor
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliği veya önderliği kuşkusuz ki kusursuzdu,ama koca bir ulusun tarihinin sadece bir tek kişiye bağlanması uç noktaları daha da uç noktaya taşır.
bir kişiyi veya ideolojiyi tanrısallaştırmak fanatikleri arttırır.ki bana göre bu ülkenin en son ihtiyaç duyduğu insanlar,”fanatik” olanlardır.aile,çevre gibi her zaman bahsedilen etkenler nedeniyle kişi düşünmeden bir şeyin fanatiği haline gelir,düşünme aşamasını atlayarak yargıya ulaşan insanlardır bunlar.bir şekilde önce bir yargı oluşmuştur.bir kitabın anlattığını,bir kişinin söylediğini,bir olayın asıl içeriğini,tam olarak anlayabilmekten çok,kendi yargısını destekleyecek kanıtlar toplamaya çalışır.bu yüzden de şahsın veya kişinin putlaştırılmasına karşıyım,çünkü bu ülkenin en son ihtiyaç duyduğu insan grubu ”fanatikler” dir.var olmayı başarabilenlerin arasında düşünebilenler çok azdır. Tabii ki şu da var ki,Atatürk ve sembolü olduğu şeyler bu ülkede hala bir birleştirici unsur.bu unsuru biraz yerinden oynatmak için çeşitli polemikler ortaya atıldı:Kemalizm aslında düşünce özgürlüğünün önündeki son taş mıdır,Mustafa kemal kürt milliyetçiliğini zamanında desteklemiş midir vs. ama şöyle de bir gerçek var ki,bu ülkede çıkan tartışmaların amacı uzlaşmaktan çok,uzaklaşmak oluyor.asıl sorun bu bence,ve bunun sebebi de “fanatikler” dir. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
alane sen oku düşün ondan sonra karar ver o zaman. söyle mustafa kemal'i anladın mı? ne demek istiyor çözebildin mi? haklı buluyor musun? insanın insan üzerinde din üzerinden baskı kurması yönlendirmesi, kar etmesi güzel bir şey midir? bunu yapanlar dünyadan silinmeli midir silinmemeli midir? biz bugün "aman canım iki tarihçileri gelmiş ne çıkar" diyip amerikaya ingilitere'ye kapımızı açmalı mıyız? üç kuruşluk krediler için bu eşşoğleşşeklerin savaşlarına katılıp onlar için ölmeli miyiz? örnek uzak değil, daha dibimizde IRAK. şunu da bil ki bu ülkede herkes düşünecek kapasiteye sahip değil. o insanlara bunları anlatacaksın düşünüyorsa düşünüp karar verecek düşünemiyorsa fanatik olacak diğer türlü gider fetullah fanatiği olur çünkü!
bu adamın niye öldürürüldüğünü anlamak güç değil. bir yerde daha yazısını okumuştum zamanında düzenli okuyucularını kıskanmıştım rahat uyusun. kimi kaynaklara göre kurtuluş savaşı emperyalistlerin planlarını 20 yıl ertelemiştir. ne yazık ki bu olay gerçekten tek bir kişiye bağlıydı. Atatürk öldü ve ismet paşa ölümden tam 40 gün sonra sattı bu ülkeyi. demek ki bu millet acizmiş, atatürk lazımmış bu millete. başka türlü olmuyormuş, atatürk'ü anlayan biri çıkıp da ismet'e napıyorsun sen diyemiyormuş. bu satışlar sonucu olmamamız gereken bir noktaya geldik ve şu anda biz bağımsızlığımız için cesaretle dövüşmeye her an hazır olmadıkça bu adamların vazgeçmeye hiç niyeti yok. mustafa kemal'in yazdırdığı osmanlı tarihi kaldırılır onun yerine amerikalı ingiliz cart curt uzmanlarının yazdırdığı savaşlardan ibaret, sürekli olarak deftere çarpı şeklinde kılıçlar çizdiren tarih konulur. mustafa kemal'in hilafeti kaldırması ne demektir, laiklik gerçekten nedir kimseye öğretilmez bu çocuklar da gider AKP'ye oy verir!!!! delirecem kafamı da toplayamadım hiç yazarken... |
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
eleştirdiğim aynen bu tavır,bu "çok biliyorsan sen konuş" tavrı,bu galeyana gelme hali.karşısındakine düşüncesini dikte ettirmeyi,4-5 tane ünlem işareti kullanarak yapmaya çalışan bu insan durumu.tarafları ne kadar uç noktaya taşırsan fanatizm artar ve uzlaşmadan da bir o kadar uzaklaşırsın.
atatürk'ün kişiliğinin ve eylemlerinin bu ülkeye katkısı kesinlikle yadsınamaz tabii ki,toplumda hala büyük bir birleştirici sembol olması da inkar edilemez.ama türkiye de hemen her görüşün savunucularının içi boş,sadece ortada histeri krizine girmiş bir şekilde dolanıyorlar.onun görüşlerini anlattırmaya çalışmaktan ve bu şekilde bilinçli bir savunucusu haline getirmekten çok,heyecan dalgası yaratıyorlar.bomboş iki tane taraf çıkıyor sonra ortaya,kendi savunduklarından bihaber. fethullah magandalarının da bundan çok farklı bir dünyaları var.onlarınkisi siyasi veya manevi bir inançtan farklı olarak,ekonomik bir bağlanmadır.işte insanları bir şekilde ideolojilere çeken,o görüşün mantığından çok,ya yarattığı bir heyecan dalgası,ya da ekonomik bir sebep oluyor.ne savunduklarını bilmedikleri için birer düşünce çatışması ortamı yaratmaktansa,fiziksel çatışmayı tercih ediyorlar. eleştirilen atatürk ün eylemleri değil,insanların tutumları..yazarken çok sorun olmamış da,en azından okurken kafanı toparlayabilseydin süper olurdu. |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
feci şekilde haklısın. nida ile coşku ile yazdığım cümlenin sonuna !'ler koymam ve içi boş bir ateşle konuşmam çok yanlış. beni okuyan biri düşüncemi paylaşıyorsa zaten aptalca ya da akıllıca tavrıma rağmen sözlerim üzerinden gidecek bildiklerini anlatabilecektir. ha değilse ya da olduğu halde söyleyecek hiçbir şeyi yoksa da bunu belli etmemek için hükümetin ve medyasının tavrını takınıp "ateşli konuşma, ortamı soğutalım, telaşa mahal yok, fanatiklik yapmayın, uç nokta olmayın" gibi öğütlerle çekimser bir tutum takınıp beni ideoloji insanı kendini de mantıklı ve akıllı demokrat ilan edebilir.
bence öfke çok sağlıklı bir duygudur. sevdiklerimin birileri tarafından elimden alınmasına ve henüz buna karşı koyacak gücüm olmamasına öfkelenmeyeceğim de neye öfkeleneceğim ben? sen öfklenemiyorsan öfkelenebildiğin, yani gerçekten umursadığın, seni gerçekten ilgilendiren konular hakkında konuşmalısın. konunun dışına çıktığımın farkındayım çünkü bu başlığa atılan ikinci mesajda beni deli eden bir aynılaşmışlık gördüm, iktidardaki kompradorların bu "rahat olun" propogandasının nasıl da çağdaşlık isteyen insanların kanına girdiğini gördüm ve kendimi çok çaresiz hissettim. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
iyi mi etti peki?(sadece başlığı okuyarak söylüorum)uzun hikaye, atatürkün türk milletini kurtardığı düşüncesi safsattadan ibarettir ya da bu düşünceyi savunanlar türk milletinin kelime karşılığı olan çiftçilere yapılan aşının ne kadar tutup ne kadar tutmadığını düşünmek durumundadır.atatürk ün yaptığı şey şu;adam işini yaptı.hepsi bu ve iş kazası olarakta türk milletinin kanserinden gitti.çok değerli bi adamdı yoksa.bi 20 sene daha yaşardı türk mileti olmasaydı.
Son düzenleyen luckyyman : 16-08-2007 - 03:36 |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
"işini yaptı"
işi derken mesleğini kastettiğimizi varsayıyorum. mesleği neydi mustafa kemal'in? askerdi kendisi. balkan savaşı çıkmadan hemen önce italyanların işgali üzerine trablusgarp'a gönderilmiş savaş çıkınca geri çağrılmıştı. buraya kadar işini yapıyordu sonra ne oldu? sonra birkaç yoldaşıyla beraber gizlice bugünkü libya olan trablusgarp topraklarına geri döndü ve italyan işgaline karşı cephe açtı. italyanların direnişsiz işgal ettiği toprakları vatandaşlarına geri vermek istedi. o da yetmedi birinci dünya savaşı öncesi alman işbirlikçisi hükümetin ordulara atadığı alman komutanların varlığından rahatsız olduğunu anlatan bir mektubu enver paşa'ya gönderdi. durumun devamı halinde istifa edeceğini belirtti. savaş çıktı, savaş sırasında işini yaptı. savaş bitince işgalcilere karşı kurtuluş savaşını başlattı. vatansever bir insan için bu da işini yapmak olsun hadi. sonra ne yaptı? kurtuluş savaşı sırasında kurduğu mecliste cumhuriyet ilan etti. bunu yapmak zorunda mıydı? hilafeti kaldırmak zorunda mıydı? binlerce yıldır bir tek egemen kişinin yönetiminde yaşamış milleti saltanattan vazgeçirmek zorunda mıydı? harfleri değiştirmek dini kullanan devleti kovmak zorunda mıydı? tüm bunlardan sonra da tamamen kendisinin ve yaptıklarının aleyhine, egemenliğin millete verilmesi adına çok partili sisteme geçiş yapmak zorunda mıydı? bu adam hayatı boyunca kitaplar okumuş cumhurbaşkanlığı döneminde de kitaplar yazmış bir adam. çevresinde kitap nedir bilmeyen arkadaşları var ama neler kaybettiklerinin farkında değiller. mustafa kemal bu kitaplar sayesinde hepsinden ilerigörüşlü ve kurnaz olmayı öğrenmiş. kimisi saltanatçı kimisi hilafetçi kimisi fanatik dinci, kimisi eşkıya olan bu herifleri birbirlerine karşı kullanıyor, en sonunda kendi amaçlarına ulaşıyor. kitap okumaktan düşünmekten gelen bilgelik pek çoğunda olabilir insanların aslında. ama biz bu bilge insanları cia stratejisti olarak görürüz, rant peşinde bir hükümetin dışişleri bakanı olarak görürüz. doğruluk da pek çoğunda olabiliyor insanların ama onları kır kahvesinde görürürüz bazen kısa yaşamını savaşarak geçirmiş ve sonunda ölmüş olarak görürürüz. ikisi bir arada olduğunda da mustafa kemal çıkıyor ortaya. eserlerinin mirasçıları yıllar sonra gelip işini yaptı desin diye. |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
bak şimdii,
onca cümlenin içinden sadece bi tanesini alıp ona cvp vericem_ayrı ayrı her cümlenin cevabı var,hepsini okumadım ama biliorum_ondan sonra bira almaya çıkarım die planlıorum.'binlerce yıldır bir tek egemen kişinin yönetiminde yaşamış milleti saltanattan vazgeçirmek zorunda mıydı?';binlerce yıldır bir tek egemen kişinin yönetiminde yaşamış çiftçi bi milletten atatürk gibi çiftçi olmayan-dielim- bi adam ne yaratabilirdi;kasaba kurnazları.bunu roberto carlos un fener e gelip akşam ki maçda pis pis sırıtıp kafasını sağa sola sallamasını gözünün önüne getirerek düşün bence genç arkadaşım.bi bok olmaz bu millleten.belki 3 4 nesil sonra... |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
Yorumlara baktım da yazıdaki bir nokta dikkatten kaçmış: Yüzyılda beşyüz küsür bin ermeni ölürken aynı zaman içinde ölen türk sayısı beş milyon...Rumlar da bizim için diyor ki bizi katlettiniz, bu sayı ise üç yüz küsür bin...
Şimdi sormak lazım; bu ülkenin politikacısından gazetecisine kadar hepsine: Bu beş milyon sayısını elin yabancısı dile getirmekten çekinmezken sizi bu sayıyı dile getirmekten alı koyan neydi?Eğer bilmiyorsanız-yani bunu başkasından duyup öğrenmişseniz,kendiniz araştırmamışsanız- o zaman bu ülkede neye yarıyorsunuz siz?Ülkenin hakkını dile getiremedikten sonra bu ülkede başbakan olsan ne olur?! Yazık cidden yazık!! Bizde aydınlar hala bizim yaptığımız katliamlaara bakıp bizim merhametsizliğimizi ima etsinler ama asıl merhametsizlik hatta on katı bize yapılmış Atatürk konusuna gelince, bu yazının atatürk fanatizmi ile alakası yoktur.Türk dediğin zaten eski tarihlerden beri kimi zaman kağan önderliğinde kimi zaman padişah liderliğinde güdülen bir milletir.En sonunda güden isim de Atatürk'tür.Şu an da bir güdücü olmadığı için de millet ve devlet boşluk içindedir. Böyle olmasının nedeni ise demokrasinin bizim geç kavrayacağımız bir kavram olmasıdır zaten bugün de kavramış bulunmuyoruz belki ileride eğitim sistemimiz de değişir ve güçlenirse kavrayışımız daha kolay olacaktır.Bu yüzden de türkiye avrupalıdır şudur budur aynı şekilde avrupa-türkiye kıyası yapmak boştur.Çünkü bizim yaptığımız savaşlar ve bununla beraber oradaki kültürleri tanıma dışında avrupa ile yakından uzaktan(balkanlar dışında) hiçbir ilişkimiz, benzerliğimiz yoktur.Var diyen olursa da bu çok zorlama olur. Özetle diyeceğim şu ki; Türkiye'nin zihniyet değişimine ve bununla birlikte zamana ihtiyacı vardır.Bu ülkenin 80 yılda aldığı mesafe ortada |
|
#11
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
mustafa kemal ve onun ideolojisi hakkında, 22 Temmuz seçimlerinde AKP'nin zaferi ile ilişkilendireceğim bir noktaya uzunca değineceğim sadece. şöyle ki, 1919 yılından itibaren bağımsızlık savaşının askeri önderliğini yapan mustafa kemal, ardı ardına gelen başarılar sebebiyle, etkisini millet meclisinde de hissettirdi, ve askeri liderdiğinin yanı sıra, bir siyasi lider de olduğunu kabul ettirdi. cumhuriyetin ilan edilmesinde onun bu liderlik vasfının ve karizmasının büyük etkisi vardı. mustafa kemal'in siyasi gücünü tam olarak pekiştirmesi ise 1925 senesinde terakkiperver cumhuriyet fırkasının kapatılması ve fırka liderlerinin siyasi hayattan ve hemen hemen hepsinin ülkeden dışarı çıkarılması ile olmuştur. mustafa kemal 1925 senesinden itibaren kafasında kurguladığı devrimi artık hayata geçirebilirdi, çünkü devrim sürecini aksatacak, yavaşlatacak sesler artık ortadan kaybolmuştu. mustafa kemal'in, devriminde en çok önemsediği alanlar kültür hayatı ve dil - tarih idi. kültür hayatında mustafa kemal'in amacı türk toplumunu osmanlı etkisinden çıkarıp, modern batının araçlarıyla donatabilmekti. rus çarı deli petro'nun otokratik yaklaşımına benzer bir şekilde mustafa kemal devrime öncelikle kılık kıyafetten başladı ve şapka kanununu çıkardı. şapka giymemekte ısrar edenler cezalandırılıyor ve hatta yurt genelinde toplam 60 kişinin bu nedenle idam edildiği söyleniyordu. anneannemin bana anlattığına göre, 1938 yılında mustafa kemal vefat ettiğinde üzülmeyen insanlar olacak ve "adam zaten fesi yasaklamıştı, dinsizdi" diyeceklerdi. mustafa kemal türkiyenin ilk operasının hazırlanmasında ön ayak oldu, verdiği balolarda hanımlarla batı tarzı dans ediyordu, ve okul müsamerelerinde folklorik dansların yanı sıra bir de batı tarzı dansın icra edilmesini talebelerden talep ediyordu. klasik osmanlı müziği konservatuvar müfredatlarında yer almıyordu, keman, viyolonsel, piyano dersleri ağırlıktaydı. mustafa kemal türk halk müziğinin batı armonisiyle dönüştürülerek "özü" bizden "tarzı" onlardan bir müziğin elde edilmesi gerektiğini savunuyordu, fakat bu girişim de pek uzun soluklu olmayacaktı. mustafa kemal ezanın türkçe okutulması için girişimlerde bulunmuş ve bunu başarmıştı. ilk olarak 1933 senesinde Bursa Ulu Cami imamına verdiği emir ile cuma namazı türkçe kılındı, ne var ki cami çıkışında "dinden çıkmış imamı" pataklamak için toplanan öfkeli kalabalık jandarma yardımıyla zor da olsa dağıtılmıştı.tam 1950 yılında dp iktidara geldiğinde yaptığı ilk icraat ezanın arapçalaştırılmasıydı ve halk bunu "kurtulduk" edasıyla coşkuyla karşıladı. 1930 senesinde mustafa kemal'in desteğiyle açılan muhalefet partisi serbest cumhuriyet fırkası, chp karşıtı büyük halk kitlelerinin desteğini almış ve sonrasında çıkan olaylar sebebiyle kapatılmıştı. erken cumhuriyet döneminde ankara'nın imarı için harcanan para anadoludaki 28 ilin imarına harcanan paradan fazlaydı, bu para bakanlık binaları kurulmasına ve memur - bürokrat lojmanlarının inşasına harcanıyordu ve çoğu tarımla uğraşan halk bundan pek memnun değildi. öyle ki kemalist yazar yakup kadri, "ankara" romanında, ankarada gerçekleştirilen baloları ve yeni inşa edilmiş modern mimarinin öncüsü binaları halkın, yırtık dökük giysileriyle, ve ellerinde zar zor kazandıkları ekmekleriyle, şaşkın bakışlarla uzaktan seyrettiğini söyler. yine mustafa kemal'in avrupadan esinlenerek aldığı ve geliştirdiği medeni kanun, kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi gibi kanunlar, yalnızca o dönem değil, günümüzde dahi ülkenin belirli bölgelerinde uygulanamamakta, yerini töre cinayetleri gibi feodal - örfi hukuka bırakmaktadır.
nitekim, 1946 yılında yapılan ilk seçimler "açık oy - gizli sayım" ile chp kazandı. 1950 yılında ise kapalı oy açık sayımla sandıktan dp çıktı ve 10 sene iktidarda kaldı. o günden beri atatürk hep yüce bir imge olarak akıllarda kazılı kaldı fakat aslında hiçbir zaman kemalizmin iktidar partileri tarafından uygulanmadığından dert yakınıldı. 22 temmuzda ise muhafazakar - liberal AKP her iki kişiden birinin oyunu alarak iktidara geldi. aynı demokrat parti gibi. aslında burda olay şu; gerek serbest cumhuriyet fırkasının müthiş halk desteği alması gerekse demokrat parti iktidarları gösterdi ki; halk, mustafa kemal devrimlerini benimsemedi yahut, devrimler halka ulaştırılamadı. iki ihtimalde dahi bugün kemalistlerin oturup düşünmeleri ve bir özeleştiri gerçekleştirmeleri gerekir. mustafa kemal'in robespierre vari "tepeden inme" ve hızlı devrim politikaları bence, halkta ters bir tepki kuvveti doğurmuştur. çünkü mustafa kemal halkın gündelik kültürel pratiklerini, hayata ve dünyaya bakış açısını dönüştürmeye uğraşıyordu, yüksek gelir seviyesindeki insanlar dışında, çiftçi ve köylü halk üzerinde bunu başaramadı. aslında onlar ezanı arapça duymak istiyorlar, hükümetin yüzünü burjuvazi yaratımına değil, köylü - çiftçi kalkındırmasına dönmesini bekliyorlar, fakat bunlar olmuyordu. oysa AKP halka yakın durmasının yanı sıra, seçim arefesi ihtiyaç sahiplerine un, şeker, yağ dağıtmasıyla sempati toplayabiliyor. elbette mustafa kemal o dönem halka bedava un dağıtamazdı. demek istediğim şu; kemalizm halka hep uzaktan bakarken, onu değiştirmeyi ve dönüştürmeyi hedef edinmişken, aynı DP gibi AKP'de halkı anlamak ve onları olduğu gibi kabul ederek müreffeh Türkiye'ye ulaşmak yolunu seçiyor.
ölüm geliyor aklıma birden ölüm |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Ynt: Mustafa Kemal sadece ülkeyi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı!
... Buna katılan biriyim.Artı devlet de halkı sevmedi.Örneğin; 80 yıl geçti cumhuriyetin üzerinden ama hala bu ülkenin sorunları arasında anadolu'nun sefaleti, halkın eğitilememesi gösteriliyor.Çok ilginç.Oysa geçen süre, bu sorunların çözümü için yeterli bir zaman. Durumun neden böyle olduğuna bir girsek; devlet de halk da sorunlu çıkar.Zaten ülkemizde ikisinden biri düzgün olsa; dünyada saygın devletlerden,milletlerden biri olurduk.Ama ne yazık ki böyle değil.Devlet halkı sevmedi çünkü halk için biçtiği 'modern türk kıyafeti' ona bol geldi.Halk anlamıyordu bundan hatta kendisinin Türk olduğunu bile cumhuriyet ona hatırlatmıştı.Kendi düşüncesine göre o müslümandı ve müslüman olan her kişi onun kardeşiydi,dostuydu.Osmanlı'nın kafasına kazıdığı bu islam düşüncesinden ötürü de şeceresi karışık bir toplumdur aslında türk halkı.İçinde arap da vardır slav(balkanlar) da vardır eski anadolu halkları da vardır. Şimdi biraz açalım: Devlet diyor ki (halka) sen Türksün ve çağın gereğine uygun,modern bir biçimde yaşamalısın.Halk da diyor ki benim öyle belirgin bir özelliğim yok, ben sadece müslümanım ben senin söylediklerine değil dinin kaidelerine uyarım.Asıl hoşnutsuzluk burada başlıyor, iki taraf arasında.Biri "millet bilinci yüksek modern bir Türk" yaratmak isterken diğeri "sadece din temelli bir millet" olmak istiyor.Ancak her iki taraf da birbirini değiştirmeyi düşünmüyor sadece Akp iktidara gelene kadar.Akp'nin ileri tarihlerdeki hedefi ılımlı islam projesi altında halkın kafasındakini uygulamaya dökmektir.Türkiye Cumhuriyeti'ne islami öğeleri gerek kadrolaşmayla gerek propagandayla sokmaktır.Ancak bunu ne kadar sürede yapabilir bunu kestirmek zor. İşte bu durum Ordu dahil olmak üzere devleti rahatsız ediyor.Ancak onların da hatası var.Ülke kurulalı 80 yıl olmuş hala anadolu'nun sefaleti,halkın eğitimsizliği gibi sorunlar ülkenin başta gelen problemleri arasında yer alıyor.Eğer Mustafa Kemal'den sonra akıllıca bir politika izlenseydi(planlı programlı davranılsaydı), demokrasiye daha geç geçilseydi, devlet halkı dönüştürmeyi başarabilseydi(özetle daha iyi şekilde halkı gütseydi), bugün ne Akp'nin batıdaki hristiyan demokratlardan bir farkı kalırdı, ne de ülkede dini örgütlenmeler siyasetin içinde olurdu. Geç kalınmış gibi görünse de bence hala bir şeyler yapılabilir.Halkla devlet bütünleşebilir.Ancak her iki taraf da kendisinden tavizler vererek bu bütünleşmeyi sağlayabilir. Son düzenleyen Dave : 19-08-2007 - 01:52 |