ULUSAL BAĞIMSIZLIK İÇİN TÜRKİYE İKTİSAT POLİTİKALARI KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ 16 Haziran 2006 13-16 Haziran tarihlerinde Malatya İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen ULUSAL BAĞIMSIZLIK İÇİN TÜRKİYE İKTİSAT
|
#1
|
||||
|
||||
|
Ulusal Bağimsizlik Için
ULUSAL BAĞIMSIZLIK İÇİN
TÜRKİYE İKTİSAT POLİTİKALARI KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ 16 Haziran 2006 13-16 Haziran tarihlerinde Malatya İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen ULUSAL BAĞIMSIZLIK İÇİN TÜRKİYE İKTİSAT POLİTİKALARI KURULTAYI aşağıdaki hususları tespit etmiştir: - Günümüz dünyası bugün bir özgürlük, eşitlik ve adalet döneminden değil, uluslararası sömürü düzeninin yarattığı baskı, terör ve işgaller döneminden geçmektedir. - İnsan haklarını genişletme ve özgürlük getirme bahanesiyle çeşitli ülkeler ve halklara yapılan saldırılar, hepsi bir bütün oluşturan ABD’nin, AB’nin ve uluslararası şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. - Küreselleşme, toplumların ve bireylerin yararı yerine, uluslararası sermayenin çıkarlarını korumaktadır. - Özelleştirme, sermayenin küreselleşmesinin aracıdır. - Türkiye’de 1980’den bu yana uygulanan iktisat politikaları toplumumuza değil, böyle bir dünya düzenine hizmet etmektedir. - Özelleştirme, ulus devleti tasfiye etmekte, ülkenin üretim yapısını ve ticaretini yabancılaştırmakta; KİT’lerin ve özel teşebbüslerin yabancılara satılması, önce ekonomik, ardından siyasal bağımsızlığı, sonuçta Cumhuriyetimizin varlığını tehlikeye düşünmektedir. - Hantal devlet yapısını düzeltecek ve “iyi yönetim” yaratacak sihirli bir formülmüş gibi sunulan yönetişim anlayışı, ülkenin yönetim yapısını, küreselleşmenin siyasi ve ekonomik özlemleri doğrultusunda değiştirme aracıdır. - Türkiye’yi 1980’den bu yana yöneten tüm iktidarlar enerjiden madene, sanayiden tarıma eğitimden sağlığa, sosyal güvenlikten bilim ve teknolojiye bir “tek parti iktidarı” gibi, aynı politikaları izleye gelmişlerdir. Neoliberalizmin dünyada tek doğru siyasi düşünce, küreselci piyasacılığın dünyada geçerli tek politika olduğu tezinin sahiplerinden; - Eğer varsa IMF ve DB’nin dayattığı istikrar programlarıyla kalkınmış tek bir gelişmekte olan ülkeyi, - Yine varsa, özelleştirmenin tek bir başarılı örneğini göstermeleri istenmelidir. Bugüne kadar izlenen bu politikalar; Tarımda, Türkiye’yi pancar, tütün, pamuk, buğday üretemez, yem bitkileri ekemez, hayvancılık yapamaz bir yapıya dönüştürmüştür. Tarımsal girdi, kredi ve temel ürünlerdeki fiyat desteklerinin kaldırılması, tarımsal ürün ithalatındaki koruma oranlarının düşürülmesi, Tarım Satış Kooperatifleri, Birlikleri gibi kuruluşlara, devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerine yardımların kesilmesi, tarımda sözde doğrudan gelir desteğine geçilmesi, çiftçimizi yıkıma sürüklemiştir. AB ve ABD’de tarım yüksek oranda desteklenirken, tarım subvansiyonlarının kaldırılması, Türk Tarımını yok olmanın eşiğine getirmiştir. Enerjide, ülkemiz Dünya Bankası ve IMF tarafından dayatılan “enerji yatırım modelleri”nin uygulanması sonucunda, abartılı gaz talep tahminlerinin ve Yap-İşlet Devret, Yap-İşlet gibi sorunların sarmalında bırakılmıştır. Tüketmese bile parasını ödemek zorunda olduğu uzun erimli gaz anlaşmalarının ve pahalı elektrik üreten yerli-yabancı özel şirketlere ödenen yüksek elektrik bedellerinin Türkiye’ye 2019 yılına kadar ek maliyeti 30 milyar doların üzerindedir. Özelleştirmede, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulan KİT’ler özelleştirilerek önemli bir bölümü üretimden çıkarılmış ve yabancılaştırılmıştır. Ulusal bankalarımızın % 26’sı yabancı sermayenin eline geçmiştir, Halk Bankası’nın özelleştirilmesi durumunda bu oran % 50’inin üzerine çıkacaktır. Kamu yatırımları önemli ölçüde azaltılmıştır. ORÜS, EBK, SEK, TDİ Limanları, POAŞ, Seydişehir Alüminyum, Eti Maden, İSDEMİR, ERDEMİR, TÜPRAŞ, TÜGSAŞ, Türk Telekom, vb gibi yapılan ve PETKİM, THY, TEDAŞ gibi 2006 yılında tamamlanması düşünülen özelleştirmelerin bir sonucu olarak Devletin ekonomi içerisindeki gücü ve buna bağlı olarak da ekonomik yaptırımları azalmıştır. Temel insan hakkı olan eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri bile piyasanın insafına bırakılmaktadır. Başka bir özelleştirme şekli olan yabancılara toprak satışı ile ülkenin coğrafyası dahi ipotek altına alınmaktadır. Ekonomimiz sadece borçlanmayla ve dışardan ülkemize gelen ve üretime yönelik olmayan sıcak para ile ayakta durabilen kırılgan bir yapıya dönüşmüştür. Dış odakların kontrolündeki bu ekonomik yapı, her tür siyasi ödüne açıktır. Türkiye, bilim politikalarında, teknolojide ve icatlarda umudunu, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıyla geleceği hayal edilen araştırma-geliştirme katkılarına bağlamıştır. Üniter devlet ve toplum yapımızı, Cumhuriyetimizin temel niteliklerini tehdit eden dış ve iç odaklara karşı net tavır almak, uluslararası ilişkilerde bağımsız bir siyaset izlemek, bu ulusal özelliğini kaybetmiş ekonomik yapı ile mümkün değildir. Yukarıdaki tespitleri yapan Kurultay, Atatürk Devrimlerinin yarattığı laik, demokratik, toplumsal, bilimsel düşünce birikiminin savunucuları olarak; karanlığa, karartmalara, saptırmalara, akıl ve bilimdışı çözümlere karşı örgütlü biçimde karşı çıkılmasının yolunu açmak üzere, Emperyalizmi reddeden, başka uluslarla dostça ve eşitlik temelinde ilişkiler kurmayı amaçlayan Atatürkçü bağımsızlık anlayışı çerçevesinde; Ulusal bağımsızlık için; - Cumhuriyetin 83 yıllık tarihi içinde en yüksek hızla kalkındığı ve Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduğu 1923-1938 döneminde olduğu gibi, karma ekonomi temelinde devletçi bir politikanın izlenmesini, - Sektörler ve bölgelerarası kaynak tahsislerini uzun vadeli bir iktisadi kalkınma stratejisi doğrultusunda yönlendiren adil ve eşitlikçi bir ulusal plan anlayışının uygulanmasını, - Mali kesimin bütün aktörleriyle ülkenin bağımsızlığını hedeflemiş iktisat politikaları arasında tutarlı bağlar kurulmasını, - Diğer alanlarda olduğu gibi, enerji alanında da sanayi, ulaştırma ve dış politikamızla entegre ulusal bir politika saptanmasını, - Bağımsız düşünmenin ve bağımsız yaşamanın vazgeçilemez ön koşulu ulusal dilde eğitimdir; evrensel bilim dünyasının üyesi olmanın koşulu da, ulusal gerçeklik ve sorunlara duyarlı duruştur. Bilim dünyasını, bu zemin üzerinde yürümeyi sağlayan ilkelerle yükseltmek için ulusal bir bilim politikası oluşturulmasını, - Halkçı devlet ilkesinin uygulanmasını istemekte ve bağımsızlıkçı kadroların bu ortak amaç etrafında birleşmeleri için çağrıda bulunmaktadır. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Ynt: Ulusal Bağimsizlik Için
bu hususları tespit edebilmek için üniversiteyi meşgul etmeye gerek yok çözüm üretsinler yada sussunlar başımı ağrıtmasınlar
Ben Cenk Etmen Zevüşürüm |
![]() |
| Etiketler |
| bagimsizlik, ulusal |
| Konu Araçları | |
| Görünüş Şekli | Başlığa Puan Ver |
|
|
Benzer Başlıklar
|
||||
| Başlık | Başlığı Açan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| BAĞIMSIZLIK nedir? | kalpaksız kuvvacı | Beyin Fırtınası | 3 | 11-04-2008 19:20 |
| Uyanık kalmak için kahveyi ağır ağır için | Lizard King | Güncel Olaylar | 23 | 14-03-2008 18:18 |
| can'ım için bir ilk | witchy | Echoes | 3 | 04-02-2005 15:59 |
| Bekleyenler için | Blackrider | Beyin Fırtınası | 2 | 27-05-2004 21:06 |
| 1. ulusal rock festivali dungeon | Metal - Rock | 13 | 07-12-2003 22:44 | |