"Gelecekte de bir tanrıya ihtiyacımız olacak mı?" sorusu son dönemde oldukça kafama takılıyor.Niye bilmem,aslında ilâhî konularla ilgili fazla derdim de yok,bu bakımdan kendimi "unumu eleyip,eleğimi de asmış" biri olarak tanımlıyorum.Ama
|
#1
|
||||
|
||||
|
Geleceğin Tanrısı
"Gelecekte de bir tanrıya ihtiyacımız olacak mı?" sorusu son dönemde oldukça kafama takılıyor.Niye bilmem,aslında ilâhî konularla ilgili fazla derdim de yok,bu bakımdan kendimi "unumu eleyip,eleğimi de asmış" biri olarak tanımlıyorum.Ama son 5-6 yıldır, sanal âlemden tâkip ettiğim kadarıyla Tanrı inancının fazlasıyla aşındığını görüyorum.Özellikle Entellektüel diyebileceğim,mürekkep yalamış,aklı başında,üç beş cümle kurup,kurduklarını da okutabilecek kapasiteye sâhip kitle içinde hızla yayılıyor gibi geldi bana ateizm.
Yanlış anlamayın,amacım tenkit etmek,STV ağzıyla bir "tehlike"ye dikkat çekmek falan değil.Sadece bunun sosyolojik bir süreç olup olmadığını merak ediyorum.Biz geliştikçe Tanrımız kayıp mı oluyor? Ve dâhâsı,yaratacağımız,ya da en azından yaratmayı umduğumuz hijyenik gelecekte O'na da bir yer bulabilecek miyiz? Kendi gelecek kurgusunda Tanrıya'da bir sandalye ayıran var mı? Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Tanrı inancının "yukarıda bizi seyreden ilahi güç" yerine "tüm evreni saran büyük güç/enerji" formuna dönüşüyor olması bence olumlu bir gelişme ancak ateizm konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. zaten "duygu" ibaresinin gitgide yok olduğu bir ırkta herhangi birşeye inancın da yitiriliyor olması iyiye işaret değil elbette.
We live |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
discorsis, bahsettiğin durumdaki insanların (belli bir olgunluğa ulaşanlardan bahsediyorum) büyük kısmı genelde ateizm yerine deizm ve buna benzer kavramlara yöneliyorlar. Ben ateistim diye gezenlerin büyük çoğunluğu aynı bir zamanlar olan satanist özentisi gençliktir, bu konuda bahse girebilirim
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Aslında ateizmi oldukça genel bir ibâreye karşılık gelecek şekilde aldım.Hâkim Tanrı,Allah algısının dışına çıkan veya onu külliyen red edip,eski akitlerin tamamına hafiften sezilebilecek bir küçümseme ile yaklaşan herkese elbette "ateist" diyemeyiz.Senin de değindiğin gibi çok dâhâ antik olan "deizm","panteizm","gnostisizm" vb.. akımlara kayanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok.Satanizm ise matrak bir tarihle ilgili,gülmemek elde değil
![]() Ama yine de bütün bu akımlarında git gide Ate bir dünyaya giden yolda basamak olabileceğini düşünüyorum.İnsanlar zamanla,kendi içlerinde ki veya bardaklarında ki Tanrıyla olmayan bir ikizi arasında seçim yapmak zorunda kalacaklarmış gibi görünüyor,burdan bakınca.Ama ben Panteon'da da değilim tabi Çağdaş bilimle kurulmuş Ütopyalar da genelde bu doğrultu da ilerliyor.Aklın ama sadece aklın hüküm sürdüğü,derin dondurucudan fırlamış gibi görünen bir gelecek.Richard Dawkins sağ olsun,bezdirdi beni. Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil. |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Allah inancını ve varlığını, tüm dogmalardan sıyrılmış bir beyinle tartışmak sonuna kadar gerekli bence.
Artık sonu nereye varır bilinmez ama tartışılması gereken bir konu. Kestirip atan arkadaşların yanlış yaptıklarını düşünmekteyim. Nasıl ki delil ya da tez öne sürmeden yoktur demek abes ise, vardır demekte abestir. Benim kendi kurguladığım geleceğimde ise bugünün Allah ya da Tanrısı maalesef yok. Robotların insan ırkının yaşamını tehdit edeceği bir gelecek düşlüyorum ben daha ziyade ve yine bu sebep yüzünden kendilerini geliştirmek ve evrimlerini daha hızlı gerçekleştirmek zorunda olan yeni bir insan ırkı düşlemekteyim. Ya da uzayda farklı evrenlere sahip ülkeler...
Tasarlamakla başladı herşey. |
|
#7
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Çılgın filozofların yorucu distopyalarını okumak tabi insanın içini daraltmayacak gibi değil. Ama "Allah"ın olmadığı "inançsız" bir dünya ve bu dünyanın "buz gibi"liğine katılmıyorum. Bana göre tanrı insanın sahip olduğu değerlerden biri değildir, inanıp inanmaması çok birşeyi değiştirmez (sosyolojik olarak) ama birşeylerin göstergesi olabilir.
İnançsız insanlar çoğalıyor dediğimiz insanların da çok idealist tavırlara sahip olduğunu sadece tanrı konusunda materyalist takıldıklarını görebilmekteyiz. İnanç konusu tanrıyla bağdaştırılmamalı burda da göründüğü gibi. İnsana inanç, sevgiye inanç ve umuttur insanda bulunması gereken. Bu inanışlardır insanı sıcak tutan, tanrı sonraki evredir.
|
|
#8
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Günümüz organize dinlerinin şekillenmeye başlaması, özel mülkiyetçiliğin ve buna dayalı sınıf farklarının oluşmaya başladığı ilk feodal toplumlara kadar dayanır. Bu gün de olduğu gibi, o tarihlerde de din olgusu, toplumu organize bir şekilde manipule edecek bir araç olarak kullanılmıştır. Din daima bir elitler çevresinin elinde olmuştur ve Daima mülkiyet sahibi sınıfa yakın durmuştur. Bize cennet hayalleri altında aşıladıkları "eşit" yaşam biçiminin bu dünyada asla var olmayacağı inancını ve benzeri düşünceleri aşılamıştır hep. Dikkat ederseniz, dinler tarih boyu mülkiyetin sahibi sınıflara hizmet etmiştir. Bunlar zaman zaman din adamlarının da kendisi olmuştur. bir çok dini yönetici ve söz sahibi kişi, mülkiyet sahibi sınıflardan olmuştur. Din kurumları geliştikçe, din organizasyonu içinde yer alıp mülkiyet elde etmek, aynı günümüzün finans piyasaları içerisinde yer alıp bişeler koparmaya çalışmak benzeri bir hareket haline gelmiştir. Bu Terihsel detayları çok derinleştirmeye gerek yok, zira uzadıkça uzar.
Günümüzde bu tür organize din olgusunun çözülmesi normaldir. Çünkü diğer eski dinlerde güncelliğini yitirince çözülüp yerini başkasına bırakmıştır. Daha inandırıcı, daha organize olanına devretmiştir bayrağı. Günümüz global sermaye ekonomisinde, şu anki dinler etkinliğini gitgide yitirmektedir çünki mülkiyet ile olan ilişkisi hemen hemen bitmiştir. Elbette hala yönetenler tarafından bir kalkan olarak kullanılmaktadır ama haberleşmenin bu kadar yoğun olduğu bir çağda, bu kadar çelişki içeren bir inanışın çözülmesi kaçınılmazdır. Evrim her canlı dokuda hasıl olduğu gibi, sosyal olgularda da hasıl olmuştur. Dinlerde her zaman daha üst bir form'a dönüşme eğilimi göstermiştir. Günümüzde gitgide yayılan "Enerji-ışık" dinleri geleceğin dinleri olacaktır. Çünkü bilime daha paralellik göstererek inandırıcılık kazandırılması daha kolaydır bu olguların. Dogmalar her zaman insana işlemeden önce, kişinin bilinç ve bilgi unsurlarına dayandırılarak ispat edilir. Günümüz insanı, gökyüzünde uçup, kişilerin geleceklerini bir yere yazan, cennet hazırlayıp, erkeklere orada kadın dağıtan, insanları cezalandırmak için çoluk çocuk ayırmadan deprem yapan bir tanrı olgusuna inanmayı terkediyor elbette. Ama " Tüm evreni saran, herşeyin yapı taşı olan şey enerjidir. Bu enerji bütünü tanrının kendisidir. Biz hepimiz, çok ama çook büyük bir şeyin parçasıyız. O heryeri kapsayan bütünün kendisidir. Tanrı heryerde değil heryerin kendisidir.." vıdı vıdı vıdı...idterseniz size kutsal bi kitap yazayım buracıkta. Varoluşun ardındaki gerçeği arayan zekalarımızın, kendini tatmin için böyle bir şeye kendini inandırıp rahatlaması belkide psikolojik bir kaçış davranışıdır. Ancak Dünya üzerinde bu davranış eğilimimni kullanan güçler var. Bunlar ile insanoğlunun üzerinde hüküm sürdüler binlerce yıl. Bunların benzeri şeylerle yeni düzenler kuracaklar belkide. insanoğlunu esas gerileten şey, soru sormayı bırakıp kendini dogmalar ile tatmin etmesidir bence. Bugün sınıf farkları ve sermaye-kar olguları olmasaydı, şu an para kazandırmıyor diye emek harcanmayan bir çok şey geliştirilip insanoğlunu ileri götürebilirdi. [COLOR="Black"][B]SHARE YOUR WISDOM ![/B][/COLOR] |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Herşeyin başında Din olgusunun yok olduğunu veya olacağına inanmak yanlış bence çünkübazı kesimler içerisinde deizm veya benzeri ne kadar yaygınlaşıyorsa dine inanan insan sayısıda aynı oranda artmakta hemde yeni inananların hepsi daha fanatik
![]() Din olgusunun Tanrı'nın varlığı veya yokluğu ispatlansa bile insanlık içerisinde her zaman var olacağına inanıyorum çünkü insan yapısını incelediğimiz zaman insanların korkak canlılar olduğunu ve her zaman sığınıcak bir liman misali kendisinden yüce bir kudretin varolduğuna inanacak olmasını gösterebiliriz. Elbette insanlık kendini geliştirip sosyal tüm sorunları aştıktan ve belki sosyalizm ütopyasını gerçekleştirdikten sonra belki tanrı olgusunun yerini başka birşey alabilir ancak ben bunun olacağına inanmıyorum. People fear death even more than pain. It's strange that they fear death. Life hurts a lot more than death. At the point of death, the pain is over. Yeah, I guess it is a friend. |
|
#10
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Açıkçası türk toplumu açısından dinin veya tanrı inancının kaybolma tehlikesi olduğunu düşünmüyorum..
Bir ihtimalle büyükşehirlerde postmodern yaşamın ancak yaptığı etkiler sonucu yeni nesil için-o da bir ihtimal- discorsis in bahsettiği durum olabilir ki bunun da oluş şekli genelde sorgulamadan çok "Banane yahu" şeklinde olmakta.. Halkımızın çoğunluğu yukarıda da belirtildiği üzere sorgulamayı bırakın kitabı okumayı bile sıkıcı bulmakta ve bunun yanında insanımızı bu konuda rahatsız eden herhangi bir konu veya olgu pek bulunmamaktadır... Ne olursa olsun bu konuya şüphenin "ş" sinin dahi dokunması "Saygısızlık" olarak anlaşılmaktadır.. Ayrıca entelektüel çevreden hoşlanmayan bir toplumumuz olduğu da aşikarken karşılıklı etkileşim de(olumlu veya olumsuz) söz konusu olamaz zannımca.. Bu konudaki kendi hayatıma dair kendi nacizane fikrimi de yine kendime saklıyorum... Son düzenleyen JosefK : 22-12-2006 - 15:25 |
|
#11
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Güzel bir tespit yapmış discorsis. "Bilgili" insanların dinin getirdiği önyargılardan sıyrıldığı bir gerçek. ama ateizm dinsizlik veya tanrısızlık olarak görülmemeli (kötümser olmaya gerek yok
[gerçi tanrı'yı o kadar büyütmeye de gerek yok çoğunlukla o yüzden]), ateizm'in dini ve tanrısı tabiattır. Bir nevi naturalizm veya LaVeyan Satanizmi (satanizm değil, laveyan!) ...ileride tanrı kavramının tamamen kaybolacağı görüşündeyim, tabi bir miktar fanatik kalacaktır ama nereye kadar. Ama belki de toplum düzeni için bir tanrı şarttır, hayali olsa da.
[SIZE="1"][B][COLOR="Red"]-Ah mösyö, Tanrı benim ve siz gazabıma uğramak üzeresiniz (kemerini çözer ve..)[/COLOR][/B][/SIZE] |
|
#12
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Çılgın filozofların yorucu distopyalarını okumak tabi insanın içini daraltmayacak gibi değil. Ama "Allah"ın olmadığı "inançsız" bir dünya ve bu dünyanın "buz gibi"liğine katılmıyorum. Bana göre tanrı insanın sahip olduğu değerlerden biri değildir, inanıp inanmaması çok birşeyi değiştirmez (sosyolojik olarak) ama birşeylerin göstergesi olabilir. Pek tabi,ateizm;formel,metodik ve hatta yer yer robotik bireyler yaratmaz.Aslında bu konu hakkında uzun uzun konuşmak yerine şöyle bir özet yapayım;"MR.Spock Spuck olmakla birlikte eksiksiz bir mümin sayılırdı.Tabi bir Vulcanlının olabileceği kadar." ya da popüler kültürden bir alıntı dâhâ;"Scully bir Katolik'ti belki ama Mulder'ı sık sık Scullylemekten de hiçbir zaman çekinmedi."(Üstelik kendisi tam bir kızıl) Kısaca bir tanrınızın olması sizi bir Heide yapmadığı gibi bir Spock olmanızı da engellemeyecektir. Ancak kastım işin Sosyolojisine yönelik.Ate toplum tanımlamaları kültürel olarak tamamlanmış bir sosyalliğe atıf yaparlar.O toplumlarda tüm olgular bilinir,bütün oluşlar aşamalı,kontrollü ve belirlidir.Her şeyin açıklaması yapılmış,tüm dertler çözülemese bile en azından tüm dertler tanımlanmıştır.Öncesizlik ve sonrasızlık yoktur.Sadece şimdilik bulunur.Geri kalanlarsa felsefenin sınırlı akedemik çekirdeğine havale edilmiştir. Her şey pragmatizmin kıymetli kepçesinden süzülenler kadardır.Duygularda bu elekten süzülebildikleri kadar vardırlar artık,ruhlar da tanrılar da.Bana soğuk gelen budur belki de.Ama elbette bu da vücut sıcaklığı ile ilgili. ![]() Seküler bir topluma giden yol seküler bir devlet değildir belki,nitekim 50 yıllık Komunist sistematik bize bunun açıklamasını da yapmıştır.Şimdi de ileri Kapitaller aynı yapıyı kurguluyorlar ne ilginçtir ki. Ama bilmiyorum,belki de o toplum modeli de bir şekilde,doğmak ve ölmek zorunda. Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil. Son düzenleyen discorsis : 23-12-2006 - 00:03 Sebep: belagat |
|
#13
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
evet tamamen katılıyorum bence zaman geçtikçe kopuyolar.özellikle de gençler arasında çok moda ya öle ateist olmak ama bi olay oldugunda da Allah korusun veya inş.falan gibi tabirleri kullanmaktan da ödün vermiolar artık ne şekilde gerçek inanışlarıysa....
insan dogaya bence daha fazla hakim olmaya başladıkça n biliim bi güçe inanmıolar heraldi ya neysee herkesin dini kendine nası olsa boşverelim biz bence=) |
|
#14
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Bence bilim geliştikçe yani olağanüstü sanılan olaylara olağan yanıtlar bulundukça insanların metafiziğe güveni sarsılıyor.
çünkü bilinmez ve kavranamaz görünenler giderek açıklanabilir yaşanabilir hatta tekrar yaratılabilir oluyorlar.. Kavramsal olarak da tanrı çok değişti. eskiden insansı tanrılara inanılırken. şu anda enerji formu gibi bişi insanlara daha yakın geliyor. gelecekteki tanrı? şu anki anlayışla aynı olmayacağı kesin başka bir forma dönüşebilir. yada insanlar metafiziksel olaylara olan inancını tamamen yitirebilir. ama belkide insanoğlu kendi kendi hep korunma içinde hissetmek ister ve tanrıdan yada tanrılarından kopamaz. Dünya bir gündür o da bugündür |
|
#15
|
||||
|
||||
|
Ynt: Geleceğin Tanrısı
Bir alinti: ANTROPOSOFİ - TİNBİLİM HAKKINDA "İnsan olmanın bilgeliği ya da insan olmanın bilinci olarak açıklayabileceğimiz Antroposofi, 20. yüzyılın başında Rudolf Steiner tarafından insanlığa aktarılmaya başlandı ve ölüm tarihi olan 1925’e kadar sürdü. 1862de Avusturyada doğan Steiner Viyana Teknik Üniversitesinde gördüğü eğitim itibariyle bir bilim adamı idi. 1900’ler öncesi sıra dışı bir eğitmen, tarihçi, yazar, filozof ve bir sanatçı olarak çalışmalarını sürdürürken, 20. yüzyılın başından itibaren Teosofik Toplumda tinsel konularda dersler vermeye başlamasıyla ‘tinsel araştırmacı’ yönünü de bunlara eklemiş oldu. Steiner, kim olduğu ve ‘niyetinin’ ne olduğu belirsiz tinsel varlıklardan gelen, içeriği meçhul bilgilere ‘kanal’ olan bir medyum değildi. Kendisi en yüksek derecede bir inisiye olarak bilinçli ve berrak bir durugörü yeteneği ile ‘gerçek’ Tinsel Dünya bilgilerini Akaşa Yazıtlarından (kayıtlarından) okuyarak indirdi. Kur’an-ı Kerim ayetlerinde bu yazıtlar Levh-i Mahfuz (korunmuş levha) olarak geçer. Gerçekten de, Yüksek Tinsel Varlıklar tarafından korunmakta olan bu tinsel kayıtlara ulaşmak için tinsel dünyanın izini gerekmektedir. Süregelmekte olan insan evriminde, Karanlık Çağın, (Kaliyuga’nın) 20. yüzyılın başında sona ermesiyle, tam bu zamanda, bu bilgilerin Antroposofi-Tin bilim şeklinde insanlığa aktarılması da Tinsel Dünyanın mükemmel zamanlamasına işaret etmektedir. Antroposofi, Tinsel yani duyu üstü dünyaya ait konuları, değişik millet, din ve kültürden gelen her insanın normal düşünce ve mantığıyla anlayabileceği bir biçimde aktarır. Eğitimi (Waldorf Okulları), sanatı, mimariyi, tarihi, biyo-dinamik tarımı, şifayı, tiyatroyu ve yeni Öritmi (Eurythmy) dansını insanın fiziksel dünya yaşamına tinsellik kazandıracak bir biçimde ele alır. Steiner ayrıca, insanın tinsel yapısına uyumlu, ‘üç yönlü dü |