Tarih İlerler mi?

Hegelci mantığa ki,bu mantık şu anda ve şu andan sonra Batı merkezli algıların temeli olmuştur,göre;tarih ilâhî bir üst irâde,metafizik bir kavram olan "tin"in etkisiyle ilermekte;öyle ya da böyle,ileri doğru gitmektedir.(Marks'ta

  #1  
Eski 03-02-2007, 19:44
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Tarih İlerler mi?

Hegelci mantığa ki,bu mantık şu anda ve şu andan sonra Batı merkezli algıların temeli olmuştur,göre;tarih ilâhî bir üst irâde,metafizik bir kavram olan "tin"in etkisiyle ilermekte;öyle ya da böyle,ileri doğru gitmektedir.(Marks'ta bu tin gider,yerine üretim ilişkileri gelir)


Hem pozitif,hem de fiziksel anlamda bir ilerleyiştir bu.Ona göre tarih dâima bir sonraki aşamaya geçecek,gidilecek bir yol olacaktır.Tarih ve dolayısıyla tarihi yaratan toplum ve toplumu meydana getiren tek tek insanlar da kaçınılmaz olarak bir sonraki aşamanın bir parçası olmak zorundadırlar.Tarih bir tekerrür değil,aksine değişen bir olgudur.


Peki gerçekten,tarih ilerler mi?


Ben bu yargının fazlasıyla aceleci ve bir o kadar tek merkezci (elbette Batı paradigmalarına göre) olduğuna inanmaktaydım.Belki tarihin objeleri,nesneleri bir şekilde gelişip,değişiyorlar ancak tarih perspektifler bağlamında yerinde sayıyor.


Hegel'in evlâd-ı hayriyesi Marks'ın ön gördüğünün aksine de üretim ilişkilerinde yaşanan değişimler tarihte köklü ve devrimsel değişimler yaratmadı.Çok şey değişti belki,belki bugün dâhâ çok üretip,dâhâ çok tüketiyoruz.Dâhâ konforlu yaşayıp,dâhâ çok öldürebiliyoruz.Ancak biraz da yukarıdan bakın evrene.Gerçekten değişmiş mi bir şeyler?

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.


Son düzenleyen discorsis : 03-02-2007 - 21:52 Sebep: eksiklikler tamamlandı,virgüldü,noktaydı tamamlandı.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 03-02-2007, 20:50
yedi nickli Ayya$'ın avatarı
le soleil noir...
 
Mekan: istanbul
Ynt: Tarih İlerler mi?

Bu gün giydiğin elbiseyi yarın da giyiyor musun? Yani kirleniyordur, çıkarıp temizlemek gerekiyordur. Kanımca bir zaman yıkayıp, tekrar çıkarıp giyiyorsundur. En sonunda eskiyeceğini düşünüyorum ben. Atıyorsundur. E çok da sevdiğin bi' elbiseyse... Vicdanın ya da zevkin sesine kulak veriyorsan, belki tekrar ona benzeyen bi' tane daha alıyorsun. Giyiyorsun, çıkarıyorsun. Seni böyle seyrediyor tanıdıkların. Seni, senin kendine yakıştırdığın kıyafetler içinde. Değişiyor musun? Belki. Ya onlardaki öteki, ya da sendeki beğeni bir şekilde değiştiriyor seni.

Kumaş, dokuyanı değil giyeni yansıtır; kağşamış da olsa...

böyle uzaktan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 03-02-2007, 21:16
entropi nickli Ayya$'ın avatarı
Yasaklı kişiler
 
Mekan: Angora
Ynt: Tarih İlerler mi?

değişmeyen tek şey değişim yasasıdır demiş heraklitos amcamız, çok da doğru söylemiş.. herşey elbette değişir, daha dün yaşadıklarımızı yaşamıyor ya da dünkü kişilikle aynı kişiliği ifade etmiyoruz.. tarih de öyle sürekli değişiyor gelişiyor ilerliyor.. insanlık sanat bilim devletler herşey.. ama senin dediğin gibi tepeden, daha üstten baktıgın zaman dünyaya yasananlara tarihe, temel unsurların ve dinamiklerin aslında değişmediğini görmemk işten bile değil.. insan, güç savaşları, çıkarların üstünlüğü, manevi unsurların maddi amaçların elde edilmesinde kullanılması ve maneviyatın temel olarak maddi çerçeve içerisinde varlık göstermesi gibi şeyler hep aynı kalıyor ve bence tarih tekerrürden ibaret oluyor bu durumda.. sadece şartlar değişiyor.. ilerleme de olsa olsa bilimin bakıs açısındaki değişmelerden kaynaklanabilir..
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 03-02-2007, 23:09
ansaneri nickli Ayya$'ın avatarı
Vasıflı Deli
 
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 50
Ynt: Tarih İlerler mi?

kelimenin kullanılan anlamı ile tarih ilerler..ve devrimlerde bu ilerlemeyi hızlandırır ya da yönünü değiştirir..Yeni üretim(ve bu çağda iletişim) modelleri belirdikçe bu modellerin insanlar üzerinde oluşturduğu yeni tahakküm sistemleri de oluşur.Kautsy ya da çetin altan vari bir deyişle enseyi karartmayıp tabii ki üretim araçlarının dönüşümünün herşeyi yoluna koymasını beklemeyeceğiz.Marx'dan öğrendiğimiz de üretim araçlarının dönüşümünün oluşturduğu sınıfların aslında birbirleriyle nasıl da çelişdiğidir..ve Paris Komünü'nden beri 'devrimsel değişiklikler' yaratmıştır..en azından başka bir dünyanın varolabileceğinin bir kanıtıdır..tarihin ilerlemesi açısından meta üretimi niceliğini kastediyorsanız şu an bulunduğumuz tarih geçmiştekinin çok ötesindedir..sosyal ya da bireysel nicelikten bahsediyorsanız en az meta üretimi kadar bir ilerleme gözlemlenebilir..burda soruulması gereken soru tarih ilerler mi?sorusu değil..tarihi saplandığı bu bataktan nasıl kurtarabiliriz sorusudur..

Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 04-02-2007, 01:45
yedi nickli Ayya$'ın avatarı
le soleil noir...
 
Mekan: istanbul
Ynt: Tarih İlerler mi?

Biraz önce ilerlerken saplandığı bataktan nasıl mı kurtarırız. İnip iterek! Nasıl ineriz. Ne zaman binmiştik. AB yapımı filmleri seyretmeye başladığımız anda binmiştik. Tarihin artık 'kazananlar tarihi' şeklinde nitelendirilmesi kimseyi şaşırtmıyor. Şaşırmak isteyenler artık tarihi 'yapımcılar tarihi' şeklinde nitelesinler. Tarihsel kesitlerin taraflı bir duygusallıkla görsel objelere dönüştürülmesine el çırpan 'izleyici' kitlesi, kendi ipini kendi eliyle teslim etmiştir yapıbozumculara. Ve hala bir 'izleyici kitlesi'dirler. Yani inip itemezler. Bataklıktan çıkış yok. Aslında ilerliyoruz, dibe doğru. Yani tarih ilerliyor. Merak edenler mutlu olabilir.

Artık şarap kıvamında bir tarih, bağbozumundan önce toplanmış üzümle... Bizi sarhoş edebilir ama zevk vermez. Zevk vermeyen şeyler de ticari metalara dönüştürülemeyeceğinden -yeni bir yöntem bulunmadığı taktirde- bu şekilde sarhoş olacağız. s.tir edin tarihi, gelecek de sarhoş ediyor.

böyle uzaktan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 04-02-2007, 18:33
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Tarih İlerler mi?

Tarih ilerler mi? Bir sorudan çok bir tür tarih tezi.Tarihin sürekli gelişip,bir yerlerde kendisini onayacağını,sağaltacağını öngeren bir tez bu.Ve ne ilginçtir,en geniş ifâde alanını da Marks'ın Engels'in,Lenin'in başı çektiği,sosyalist aydınlanma kuşağında buluyor.İlginçtir diyorum,zirâ bu üç ideologda Burjuva kurumlarından,Hâkim tahâkkümlerden en çok çekmiş bir kuşağın evlatları.Bir ilginç nokta dâhâ var,Hegel'in aslında Burjuva doktrinlerini inşâ olunurken sıklıkla kullanılmış,"evrimsel tarih" tezinin bu üç aydının beyninde de yer bulmuş olması.


Tezlerden dâhâ çok bahsetmeyeceğim ama şu çelişkiyi de vurgulamak isterim.Marks amcam son ana kadar bahsettiği türden bir karşı Burjuva devrimini,yine Burjuva'nın içinden çıkarmaya çalışmış,çareyi Avrupa'nın aydınlanmacı filozoflarında aramış,ama çözüm Hegel'in tezleri çerçevesinde sıklıkla aşağıladığı Doğu toplumlarından birinden gelmiştir.Bolşevik devrimi,bir halk devrimidir.


Buraya kadar anlattıklarım klişe Bolşevik ayaklanması öyküsü.


Peki ansaneri,Üretim araçlarında ki değişim bize ne gösterdi?


Rus devrimi hızla 1920'lerin sonunda korkunç bir iç devrim dâhâ yaşadı.Bak bundan kolay kolay bahseden bir Sol ideolog bulamazsın.Bu türden bir anlatı,o ünlü Bolşevik Peri masalında ilginç bir kırılmaya tekâbül eder ki,dinî metinler de de gördüğümüz gibi efsâneler kırılma kabul etmez.


Peki,1920'lerden sonra ne oldu?


Şu oldu;Rus devrimi hızla bir Rus devrimine dönüştü.Milliyetçi bir arzuyla ve şevkle kendi içinde Rus olmayan tüm unsurları hızla tasfiye etti (Mir Sultan Galiyev'in başına gelenler gibi)Ve şu ifâde bir kehânet gibi vukû buldu;"sovyetler rejimi, hızla rus milliyetçiliğine ve devlet kapitalizmine dönüşecek" O büyük Rus devi gezegenin yarısını sömürmeye böylece başlamış,her türlü kaynağa el atmaya istekli ikinci bir sanayî canavarı hâline de bu aşamadan sonra gelmiştir.(Stalin amcanın patates tarlalarına gömdürdüklerini unutmasak iyi olur)Avrupa'nın hırsızlıklarına ortak olmaktan dâhâ fazlasını yapmadılar.Liberal ekonomik algılardan tek farkları,tek tek sömüren onlarca şirket yerine,tek koldan sömüren dev bir file bakıcılık yapmalarıydı.


İyi de tarih bize neyi kanıtlamış oluyor?


Tarih bize burda çok komik bir espri yapıyor aslında.


Tarih ilerler önermesinin;birileri,bir yerlerde birilerini sömürmeye devâm ettiği sürece ne kadar boş,anlamsız olduğunu kafamıza çalıyor,tarih.Ama farkında mıyız,acaba?

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 04-02-2007, 19:10
yedi nickli Ayya$'ın avatarı
le soleil noir...
 
Mekan: istanbul
Ynt: Tarih İlerler mi?

Ben yukarıda yaptığım 'yapımcılar tarihi' tanımlamasında ne Hegeln'in metafiziğindeki 'tin'ine ne de Marks'ın materyalizm'indeki üretim araçlarına rastlaya bildim. Sanırım her ikisi de kendi zamanlarında bir kuklacı tarafından tarihin tekrar yontulup sahneye itileceğini tahmin etmiyorlardı. Öte yandan size şaşırtıcı gelen dünkü öğeler, bu günün bileşenlerini barındırmıyor ama ne üzücüdür ki bugünü farklı kılan ve hegel ya da ürettikleriyle açıklayamayacağımızı düşündüren sadece bu yeni bileşenler değil. Yeni bir tarih anlayışı. Şimdi çok şaşıracaksınız çünkü bu öyle bir tarih anlayışı ki tam da onların bahsettiği gibi bir değişim evresi geçirdiğinden artık onların tanımlarıyla açıklanamaz durumda. Geçmişten kaldıralım başımızı.

Çok üzücü kaynak vermek isterdim. Biraz önce ortaya attığım tez üzerine artık beni esneten bir dille ya da alıntılar yaparak konuşamayacaksınız. Düşünüp kendi cümlelerinizle yazmanız gerekiyor. Ama o zamanda bir önceki üslubunuzla çelişmeyesiniz sakın.

böyle uzaktan...

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 04-02-2007, 19:37
ansaneri nickli Ayya$'ın avatarı
Vasıflı Deli
 
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 50
Ynt: Tarih İlerler mi?

Marx'ın oryantalist görüşleri erken dönemi yazınlarında mevcuttur..ingilterenin hindistandaki durumunu feodalite nazara alınınca ilerici bir durum olduğunu yazmışlığı var..fakat Marx hakkında biraz bilgi sahibi olanlar bilirlerki Marx iki dönemden olur.ilk dönem Hegel'in etkisinde kaldığı dönemdir..ikincisi de ilk dönemin acımasız bir eleştirisidir..özellikle 1844 sonrası yazıları Marx'ı Marx yapan yazılardır..bir cümlenin açıklamasını rica edecem..Marks amcam son ana kadar bahsettiği türden bir karşı Burjuva devrimini,yine Burjuva'nın içinden çıkarmaya çalışmışbugünün ayda 1500$ işsizlik maaşı alınan avrupası ile geçmişin günde 16 saat çalışma zorunluluğu olan avrupasını karıştırmayalım..
Bolşevik devrimine gelince..Lenin partinin 11.kongresinde "sosyalizme en yakın olan devlet kapitalizminin ucunda olsak ne mutlu bize"demiştir..tarihin nesnel koşulları oluşmadan bir feodal bir toplumdan komünist bir toplum oluşturulamayacağının en fazla bilincinde olan oydu..ancak bu durum bazıları gibi ülkeyi milyonerler cenneti haline getirmesinin bahanesi olmadı.ama ne de olsa tarih zafer kazananların bilimidir..yoksa ikinci dünya savaşının sonuna kadar 'joe amca' olan Stalin neden birden patates tarlalarına insan gömen diktatör olsun,.Stalin faşizme hatta milliyetçiliğe bile bulaşmadan çok sert denilebilecek uygulamalarda da bulundu..Stalinin kızı Svetlana yaşadığı ülkeyi çok kısıtladığı için ABD ye kaçmıştı..ancak orayı daha da kısıtlayıcı bulup tekrar Sovyetlere oradan da İngiltereye geçmişti..tarihi kazananların hegamonyasından kurtarmak gerek..
sömürü kavramını bilimsel olarak Marx'ın artı değer teorisiyle açıklayabiliriz..en azından sömürü ve 'sömürü' arasındaki farkı anlayabiliriz..sömürü adını verebilmemiz için öncelikle artı değerin nereye gittiğine bakmamız gerek..ÇUŞ'ların kasalarına mı yoksa toplumsa yatırımlara mı..ABD ile Sovyetleri aynı teraziye koyarken bu ayrıma önem göstermeli..Ancak (ne yazık ki) dönemin koşullarından dolayı Sovyetler artı değerin önemli bir kısmını silah sanayiine yatırdı..

Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #9  
Eski 04-02-2007, 19:55
jenijen nickli Ayya$'ın avatarı
engin
 
Blog Başlıkları: 28
Ynt: Tarih İlerler mi?

tarih deyince sadece insanların tarihi gibi kısa süreli ve zavallı bir tarihi anlamıyorsak, tarihin kelime anlamıyla da kavramsal anlamla da ilerlediğini düşünüyorum. sonsuz madde sonsuz hareket seçeneği sonsuz mekan sonsuz zaman. kendini tekrar etmesi için belirli sayılar ve sınırlı olasılıklar gerekir.

sadece insanlık tarihine bakıldığında bile (1,5 milyon yıl) biz bunun 5000 yılına bakıp "aha tarih tekerrür ediyor" diyoruz. çok kısıtlı bir bakış açısı bana kalırsa.
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #10  
Eski 04-02-2007, 20:09
gevezeus nickli Ayya$'ın avatarı
Dumanaltı
 
Ynt: Tarih İlerler mi?

Tarih ilerlerlemesine ilerliyorda İnsanlık basladıgı ilk yerden hayatını sürdürmeye devam ediyor doguyoruz büyüyoruz ölüyoruz bunun dısında sadece nasıl yasadıgımız degisiyor dünya on nefesine kadarda bu boyle gececek gibi.

Sıkılmaktan bile sıkıldım

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #11  
Eski 04-02-2007, 20:13
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Tarih İlerler mi?

Alıntı: yedi Mesaja Bak

Ben yukarıda yaptığım 'yapımcılar tarihi' tanımlamasında ne Hegeln'in metafiziğindeki 'tin'ine ne de Marks'ın materyalizm'indeki üretim araçlarına rastlaya bildim. Sanırım her ikisi de kendi zamanlarında bir kuklacı tarafından tarihin tekrar yontulup sahneye itileceğini tahmin etmiyorlardı. Öte yandan size şaşırtıcı gelen dünkü öğeler, bu günün bileşenlerini barındırmıyor ama ne üzücüdür ki bugünü farklı kılan ve hegel ya da ürettikleriyle açıklayamayacağımızı düşündüren sadece bu yeni bileşenler değil. Yeni bir tarih anlayışı. Şimdi çok şaşıracaksınız çünkü bu öyle bir tarih anlayışı ki tam da onların bahsettiği gibi bir değişim evresi geçirdiğinden artık onların tanımlarıyla açıklanamaz durumda. Geçmişten kaldıralım başımızı.

Çok üzücü kaynak vermek isterdim. Biraz önce ortaya attığım tez üzerine artık beni esneten bir dille ya da alıntılar yaparak konuşamayacaksınız. Düşünüp kendi cümlelerinizle yazmanız gerekiyor. Ama o zamanda bir önceki üslubunuzla çelişmeyesiniz sakın.


Geçmiş???Takvim yapraklarına göre bir geçmiş var elbet.Ama içinde yaşadığımız dünya takvim yapraklarında asılı durmuyor.Bahsettiklerim de,bu sebepten dolayı takvim yapraklarında kaybolmadı.Eski şeylerde değiller üstelik.Hâlâ o kadar yeniler ki,parlıyorlar gün ışığında.


Günümüz sistemi,bırak yeni bir algıyı,yeni bir tarihlemeyi bile kaldıramayacak kadar taze.İlk günkü kadar kırılgan,ilk günkü kadar nârin,karşımızda dikilmekte.Şu "ân"ı düzenleyen,denetleyen,tatbik eden,kurgulayan öyle yada böyle bir şekilde etkileyenler,Hegel'in bundan 200 yıl önce baktığından dâhâ farklı bakmıyorlar dünyaya.Ben yine başkasının bir cümlesini kullanacağım.Zirâ başka türlü anlatmanın bir yolu yok şu an içinde yaşadığımız gerçekliği:


"Doğu'da sadece bir kişi (despot) özgürdür, Yunanistan'da bazıları özgürdür, Germen hayatında ise, herkes özgürdür" (Hegel,Tinin Fenomenolojisi sayfa 128)


Şimdi bu cümleyi alıyor ve içinde yaşadığımız dünyaya bir kere dâhâ süzüyoruz.


Zirâ bu cümle bize senin "yapımcılar tarihi" diye özetlediğin gerçekliğin birebir parodisini sunuyor.


Şimdi herhangi bir televizyon kanalını açalım ve oradaki parlak zırhlı modern şovalyelere dikkatle bakalım.Belki açık seçik değil ama en azından dudaklarında bu cümleyi mırıldandığını görebilirsiniz.2007 artık o kadar da yeni gelmiyor değil mi?

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #12  
Eski 04-02-2007, 20:32
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Tarih İlerler mi?

Alıntı: ansaneri

bugünün ayda 1500$ işsizlik maaşı alınan avrupası ile geçmişin günde 16 saat çalışma zorunluluğu olan avrupasını karıştırmayalım


Marks hiçbir zaman hâyâlinde ki,devrimi Avrupa'da bulamadı.Ne Avrupa'nın o meşhur aydınlanma filozofisi,ne de Rönesans'ın şâşâlı hayâletleri hiçbiri fayda etmedi.Ama neden? Neden İngiltere'nin,Almanya'nın,Fransa'nın sânâyî devrimlerinde hallaç pamuğu gibi atılan Avrupalı proleterler bir devrime öncülük edemedi?


Neden,kimse kusura bakmasın ama,bir işbirliğinden başka bir şey değildir.Bu insanlar,hırsız saydıkları,katil saydıkları,canavar saydıkları burjuvalarıyla işbirliği yaptılar.Bugün bile üzerlerinden atamadıkları bir kara leke bu.Marks'ın yıllarca göremediği,bizimkilerinde görmek istemedikleri buydu.Bir devrim için Avrupa'nın semirmeye yüz tutmuş aydınların değil,sömürülenlerin başına geçmeleri,Bİr zahmet,Cezayir'e,bir zahmet,Afganistan'a,bir zahmet Arabistan'a,bir zahmet Anadolu'ya gelmeleri gerekiyordu.Ama yapmadılar.Ve koca devrim sadece iki yıl sürdü.Enternasyonel de,enternasyonel olamadı hiçbir zaman.


Çok sonraları,senin o şartlar zorladı da yaptılar,dediğin;Rus ağır saldırı helikopterleri,misilleri,milyar rublelik Armegoddon Tanklarıyla ziyâret ettiler oraları.Şimdikinden çok da farklı olmayan amaçlarla üstelik.


Hoşuna gitsin yada gitmesin,Rus Devrimi eğer üretim araçlarını değiştirme eylemi ise,sonuçları itibâriyle hiçbir şeyi değiştirmemiştir.Bu devrim asla ama asla bir sömürülen devrimi olarak devâm etmedi.Başladı ise bile orada kaldı.Tarihi değiştirmeyi bırak,başka bir gözle bile bakamadı.

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #13  
Eski 04-02-2007, 21:45
ansaneri nickli Ayya$'ın avatarı
Vasıflı Deli
 
Mekan: trabzon
Blog Başlıkları: 50
Ynt: Tarih İlerler mi?

Alıntı: discorsis Mesaja Bak

Marks hiçbir zaman hâyâlinde ki,devrimi Avrupa'da bulamadı.Ne Avrupa'nın o meşhur aydınlanma filozofisi,ne de Rönesans'ın şâşâlı hayâletleri hiçbiri fayda etmedi.Ama neden? Neden İngiltere'nin,Almanya'nın,Fransa'nın sânâyî devrimlerinde hallaç pamuğu gibi atılan Avrupalı proleterler bir devrime öncülük edemedi?

bütün bu genellemelere varmadan Paris Komününe bir uğrasak iyi olacak galiba..Komünü uzun uzadıya anlaatcak değilim..zaten 60 gün sürdü..ama o 60 gün direnişin ve 'uygarlığın' sembolü haline geldi..Ezilmişliğin doğusu batısı olmuyor...dediğim gibi bugünkü Avrupa işçi sınıfı ile karıştırmamak gerek..çünkü bugünkülerin kaybedecek çok şeyi var..ama Paris Komünü'ndekilerin yoktu..Bugün de göçmen işçiler aynı rolü üstlendi Avrupa'da..her ne kadar sınıf çelişkisinden ziyade ayrımcılık karşıtı olsa da sonuç olarak ezilenlerin sesidir..Avrupa işçilerinin çoğu çıkarlarını burjuvazi ile aynı kesede görebilir..Soğuk savaş bitiminden beridir traşlanan sosyal politikalar ile akılları başlarına gelir yakın zamanda..Bir de Avrupa'da hiç azımsanmayacak ölçüde bir Anarşist hareket var ve bu kitlenin oturup beklemeye hiç niyeti yok..Avrupa'nın kapitalizm ve rönesansla yoğrulmuş eleştirel kültürünü dışlarsanız çok şey kaybedersiniz..
Rus devrimi ezilen halkların devrimi olarak kalabilseydi varlığını haala sürdürüyo olurdu..ancak varlığını yüzyıllardır koruyan bir sistem ile mücadele ettiğini gözardı etmemekte fayda var..
Tarihin ilerlemediğini varsaymak,tarihin sonunun geldiğini ilan etmekten ne kadar farksızdır?

Çatlaklar kutsaldır,çünkü,ışığı içeri sızdırırlar

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #14  
Eski 04-02-2007, 22:18
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Tarih İlerler mi?

Avrupa'da bir sürü hareket,bir sürü farklı fraksiyon,çok uç noktalarda açılımlanmış idealist organisazyonlar var.Kara ceketlilerden tut da,Homoseksüel kurtuluş hareketine kadar.Bu bir gerçek,ancak iki uçlu.


Burda Fukoyamalık yapmaya başlamadan önce (kendisi popüler bir yeni çağ teorisyeni olarak çok sevildiği,için bu türden bir kavramdan da bahsetmeye başlamamızın zamanı geldi,"Fukoyamalık") bu iki gerçeğe vurgu yapmak gerek.


Evet Avrupa'da çok farklı ideolojiler bizim,ütopik diyebileceğimiz örgütlenmeler var.Ve pek tabi,bu örgütlenmeler;"özgür ve idealist" düşünüşün bir yansıması olarak orada durmaktalar.Bu gerçeğin,parlak parçası.Ancak senin verdiğin o çok güzel "Paris Komünü" örneğinin ömrü bizi ikinci bir gerçekle yüz yüze bırakıyor.


Sömürü ile nemalanan,sömürüden gelen kazançla var olan ve bu sömürünün getirilerinden nasiplenen bir sistem tarafından evrilen bireylerden,kendilerini yaratan gerçekliği bozup,ellerinin tersiyle atmalarını bekleyemeyiz.Bu tür bir gerçek içinde yaşamaya çalışan,küçük örgütler,kurum ve komünler,"toplaşma" olarak kalmaya mahkûmdurlar.Üstelik dâhâ da kötüsü,popüler kültür bütün bu örgütlenmeleri,"bir yaşama aşaması","atlanacak bir dönem","gençlik hezeyânı" olarak satmaya devam ettiği sürece de,bu gerçekle kaçınılmaz olarak yüzleşmek zorundasın.(Bakınız;Sırt çantasıyla dolanan,dağa tırmanan,Ferrari'sini satan ama günü geldiğinde de İtalyan takımını sırtına geçirip CEO'luk hâyalleri kuran insan modeli)


Kimseyi elimin tersini göstermek istemem.Kimseye dur deme hakkımda yok.Sadece olmayanın neden olmadığını ve olamayacağını anlatmak istiyorum.Kendi içinde tüm idealist hareketler kutsaldır.Bu çerçevede kurulmuş tüm barınaklar birer tapınaktır.Ama tapınaklara da tapınacak insan lâzım.


"Tarihin Sonu" tezi ise en az "Tarih ilerler" tezi kadar tezlidir.(amaçlıdır) 15 yıllık bir yalanlama portresi,boş bir gerçeklik algısıdır.Artık tarihin bittiğini,sistemin tüm kusurları ve aşamalarıyla gerçekleştiğini,artık önemli olanın;"Kapital Ekonomi"ye uymayanları uydurmak olduğunu iddia eden bir tez bu.Hegel'in "tin"i,Marks'ın "üretici güçleri"i gitmiş yerine "kapitalist sistem" gelmiş.Amaç hiçte farklı değil.


Bense tarih ilerlemez derken,bu sistemleme savaşının hâlâ devam ettiğini,değişen hiçbir şey olmadığını,bundan 1000 yıl önce devam eden;"sömürü savaşı" kavramının hâlâ içinde bulunduğumuz gerçekliği şekillendirdiğini anlatmaya çalışıyorum.Savaş son 200 yıldır bu kez Hegel'in bakışıyla devam ediyor.Belki bir 200 yıl dâhâ da Fukoyama ile devam eder.


Tarih ilerlemez,bir sonun ilânı etmiyor.Kimsenin ölüm beyannamesi de değil.Sadece çalan zilin gürültüsü.Sabah oldu;tatlı uykularımızdan,uyanmamız gerek.

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!