.aşağıdaki mail geldiği zaman önce sürekli aynı şeyleri söylüyor olmamızın artık aynı havanda su dövmekten öteye gidemediğini düşündüm.ancak şunu farkettim ki aslında yanılıyorum,zira ciddi anlamda bu ülkede tek yürek olabilme
|
#1
|
||||
|
||||
|
sessiz çoğunluğun çığlığı
.aşağıdaki mail geldiği zaman önce sürekli aynı şeyleri söylüyor olmamızın artık aynı havanda su dövmekten öteye gidemediğini düşündüm.ancak şunu farkettim ki aslında yanılıyorum,zira ciddi anlamda bu ülkede tek yürek olabilme zamanındayız.önümüzdeki siyasi oyunları ve tehlikeleri irdeleyip bunlar için en azından içimizden geçenleri söyleyebilmeliyiz.zira inandıklarımızı dillendirmedikçe,kaygılarımızı sözlere,tepkilere dökmedikçe suskunluğumuz başkalarına cesaret veriyor.anladım ki artık sadece kendi aramızda konuşmak değil sesimizi daha çok kişi ile paylaşmak zorundayız.nisan ayında cumhurbaşkanı değişecek.bu meclisin seçeceği bir cumhurbaşkanının ne demek olduğunu düünmek bile istemiyorum.bu güne kadar ahmet nejdet sezer e onaylatamadıkları her yasanın kolaylıkla uygulamaya geçebileceğini bilmek,bazı yasaların halkın haberi bile olmadan usulünce(şimdikinden daha cüretkar)ve kendi çıkarlarına ve muhtemelen uzun vadede vatanın zararına olacağı bi gerçek.
şimdi bilmek istiyorum..o günler gelene kadar böylece bekleyecek mi bu ülke.yoksa bu da demokrasinin bi parçası,çoğunluk(?) seçti ,geriye kalan sessiz çoğunluk da buna seyirci kalacaktır diyip elimiz kolumuz bağlı oturacak mıyız? işte bana gelen mail.siz ne dersiniz? SESSIZ COGUNLUGUN CIGLIGI Bizler cogunluktuk bu ulkede ama ezmedik, ezildik. Bizler mutluyduk bu ulkede, sovulduk , oldurulduk. Bizler Cumhuriyeti, Demokrasiyi ogrendik bu ulkede Kanlarimizi dokerek, sevdiklerimizi kaybederek. Bizler laiktik, inanip inanmama ozgurlugune inandik, boyle buyuduk. Bizler ozgurduk Tek Disi Kalmis Canavara karsi. Bizler Sanli Tarihimizle buyutulduk, ovunduk, boyun egmedik. Masaya yumrugunu vurup kalkan liderlerimiz de oldu, Artik el pence divan durdugumuz ulkelere karsi. Simdi kanunla, parayla sattigimiz topraklarimiz bizimdi, Vermemistik kimselere cephede, Yavru vatanimiz vardi, belki hic gezip goremedigimiz ama hep korudugumuz Takas konusu yapmamistik topraklarini, zengini daha zengin, fakiri daha fakir etmek icin. Gazetelerimiz vardi, medya grubu olamamis, uc kurusa satilmamis. Gazetecilerimiz vardi para degil kursun yagdirilan ama dogrudan kacmayan. Bizler cogunluktuk ama sessiz birakildik. Unuttuk ciglik atmayi. Simdilerde sadece kendi aramizda fisildasiyoruz. Internet oldu hareket alanimiz. Bizler cogunluktuk ama bakin ne olduk. Azinlikta ve karanlikta yasayan insanlarin kolesi olduk. Bugun bir baslangic yapalim. Bir araya gelelim. Birlik olalim ki herkes anlasin "Sessiz Kalmak" kabul etmek degildir her zaman. Bugun baslayalim haykirmaya "Kabul etmiyoruz. Alismayacagiz. Bu ulkeyi Vatansizlara birakmayacagiz." Sadece bu kadarini yapabiliyorum.Ama biliyorum ki yeterli degil ve istiyorum ki artik meydanlara cikip " Bizler de variz. Biz Laik, Demokratik Turkiye Cumhuriyeti'nde yasamak istiyoruz. Bizler Atalarimiza layik olmak istiyoruz. Bizler Turk kalmak istiyoruz. Bizler kadinimiz ortulerin altina kapatilmadan yasasin istiyoruz. Turban degil, inanc ozgurlugu istiyoruz. Bizler tekke ve zaviyeler kapatilsin, kiyafet kanuna uyulsun istiyoruz. Bizler vatan topraklarini satanlar, kufurlu konusmayi marifet sayanlar, kokeni din olan partiler tarafindan yonetilmek istemiyoruz" demeliyiz. COK GEC OLMADAN! Siz ne dersiniz? Eger ayni fikirdeyseniz lutfen bu maili herkese gonderin. Yalniz olmadigimizi bilirsek daha kolay karsi koyabiliriz. Fulya Ekmen
İnsanlığın üç devri; |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Ynt: sessiz çoğunluğun çığlığı
Bu konuda bir düşüncem var:
50 yıl içinde bu konuda çok şeyin değiştiğini düşünüyorum.Okuduklarım ve gözlemlediğim kadarıyla, o dönemde sözü dinlenen baskın kesim okumuş ve saygı duyulan kesimdi.Aynı kesim büyük oranda Cumhuriyetin temel niteliklerini ve ilkelerini herşeyin önünde tutan ve toplumsal sınıf olarak maddi gücü yerinde, en azından bu konularda duyarlılık gösterecek ve bu konularda kafa yoracak özgürlüğe sahiptiler.Karşıt (ben gerici diyorum) kesim yüksek ölçüde cahil ve karşı çıkacak maddi güce sahip olmayan bir kesimdi. 50 yılda peki ne değişti? Bu karşıt (gerici) kesim dünyayı algılamaya ve ticarete asılmaya başladı.Ve bir güç odağı haline yavaş yavaş gelmeye başladılar.Cumhuriyetin aydınlık çocukları olan bizler ise doğal olarak okumaya ve tüm enerjimizi bu yönde kullandık.Bunda bir yanlışlık yok tabii bence de böyle olmalı.Zaman içindeki dönüşüm sonucunda biz kendimizi okumaya verenler ve geleceğe büyük oranda umutla bakanlar bir yerde yanıldık. Çünkü artık kendi özel bürolarımızı açamadık.(En azından çoğumuz)Ve çalışmak için bu güç odaklarının büyük firmalarında orta kademelerinde ve teknik pozisyonlarında bulunduk ve bulunuyoruz. Yani, yine bence, büyük oranda bu gerici ticari zümrenin çalışanı olduk.Ve elbette belli oranda gelecek kaygıları nedeniyle sessiz kaldık ve bu gidişle gıkımız da çıkmayacak.Çünkü günümüzde kendi işimizi kurup piyasada ayakta kalmak geçmişe göre daha zor. Son günlerde bu olaylar karşısında cevap ve tepki veren tek kurum Genelkurmay'dır.Gençlik olarak bizler gelecek kaygılarımız nedeniyle tepki veremez, meydanlarda sesimizi yükseltemez olduk.Çünkü artık üniversiteliler bulunmaz hint kumaşı değiller ve bir kişinin yerine hemen yenisi gelebilmekte ve bu okumuş kişi toplumsal olayların detaylarını yakalayabilmek bir yana genel olarak çoğunu izleyememektedir.Elbette hiçbirşeyin farkında olmadığını söylemek haksızlık olur, ama bireysel olarak herhangi bir karar mekanizmasının içinde yer alamadığından yapabileceği bir şey yok! Ama yazıda belirtildiği gibi, Cumhuriyetimizi ve temel değerlerini korumak, böyle bir ülkede yaşamak istiyorsak bu isteğimizi yüksek sesle(yani birlikte), o karşıt(gerici) kesime duyurmalıyız! Yine bu konuyla ilgili bir mailde bana gelmişti, yazıya bir devam olarak düşünerek paylaşmak istedim : Kaç kişiyiz biz? Nicedir bu sorunun yanıtını arıyorum. Kendi içimde... Aslında bu sorunun yanıtı, bize kimin sonuca ulaşacağını da gösteriyor. Belki de herkesin kafasındaki yegane soru bu. "Biz kaç kişiyiz?" Hatta sormaya devam ediyorum: Çoğunluk muyuz? Yoksa artık az mı kaldı bizden ? Devir değişti mi ? Ülke bizim gibi düşünenlerden kurtulacak mı? Ben çoğunlukta hatta çok, çok ,çok çoğunlukta olduğumuzu düşünenlerdenim. Çünkü neden hükümet olunmasına rağmen iktidar olamayanların en iyi açıklaması budur. Giderayak başlayan gerginliğin,bu sinirin,basit hadiseler karşısında bile gösterilen aşırı tepkilerin sebebi de budur. Ben kendi içimde bu soruların yanıtları ile bir açıklama yaratmaya çalışırken ancak henüz yazmazken sağolsun küfürbaz bir okuyucumuz beni kendime getirdi. Daha öncede söylediğim gibi küfür içerikli yorumları siteye taşımamaya özen gösteriyoruz.Küfürün hedefi kim olursa olsun. Ancak bu saygıdeğer (!) yorumcumuzun cinsel içerikli isteklerini sıraladığı görüşleri haricinde ciddiye alınacak bir sorusu vardı. "Siz kaç kişisiniz?" Demek ki yalnız değildim. Küfürleri ayıkladıktan sonra en hafifinden şöyle diyordu bu sevgili (!)okuyucumuz: "Yazılarınıza başladığınızdan beri takip ediyorum,ama şöyle bir hesapladım,toplam 20 bin kişi bile yok saçmaladığınız yazılarınızı okuyan" Saçlayıp saçmalamadığımın takdiri bir yana ,evet şimdi bu soruyu ben de sormak istiyorum. "Biz kaç kişiyiz?" Türkiye de Atatürkçüyüm diyecek,laik, demokratik, cumhuriyet ilkelerini savunacak,kaç kişi var? Gerçekten iddia edildiği gibi az mı sayımız? Gerçekten biz geri kafalı mı kaldık? Bir zamanlar yedi düvele meydan okuyan ve ilmi hür ,irfanı hür nesiller yetiştirmek isteyen,yaptığı mücadele ile tüm dünyada, Mısır'dan Hindistan'a ezilmiş toplumlara umut ışığı olan bu devrimin çocukları artık nesiller içinde kayıp mı oldu? Atatürk devriminin sonunu mu yaşıyoruz? Yoksa karşı devrim isteği içindekiler kuvvet uygulayarak,psikolojik savaş yöntemleri ile safları mı dağıtmaya çalışıyor? İnancımızı ,devrimi tazeleme ihtiyacı içinde miyiz? Yoksa baskı altında çözülecek miyiz? Bu saygıdeğer (!) okuyucumuz beni yeniden bu soruları sormaya, yanıtlarını aramaya sürükledi. Çünkü açıkçası bu siyasetin kısa,orta ve uzun dönemde farklı sonuçları olacağını düşünenlerdenim. Kısa dönemde sevinenlerin orta ve uzun vadede yeniden hüsrana uğrayabileceğinden endişeliyim. Çünkü ihtiyacın yalnızca bir iktidar değişikliği değil, bir anlayış değişikliği olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü hükümetin yeni sahiplerinin eski alışkanlıkları sürdürmeyecek,yeni bir zihniyet ama gerçekten yeni bir zihniyet ile görev yapmak zorunda olduklarına inanıyorum. Çünkü gerçek değişim yaşanmazsa, hükümetin değişmesinin aslında hiçbir şeyi değiştirmeyeceğine,bir sonraki raunda kadar kuvvet toplanmasına yarayacağına inanıyorum. Türkiye'nin ikinci bir karşı devrim girişimine artık tahammülü yok diye düşünüyorum. Çünkü eski Türkiye'nin artık üzerindeki tozu silkeleyip,devrimin tazeleyen gömleğini giymesi gerektiğine,eskittiği,yıprattığı,kötüye kullandığı tüm erdemlerine hakettiği saygıyı göstererek yepyeni,taptaze,güçlü,kararlı bir kaptanlıkla istim basması gerektiğine inanıyorum. İşte bu yüzden inancımızı tazelememiz gerek. İşte bu yüzden ne çok olduğumuzu anlamamız gerek. Ben bana küfür ederek ben ve benim gibileri karamsarlığa sürüklemeye çalışan ve gerçekten,gerçekte ne düşündüğünü anlayamadığım,neye inandığını çözemediğim,neden gerçekleri görmekten kaçtığını bilemediğim bu zihniyete bir yanıt verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yazının okunma sayısı belki onlara en iyi yanıt olacaktır. Cumhuriyet çocuklarının sayısını belirleyecek kişi elbette ne o okuyucu, nede benim yazılarımın okunma hiti. Ancak sizden ricam bu yazının çok okunmasını sağlayın. Sayımızın ne kadar olduğunu düşünüyorsanız o kadar okunmasını sağlayın. 20 bin mi 50 bin mi 100 bin mi yoksa altmış milyon muyuz herkes görsün. Her bir hit saflarımıza çakılan bir çivi gibi maneviyatımızı kuvvetlendirecek. Her bir hit buradan yola çıkıp, Türkiye'yi yenilemek isteyen milyonlara kuvvet verecek. Buradan size çağrıda bulunuyorum. Bu yazının azaldığımızı düşünenlere bir yanıt olmasını sağlayın. Sayımızın ne çok olduğunu gösterin. İnanıyor ,bekliyorum. Alıntı : Kerimcan KAMAL [SIZE="4"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="DarkOrange"]veni vidi vici[/COLOR][/FONT][/SIZE] |
![]() |
| Etiketler |
| sessiz |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sessiz ve suskun bu şehirde… | Raiden | Echoes | 4 | 28-08-2006 11:43 |
| sessiz gemi | yedi | Echoes | 0 | 24-06-2005 16:46 |