Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Son bir kaç gündür edebiyat dünyası,tabi Aydın Doğan'ın kucağı çevresinden başlayarak,Nihal Bengisu'nun post-Modern feminist,kozmopolit dünyanın kadın peygamberi,Duygu Asena ile ilgili kaleme aldığı "Duygu Asena ve 'bizi ayıran nehir'ler" başlıklı yazısını

  #1  
Eski 30-09-2006, 20:36
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Son bir kaç gündür edebiyat dünyası,tabi Aydın Doğan'ın kucağı çevresinden başlayarak,Nihal Bengisu'nun post-Modern feminist,kozmopolit dünyanın kadın peygamberi,Duygu Asena ile ilgili kaleme aldığı "Duygu Asena ve 'bizi ayıran nehir'ler" başlıklı yazısını hazmetme çabası içinde.Her ne kadar ben Nihal Hanım'ı bulunduğu konum itibariyle pek sevemesemde,bu yazının yıllardır Duygu Hanım'a karşı içimde birike birike artık ciddi bir şişkinlik yaratmaya başlamış hissiyâtı kalemlere vurması bakımından önemli olduğunu düşünüyorum.Bakalım sizde nasıl bir etki bırakacak;


Duygu Asena ve 'bizi ayıran nehir'ler


"Türk basınındaki o inanılmaz ikiyüzlü güzelleme furyası beni Duygu Asena üzerine yazmaktan vazgeçirmişti. Ancak garip bir şey oldu: Pek çok 'erkek' arkadaşımın Duygu Asena'nın ölümüne açık açık sevindiğini gördüm.


İki hafta öncesine kadar, Putin'i sevenler derneği kurma, Hizbullah'a asker yazılma ve 1945 Sarıyer-Taksim minibüs seferleri hakkında bir kitap yazma ihtimallerinden her biri 'Duygu Asena'yı savunmak durumunda kalma' ihtimalinden daha yüksekti benim için. Duygu Asena ile beni ayıran nehir çok derindi çünkü. Fakat bu ölüm ile anladım ki, nehir sayısı ne birdi ne iki...

Asena'nın Türk-Müslüman kültürünün 'kadın' ile ilgili tasavvuruna ve tasarrufuna fazlaca zarar verdiği söyleniyordu. Kısmen doğru. Duygu Asena, o çok okunan kitabı 'Kadının Adı Yok' da, anneliğin 'emzirme' fiiliyatına bile leke sürmeden edemiyordu: -'Anne, niye kadınların memeleri var?' -'Çocuk emzirmek için kızım' - 'Niye, biz inek miyiz?' ve bunun gibi 'yuh' dedirten cümlelerle...

Kendi bedeninden memnun olmayan ve Allah'ın bahşettiği bir çift göğüs hakkında bile 'şaibe' üreten kompleksli bir zihin, nasıl olacaktı da buradan bir 'özgürleşme' çıkaracaktı? Tamam, 'anneliği' de fetişleştirmemeli, doğmamış çocukları 'poz verme' vesilesi yapmamalı, 'hamileyim memnunum' demek için yarısı kıyafetin dışında kalan göbeği avuçlamak gibi itici, Demi Moore'dan beri 'demode' durumlara düşülmemeliydi. Annelik içerdiği diğerkâm vaatten ötürü manalı bir şeydi, kadın bedeni üzerinde yol açtığı değişim 'tıbbî olmayan' amaçlarla seyirlik hale gelsin diye değil. Duygu Asena'nın da içinde bulunduğu feminist akım hamileliği pozlandırmasa da, anneliği tam da o 'diğerkâm' vurgulardan dolayı aşağılıyor, kadınlık durumlarının birçoğunu ontolojik bir memnuniyetsizlikle dramatize ediyordu. Mesele insanı 'işleve' indirgeyen zihniyeti eleştirmek ise, modernite, eleştiri skalasının en üst sırasında olmalıydı; fakat hayır,Türkiye'deki pek çok feminist gibi, Asena da sorunların kalbine inmek ve dokuya uygun çözüm üretmek yerine hazır adresleri tercih ediyordu: 'Bak, Batı'da, medeni dünyada, kadın ne kadar da özgür.'

Erkeklerin bunlarla derdi yoktu ve yanıldıkları nokta şuydu: Çabası ve birikimiyle bir noktaya gelen pek çok kadından farklı olarak Duygu Asena üzerinde çalışılmış ve piyasaya sürülmüş bir 'erkek' projesiydi. Rahmetlinin gözalıcı bir kalemi olduğunu kimse iddia edemezdi. Erkeklere boşuna sevindiklerini de bir türlü anlatamadım. Çünkü Asena, zannettikleri üzre öyle çok benimsenmiş bir rol modeli değildi. Olamazdı da. Elindeki reçeteler fazla dışarlıklı, fazla yabancıydı. Oysa, Müslüman-Türk kadınının aklını çelmek için bile dinden delil getirilmeliydi! Postmodern bir ağızla yarımağız Batı eleştirileri yapmalı, biraz Anadolu mistisizmi, biraz tasavvuf Elif-Bâ'sı kurcalanmalıydı! İşin doğrusu Duygu Asena, bu türden teknikleri akıl edebilecek durumda değildi.

Erkekleri derinden ürperten şey de ne ontolojik memnuniyetsizlik aşılamaları ne de kalem-kelam davasıydı. Mevzuyu 'aşk-börtü-böcek' kulvarında dolandırarak aklayan kadın ve erkek yazarlara çok fazla sözleri yoktu; ama Asena'nın 'erkek yaparsa, kadın da yapabilir' önerisi, Asena kimliğinde somutlaşan o 'erkeğin özgür cinsel yaşamı varsa kadının da olmalı' tezi belli ki epey ciddi bir irritasyona yol açmıştı. Doğrusu, benim gibi kadınlarla Duygu Asena'yı ayıran nehir de burada derinleşiyordu. Asena'nın en büyük günahı, bu yaklaşımın kadın haklarının 'öcüleştirilmesi'ne yaradığını görmemesi oldu. Temel mantalite 'erkek yapamaz, kadın da...' olsaydı, hem ahlaki hem de adil bir 'eşitlik' tasavvurunda uzlaşmak mümkün olurdu.

Bütün bunlar bir yana, bu ülkeye pek çok açıdan 'zarar vermiş' onca erkek son yolculuğuna gözyaşları ile uğurlanmış iken, 'zararlı' fikirleri bulunan bir kadının ölümünün bu kadar hoşa gidiyor olmasından garip biçimde incindim. Kendimi, soru: 'Muhafazakâr bir erkekle yarım saat aynı odada kalırsan ne olur?' Cevap: 'Feminist olursun', gibi hiç de komik olmayan esprilerle avutmaya çalıştım. O da kesmedi, Allah'a sığındım. "

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.


Son düzenleyen Sound_Of_Silence : 30-09-2006 - 23:12 Sebep: Tırnak işareti yerine çıkan soru işaretleri düzeltilmiştir
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #2  
Eski 30-09-2006, 20:42
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Ayrıca Nihal Hanım'ın konu ile ilgili bir röportajını ve başka bir kadın ikonumuz hakkında ki yorumlarını da şu bağlantıdan takip edebilirsiniz.Tabi bu arada kendi de bir ikon olmak üzere farkında değil.


Akşam Gazetesi - 'Arkanı dön ve çık' tavrını 'ben sende tutuklu kaldım'a tercih ederim

Ve bir kaç tepki mesajı da koyalım ki olayın vehâmeti daha iyi anlaşılsın.


Prof. Dr. Türkel Minibaş: (İ.Ü. Kadın Sorunları Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi) Duygu Asena'nın yapmış olduğu şey kadın haklarını öcü gibi göstermek değil. O yumuşacık bir kadındı. Asena edebiyatçı değildir, akademisyen değildir, zaten olmadığını kendisi de söylüyordu. Ama en çok satan yazarlardan biriydi.


Seyhan Ekşioğlu: (KADER Genel Başkanı) Duygu Asena kadın hareketinde bir mihenk taşıdır. Cinsel özgürlük kavramını telaffuz ettiği yıllarda, Türkiye'de kadın-erkek eşitliği değer olarak henüz yerleşmemişti. Konuşula konuşula kadının en tabi hakkı olduğu ortaya çıktı. İlk bahseden Asena olduğu için reaksiyon oluşturdu.


Ayşe Bilge Dicleli: (KADER eski Başkanı) Kadınların bedenlerine sahip oldukları, kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını anlattı. Bu illa bir kadının serbest bir hayat yaşaması anlamına gelmiyor. 'Bedenine sahip çık' mesajı önemliydi.

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.


Son düzenleyen discorsis : 30-09-2006 - 20:55 Sebep: ek bilgi,biraz daha bilgi boşluk inşası
Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #3  
Eski 30-09-2006, 21:23
Cey nickli Ayya$'ın avatarı
Cey Cey şu an forumda değil
Psychocandy
 
Mekan: İstanbul
Blog Başlıkları: 56
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Feministlerin kadın-erkek eşitliğini savunurken devamlı vurgulamak zorunda kaldıkları kadınların erkekler tarafından ezilişi , aslında feministlerin kadının ezilmiş olduğunu kabul etmelerine çıktığından feminist oluşumları hiçbir zaman destekleyemedim. Çünkü bir insan bir diğeriyle eşit olduğunu kanıtlamak istiyorsa bunu feminist veya herhangi başka bir oluşumun destekleyicisi olarak değil kendisini ortaya koyarak yani eşit olduğunu savunduğı insanın kulvarında kendini göstererek ispatlayabilir olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan bu dunya üzerinde eşitlik diye birşey yokken bu fikre inanmak için kuzey kutbu gibi serin biryerde yaşamak gerekir.

İşin ilginç noktası ise Duygu Asena'nın aslında aşırı feminist bir yazar değilken Türkiye'de belli kesimler tarafından uç bir yazar olarak gösterilmesidir. 13-14 yaşlarında Duygu Asena okuyan bir kızda oluşan feminist düşünce , okulu bitirp kariyer sahibi olmak ve maddi olarak özgürlüğe kavuşmaktır. Bunu ise günümüzde feministlik olarak görebilen (islam devletleri haricinde) birtek Türkiye'dir.

Bunun bütün sorumluluğunu Türk erkeklerine yüklenemez elbette. Suçun büyük çoğunluğu o erkekleri yetiştiren kadınların cahiliyetindedir. Bu yüzden bu ülkede erkeklerden önce kadınlar eğitilmeli ve sahip oldukları örümcek zihniyetten kurtarılmaları gerekiyor. Bu kocasından dayak yiyen kadınlara sığınma evleri açmak ve onları koruma altına almakla olacak bir iş değil. Feministlik yaparak eşitlik diyerek bağırmakla olacak birşey hiç değil. Bu noktada Duygu Asenanin etkisi yadsınamaz .

Geçenlerde tv 'de bir yemek programı vardı ve oraya konu olan aşçı kitabını tanıtırken yeni nesil Türk kızlarının yemek yapmayı bilmediğinden bahsetti. Çünkü anneler artık evde kızım okusun ve benim gibi bulaşık çamaşır ugrasmasın diye kızlarını mutfaga sokmuyorlarmış . Mutlaka Türkiye'de kızlarını okula göndermeyen bir kesimin çoğunluğu yadsınamaz ama yıllara gore bu oran hesaplanırsa eminim Türkiye bu konuda 10 sene önce olduğundan daha gelişmiş bir durumda olduğunu görecektir.

Oh , Yeah ?

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #4  
Eski 08-10-2006, 12:57
gudem nickli Ayya$'ın avatarı
özgürlük?nereye kadar?
 
Mekan: aydın
Blog Başlıkları: 5
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

ya neden bu tür insanlar ancak birileri ölünce meyydana çıkıyor?bu nasıl bi cürrettir ki karşınızdaki insan daha düne kadar size cevap verebilecek durumdayken sesinizi çıkarmaya korkar,pis kediler gibi sinersiniz ve bi bakarsınız ki rakibiniz yok ,maydan size kalmış....mal bulmuşmağribi gibi olaya atlarsınız.duygu asena adına cevap vermek ya da ölümündensonra onu yargılamaya ya da eleştirmeye kalışmak kadar çirkin bi davranış her şeydenöncebu zat-ı muhteremin iddia ettiğinden daha çok incitiyor beni,hele bi bayan olarak.

bu ülkede kadına bakış açısı ortada iken ülke içinde kadın haklarını bu kadar cesurca dile getirebilmiş bir yazarın önemini kavramak bu kadar zormudur?her söylediği doğru diyemem,ya da her dediğine katıldığımı iddia edemem ama burda verilen annenin emzirme meziyetinin lekelenmesi ifadesi bile bence çok ağır.zira duygu asenanın savunduğu kadının bu ülke içinde sadece eş ve anne rolü ile bezenmemesi gerektiği idi.kadının da herşeyden önce insan olduğu...ve eğer bir erkek için toplum hoşgörü gösteriyor ise kadın için de aynı hoşgörünün gösterilmesini beklemek her kadın için için en doğal haktı...

ülkeye açtığı yaralardan bahsedilen duygu asena için kim bana kültür yoksunu ibrahim tatlıses,kendini milli servet ilan eden boş beyinli hülya avşar ya da eşinselliği günlüük hayatta doğal bi tercih haline getiren bülent ersoy ve bu tipleri bukadar "öve öve öküz edip,dört kulaklarını sekiz eden"medyadan daha çok zarar verdiğini iddia edebilir.ne yazık ki bizim toplumumuz için laylay lom yaşam tarzı ,kafalarına göre ya da işlerine geldiği gibi dillendirdikleri özgürlük kavramı bu kadar yanlış algılanırken keşke duygu asenaların sayısı çoğalsa....çoğalsa da bu yazıları yazanların kökü kurusa...

İnsanlığın üç devri;
Taş devri,
Tunç devri,
Utanç devri....

cHiLaMuRé

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #5  
Eski 08-10-2006, 18:49
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Aslına bakarsan Gudem,Duygu Asena ölmeden öncede edebî çevrelerde öyle çok sevilen,bağıra basılan,arkasından türküler okunan veya veya yazdıklarıyla prim yapmış bir şahsiyet değildi.Nihal Hanım'ın yorumuna külliyen katılırsınız,katılmazsınız bu elbette sizin bileceğiniz ve kendinizle ilgili bir husustur,ama en azından Feminizm ve Duygu Asena'yı yan yana getirmeden önce bir kere dâhâ düşünmeniz gerektiği kanaâtindeyim.


Zirâ feminizim hiçbir zaman,tabi post,post modern yorumlarını hesaba katmazsanız,bir tür "sidik yarışı" olarak algılanmadı.Gerek fikriyatın türediği Avrupa'nın kültür başkentlerinde,gerek Amerika'nın vahşi Metrapol savanasında bu tür bir okumayla Feminizm'i algılamış insanlara bıyık altından gülmek ki,bunun için bıyığınız olması şart değil,vâcib ve hattâ farz kabilinden olmaktadır.


Şimdi böyle bir okumayla Feminizm'i algılayamaz mıyız,algılayabiliriz elbette.Sonuçta bu da algı kabiliyetimizle ilgilidir.Ama en azından bu ülkenin "Entellektüel" kadını sıfatıyla karşımıza çıkarılmış bir insan bunu böyle algılayamaz.Algılamaya hakkı yoktur.Algılarsa da kendine,"ben yazarım","ben bu ülkenin feminist bayraktarıyım" diyemez.Dememeli.Derse ayıp eder,bana da size de,ona da,kendine de.


Hem açıkçası ben bu şahsı İsrail'de komutanlarla güle oynaya,İsrail paşalarının ne kadarda insancıl,filozofik tipler olduğunundan dem vurmaya başladığı günden berridir pek hoşlanmam.Bir Feminist'in oralara kadar,Aydın Doğan'ın sponsoruğunda yol alıp,Emperyalizm'in iki numaralı Kurmay Albaylarıyla ne işi olabileceğini de merak etmekteyim.Neyse bunlarda çok önemli değil tabi.


Asıl sorulması gereken soru "Feminizm"in ne olduğu.Nedir Feminizm;bir tür Cosmo savaşı mı,neden ben çocuk emzirmek zorundayım canım,şeklinde serzenişler savurmak mı,en basitinden annelik dürtüsünü dâhi zayıflık,terazide kadının âlehine işleyen bir ağırlık olarak algılamak mı,erkektir yaparsa,kadındır dâhâ kötüsünü yapar,hakkıdır;düstûruyla yaşamak mı ? Yada bir taraftan ben Feministim deyip,bir taraftanda "Kadınca" gibi dergilerde editörlük yapmak ne menem bir aklın sonucudur,diye sormak gerekmiyor mu?


Bakın,beni asıl rahatsız eden şey,bu bayanın bir tür put hâline getirilmiş oluşu.Sanki,tüm bir Feminist fikriyat en zâlim,en basit ve en ilkel algılanışıyla bu bayanda vücûd bulmuş.Herhalde bu da Oryantalizm'in son zaferlerinden biri olsa gerek.Bunu algılamak,bir an olsun hâkim ideolojilerden sıyrılıp,el âlem ne der,korkusunu yenip bir şeyler söylemek bu kadar mı zor?


Evet ölünün arkasından konuşulmaz demişler,doğrudur.Ama ölen "Duygu Asena",fikriyâtı değil.

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #6  
Eski 08-10-2006, 21:43
gudem nickli Ayya$'ın avatarı
özgürlük?nereye kadar?
 
Mekan: aydın
Blog Başlıkları: 5
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

nihal bengisu:zaman gazetesi yazarı....kadın haklarını islami çerçeve içinde irdeleyen bir kadın yazar.....

siz hiç 14 yaşında,okulunu birincilikle bitirmiş,en büyük ideali bir doktor olmak olan bir kız çocuğunun,sırf abisinin islami kuralları gerekçe göstererek okumasına engel olduğuna(zira lisede erkek öğretmenler görürse namahrem olurmuş) tanık oldunuz mu?anne ya da babası bile değil...ABİSİ!!!!...ben o çocuğun gözyaşlarının ağırlığını hala omuzumda taşıyorum...ricalarımın,yalvarmalarımın,tehditlerimin boşa çıkışının ,çaresizliğini ben biliyorum.bir kız çocuğunun sadece kız olduğu ve kendi kafalarına göre inançlarının arkasına sığınan örümcek beyinlilerin elinde kaybuluşunun acısını yaşıyorum....benim de bir kızım var ve ömrüm olursa onu duygu asenalarla,adalet ağaoğlularla,mina urganlarla,elif şafaklarla büyüteceğim...

İnsanlığın üç devri;
Taş devri,
Tunç devri,
Utanç devri....

cHiLaMuRé

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #7  
Eski 09-10-2006, 01:48
gevezeus nickli Ayya$'ın avatarı
Dumanaltı
 
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Kadın Erkek Eşitliginde penaltılara gidilir diye bir geyik vardı icimde kalacagına forumda kalsın istedim

Sıkılmaktan bile sıkıldım

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
  #8  
Eski 09-10-2006, 16:47
discorsis nickli Ayya$'ın avatarı
milyon başı
 
Mekan: Discordia 12:03:46
Ynt: Bir Erkek Projesi;Duygu Asena

Alıntı: gudem;252635;

nihal bengisu:zaman gazetesi yazarı....kadın haklarını islami çerçeve içinde irdeleyen bir kadın yazar.....

siz hiç 14 yaşında,okulunu birincilikle bitirmiş,en büyük ideali bir doktor olmak olan bir kız çocuğunun,sırf abisinin islami kuralları gerekçe göstererek okumasına engel olduğuna(zira lisede erkek öğretmenler görürse namahrem olurmuş) tanık oldunuz mu?anne ya da babası bile değil...ABİSİ!!!!...ben o çocuğun gözyaşlarının ağırlığını hala omuzumda taşıyorum...ricalarımın,yalvarmalarımın,tehditlerimin boşa çıkışının ,çaresizliğini ben biliyorum.bir kız çocuğunun sadece kız olduğu ve kendi kafalarına göre inançlarının arkasına sığınan örümcek beyinlilerin elinde kaybuluşunun acısını yaşıyorum....benim de bir kızım var ve ömrüm olursa onu duygu asenalarla,adalet ağaoğlularla,mina urganlarla,elif şafaklarla büyüteceğim...


Aslında konu Nihal Bengisu Hanım değil,ama mâdem konu oradan açıldı bende sizi kırmıyor ve devam ediyorum.Haklısınız,Nihal Hanım kendi içinde bir tür teorik çelişki,bir Zaman gazetesi yazarı ve sırf bu bile laf koymak için iyi bir sebep,ama hatırlatırım Elif Şafak Hanım'da bir Zaman gazetesi yazarı ve hatta bir Fettullah Hoca Fanatiği ile evli,neyse tabi kimin kimle evli olduğu önemli değil.Nihal Hanım'ı bu özelliklerinden dolayı sevmediğimi zaten belirtmiştim.Buna ek olarak,Zaman Gazetesi gibi bir kurumda yazı yayımlayıp,nasıl aynı anda Türkiye'nin muhâfazakar enteli konumuna kendini çıkartabildiğini,iki işi bir arada nasıl yürüttüğü gibi gibi hususlar benim için hep bir merak konusu olmuştur.Eğer tartışma konumuz Nihal Hanım'ın kişisel buhranları ise o zaman tamam,Nihal Hanım sorunlu biridir.Ama Duygu Asena ile ilgili yorumlarını bu sorunlarından bağımsız düşünelim.Zirâ kendi şahsıyla bunun hiçbir ilgisi yok.


Bahsettiğiniz hikâye ise kanımca,tam da Türk Feminist akımının alt yapısını oluşturan eğilimle yakından ilgili.Ama bu eğilimden dem vurmadan önce sorunuza cevap vereyim,evet hemde çok dâhâ kötülerine tanık oldum olmasına da aslında benim rahatsız olduğum noktada burada başlıyor,Zirâ Feminizim(tabi bizde ki algısıyla) tüm bu olan biteni İslâmiyet çerçevesinin içine tıkıp bırakacak kadar kendinden emin bir bilgiçlik içine giriyor.İyi de bu olup bitenin İslâmiyet ile uzaktan yakından bir ilgisi yok ki.İslâmiyet'in hiçbir yorumu ve algısı içinde bu türden bir davranışı haklı gösterebilecek bir uyaran taşımaz ki.Dâhâsı,bana sorarsanız o küçük kıza ne abisi,ne anası ne de babası bu türden bir gerekçeyle karışabilir.Bu olsa olsa terbiyesizlik,ahlaksızlık ve hatta dinsizlik olarak tanımlanabilecek bir suç.Feminizm'in en zavallı düsturunun kalkıpta,"a bak bunlar kadınları eziyor,zâten dinde böyle bir olgudur ataerkil ahmaklar ne olacak",demesinede gerek yok bence.


Umarım kızınızla uzun yıllar mutlu bir hayat yaşarsınız.Ve tabi ki kızınızı kiminle eğiteceğinize veya kızınıza kimleri örnek göstereceğinize karışacakta değilim.Ancak şu kadarını da söylememe izin verin,saydığınız isimlerin çoğu bir şekilde sistem tarafından alınmış,sistemin içinde var olmuş bu sistemden bir şekilde nemâlanmış ve içinde bulundukları sisteme kolay kolay baş kaldırmak gibi bir ihtiyaç içine girmeyen ve belki de bu sebeple tekeller içinde var olmaktan çokta gocunmayan bayanlar.Yazdıklarınızdan,çizdiklerinizden sizinde ülkemizin sistematiğinden,Kapital üretim tarzının yarattığı kopya insan numunelerinden rahatsız olduğunuz sonucunu çıkarıyorum.Eğer bu doğruysa,kızınıza kendilerine popülizm örtüsü altında maşalık yapmayı yakıştırmayan insanları örnek göstermeniz çok dâhâ akıllıca olacaktır.


Saygılarımla


Umarım bir anneyi kırmamışımdır.



Yazdıklarımdan Adalet Ağaoğlu'nu ve kısmen Mina Urgan'ı tenzih etmek isterim.

Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.

Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı Yap
Cevap Yaz

Etiketler
asena, erkek, projesiduygu

Konu Araçları
Görünüş Şekli Başlığa Puan Ver
Başlığa Puan Ver:

Mesaj Kuralları
Yeni Konu açamazsınız
Cevap Gönderemezsiniz
Eklenti Gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is on
[IMG] kodu on
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are on
Pingbacks are on
Refbacks are on


Benzer Başlıklar
Başlık Başlığı Açan Forum Cevap Son Mesaj
Duygu Asena yaşamını yitirdi Sound_Of_Silence Güncel Olaylar 4 31-07-2006 16:41
Stalin'in maymun-insan projesi Cey Güncel Olaylar 9 30-12-2005 00:41
10 Milyar Meşe Projesi Lizard King Güncel Olaylar 2 17-07-2005 03:08
Hekula Ali’ projesi Lizard King Güncel Olaylar 2 29-07-2004 16:21