Yaklaşan seçimler ve Türkiye'nin genel görünüşü

"Üç fotoğraf çekelim, yanyana koyalım, bakalım. Gerçi artık hepsi digital ama biz eski usul pozitifine de bakalım, negatifine de. Bir: İzmir’de bir adam, sevgilisini öldürmüş. Gerekçesi, başka bir erkekle aşk

Ayyas  »  Cosmo Retro  »  Beyin Fırtınası  »  Yaklaşan seçimler ve Türkiye'nin genel görünüşü

Cevap Yaz
 
LinkBack Konu Araçları Topiği Değerlendir Görünüş Şekli
  #1  
Eski 27-06-2007, 11:50
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 93
Yaklaşan seçimler ve Türkiye'nin genel görünüşü

"Üç fotoğraf çekelim, yanyana koyalım, bakalım. Gerçi artık hepsi digital ama biz eski usul pozitifine de bakalım, negatifine de.


Bir: İzmir’de bir adam, sevgilisini öldürmüş. Gerekçesi, başka bir erkekle aşk yaşayıp onu aldatıyor olması... Daha doğrusu, bunun kuşkusu... Sevgilisi “hayat kadını”. Cinayet de, kadının çalıştığı genelevde işlenmiş.


Elbette bu adam için “gülü seven dikenine katlanır özdeyişinin ikinci cümlesini duymamış” deyip geçebilirsiniz.


Fakat adam bu işi seviyor. Daha önce de aynı gerekçeyle bu kez kendi nikâhlı karısını öldürmüş, yirmi yıl yemiş, dört yıl yatıp “Rahşan affıyla” çıkmış. Rahşan, hani şu “solu birleştiren” hanım. Birleşen sol iktidara geçecekmiş.

Öyle ya, “bu birleşmeden iktidar çıkar” yazdı ya arkadaşlar...


İki: Çocuğu olmayan Bülent Ecevit, yani o hanımın kocası, babalar gününde, mezarı başında anılmış. Birkaç yıl önce, çocuğu olmayan Pınar Altuğ da “yılın annesi” seçilmişti.


Üç: Dün yapılan ÖSS sınavı öncesi, çok sayıda öğrenci ve veli, türbelere akın etmiş.


Kimisi çaput bağlamış, kimisi sınavda kullanacağı kalemi şifalı suya daldırmış. Suya daldırmak yetmiyor, sonra o ıslak kalemi türbenin duvarına sürteceksin. Bunu da yapmışlar.


Bir baba, “daha önce bu ziyaret sayesinde diğer iki çocuğum da üniversite giriş sınavını kazandı” demiş.


Yalnız ana babalar değil “dersaneci esnafı” da otobüsler tutarak çocukları akın akın türbelere götürmüş... Bunlar kibarca “özel eğitim kurumu” olarak geçiyorlar haberlerde. Emekli paşaların kurduğu, devletten para yardımı alan, ya da üyelerine tabancaya el bastırarak eylem yemini ettiren bazı örgütlerin “sivil toplum örgütü” olarak geçtikleri gibi basınımızda...


Okuyacaklar ve “atom mühendisi” olacaklar. Öyle bir meslek yok ama zarar da yok.


“Allahüme yavedut, hocanın elini bağla dilini tut” duasıyla çocuklar nükleer fizikçi “çıkacaklar”.


Ülkemizde fizikçi, kimyacı, matematikçi, hukukçu falan olunmaz, o “mektepten çıkılır”, Harbiye ya da Bahriye’den mülazım çıkar gibi.


Ya da kız tıp okuyacak ve çıplak erkeğe bakması günah olduğundan kadavra dersine girmeyecek, erkek hastaya da dokunmayacak. Zaten o çocuk doktoru olmak istiyor, nikâh düşmeyen erkek çocuğun pipisini tutmak serbest.


Bu çocuklar okuyacaklar ama yalnızca “ders okuyacaklar”, öyle roman okumak falan yok. Gözlerine yazık.


Öyle erkeklerle pasta yemek falan da yok, elele tutuşmak da. Sonra öldürülürsün.


Kendilerinden beklenen, okumaları ama hiç değişmemeleri. Büyükleri yaşlanınca da onlara “bakmaları”...


Çünkü ülkemizde çocuk yapmak, SSK’ya prim ödemeye benzer, yaşlılık sigortası.


Hani, Gazeteciler Sendikası’na girmek yerine bir yöneticinin “ekibine” girip ona köpek olmak gibi canım, o da işsizlik sigortası.


Okuyacaklar ve değer yargıları da, dünyaya bakışları da, yaşama biçimleri de hiç değişmeyecek, onlardan beklenen bu. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi, beş vakit namaz, para da kazansın tabii.


Vakitlice evlensin, o da iki çocuk yapsın, biri kız biri oğlan. Kat ve araba da alsın. Bayramlarda el öpmeye gelsin, torunları da getirsin.


Ya da kendini “çılgın” bir Türk sansın ve verilen emirleri yerine getirsin.


Aslında ÖSYS de kaldırılsın, bin beş yüz yeni üniversite açılsın, bin beş yüz yeni üniversite açılamayacağı için varolanlar bölünsün, falanca üniversitenin doçenti filanca yeni üniversiteye dekan yapılsın... En iyisi, kasabanın Kız Sanat Okulu birdenbire, örneğin, Elişi Üniversitesi edilsin, müdiresi de rektör!


Bütün ilçeleri de bir çırpıda il yaparsan, işte sana kalkınan Türkiye.


İbrahim Tatlıses de elbette kültür bakanı... Tarım bakanı olacak değil ya.


Şehitlerimizin hesabı da sorulmuş olur.


Size gösterdiğim üç resimde yer alan insanlar oy verecekler 22 Temmuz günü...


Kıssadan hisse: Çok merak ediyorum yahu, Çemişkezek’de hangi parti önde gidiyor acaba?"

Engin Ardıç
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 24-07-2007, 11:14
Dave nickli Ayya$'ın avatarı
Cristo Redentor
 
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 93
Ynt: Yaklaşan seçimler ve Türkiye'nin genel görünüşü

Aynı yazarın bu defa seçim sonrasında ilk yazısı.Engin Ardıç hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bence tespitleriyle,fikirleriyle ülkenin ileri görüşlü, aydın yazarlarından.Kendisi köşesinde sürekli Akp'nin yüksek yüzdeyle bu seçimi kazanacağını söylüyordu dediği gibi de oldu


"Sözüm politikacılara değil, bazı gazetecilere... Politikacıya seçmen vurmuş, bir de biz vurmayalım.

Fakat aziz ve değerli meslekdaşlarımıza iki çift sözümüz olacak artık.

Aylardır burada davul çalıyoruz, davul... Perşembenin gelişi çarşambadan kabak gibi ortadaydı... Ama, birilerine şirin görünmek için beş yüz bin kişilik mitingi şişire şişire bir buçuk milyon kişiye çıkaranlar utanmadılar.

Hiç öyle “demedim mi nazlı yarim ben sana” gibi çıtkırıldım başlıklara gerek yok. “Türk basını bu sınavda geçer not alamamıştır, sınıfta kalmıştır” falan gibi laf dolambaçlarına da gerek yok.

Türk basınının bir kesimi, bu seçim kampanyasında son derece rezil, aşağılık, utanç verici bir tutum sergilemiştir!

Ama her zaman yaptığı gibi işi pişkinliğe ve yüzsüzlüğe vuracak, örneğin çok kişinin Tarhan Erdem’den özür dilemek aklına bile gelmeyecektir. “İstifa müessesesini” kendileri için hiç akıllarına getirmeden Deniz Baykal’i istifaya davet edenler de olacaktır. (Pazartesi sabahı gazetelere baktım, olmuş vallahi.)

Kimisi de lafı kıvırtacak, “aslında ben CHP-MHP koalisyonu istemedim ki, ‘farzeyleyelim’ dedim” dümenine yatacaktır.

Kimileri bönlükten düştüler bu duruma, kimileri düpedüz amigoluk gayretinden.

Arada, oyunu bir gün ona bir gün buna vererek herkese mavi boncuk dağıtan, üç erkeği idare eden oynak kadın gibi hem iktidarı, hem muhalefeti, hem de patronu idare edenler de görüldü.

Bönler, kendini solcu sayan ama “cahil halk kime oy vereceğini bilemez” kafasında gidenlerdi. Bunlar “AKP yüzde yirmiyi geçemez” diyerek önce kendi kendileriyle çelişkiye düşüyorlardı, çünkü “kalkınmadan pay alamayan halk artık uyanmıştı!”

Kıytırık kırk okuyucusuyla kamuoyu oluşturduğunu sanan, oturduğu yerden memleket yönetenler vardı... Zırvalarıyla seçmen etkilediğini sananlar vardı...

Akıl almaz, inanılmaz zavallılık örnekleri sergilendi.

“23 Temmuz sabahı Deniz Baykal başbakan, isterseniz bu yazımı kesip saklayın” diyen bile gördük.

Bir arkadaş, “moraran, sararan, sarsılan olabilir” diyordu. Okuyucuya ayıp olmasın diye ben topladım, bu kelimelerin herbirini tek satır yapmıştı. (Fikri Akyüz’ün böyle yazanlar için çok sevimli bir önerisi var. Diyor ki, “madem bu arkadaşlar böyle her kelimeyi tek satır yaparak yazı şişirip köşe dolduruyorlar, çalıştıkları gazetenin muhasebe servisi de bunlara maaşlarını bir lira, beş lira, on lira şeklinde bozuk olarak versin, uğraşsınlar bakalım!...”)

Bir başkasına göre, CHP oy patlaması yapacaktı.

Bunu nereden mi çıkarmıştı? Ali Şen’e sormuştu!

Çünkü “Ali Şen bu işleri bilirdi”... Fenerbahçe’nin efsanevi başkanı Ali Şen’in tahminleri hep doğru çıkarmış...

“AKP ile CHP arasındaki puan farkı kapanacak gibi görünüyor” yazarak bu farkı kapatabileceklerini sananlar da gördük, “CHP, Deniz Baykal’ın bile beklemediği bir oy patlaması yapacak gibi görünüyor” yazıp lafı elinde patlayanlar da... Çünkü, “cumhuriyet mitinglerini CHP doğru okumuştu”... Fakat o mitinglerin yapıldığı İstanbul ve Ankara’da AKP kazanmıştı, artık o kadarcık da olurdu! “Göbeğini kaşıyan ayılar” kime oy vereceklerini gene bilememişlerdi. Karşıdevrimciler, ne olacak...

Kendileri sallıyorlar, kendileri inanıyorlardı. İyi yalan söylemenin önşartı, uydurduğu yalana önce kendisi inanmaktı.

Sandıkta sürpriz pişiyor, moraran, sararan, sarsılan olabilir... Ha?

Kimin morardığını görmesi için aynaya bakması yeterlidir.

“İçi kan ağlaya ağlaya oyunu CHP’ye veren” arkadaşlar da, kanamayı durduracak bir tamponu uygun bir yerlerine tıkmışlardır sanırım.

Ama onlar büyük gazetecidir, ben küçük gazeteciyim."

Engin Ardıç

24.07.07

Son düzenleyen Dave : 24-07-2007 - 17:41
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
genel

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Türkiye'nin fotografları fuhrer Çıtırlinkler ve Anketler 25 01-01-2008 14:50
Oda Genel Kuralları kymophobia Anime - Çizgi Film 0 15-03-2007 21:44
Bölüm Genel Kuralları kymophobia High Tech 0 15-03-2007 21:37