milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
-Evirmin temel iddiası tüm canlıların ortak bir atası olduğu yönündedir.Ve bu iddiayı yüzlerce kez ispatlamışlardır.Örneğin
Her canlı temel bir gen paketine sahiptir.Bu paket sayesinde bir canlının yedi temel kısmı yaratılır.Eğer bir bilim adamı (veya kadını) döllenmiş bir insan yumurtasının genetik materyalini boşaltıp içine atıyorum bir kara sineğin genetik materyalini doldurursa ortaya çıkacak canlı bir insan değil bir karasinektir.Yani kara sineğin genetik materyali insana ait bir gen alet çantası tarafından dahi kullanılabilir.Bu gerçek tüm yaşam biçimleri arasında ortak bir nokta bulunduğu tezini kanıtlamaktadır.Karşı iddianızı destekleyebilir misiniz?
-Soru iki Tek hücreli yaşam biçimleri her yıl geçirdikleri mutasyonlarla kendilerini yenileyip bambaşka canlılar haline gelirler grip virüsü buna iyi bir örnektir.Bu konu hakkında ki düşünceleriniz nelerdir
-Soru üç zararlı hayvan zehiri üreten firmalar her yıl zehirlerini yeniden yaparlar bunun sebebi her yıl farelerin zehre karşı bağışıklık geliştirmeleridir.Yani her fare neslinden daima bir kaç fare haytta kalmayı başarabilecek yapılar geliştirebilir.Bu gerçek hakkında düşünceleriniz nedir?
-Soru dört;Neden hiçbir bilim adamı 15000 yıldan yaşlı bir Homo Sapien'e rastlamadı.Bunun yeirne bilim adamları insan ve ilkel primatlar arasında ortak özellikler barındıran bir çok insansı kemiği buldular.Sakın bana onlar maymun türüdür demeyin zira o zaman alet yapabilen ve hatta cenaze töreni düzenleyen maymunların var olduğunu iddia etmiş olursunuz
Son olarak sakın evrimi bir Allahsızlık aracı olarak görmeye kalkmayın zaten günümüzde onun anlaşaılmama nedenlerinden en önemlisi bu.Evrim kendi başına bir mekanizmadır ve sadece bunu tanımlar.Canlıların ortamı kendilerine uydurmak gibi bir lüksü her zaman yoktur.Bu yüzden bir canlı çoğu zaman ortama uyum sağlar Evrimi böyle okursanız onun ilahi bir mucize bir armağan olduğunu daha iyi idrak edebilirsiniz.
Saygılarımla.
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
Çalınmış Birkaç Damla....
Mekan: Kadıköy
Ozaman anlıyosun ölüm korku sınırını taşımıyo
Ya uyurken düşmüyosan gözünü açtığında şehrini düşmüş buluyosan
Düşmüş binaları o binalar da hapis nefesleri
Unutursunuz yaşamadığınız düşümsüzlüğünüz bu sizin
Ben ve benim gibiler unutmaz
Düşmek düş değil felsefe hiç değil delilik şizofreni bi sığınma hiç
Ya düşer ölürsün ya ölümün arkasında hep düşük kalırsın
Yasaklı kişiler
Mekan: İstanbul
Alıntı: discorsis
-Soru dört;Neden hiçbir bilim adamı 15000 yıldan yaşlı bir Homo Sapien'e rastlamadı.Bunun yeirne bilim adamları insan ve ilkel primatlar arasında ortak özellikler barındıran bir çok insansı kemiği buldular.Sakın bana onlar maymun türüdür demeyin zira o zaman alet yapabilen ve hatta cenaze töreni düzenleyen maymunların var olduğunu iddia etmiş olursunuz
Evrim teorisi, balıklar, sürüngenler gibi temel canlı gruplarını açıklayamadığı gibi, bu gruplar içindeki türlerin kökenini de açıklayamaz. Örneğin bir sürüngen sınıfı olan kaplumbağalar, fosil kayıtlarında kendilerine özgü kabuklarıyla birlikte bir anda belirirler. Evrimci yayınların ifadesiyle "kaplumbağalar diğer omurgalılardan çok daha fazla ve iyi korunmuş fosiller bırakmalarına rağmen, bu canlılar ile kendisinden evrimleştikleri varsayılan diğer sürüngenler arasında hiçbir geçiş formu bulunmamaktadır". (Encyclopedia Britannica, 1992, c. 26, ss. 704-705)
100 milyon yıllık kaplumbağa fosili: Günümüzden farksız.
(The Dawn of Life, Orbis Pub., Londra 1972)

En eski kaplumbağa fosilleri ile günümüzdeki canlı örnekler arasında ise hiçbir fark yoktur. Kısacası kaplumbağalar evrimleşmemiş, aksine her zaman kaplumbağa olarak yaşamışlardır; çünkü o şekilde yaratılmışlardır.
SİNEKLERİN KÖKENİ NEDİR?
Evrim senaryolarından bir örnek:
Sinek yakalamaya çalışırken aniden kanatlanan dinozorlar!

Evrimciler, dinozorların kuşlara dönüştüğünü iddia ederken, sinek avlamak için önayaklarını birbirine çırpan bazı dinozorların resimde görüldüğü gibi "kanatlanıp havalandıklarını" öne sürerler. Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, sadece hayal gücünün bir ürünü olan bu teori, aynı zamanda çok basit bir mantık çelişkisi de içermektedir. Çünkü evrimcilerin burada uçuşun kökenini açıklamak için gösterdiği örnek, yani sinek, zaten mükemmel bir uçma yeteneğine sahiptir.
İnsan saniyede 10 kere bile kolunu açıp kapayamazken, ortalama bir sinek, saniyede 500 kez kanat çırpma yeteneğine sahiptir. Üstelik her iki kanadını eşzamanlı olarak çırpar. Eğer kanatların titreşimi arasında en ufak bir uyumsuzluk olsa sinek dengesini yitirecektir, ama hiçbir zaman böyle bir uyumsuzluk olmaz.
Evrimciler ise, sineğin bu mükemmel uçuş yeteneğinin nasıl ortaya çıktığını açıklamaları gerekirken, sineği çok daha hantal bir varlığın yani sürüngenin uçuşunun nedeni olarak gösteren hayali senaryolar üretmektedirler.
Oysa sadece sinekteki üstün yaratılış bile evrimin iddiasını geçersiz kılar. İngiliz biyolog Wootton Robin, "Sinek Kanatlarının Mekanik Tasarımı" başlıklı bir makalede şöyle yazar:
"Sinek kanatlarının işleyişini öğrendikçe, sahip oldukları tasarımın ne denli hassas ve kusursuz olduğunu daha iyi anlıyoruz... Son derece elastik özelliklere sahip parçalar, havanın en iyi biçimde kullanılabilmesi için, gerekli kuvvetler karşısında gerekli esnekliği gösterecek biçimde hassasiyetle biraraya getirilmişlerdir. Sinek kanatlarıyla boy ölçüşebilecek teknolojik bir yapı yok gibidir."1

50 milyon yıllık yarasa fosili; günümüzden farksız. (Science, Vol. 154)
Evrimciler bütün memeli türlerinin ortak bir atadan geldiğini öne sürerler, oysa ayı, balina, fare ya da yarasa gibi farklı memeli türleri arasında büyük farklılıklar vardır. Dahası bu canlıların çok özel tasarlanmış sistemleri bulunur. Örneğin yarasalar, karanlıkta yol bulmalarını sağlayan çok hassas bir sonar sistemiyle yaratılmışlardır. Modern teknolojinin taklit etmekle yetindiği bu gibi karmaşık sistemlerin, evrimin iddia ettiği gibi rastlantılarla ortaya çıkması ise mümkün değildir.
Nitekim fosil kayıtları, yarasaların bugünkü kusursuz yapılarıyla bir anda ortaya çıktıklarını ve hiçbir evrim geçirmediklerini göstermektedir.Eger bunlarda sana açıklayıcı gelmediyse
www.evrimbelgeseli.com bak nerlere inandığına.
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
Cuadelqalant adı veirlen balık gerçektende milyonlarca yıldır evrilmeden kalmıştır doğrudur ama bu evrim karşıtı iddialara kanıt teşkil edemeyeceği gibi biraz düşünürsen evrim için bir artı puan olduğu dahi söylenebilir.Neden dersen,evrim bir canlının yaşama alanının değişmesi ve o alanda daha fazla varlığını sürdüremediği durumlarda işleyen bir araçtır.Yani o adını söyleyemediğim balık için bu tür bir zorunluluk yoksa milyon yılda geçse değişim yaşanmaz.Kaldı ki o balığın kaşifleri de evrim biyologlarıdır.Eğer çok örnek ararsan doğa da buna benzer bir çok canlı vardır.Örneğin Trilobit adı verilen kabuklular,at nalı yengeçleri ki kanları antibiyotik yapımında kullanılır ve hatta timsahlar da bu gruba dahil olabilir.zira onlarında boyutları dışında bir değişim yaşanmamıştır.Ve bu durumda akla bazı sorular gelecektir,örneğin Allah sürekli bir yaratım süreci içinde midir? Peki o zaman bir canlı var olduktan sonra yaşanan en ufak coğrafi değişim sonrası bile bu canlıya bir ekleme olması gerekmez mi? Allah sürekli ve 24 saat en ufak mikro organizmaları bile gökten alıp alıp düzeltip aşağı mı salmakta? Neden bu işi canlıların içinde var olan sabit bir mekanizmanın yapabildiğine inanmak bu kadar güç? Bu çok mu akıl dışı?
İkinci örnekleminize gelirsek,çeşitli canlıların var oluşlarına ilişkin kusursuz tasarım örnekleri vermişsiniz.Bakın bu gerçekten evrimin yumuşak karnıdır.Ancak evrim hiçbir zaman ani değişim -sıçramalı evirm gibi teorileri saymazsak- ihtimallerinden bahsetmez.Evrimde her şey katlardan oluşur ve bir canlının gelişmişlik düzeyi onun evrilme yeteneği ile ilgilidir.Göz gibi karmaşık bir mekanizmanın nasıl evirlebildiğini cevaplamaksa makro evirm kuramlarıyla mümkündür ki bunu da gözlerimizle görebilmek mümkün olmadığından kanıtlamak imkansız olacaktır.Ancak bir tek hücreli haytta kalmak için kendine yeni yapılar oluşturabiliyor ve biz de bunu gözleyebiliyorsak bu bile bize gözünde bu türden küçük kademe değişimleriyle ortaya çıkabileceğini kanıtlar sonuçta ne kadar karmaşık olursa olsun tüm var oluşlar hücrelerle sınırlıdır.
Ancak ne kadar uğraşırsak uğraşalım,ve siz ne kadar çok değişmemiş hayvan örneği gösterirseniz gösterin evrimin bir başlangıç sınırı yoktur eğer bir yarasa 50 milyon yıl önce de bir yarasa ise bunun tek sebebi 50 milyon yıl önce de bu yarasanın haytta kalabiliyor oluşudur.Bu durumda da ben şöyle bir soru sorabilirim;Bakın şu fareye bu zehir onda hiçbir etki yapmıyor demek ki bu fare bu zehre bağışık yaratılmış.Halbu ki o fare bir nesil önce bu zehre başık falan değildir ve ben de bunu görüp kaydedebilirim.
Canlıların nasıl kendileri için zehirli ortamlara tam aidiyet sağladıklarını açıklamak içinde bir çok iddia ortaya atılmıştır.Ancak belki de en güçlü ihitmal ortak yaşamdır.5 yıl kadar evvel keşfedilen sülfür bacaları (Sülfür en zehirli karşı yaşam unsurlarından biridir) çevresinde var olan habitat da bize güzel bir örnek sunar.Bu bacalar çevresinde çok çeşitli balıklar kabuklular eklem bacaklılar keşfedilmiş ve bu canlıların varlıklarını sülfürü enerjiye çevirebilen tek hücreli organizmalarla ortak hayatta kalabildikleri tespit edilmiştir.
Memeliler arasında ki fiziki farklılıklarda sadece fizikidir.Gözle görebildiklerinizin ötesinde var olan genetik benzerlikler bilim için anlam taşır yoksa bundan bilmem kaç milyon yıl önce bulunan bir ayaklı balinayla bugünkü balinanın birbirlerine ne kadar benzedikleri bizim için hiç bir anlam ifade etmemektedir.Aralarında var olan genom uyuşması bir akrabalık olduğunun kanıtıdır.
Bir insan embriyosunun gelişimini izlemek dahi bize bir fikir verebilir.Her insan hayata tek hücreli olarak başlar.Zamanla yaşamın tüm aşamaları insan cenininde gözlenebilir.Örneğin her insanın embriyo döneminde bir kuyruğu mevcuttur.
O zaman neden maymunlar hala sorusu ise abestir.Çünkü insan maymundan değil tek bir atadan türer.Bu aileye de primatlar adı verilir.Biliyorum bir hayvan ve insan arasında bağlantı kurmak homo santrik görüşlere meydan okumak anlamında insanın en kusursuz varlık olduğu düşüncesinde ki görüşe saldırı anlamı taşır ve bu yüzden rahatsız edicidir.Zaten bu yüzden evrim karşıtı kitle genelde bilim camiasında değil büyük kilise ve inanç gruplarından oluşur.Sırf evrimi çürütmek için her yıl milyonlarca dolar harcayan bu insanlar kimi zaman fazlasıyla da tehlikeli olabilmektedir.
Son olarak lütfen sorduğum sorulara cevap verilip verilmediğini takip ettiğiniz camiadan sorup öğrenin ben henüz kendilerinden sağlıklı cevaplar alamadım
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
Rock Me Baby!!!
Mekan: Antalya
Alıntı: discorsis
Burda da aynı konu "evrim" bakın evrimi anlamamkta ısrar edebilmek için önce ne dediğini duymamanız hatta dinlememeniz gerek zira kendisi gayet basit ve sıradan bir mekanizma tanımından başka bir şey değildir ve Evrime inanmayan zevata sormak istediğim bazı sorular bulunmaktadır;
-Evirmin temel iddiası tüm canlıların ortak bir atası olduğu yönündedir.Ve bu iddiayı yüzlerce kez ispatlamışlardır.Örneğin
Her canlı temel bir gen paketine sahiptir.Bu paket sayesinde bir canlının yedi temel kısmı yaratılır.Eğer bir bilim adamı (veya kadını) döllenmiş bir insan yumurtasının genetik materyalini boşaltıp içine atıyorum bir kara sineğin genetik materyalini doldurursa ortaya çıkacak canlı bir insan değil bir karasinektir.Yani kara sineğin genetik materyali insana ait bir gen alet çantası tarafından dahi kullanılabilir.Bu gerçek tüm yaşam biçimleri arasında ortak bir nokta bulunduğu tezini kanıtlamaktadır.Karşı iddianızı destekleyebilir misiniz?
-Soru iki Tek hücreli yaşam biçimleri her yıl geçirdikleri mutasyonlarla kendilerini yenileyip bambaşka canlılar haline gelirler grip virüsü buna iyi bir örnektir.Bu konu hakkında ki düşünceleriniz nelerdir
-Soru üç zararlı hayvan zehiri üreten firmalar her yıl zehirlerini yeniden yaparlar bunun sebebi her yıl farelerin zehre karşı bağışıklık geliştirmeleridir.Yani her fare neslinden daima bir kaç fare haytta kalmayı başarabilecek yapılar geliştirebilir.Bu gerçek hakkında düşünceleriniz nedir?
-Soru dört;Neden hiçbir bilim adamı 15000 yıldan yaşlı bir Homo Sapien'e rastlamadı.Bunun yeirne bilim adamları insan ve ilkel primatlar arasında ortak özellikler barındıran bir çok insansı kemiği buldular.Sakın bana onlar maymun türüdür demeyin zira o zaman alet yapabilen ve hatta cenaze töreni düzenleyen maymunların var olduğunu iddia etmiş olursunuz
Son olarak sakın evrimi bir Allahsızlık aracı olarak görmeye kalkmayın zaten günümüzde onun anlaşaılmama nedenlerinden en önemlisi bu.Evrim kendi başına bir mekanizmadır ve sadece bunu tanımlar.Canlıların ortamı kendilerine uydurmak gibi bir lüksü her zaman yoktur.Bu yüzden bir canlı çoğu zaman ortama uyum sağlar Evrimi böyle okursanız onun ilahi bir mucize bir armağan olduğunu daha iyi idrak edebilirsiniz.
Saygılarımla.
2-grip virusu mutasyon geçirmez.olay şöyle olur 2 farklı virus aralarında çiftleşirler.bu çiftleşme gen aktarımı şeklinde olur ve sonunda birinde olan özellik diğerine geçer.bu özellik arasında o ilaca dayanıklılık içeren genlerde paylaşılabilir.mutlaka bilirsin kapsülsüz bakteriler ölü ve kapsüllü bakterilerin genlerini kopyalayıp kapsülü hale gelebilir.bu mutasyon değildir.
3-fare zehiri olarak kullanılan ilaç aslında K vitaminidir.K vitamini kanın pıhtılaşmasını sağlar.fare zehirinde ise aşırı miktarda k vitamini vardır.bunu yiyen farenin kanı pıhtılaşıp donar ve kalbi patlar?kurtulabilecek fare çok iriyse dozaj az gelmiş olabilir.tekrar senden aynı ilacın 2 farklı formüllü arka kapağını göstermeni istiyorum
4-bu sınıflandırma yapma konusu beni arıza eder.nendertal denilen iri kafataslı insan ırkını bile ayrı tür olarak sınıflandırmışlardır.bugün zenciler 2,10 metre boya ve iri kemiklere sahipken asyalılar 1,50 de kalmıştır.insanları boya göre bile sınıflandırmışlar.
Ayrıca kafa tasının omuriliğe oturduğu kemiğe atlas adı verilir.atlas insanlarda kafatasının altında bulunurken,maymun kedi köpek gibi hayvanlarda kafatasının arkasından bağlanır.insanla 4 ayaklılar arasında 90 derece fark var.aradaki 45 derece ile bağlanan geçiş formu yoktur.
Saygılarımla
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
2-Efendim,grip virüsü mutasyon geçirmez cümlesi çok iddialı oldu.Zira her şey mutasyon geçirebilir.Ben siz veya var olan herhangibir yaşam da mutasyona uğrayabilir.Neyse lafı Dr.Cemal Yıldırım'a bırakayım;
"Bir bakteri, sinek ya da fungi kültürünü yeni bir çevreye koyalım; öyle bir toplulukta mutasyonların büyük çoğunluğu olumsuz ya da zararlı türden de olsa en azından kimi bireylerin birkaç kuşak içinde yeni çevreye uyum sağladıklarını görürüz. Bunun nedeni, varyasyonlar gibi mutasyonlarda da kullanan doğal seleksiyon düzeneğidir
bununla birlikte mutasyonları tetikleyen faktörler çok çeşitli olabilir.Hem her mutasyon gözlenebilmek zorunda da değildir.Örneğin bundan bir kaç yıl kadar önce genetik materyalin dibine kadar inmiş ve gözlenemeyecek kadar küçük atılımların olabilirliği ispat edilmiştir.Yani her mutasyon fiziki uçlara sahip olmaz.Çok ufak değişiklikler sonucu da canlı yeni ortama uyum sağlayabilir.
3-mantığınıza göre K vitamini tam bir doğal selektif olamalı ve her yeni nesil fare daha iri olmak zorunda.Zira hayatta kalmak için iri olmak zorundalar.Ancak ortada böyle bir durum yok.Hep daha iri hep daha büyük fareler gezmiyor dışarıda.Kaldı ki bu durum sadece fareler için değil bir çok haşerat için de geçerli.Ve hatta insanlar için bile.Örneğin veba salgınları sırasında hayatta kalmayı başarabilmiş insanlar veya aids'e karşı bir şekilde bağışıklık geliştirebilen insanlar var.Allah korusun günün birinde bu tür bir salgında hayatta kalmayı başarabilcek şanslı azınlıkta onlar olacak ve bir sonra ki insan nesli virüse bağışık olabilecek.
4-Neanderthallerin tek farklılıkları kafataslarının iriliği değildir.Bir kere tam bir kategorik ayrım yapmamızı sağlayan bir genetik çizelgeye sahip bulunmaktayız.Genetik ağaçta bizden başka bir yerde bulunmaktadırlar.Bizde de hiç Neanderthal geni yoktur mesela.Yani snadığınız gibi Antropologlar bu ayrımı ana okulu çocukları gibi yapmamaktadırlar.Bahsettiğiniz Asyalılar veya Ruslar veya Almanlar hepsi birer Homo Sapien dir.Kimse de onlarla aramızda ki ortak genleri söküp alamaz.
Not: zehirler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmamakla birlikte neden benden böyle bir istekte bulunduğunuz da anlayabilmiş değilim doğrusu.Zira bu canlıcıkların her yıl yeni zehirlere ihtiyaç duyduğu bir sır değil herhangi bir ilaçlama şirketi de size bu bilgiyi verebilir.Veya ne bileyim Beyoğlunda ki yemekhanelerden de bu bilgiyi alabilirsiniz.
Sevgilerimle
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
Rock Me Baby!!!
Mekan: Antalya
2-niye grip mikrobundan örnek vermediniz ki?bende virusların gen transferi ile ilgili kitaplar var istersen tarayıp scannerden göndereyim bunun mutasyonla ne alakası var?
birde gizli mutasyon ne?ilk defa böyle bir terimle karşılaşıyorum.en çabuk üreyip nesil aktarabilen canlı drosophila(sirke sineği)ile20 yıl kadar mutasyon deneyi yapan bir prof. sonuca ulaşamayıp bu işle uğraşmayı terk etti.
3-ben dozajla alakalı dedim.ayrıca hamam böceklerinin yumurtası bu tür zehirlere karşı çooook dayanıklıdır.ilk ilaçlama yaparsınız büyük evebeynler ölür ancak 1 ay sonra yavrular tekrar meydana çıkarlar.haşeratla başa çıkmanın yolu düzenli aralıklarla (yumurtlamalarına izin vermeden)ilaçla kökünü kazımaktır.bu konuyu entomoloji dersinde gördüm ve bu konu hakkında ödev verdim.
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
2-gizli mutasyon değil,fiziki uzantısı olmayan ancak yine de var olduğu tespit edilebilen (bu nokta da gizli olma vasfını kaybetmiş bulunuyor zira görebiliyorsunuz) sadece biyokimyasal testlerle gözlenebilen mutasyonlardır bunlar.Mutasyonlar arasında bu tür bir ayrıma gitme amacı ise basit,mutasyonların ani fiziksel değişimler yerine zamanla küçük ama gerçekten çok küçük varyasyonlar yaratarak bir canlının her zaman mekanik olmasada biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunan niteliğine atıfta bulunmak ya da şu ifadeyle bu gerçek şunları yapabilir de diyebiliriz;
"Mutasyonların bir geni ya da kromozomu az ya da çok etkilediği; daha önce varolan genlerin duplikasyonuyla ve tümüyle yeni gen dizileri oluşturmak için nucleotide'lerin değiş-tokuşuyla yeni genetik bilgilerin var edilebileceği; Mutasyonların, organizmanın biyo-kimyasını büyük ölçüde değiştirebileceği ya da hiç değiştirmeyeceği. Öte yandan moleküler genetik de son derece küçük genetik değişikliklerin bile enzimlere yeni biyo-kimyasal işlevler kazandırabileceğini; organizmanın her bölümünün büyüklük, biçim ve büyüme hızını değiştirebileceğini, değişik veya akraba türleri birbirinden ayıran farklar gibi değişiklikleri üretebileceğini göstermiştir"
3-Dozajı da boş verelim.Yani her yıl bu alana yatırılan milyonlarca doların tek sebebi hamam böceklerinin dayanıklı yumurtaları.İyi de bu bağışıklık geliştirme yeteneği ne sadece farelere ne de hamam böceklerine has.Fareleri boyutla,("warfarin"i leblebi yapmış şişko fareler)hamam böceklerini de dayanıklı yumurtalarla kotardık diyelim.Peki geri kalanlar? Yani siz koskoca bir gerçeği külliyen red ediyor ve doğada bağışıklık geliştirme diye bir husus yok diyorsunuz.İyi eğer iddianız buysa ben de pek bir şey diyemeyeceğim.
Bağışıklık geliştirme sadece mutasyonla değil,seleksüyonla da mümkündür elbette. ilk ihtimali ele alırsak belki haklısınızdır gerçekten boyutları sayesinde hayatta kalarak daha iri ve daha dayanıklı fare nesilleri ortaya çıkıyordur ama anladığım kadarıyla böyle demiyor sadece dozajın az geldiğini söylüyorsunuz.Milyonlarca yıldır devam eden bir şeyi niye tartıştığımızı da anlamadım açıkcası.
Ek;dördüncü madde de yaptığınız, bilim adamlarının türler arasında sadece gözleme dayalı ve kafaya göre,farazi çıkarımlarda bulundukları şeklinde ki tespitinizin bir benzerini aslında kendilerine yaradılışçı adını vermiş zevat yapmaktadır.Cins kavramını tespit edilmeye çalışılan tüm ara geçiş formlarını maskelemek ve hatta hasır altı etmek için kullandıklarını söylemek isterim.Hem de modern taksonomiyi alt üst etmek pahasına
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
Rock Me Baby!!!
Mekan: Antalya
???yazından anlaşılan şu:Örneğin enzimlerin farklılaşmasıyla insanlar taşı bile sindirebilir!! Enzimler keşke dediğin kadar kolay oluşabilse.
vücutta işe yarayan enzimler çoğaltılır.mesela süt içmeyen bir insanın vücudu bir süre sonra laktaz enzimini üretmeyi durdurur.o yüzden süt içmeyenler,süt içince sindiremediinden dolayı gaz yapar.
demek istediğim farklılaşan enzimin nerede işe yarayacağını vüzut nasıl tespit ediyor?adamın canı biranda taş yada kaya kemirmek mi istiyor?
Devil İnside
Alıntı: discorsis
1-Valla bir sürü hayalleri var onların neyse bu maddeyi geçelim ancak şu kadarını söyleyebilirim tüm gen dizilimlerin tekil bir ataya (ana da denebilir çok önemli değil) sahip olduğu gerçeği tartışmasızdır.
2-gizli mutasyon değil,fiziki uzantısı olmayan ancak yine de var olduğu tespit edilebilen (bu nokta da gizli olma vasfını kaybetmiş bulunuyor zira görebiliyorsunuz) sadece biyokimyasal testlerle gözlenebilen mutasyonlardır bunlar.Mutasyonlar arasında bu tür bir ayrıma gitme amacı ise basit,mutasyonların ani fiziksel değişimler yerine zamanla küçük ama gerçekten çok küçük varyasyonlar yaratarak bir canlının her zaman mekanik olmasada biyolojik çeşitliliğine katkıda bulunan niteliğine atıfta bulunmak ya da şu ifadeyle bu gerçek şunları yapabilir de diyebiliriz;
"Mutasyonların bir geni ya da kromozomu az ya da çok etkilediği; daha önce varolan genlerin duplikasyonuyla ve tümüyle yeni gen dizileri oluşturmak için nucleotide'lerin değiş-tokuşuyla yeni genetik bilgilerin var edilebileceği; Mutasyonların, organizmanın biyo-kimyasını büyük ölçüde değiştirebileceği ya da hiç değiştirmeyeceği. Öte yandan moleküler genetik de son derece küçük genetik değişikliklerin bile enzimlere yeni biyo-kimyasal işlevler kazandırabileceğini; organizmanın her bölümünün büyüklük, biçim ve büyüme hızını değiştirebileceğini, değişik veya akraba türleri birbirinden ayıran farklar gibi değişiklikleri üretebileceğini göstermiştir"
3-Dozajı da boş verelim.Yani her yıl bu alana yatırılan milyonlarca doların tek sebebi hamam böceklerinin dayanıklı yumurtaları.İyi de bu bağışıklık geliştirme yeteneği ne sadece farelere ne de hamam böceklerine has.Fareleri boyutla,("warfarin"i leblebi yapmış şişko fareler)hamam böceklerini de dayanıklı yumurtalarla kotardık diyelim.Peki geri kalanlar? Yani siz koskoca bir gerçeği külliyen red ediyor ve doğada bağışıklık geliştirme diye bir husus yok diyorsunuz.İyi eğer iddianız buysa ben de pek bir şey diyemeyeceğim.
Bağışıklık geliştirme sadece mutasyonla değil,seleksüyonla da mümkündür elbette. ilk ihtimali ele alırsak belki haklısınızdır gerçekten boyutları sayesinde hayatta kalarak daha iri ve daha dayanıklı fare nesilleri ortaya çıkıyordur ama anladığım kadarıyla böyle demiyor sadece dozajın az geldiğini söylüyorsunuz.Milyonlarca yıldır devam eden bir şeyi niye tartıştığımızı da anlamadım açıkcası.
Ek;dördüncü madde de yaptığınız, bilim adamlarının türler arasında sadece gözleme dayalı ve kafaya göre,farazi çıkarımlarda bulundukları şeklinde ki tespitinizin bir benzerini aslında kendilerine yaradılışçı adını vermiş zevat yapmaktadır.Cins kavramını tespit edilmeye çalışılan tüm ara geçiş formlarını maskelemek ve hatta hasır altı etmek için kullandıklarını söylemek isterim.Hem de modern taksonomiyi alt üst etmek pahasına
Şunu asla yanlış anlama bu konuda yanlış bile olsa bilgi bile toplaman saygı duyulacak bir konu ama boşverip durman yanlış
![]()
Ben Cenk Etmen Zevüşürüm
)))
the biantropic zebe..
Mekan: Ordan..
![]()
[FONT="Tahoma"][COLOR="Navy"][U]Ben bu kulaklara göre ağız değilim..[/U][/COLOR][/FONT]
Cristo Redentor
Mekan: Kırım Kongo
Blog Başlıkları: 54
Psych Download (Part II)
El Cevap:
Peki yataktan düserken neden uyanmayiz?Asil soru bu bence
milyon başı
Mekan: Discordia 12:03:46
Alıntı:
Şunu asla yanlış anlama bu konuda yanlış bile olsa bilgi bile toplaman saygı duyulacak bir konu ama boşverip durman yanlış
Ayrıca burda benim yaptığım iş de hiç kolay değil.Evrimin temel mekanizmaları,doğal seleksüyon,canlıların uyum sağlama yetenekleri ve taksonominin hiçe sayılmaması için uğraşıyorum.Üstelik genetik kodların temel sınıflama aracı olduğunu da kanıtlamak zorundayım.
Alıntı:
???yazından anlaşılan şu:Örneğin enzimlerin farklılaşmasıyla insanlar taşı bile sindirebilir!! Enzimler keşke dediğin kadar kolay oluşabilse
Alıntı:
vücutta işe yarayan enzimler çoğaltılır.mesela süt içmeyen bir insanın vücudu bir süre sonra laktaz enzimini üretmeyi durdurur.o yüzden süt içmeyenler,süt içince sindiremediinden dolayı gaz yapar.
"bilim insanları kısa bir süre önce insanları laktaz sindirme yetenekleri ile hayvanların ehlilleştirilmeye başlandığı dönemler arasında bir parallelik olduğunu keşfettiler.Örneğin büyükbaş ve küçükbaş hayvanların ilk kez evcilleştirilmeye başlandığı Ortadoğu bölgesinde laktaz sindirememe sorunu neredeyse yok denecek kadar azken,Buna en geç başlayan bölge olan Avrupa'da laktaz sindirememe sorunu had safhadadır.Bazı bölgelerde bu oran %70'in üzerindedir.Demekki insanlar henüz süt ürünlerinin tüketimine tam olarak uyum sağlayamamış durumdalar.Ancak bu sorun hayvanların en geç ehlilleştiği Avrupa'da daha çokken Ortadoğu'da daha az.Yani laktaz sindirememe sorunu aslında genetik kökenlidir.Eğer Avrupa'da doğduysanız bu sorundan muzdarip olma ihtimaliniz çok daha yüksektir.
Üstelik bu makaleyi hazırlayan şahıslar bunu evrime bir kanıt olarak sunmaktaydılar.Makaleyi yazandan tutun,araştırmayı yapana kadar herkes bu amacı gütmekteydi.Şimdi evrim hakkında ki bilgilerinize dayanarak bu gerçeğin evrime bir kanıt olup olamayacağını söylemenizi rica ediyorum.
Alıntı:
demek istediğim farklılaşan enzimin nerede işe yarayacağını vüzut nasıl tespit ediyor?adamın canı biranda taş yada kaya kemirmek mi istiyor?
tekrar teşekkür ederim.
![]()
Bir şey çirkin görünüyorsa bunun tek sebebi onu gerçekten görmüyor oluşunuzdur.Zira çirkinlik bakış açınızla ilgilidir gerçeklerle değil.
Rock Me Baby!!!
Mekan: Antalya
bende bu kademelerin nasıl olduğunu anlamadım zaten.örnek vermek istiyorum:
-proteini sindiren pepsin pankreasta inaktif durumda depolanır,yoksa kendi kendimizi sindirirdik.mideye akıtılınca safra ile birleşir ve aktif hale geçer.bu mekanizma nasıl evrimleşmiş olabilir?inaktif enzim hiçbir işe yaramamakta ve aktif olarak saklanamamakta.bu enzim nasıl cuk diye oturmuştur?
-doğada evrim ne hikmetse ilk denemede en az yer kaplayan ve en fazla enerji veren element yağı keşfetmiş.günümüzdeki tüm hayvanlar yağ depolamakta.eğer karbonhidrat depolamış olsaydık ortalama 150 kilo gayet ideal bir kilo olacaktı.ne karbonhidrat depolayan bir canlı nede bu şekilde çok iri bulunan bir fosil var.
-viruslar en basit canlılardır.sadece genetik materyal ve protein kılıftan oluşur.nasıl olduda evrimleşen virus yıllarca sağlam kalabildi(başka canlı oladan üreyemez) ve canlı olan bir bakteri hücresiyle nasıl temasa geçti?bu aşırı fantastik bir oran.ayrıca önce bakteri sonra virus oluştu demeyin,evrim mekanizmasını ters çalıştırmış olursunuz.
-ayrıca kambriyen patlaması hakkında bilginiz var mı bilmiyorum????bu da evrim teorisini yıkan olaylardan biri...
saygılarımla...
Ynt: Rüyada bi uçurumdan düşerken neden yere çakılmadan uyanırız?...
...
Mekan: ist
Ynt: Rüyada bi uçurumdan düşerken neden yere çakılmadan uyanırız?...
onun dışında hep aynısını gördüğüm bi rüya var...sürekli koşuyorum rüyada...sonra bi uçuruma geliorum ve atlıyorum düştüğümü görüyorum ve hep aynı yara oluyor
yere yapışmadan uyandığım olmadı şimdiye kadar
yani neymişşş
bu dahil bütün genellemeler yanlışmışşş
+moderatörün notu: Türkçe de "w" diye bir harf yoktur ve sesli harfler kullanışmaktadır lütfen yok etmeyelim
![]()
tandır kıvama geldi,hamur tükendi
işler kıvama geldi,ömür tükendi..
Son düzenleyen Sound_Of_Silence : 15-07-2006 - 02:05.
ars moriendi
Mekan: Carpathian Forest
Blog Başlıkları: 49
Lover , You Should've Come Over ..
Ynt: Rüyada bi uçurumdan düşerken neden yere çakılmadan uyanırız?...
![]()
I was not, I was, I am not, I do not care
You can all just kiss off into the air
Mekan: herhangi bi yer
Blog Başlıkları: 53
tortu olarak beden
Ynt: Rüyada bi uçurumdan düşerken neden yere çakılmadan uyanırız?...
| |
Benzer Başlıklar
herkes bi yere oy versin bu ankette istediginiz yere oy verin ona gore yılbasında napcaz belirleyelim
ABD hükümeti neden mahkumlara neden turuncu elbise giydiriyor ? yaa biliyordum unuttum sitenin adresini ve neden giydirdiklerini bilen varsa pls aklıma katıldı...
Rüyada Ayyaş Görmek Rüya tabirleri saçmalığının doruk noktasıdır bakın bizi alet etmişler Rüyada ayyaş...
Bir koyun uçurumdan atladı; 450 koyun onu takip etti Van'ın Gevaş İlçesi'nde sarp kayalık bir bölgede otlayan koyun sürüsünün bir bölümü, inanılması güç...